32. bölüm / 41
Aşk nöbet dinlemez | texting31.
Bölümler 41Şu an: 31.
- 1 1.669 kelime
- 2 2.439 kelime
- 3 3.417 kelime
- 4 4.232 kelime
- 5 5.273 kelime
- 6 6.281 kelime
- 7 7.817 kelime
- 8 8.418 kelime
- 9 9.1.045 kelime
- 10 10.1.216 kelime
- 11 11.520 kelime
- 12 12.497 kelime
- 13 13.960 kelime
- 14 14.462 kelime
- 15 15.1.292 kelime
- 16 16.662 kelime
- 17 17.1.291 kelime
- 18 18.1.019 kelime
- 19 19.860 kelime
- 20 20.1.453 kelime
- 21 21.1.819 kelime
- 22 22.2.382 kelime
- 23 23.1.334 kelime
- 24 Baran ÖNDER & Asya DUMANLI335 kelime
- 25 24.1.257 kelime
- 26 25.1.599 kelime
- 27 26.1.870 kelime
- 28 27.1.648 kelime
- 29 28.1.562 kelime
- 30 29.1.797 kelime
- 31 30.571 kelime
- 32 31.1.391 kelime · Okuduğun bölüm
- 33 32.1.490 kelime
- 34 33.865 kelime
- 35 34.609 kelime
- 36 35.766 kelime
- 37 36.1.324 kelime
- 38 37.1.490 kelime
- 39 38.1.080 kelime
- 40 39.967 kelime
- 41 40.1.374 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalarrr
•••
Siz:
2 haftadır ne yapıyorsun sen
Baran:
Ne yapıyorum yavrum
Yanlış bir şey mi yaptım
Siz:
Evet babamın gözüne çok gözükme
Dibindesin haftalardır
Baran:
Bir şey yapmıyorum
Siz:
Yeme beni Baran
İçtimaya hep geç kalan sen
Herkesten önce
Gelip babamı hazır olda bekliyorsun
Ha oda yetmedi
Parkurlarda herkesi ezdin geçtin
Ulan babamı bile yendin lan
Baran:
Sorun ne peki güzelim
Siz:
Babamın bir numaralı adamısın
Hoşuma gitmedi
Baran:
Hahahahaha
Güzelim
O iddiayı kazanacağım
Yoksa çabalamam hoşuna gitmedi mi
Siz:
Çaba değil de
Daha çok yalaka gibi duruyorsun
Baran:
Yanlış yavrum
Yalaka ben değil
Karan olacak
sürekli babanı övüp duruyor
neyse ki adamın tüm ilgisi bende
Siz:
Lan
yönelimin mi değişti senin
Baran:
Tövbe
Ne diyorsun
Hem komutan baba yarısıdır
Öz babam gibi vallaha
Siz:
BARAN
BABAMDAN UZAK DUR
Baran:
kıskanma kıskanma
Hadi ben kaçtım yavrum
Komutan
En sevdiği askerine
Görev verdi
Onu halledeyim
Siz:
Bok ye Baran
Baran:
İyi hatırlattın
Öyle yemeğinde
Yanına geleceğim
Siz:
Gelme
İstemiyorum
Baran:
Tamam geleceğimin
Israr etme
Siz:
Sen bu kafayla nasıl
Psikolog oldun acaba
Baran:
Sır
(Görüldü)
•••
7 saat sonra
Siz:
Baran nerdesin
Lütfen kışlada ol
Baran:
Nöbete hazırlanıyorum güzelim
Bir sorun mu var
Siz:
Var
Mahsur kaldım
Çabuk kurtar beni
Ağladım
Baran
Lütfen gel
Baran:
Güzelim
Ne oldu
Biri bir şey mi yaptı
Nerdesin
Siz:
Bizim kışlanın arkasındayım
ÇABUK GEL
HER AN PARÇALARA
AYRILABİLİRİM
Baran:
geliyorum
Ne oldu sana
Siz:
Bu Berk salağı
Bana köpeği gösterdi
Yemeğini verdi
Sonra gitti
Ben sevmek isteyince
Hırladı
Üzerime doğru geldi
Korktum kaçtım
Peşimden geldi
ÇARESİZİM ÇABUK GEL
Baran:
geldim güzelim
(Görüldü)
•••
Taş duvarın üzerinde dururken korkudan bacaklarım tir tir titriyordu; ayakta zar zor dengede durabiliyordum. Duvar çok yüksek sayılmazdı ama neyse ki o devasa köpek buraya yetişemiyordu.
