Aşk nöbet dinlemez | texting kitap kapağı

9. bölüm / 41

9.

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 41Şu an: 9.

Civcivgötü:
Asya
İşin var mı

Siz:
Var komutanım
Görevimin başındayım

Civcivgötü:
Güzel
bugün denetime gelecekler
herhangi bir sıkıntı çıkmasın

Siz:
Emredersiniz komutanım
Başka bir şey var mıydı

Civcivgötü:
Yarın öğle yemeğinden sonra
Yanıma uğra

Siz:
Görevimi terk edemem komutanım

Civcivgötü:
ben hallettim onu
öğleden sonra eğitim sahasına
Gel

Siz:
Emredersiniz komutanım

Komutanım izniniz olursa
Bir soru sorabilir miyim?

Civcivgötü:
Sor

Siz:
Neden çağırıyorsunuz

Civcivgötü:
Eğitimime yardım edeceksin

Siz:
Ben?

Civcivgötü:
Evet
Sen bir sorun mu var asker

Siz:
Yok komutanım
Sadece o kadar erkek varken
Beni seçmeniz garibime gitti

Civcivgötü:
duyduklarıma göre
Kadınlarda en iyi dövüşçü
Senmişsin

Siz:
evet komutanım
Eğitimde birinci olmuştum

Civcivgötü:
Güzel
Yarın bakalım
Nasıl birinci olmuşsun

Siz:
Sikicem seni bekle|
Emredersiniz komutanım

•••

05**:
Asya
Hallettim

Siz:
Tamam arka bahçede
Taşın altına koy oradan aalacağım
Kimse görmedi dimi?

05**:
Yok sanmıyorum
Para?

Siz:
Hesabına bak

05**:
Eyvallah
Umarım sorun çıkmaz

Siz:
Ufak bir şaka
Sıkıntı falan yok

05**:
öyle olsun

Siz:
Bak birisinin ağzından
Duyarsam
kötü olur

05**:
benden sır çıkmaz

Siz:
Dövseler bile mi?

05**:
Ne

Siz:
Yok bişey
Sen kimseye bir şey demezsen
Senlik bir durum olmaz

05**:
Tamam
Hadi eyvallah
(Görüldü)

•••

Yapacağım hamle için o kadar heyecanlıydım ki, kamera odasında tek başımayken sevinç çığlıkları atmamak için kendimi zor tutuyordum. Güvenlik ekranından bahçeyi izlediğimde, Baran'ın elinde telefonla bir köşede rahat rahat takıldığını gördüm. Pabucumun komutanı.

Rütbeyi alır almaz götü tavan yapmıştı. Bu artistliği, bu lüzumsuz otoritesi sadece banaydı gözlemlediğim kadarıyla herkese normal, bir tek bana dikti. En ufak bir açığımda tepeme binip disiplin cezasını kitleyecek gücü elinde tutmasını çok iyi kullanıyordu.

Tam o sırada, hızlı adımlarla bahçeye doğru ilerleyen Oğuz Komutan'ı fark ettim. Bakışlarımı hemen ekran üzerindeki Baran'a kilitledim yakalanması an meselesiydi. Fakat Oğuz Komutan tam yaklaşırken Baran tehlikeyi sezdi. Ekranı ışık hızıyla karartıp telefonu askeri üniformasının içine göğsüne doğru fırlattı.

Pislik herif yine ucuz yırtmıştı.

Oğuz Komutan yanına varınca Baran anında hazır ola geçip nizami bir selam verdi. Aralarında ciddi bir şeyler konuşuyorlardı. İşte tam o anda, benim bu iş için kafaladığım Adem'in arka bahçeye doğru süzüldüğünü gördüm. Siktir...

Yakalanacaktı!

Ellerim titreyerek hızla Adem'e mesaj attım ama çocuk telefonuna bakmıyor, kararlı adımlarla yürümeye devam ediyordu. Baran'ın bakışları birden Adem'in olduğu tarafa kaydı. Şüphe dolu, keskin gözlerle o yönü süzmeye başladı. Eğer Adem orada yakalanır da benim adımı verirse, bu iş sadece disiplin cezasıyla kalmaz, canıma okunurdu. Neyse ki Baran bakışlarını çekip komutanla konuşmaya devam etti. Ben de o sırada vakit kaybetmeden arka bahçeyi gören kamerayı sistemden geçici olarak devre dışı bıraktım.

Eee, kanıt yoksa suç da yoktu.

Cebimdeki telefonun ekranı aydınlanınca Adem'in paketi bıraktığını anladım. Oğuz Komutan ile konuşmasını bitiren Baran da binaya girip gözden kayboldu. Kısa bir süre sonra kapı iki kere tıklandı. Gelen nöbetçi askeri görünce bugünlük kamera odası görevimin bittiğini anladım. Eğer kapatılan kamerayı fark ederse başım belaya girerdi.

O an aklıma gelen fikirle bakışlarımı askerin üzerinde gezdirdim ve yüzüme son derece tatlı, masum bir gülümseme oturtup askere döndüm. "Şey..." dedim sesime savunmasız bir ton vererek. "Senden ufak bir şey rica edebilir miyim?" Utangaç, çekingen kız rolünü oynamaya başlamıştım bile.

Karşımdaki asker heyecanlı bir ifadeyle, "Tabii, buyurun," dedi. Ne de olsa erkekti bu numarayı yememesi imkânsızdı.

