41. bölüm / 41
Aşk nöbet dinlemez | texting40.
Bölümler 41Şu an: 40.
- 1 1.669 kelime
- 2 2.439 kelime
- 3 3.417 kelime
- 4 4.232 kelime
- 5 5.273 kelime
- 6 6.281 kelime
- 7 7.817 kelime
- 8 8.418 kelime
- 9 9.1.045 kelime
- 10 10.1.216 kelime
- 11 11.520 kelime
- 12 12.497 kelime
- 13 13.960 kelime
- 14 14.462 kelime
- 15 15.1.292 kelime
- 16 16.662 kelime
- 17 17.1.291 kelime
- 18 18.1.019 kelime
- 19 19.860 kelime
- 20 20.1.453 kelime
- 21 21.1.819 kelime
- 22 22.2.382 kelime
- 23 23.1.334 kelime
- 24 Baran ÖNDER & Asya DUMANLI335 kelime
- 25 24.1.257 kelime
- 26 25.1.599 kelime
- 27 26.1.870 kelime
- 28 27.1.648 kelime
- 29 28.1.562 kelime
- 30 29.1.797 kelime
- 31 30.571 kelime
- 32 31.1.391 kelime
- 33 32.1.490 kelime
- 34 33.865 kelime
- 35 34.609 kelime
- 36 35.766 kelime
- 37 36.1.324 kelime
- 38 37.1.490 kelime
- 39 38.1.080 kelime
- 40 39.967 kelime
- 41 40.1.374 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalarrr
•••
1 ay sonra
Siz:
Baran gelmiyorsun
Sevgilim:
Geleceğim
Siz:
Her gün her gün olmaz
İşin gücün yok mu senin ya
Sevgilim:
Var sensin
Başka işim yok benim
Siz:
şirketle okulum arasında
1 saat var Baran
Hem zaten evim okula
yürüme mesafesinde
Sevgilim:
gülüm ben seninle
Yürümek istiyorum
Karışmaz mısın lütfen
Siz:
yine kendi istediğini yapcaksın
Dimi
Sevgilim:
aynen öyle
10 dakikaya oradayım
Akşam yemeğe geçiyoruz
Siz:
Sebep
Sevgilim:
Sevgilimle
Yemek yemek istiyorum
Başka sebebe gerek var mı
Siz:
Yok
Tamam geçelim
Ama hazırlanmam uzun sürer
Sonra bana sövme
Sevgilim:
Ben sana ne zaman sövdüm
Hem hazırlanmana yardım ederim
Siz:
bana kombin mi yapacaksın
Sevgilim:
Evet
Sevgilinin hünerlerini
Görme zamanı
Siz:
Görelim bakalım
Dersin bitmesine 5 dakika kaldı
Sevgilim:
yaklaştım geliyorum
Güzelim bugün ne giydin
Siz:
mor bluz
Sevgilim:
Tamamdır yavrum
Geliyorum şimdi
Siz:
nereye gidiyorsun ki
Neyse
Sana şey diyecektim
Bugün bir öğrencimin velisi numaramı
İstedi
Sevgilim var dedim reddettim
Haberin olsun diye söylüyorum
Sevgilim:
Yavrum
Bitanem
böyle sürekli bir şeyleri haber vermene gerek yok
Çok güzel kadınsın maşşallahın var
Elbet seni beğenenler yaklaşmaya çalışanlar olacak
Benim sana güvenim tam
Bu yüzden haber bile vermene gerek yok
Ama bir sorun çıkarırsa birisi
Orası ayrı
Hemen bana geliyorsun
Bazıları yavşağın teki oluyor
Siz:
baran
Beni anlıyorsun dimi
Sevgilim:
Anlıyorum bitanem
Ve seni çok seviyorum
Siz:
bende seni seviyorum
Ama
Sen bana söylemiyor musun
Sana yaklaşan kadınları
Sevgilim:
Upps
Kıskançlık en sevdiğim
yavrum instagram bioma bakarsan
Orada A&B
yazdığını görebilirsin
Üstelik benim hesabım artık senin fan hesabı gibi
Siz:
Afferim