Ben sadece onu sevmek istemiştim. Nereden bilebilirdim ki yemeğini yerken beni bir tehdit olarak algılayacağını?
"Lütfen artık git ya..."
Ağlamaktan gözlerimin içi yanıyor, yanaklarımda kuruyan gözyaşlarım cildimi geriyordu. Çaresizlik içinde, inebilmek için Baran'ın gelmesini beklemekten başka çarem yoktu. Köpek inmem için duvarın dibinde bir kez daha kükrercesine havlayınca korkuyla sindim. "Sus, sus! Zaten çok korkuyorum, lütfen git bak... Lütfen diyorum sana! Ben öyle herkese 'lütfen' demem, anladın mı?"
Bu çaresiz yakarışımla havlamayı kesip bir an durdu. Başı hafifçe yana yatmış bana bakıyordu ama çok geçmeden hırsla duvara doğru zıpladı. Patileri duvara çarptı, neyse ki boyu yine yetişmemişti.
"AMA NİYE BÖYLE YAPIYORSUN?!"
İçimden taşan çaresiz bağırışımın arasında gözlerimden yeni yaşlar süzülmeye başladı.
Tam o esnada koşar adımlarla bana doğru gelen Baran'ı gördüm. Onu gördüğüm an yanağımdan sıcak bir damla daha kaydı.
"Baran..." dedim hıçkırıklarımın arasından sevinçle. Gelmişti işte, kurtulmuştum.
"Güzelim!" dedi gözleriyle hızlıca beni süzerek.
Bakışları ağlamaktan kızarmış gözlerime ve yanaklarımdaki yaşlara takılınca yüzündeki ifade bir anda ciddileşti. Dibimdeki köpeği umursamadan hızlıca duvara yaklaştı ve kollarını bana doğru uzattı. "İyi misin? Gel, tutun bana..."
"Olmaz!" dedim burnumu çekerek, parmağımla aşağıyı gösterirken. "Önce... önce onu götür."
Dediğimi bir an bile ikiletmedi. Köpeğin tasmasından sıkıca tuttu. "Paşa, hadi oğlum." Baran'ın otoriter sesini duyan köpek, hiç zorluk çıkarmadan onun peşine takıldı. Baran uzaklaşırken başını bana çevirip, "Olduğun yerde kal, hemen geleceğim," diye seslendi.
Köpeği götürmesiyle göğsümdeki o sıkışma hafifledi, rahat bir nefes alıp yanaklarımdaki ıslaklığı sildim. Yaşadığım şey o kadar korkunçtu ki... Eğer üzerime doğru o hırsla gelmeseydi ben de korkudan arkama bakmadan kaçıp bu duvara tırmanmak zorunda kalmazdım.
Dev adımlarla bana doğru geri dönen Baran'ı görünce dudaklarımda ister istemez buruk, sığınmacı bir gülümseme belirdi.
"Yavrum..." dedi şefkat dolu bir tonla. Belimin iki yanından tutup beni hiç zorlanmadan, kuş gibi havaya kaldırarak yere indirdi.
Fakat az önce korkudan titreyen bacaklarım yüzünden yere bastığım an dengemi sağlayamadım. Bunu anında hisseden Baran, düşmeme izin vermeden belimi daha sıkı kavrayarak beni kendine sabitledi.
"Senin bu köpekle ne işin var Allah aşkına?"
Sesi kızgın geliyordu ama o kızarken bile eli belimden bir milim ayrılmıyordu.
