12. bölüm · Aşkın Bedeli
Bölüm 12
Toplantı salonunda herkes susmuştu. Gözler Ali’ye çevrilmişti.Sanki bütün oda onun vereceği kararı bekliyordu. Ali’nin kalbi hızla atıyordu. Bir tarafta Ünsal Bey vardı. Yılların yöneticisi, güçlü ve tecrübeli biri. Diğer tarafta ise Elif…
Sevdiği kadın.
Ama aynı zamanda şirkete gizli bir amaçla gelmiş biri. Ali birkaç saniye hiçbir şey söylemeden durdu. İçinde büyük bir fırtına kopuyordu. Sonra Elif’e döndü.
“Bana baştan beri gerçeği söylemedin.”
Elif gözlerini kaçırmadı.
“Haklısın.”
Ali’nin sesi ağırdı.
“Beni kullandın mı?”
Salondaki herkes bu sorunun cevabını bekliyordu.
Elif derin bir nefes aldı.
“Başta… evet.”
Ali’nin içi sanki parçalandı.
Ama Elif hemen devam etti.
“Buraya yatırım grubunun temsilcisi olarak geldim. Şirketin gerçek değerini görmek ve satın alma planını hazırlamak için.”
Ali’nin yumrukları sıkıldı.
“Sonra ne değişti?”
Elif’in sesi bu kez çok daha duygusaldı.
“Sen.”
Salonda hafif bir hareket oldu.
Elif Ali’ye bakarak konuştu.
“Sen bu projeye gerçekten inanıyordun. Bu şirketi kurtarmak için mücadele ediyordun. Ve o zaman anladım… bu şirket satılmamalı.”
Ünsal Bey hafifçe güldü.
“Ne kadar duygusal.”
Ali ona sert bir bakış attı.
Ünsal Bey devam etti:
“Ali, bu sadece iş dünyası. Duygularla karar verilmez.”
Ali bir an düşündü.
Sonra yavaşça konuştu.
“Belki haklısınız.”
Salonda bir uğultu yükseldi.
Elif’in yüzü soldu.
“Ama…” dedi Ali.
Herkes tekrar sustu.
Ali gözlerini Elif’e çevirdi.
“Ben yine de Elif’e güveniyorum.”
Salonda büyük bir şaşkınlık oldu.
Ünsal Bey’in yüzündeki gülümseme ilk kez kayboldu.
Ali devam etti:
“Çünkü bu şirketi satmak yerine kurtarmak isteyen tek kişi o.”
Elif’in gözleri dolmuştu.
Ama Ünsal Bey hemen karşılık verdi.
“Peki o zaman sana bir soru sorayım Ali.”
Ali ona döndü.
Ünsal Bey masanın üzerine bir dosya koydu.
“Şirketin gerçek borcunu biliyor musun?”
Ali kaşlarını çattı.
Ünsal Bey dosyayı açtı.
“Bu şirketin borcu düşündüğünden çok daha büyük.”
Ali sayfalara baktı.
Rakamları görünce yüzü değişti.
Bu rakamlar korkutucuydu.
Ünsal Bey sakin bir şekilde konuştu:
“Bu şirketi kurtarmak için ya satacağız…”
Sonra Ali’ye baktı.
“Ya da birkaç ay içinde tamamen batacak.”
Ali şimdi yeni bir gerçekle karşı karşıyaydı.
Aşk…
Güven…
Ve şirketin geleceği.
Hepsi onun vereceği karara bağlıydı.
Ve Ali artık şunu anlamıştı:
Bu savaş daha yeni başlıyordu.