Böyle ol ve çabuk al beni buradan
Yoruldum
Atıcam şimdi kendimi yere
Sevgilim:
Geldim
kapının oraya bak
Yakışıklı birisi sana el sallıyor
Siz:
Elinde mor çiçek de var mı
Sevgilim:
Elimde mor çiçekte var
Siz:
yaaa Baran
Çok tatlısın ama azıcık bekle
Öğrencileri teslim etmem gerekiyor
Sevgilim:
Bekliyorum güzelim
İşini hallet sen
Birisi çocuğu alıp götürecek şimdi
Ruhun duymaz sonra
Siz:
Kötü şakaların var
Sevgilim:
Biraz öyle
Ama sen güzelsin
Yetmez mi
Siz:
Senin ağız yine laf yapmaya başladı
Sevgilim:
Seni görünce açılıyor
Siz:
Fark ettim
Dur veliyle konuşacağım
Sevgilim:
Durdum yavrum
Ama o herif yaklaşmasa iyi
Sağlığı açısından yani
Çok fazla gülüyor seninle konuşurken
Ben medeni bi adamım
elini sıktı
Olabilir iş ilişkisi gibi düşünülebilir
Yok yok
Değilmiş
Ben medeni falan değilim
Dağ ayısı falanım herhalde
Yine haklıymışsın
O yüzden geliyorum
•••
Yüzümde her zamanki hafif tebessümle gelen velilere ve öğrencilerime "İyi akşamlar" deyip gidişlerini izliyordum. Kafamdaki tek düşünce, bu yoğun anın bir an önce bitmesi ve Baran'la görüşmekti.
Kapının orada bir yerlerde beni izlediğine adı gibi emindim.
"Öğretmenim?"
Başımı hafifçe eğerek bana seslenen minik öğrencime baktım. "Kaan?"
"Abim sizinle konuşmak istiyormuş," dedi eliyle arkasını işaret ederek.
Arkasında duran adama baktığımda başımla ufak bir selam verdim. Sanırım Kaan'ın okuldaki durumu hakkında konuşmak istiyordu.
"Ben Ali," dedi adam, elini sıkmam için bana doğru uzatarak.
Elini dostça sıktığımda, adam parmaklarımı biraz fazla sıkınca elini hızla geri çektim.
"Kaan bir yaramazlık yapıyor mu Asya Öğretmenim?" dedi bir yandan Kaan'ın saçlarını okşayıp karıştırırken.
"Herhangi bir yaramazlığı yok ancak..." dedim, omzuma düşen saçımı kulağımın arkasına iterken. "...derslerde Kaan'ın daha çok resim çizdiğini görüyorum. Siz de evdeki resimlerine bakarsanız ne kadar yetenekli olduğunu görebilirsiniz."
Ali Bey beni dikkatlice dinliyor, onaylar mırıltılar çıkarıyordu.
"Bu yeteneği boşa gitmesin derim," dedim Kaan'a bakıp yaramazca göz kırparak. Bunlar tamamen gerçekti; Kaan'ın resim yapmayı ne kadar çok sevdiğini derslerde görüyordum. Bu söylediklerim Kaan'ın hoşuna gitmiş olmalı ki kafasını hevesle salladı.
"Dediklerinizi dikkate alacağım," dedi Ali Bey.
Yandan geçen başka bir öğrencime gülümseyerek "İyi akşamlar" derken Ali Bey'in hâlâ gözlerini ayırmadan bana baktığını fark ettim.
"Abicim," dedi Kaan'a dönerek. "Sen kapının orada beni bekle, geleceğim şimdi."
Kaan başını sallayıp bana neşeyle el salladı ve kapıya doğru koştu.
"Bir sıkıntı mı var Ali Bey?" diye sordum, duruşumu dikleştirerek.
"Aslında..." dedi ensesini gergince kaşırken.