"Ne bileyim ben beni kovalayacağını..." Gözlerimi ovalamaya başladığımda tek eliyle narin bir şekilde bileğimi yakalayıp beni durdurdu. "Sert ovma, gözlerine zarar vereceksin."
"Bırak, bir şey olmaz..."
"Asya!" dedi kızgın bir tonla. Beni belimden tutup tekrar duvarın üzerine oturttu.
Artık ben ondan yukarıda, ondan daha uzundum. Nazik parmaklarıyla yanaklarımda kalan son ıslaklığı incitmekten korkar gibi sildi. "Bundan sonra sana ağlamak yasak," dedi. Sesi hemen dibimde, yumuşacık bir fısıltı gibi çıkmıştı.
"Nedenmiş o?"
"Ağlamanı görmek hoşuma gitmiyor."
Cevap veremedim. Bakışlarımı gözlerinden kaçırıp ellerimi duvara, iki yanıma sabitledim. "Berk seni niye yalnız bıraktı?"
"İşi varmış. Bana dedi ki 'Paşa'nın yemeğini yediğinden emin ol.'"
Baran elimi saçlarıma uzatıp geriye doğru iterken derin bir nefes verdi. "Güzelim... Dalga geçmiş seninle."
Duyduğum şeyi idrak etmemle avazım çıktığı kadar bağırmam bir oldu "NE?!"
O Berk'i bulduğum ilk yerde boğazlayacaktım! Çoktandır esaslı bir dayağı hak ediyordu zaten!
"Ben ona göstereceğim, merak etme sen,"
derken sesi öyle avutucu, öyle korumacıydı ki içimde sıcacık bir his yayıldı.
Başımı sallayarak dediğini kabul ettim. Normalde olsa itiraz eder, "Kendi işimi kendim hallederim!" diye diklenirdim ama ağlamaktan gözlerim yanıyordu ve üzerime ağır bir uyku çökmüştü.
Elimi ağzıma kapatarak esnediğimde Baran'ın tüm dikkati ve ilgisi anında bende kilitlendi. "Uykun mu geldi?"
'Evet' anlamında başımı salladım.
"Yürüyebilir misin?"tekrar başımla onu onaylamıştım .Ellerini belime sabitlemiş, üniformanın kumaşı üzerinden belimi hafif hafif okşuyordu. "Emin misin güzelim?"
"Eminim, indir beni..." Kollarımı iki yana açıp çocuk gibi beni kucağına alıp indirmesini bekledim. Bu halim ona o kadar tatlı gelmiş olmalı ki hafifçe gülerek beni duvardan indirdi. Ancak belimdeki sarılışını hiç gevşetmedi.
"Tamam, bırakabilirsin," dedim hafifçe geriye çekilmeye çalışarak.
Ancak o geri adım atmak yerine beni kendisine daha da çok çekti. "Zaten çok görüşemiyoruz, bırak tadını çıkarayım."
Cümlesiyle birlikte pes edip başımı göğsüne yasladım. Ellerini belime iyice sararken kalbim göğüs kafesimi delercesine çarpmaya başladı. Kafasını boynuma gömüp nefesini tenime bıraktığında istemsizce vücudum kaskatı kesildi.
"Sakin..." dedi fısıltıyla. Tek eli sırtımdan saçlarıma kaydı, usulca okşamaya başladı.
Gergince yutkunup kendimi anın akışına bırakmak istedim. Vücudumu serbest bıraktığımda kollarım iki yanıma düştü. Baran bunu fark edince geri çekilmeden, ellerimi tutup kendi ensesinde birleştirdi. Şu an beni tamamen o yönlendiriyordu ve ben hiç itiraz etmeden istediği her şeyi yapıyordum.
"Çok güzel kokuyorsun..." dedi kokumu içine çekerek.
"Teşekkür ederim."dediğim şeyle içimden kendime küfür etmiştim. Bu seni seviyoruma teşekkür etmek gibi bir şeydi.