"Kantinde şapkamı unutmuşum da..." dedim mahcup bir tavırla. "Şimdi orası hep erkek dolu, tek başıma girip aramaya çok utandım. Rica etsem benim için gidip bakabilir misin?"

İstediğim şey karşısında önce bir afallasa da asker ortamından çekindiğimi sanıp halime acıdı. Yüzüne kibar bir tebessüm yerleşti. "Tamam, sen burada bekle, ben hemen bakıp geliyorum."

Talebi kabul etmesiyle içimden zafer çığlıkları atıyordum ama dışarıya sadece mahcup bir gülümseme sundum. "Çok teşekkür ederim," derken gözlerimi kaçırarak inandırıcılığı tavan yaptırdım. Yanımdan uzaklaştığı an arkasından sessiz ama dev bir kahkaha patlattım. Bir taşla iki kuş vurmuştum; hem gidip paketi alabilirdim hem de odaya dönüp kamerayı aktif edebilirdim.

Kantin ana binadaydı ve buraya oldukça uzaktı. Şapkayı arama süresini de hesaba katarsam, koşarak arka bahçeye gidip o paketi almak için fazlasıyla vaktim vardı. Etrafı çaktırmadan kontrol ettikten sonra hızla arka bahçeye koştum. Gözlerim yerdeki her bir taşı, her bir çalıyı tarıyordu. En sonunda köşedeki iri bir taşın altına sıkıştırılmış siyah poşeti gördüm. Pis bir sırıtışla paketi kaptığım gibi pantolonumun geniş kargo cebine tıkıştırdım. Aynı hızla kamera odasına dönmek için topukladım.

Ancak köşeyi döndüğüm an sert bir bedene çarpmamla geriye doğru savrulmam bir oldu. Tam kıç üstü yere çakılacakken, belime dolanan güçlü bir kol beni havada yakaladı. Başımı kaldırıp kim olduğuna baktığımda doğrudan Baran'ın alaycı gözleriyle karşılaştım. Yüzümdeki o zafer sırıtışı anında donup kaldı. Boğazımı temizleyip soğuk bir sesle, "Komutanım" dedim yutkunarak "bırakır mısınız?"

Sözüm biter bitmez beni pat diye bıraktı. Dengemi toparlayamayıp patates çuvalı gibi kalçamın üstüne yere yapıştım. Ani can acısıyla ağzımdan refleks olarak tek bir kelime döküldü "siktir"

Acıyla inlerken kızgın bakışlarımı ona diktim. Dudaklarının kenarındaki o sinir bozucu gülümsemeyi saklama gereği bile duymuyordu. Sinirle üzerimdeki tozu toprağı silkeledim. "Senin ne işin var burada?" dedi gülümsemesini aniden silip otoriter bir tavra bürünerek.

"Komutanım," dedim, 'komutanım' kelimesinin üstüne özellikle basarak. "Ufak bir işim vardı, hallettim." Ona hesap vermek zorunda değildim ya!

"Ne işin vardı" sorgular sesi bana hiç yardımcı olmuyordu.

Nöbetçi asker gelmeden acilen o odaya dönmem gerekiyordu. "Komutanım, izninizle gitmem lazım, acelem var." O kadar hızlı ve konuşmuştum ki ne dediğimi anladığından bile şüpheliydim. Yüzündeki ciddi ifadeyi bozmadan geçmem için kenara çekildi. Gitmeme izin vermesine şaşırmıştım kim bilir aklından neler geçiyordu.Koşar adım uzaklaşırken arkama kısa bir bakış attım arkamdan gülümsüyordu. Ya da panikten ben öyle sanmıştım. "Allah'ın belası..." diye kendi kendime söylenerek koşmaya devam ettim.

Kamera odasına vardığımda akciğerlerim patlayacak gibiydi. Şansıma nöbetçi asker henüz dönmemişti. Vakit kaybetmeden masaya eğildim ve kapatmış olduğum arka bahçe kamerasını sistemden hızlıca tekrar aktif ettim. Ekran yeniden canlandığında derin bir 'oh' çektim. Hemen koltuğa kurulup nefesimi düzene sokmaya çalıştım. O lanet adam yüzünden az kalsın her şeyi elimize yüzümüze bulaştırıyorduk.

Kapı açılıp asker içeri girdiğinde toparlandım. Yakalanmamak için sakin görünmek zorundaydım.

"Bulamadım maalesef," dedi başucuma kadar gelerek. "Olsun," dedim ayağa kalkıp. Boylarımız neredeyse eşitti. "Ben akşam erkekler koğuşa çekilince gider bakarım."

Ona da tatlı bir tebessüm bahşedip hızla odadan çıktım. Yatakhaneye doğru adımlarımı atarken cebimdeki paketi sıktım. Şimdi tek sorun uygun bir zamanı bulup erkeklerin odasına sızmaktı

oraya sızdığımda kışlada çok eğlenceli bir gün olacaktı; planım tıkır tıkır işleyecekti.

•••

Ne yapacağını tahmin edebiliyor musunuz aşırı eğlenceli olacakk

Aslında ne yapacağını mesajda söylemiştim sadece ciddiye alınmadı

Arkadaşlar birde kısa bir süreliğine sarışın erkek sever misiniz baran sarışın da

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

145okunma 13beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…