"Be—"
Cümlesini tamamlayamadı. Çünkü belime aniden dolanan güçlü kollar ve gözlerimin önünde beliren bir buket mor çiçek bir oldu!
"Sevgilim..." dedi Baran, dudaklarını yanağıma bastırıp derin bir öpücük bırakırken.
Kesinlikle kıskanmıştı! Etrafta çok fazla kişi kalmamıştı ve benim öğrencilerimin hepsi dağılmıştı zaten.
"Ben gideyim," dedi Ali Bey, apar topar geri çekilip aceleci adımlarla. Demek ki niyeti gerçekten farklıydı!
"İyi akşamlar," dedim ben de her zamanki kibarlığımla.
Ali Bey büyük adımlarla yanımızdan uzaklaşırken Baran'ın belimdeki eli daha da sıkılaştı, beni kendine sımsıkı kenetledi. Okulun bahçesinde ne yapıyordu bu adam?!
"Baran, okuldayız!" dedim omzundan onu itmeye çalışırken. Sahte bir gülüşle etrafa bakındım. Öğretmen arkadaşlarımdan Gamze, kaçamak gözlerle merakla bize bakıyordu.
Baran'ın gömleğinin yakasından tuttuğum gibi onu hızlıca okul kapısından dışarı çıkarttım. Bugün bir hevesle topuklu ayakkabı giymiştim ve bu beni ekstra yormuştu.
"Evet, kıskandım!" dedi Baran, ellerini iki yana açarak.
Dediğine hafifçe gülüp elleri hâlâ havadayken kendimi onun geniş göğsüne bıraktım. Başımı göğsüne sürtüp kokusunu içime çektim; boyum topuklularla bile ona yetişmiyordu. Kollarını belime sarıp başımın üzerine derin bir öpücük kondurdu.
"Özledim..." dedi, kokumu derin bir nefesle içine çekerek.
"Dün akşam birlikteydik."
"Evet," dedi hafifçe geri çekilerek. "Tam tamına 17 saat olmuş. Bu çok uzun bir süre."
"Bir gün bile değil Baran."
"Sensiz geçen her saniye ziyan geliyor bana."
Cidden ağzı çok iyi laf yapıyordu ve bunları ondan duymak bir o kadar güzeldi.
"Romantik dağ ayısı seni..." dedikten sonra yanağına ufak bir öpücük kondurup geri çekildim.
"Bu akşam 'dağ ayısı' sıfatı o cümleden kalkacak," dedi muzip bir sırıtışla.
"Göreceğiz," dedim imalı bir tonla.
Önden yürümek için bir adım attığımda bileğimin topuklu ayakkabı yüzünden feci halde acıdığını hissettim. Sessizce acı dolu bir inleme döküldü dudaklarımdan ama bozuntuya vermeden eve doğru yürümeye devam ettim.
"Asya," dedi arkamdan büyük adımlarla gelerek.
"Hm?"
"Bir sorun olduğunda bana söyle demiştim."
"Ne?" dedim şaşkınlıkla arkama dönerek.
Döndüğüm gibi ayaklarım yerden kesildi Baran beni tek hamlede kucağına alıverdi! Kucağımdaki çiçek buket neredeyse yere düşecekti ama son anda yakaladım. Ellerim hızla boynuna dolanırken o tek eliyle beni zahmetsizce taşıyordu. Boşta kalan eliyle ayağımdaki topuklu ayakkabıları çıkarıp yanağıma bir öpücük kondurdu.
"Ayağın acıyorsa bana söylemelisin."
"Eve kadar dayanabilirdim..."
"Hayır," dedi itiraz kabul etmeyen bir sesle. "Dayanmayacaksın. Bir sorunun olduğunda bana söyleyeceksin, ben de halledeceğim. Bu kadar. Her ne olursa olsun bir çözüm bulurum, tamam mı güzelim?"
"Hıhı..." dedim başımı sallayarak.