Boynumda boğuk bir gülüş çınladı. Şu an o kadar uysaldım ki benden ne istese yapabilecek gibiydim. Parmaklarımı ensesindeki kısa saçların arasında gezdirmeye, üzerimdeki stresi atmaya çalıştım.
"Huylanıyorum," dedi ama duruşunu bozup geri çekilmedi. Ben de inatla ellerimi ensesindeki saçlarda gezdirmeye devam ettim.
"Yaramaz kız..." diyerek kendini yavaşça geri çekti.
Dediğine dayanamayıp hafifçe güldüm. Bakışları anında dudaklarımdaki gülüşe takılı kaldı. "Ha şöyle..." dedi o gülüşü içercesine izlerken. "Hep gül."
Parmağıyla yanaklarımı hafifçe sıktı. "Ya Baran ya!" dedim elini iterek.
"Ne Baran?" dedi sitemle.
"Kızaracak şimdi!" Cildim çok hassas olduğu için en ufak bir temasta alev alev kızarıyordu.
"Sanki görmediğim şey..."
Kötü kötü baktım ona. "Zevk mi alıyorsun beni utandırmaktan?"
"Çoook..." dedi 'o' harfini uzatarak. Eğilip saçlarıma derin, sıcacık bir öpücük kondurdu ve geri çekildi. "Benim şimdi gitmem lazım."
Başımı sallayıp geri çekildim ancak yüzünde hâlâ bir şey bekler gibi bir ifade vardı. "Ne oldu?" dedim aklındaki baklayı çıkarması için.
"Şimdi sen bu yanağımdan öptün ya..." dedi sağ yanağını göstererek. "Diğerine sordum, çok kırılmış o-"
Konuşmasını bitirmesine izin vermeden parmak uçlarımda yükseldim ve dudaklarımı sol yanağına bastırıp sıcacık bir öpücük kondurdum.
Geri çekildiğimde düşmemem için beni yine belimden destekledi. Gözlerimin en derinliklerine bakıyordu. "Bu kadar çabuk kabul edeceğini beklemiyordum..."
Şaşırmakta haklıydı, ben bile kendimden bu performansı beklemiyordum. Ruh halim son zamanlarda iyice dengesizleşmişti.
"Aslında duda—"
Ne diyeceğini anladığım an elimi hızla dudaklarının üzerine bastırıp onu susturdum. "Şansını zorlama," dedim dudaklarımda beliren tatlı bir tebessümle.
Sıcak nefesi avucumun içine çarparken hafifçe güldü. Elimi dudaklarından çekemeden, tam avucumun ortasına sıcacık bir öpücük kondurdu.
"Ne yapıyorsun?" dedim yalancı bir kızgınlıkla. Kaşlarımı çatıp sinirli görünmeye çalışıyordum ama o bunu hiç ama hiç umursamıyordu.
"Yakınımsın ya, ondan..."
Yüzündeki o kendinden emin sırıtışla yaptığı açıklamaya verecek cevap bulamayıp yanından hızla geçip gittim. Arkamdan sesini hafifçe yükselterek bağırdı
"Boşuna kaçıyorsun, o öpücüğü alacağım!"
Sinirle arkama dönüp, "Rüyanda görürsün!" dedim.
Dediğime bıyık altından gülüp cevabı yapıştırdı "Orada hep varsın zaten."
Dediği şeyi idrak ettiğim an yüzüm alev aldı, tepeden tırnağa kıpkırmızı kesildim.
Arkamdan gelen o keyif dolu, gür kahkahasını dinleyerek koşar adımlarla kışlanın içine attım kendimi.
Hayatımda hiç utanamadığım kadar bu adamın yanında utanıyordum. İmaları o kadar açık, bakışları o kadar dolaysızdı ki ne yapacağımı bilemiyor, her defasında elim ayağıma dolanıyordu.
•••
Finale az buçuk kaldı bişeyler kaldı
Çok fazla uzatınca tadı kaçıyor bee
Hadi size ufak bir spoi vereyim
Mafya kurgusu seven var mı ki acaba şahsen ben çok çok severim
Bölüm etkileşimi