Şu an ne kadar çekici göründüğünün farkında mıydı acaba? Boynuna doladığım ellerimle ensesindeki kısa saçları karıştırmaya başladım.
"Huylandığımı söylemiştim," dedi ama temposunu hiç bozmadan yürümeye devam etti. Demek ki yalan söylüyordu!
"Yalancısın," dedim keyifle.
"Nereden anladın?" Yüzündeki o çarpık sırıtışla sorduğu sorunun cevabını bildiğimi çok iyi biliyordu.
Aslında huylanmıyordu; ben dediğinin tersini yapmayı sevdiğim için huylandığını söylüyordu ama bu temas hoşuna gidiyordu. "Anlarım ben," dedim kendimden emin bir sesle, çenem yukarı kalkmıştı.
"Anlarsın..." dedi, eğilip çeneme sıcacık bir öpücük bırakırken.
Sanırım eve gelmiştik. O merdivenleri çıkarken ben kucağında çantadan anahtarı çıkardım. Onun kucağındayken kapıyı açmaya çalışıyordum. "Biraz eğil, çok uzunsun!"
Dediğime güldü ama dediğimi yapıp hafifçe eğildi. Kapıyı açıp geçmesi için hafifçe ittim.
Beni salondaki koltuğa nazikçe bıraktı, kendisi de hemen yanıma uzandı. Elimdeki çiçeği ve çantayı kenara koyup derin bir nefes aldım. "Bir şey içer misin?" dedim ayağa kalkmaya yeltenerek.
"Cık..." dedi, bileğimden tutup beni tekrar kucağına düşürerek. "Sadece bana sarılmanı istiyorum."
Fazla mı ilgi meraklısıydı ne?
Kollarımı boynuna dolayıp göğsüne sırnaştım. Kokusu huzur veriyor, uykumu getiriyordu. Yaklaşık 5 dakika sonra kucağından ayrılıp ayağa kalktım. Koltukta duran mor çiçekleri elime alıp vazoya yerleştirdim, kokusunu derince içime çektim.
"Çiçek için teşekkür ederim..."
"Yani senin yanında sönük kaldı ama... eh işte, güzel çiçekler."
Dediğine gür bir kahkaha atıp odaya geçtim. "Ne zaman çıkarız?" dedim sesimi duyurmaya çalışarak.
"Ne zaman istersen."
Her seferinde benim istediğimi yapması acayip hoşuma gidiyordu. Kapının tıklatılma sesiyle "Gelebilirsin," dedim.
"Nasıl bir mekan olacak?"
"Sen nasıl giyinirsen öyle..."
"Nasıl?" dedim yatağa uzanarak.
"Mekan sana göre şekillenecek. Ama benim tercihimi soracak olursan, şık bir elbise güzel olur."
"Hmm... Sen yapacaktın kombinimi, hadi bana elbise seç!"
Yatağın kenarına oturup dolaptaki elbiselerime düşünceli gözlerle baktı. Bakışları beyaz saten elbiseme kaydığında aradığını bulmuş gibi gülümsedi. "Bu," dedi elbiseyi yatağın üzerine bırakarak.
"Güzel seçim."
"Beğenmene sevindim."
Flörtöz tavırları anın bir anda ciddileşmesine sebep oluyordu. Biraz daha bana yaklaşmaya çalışırsa bu gece dışarı çıkamayacaktık!
"Hadi sen çık," dedim yatakta doğrulurken.
Anı bozmak istediğimi anlayıp itiraz etmeden kapıya doğru adımladı. Gitmeden önce son kez dönüp, "Acele etmene gerek yok, buradayım," dedi ve kapıyı çekip çıktı.
Hazırlanmak için önce duşa girmekle işe başladım.
•••
Diğer bölüm final
Artık bitmesi lazım zaten vaktim olmuyor geç geldiği için özür dilerim
Güzel bir akşam yemeğinden sonra Asya ve barana veda edeceğiz
Görüşürüzzzzz
Bölüm etkileşimi
