15. bölüm / 41
Aşk nöbet dinlemez | texting15.
Bölümler 41Şu an: 15.
- 1 1.669 kelime
- 2 2.439 kelime
- 3 3.417 kelime
- 4 4.232 kelime
- 5 5.273 kelime
- 6 6.281 kelime
- 7 7.817 kelime
- 8 8.418 kelime
- 9 9.1.045 kelime
- 10 10.1.216 kelime
- 11 11.520 kelime
- 12 12.497 kelime
- 13 13.960 kelime
- 14 14.462 kelime
- 15 15.1.292 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 16.662 kelime
- 17 17.1.291 kelime
- 18 18.1.019 kelime
- 19 19.860 kelime
- 20 20.1.453 kelime
- 21 21.1.819 kelime
- 22 22.2.382 kelime
- 23 23.1.334 kelime
- 24 Baran ÖNDER & Asya DUMANLI335 kelime
- 25 24.1.257 kelime
- 26 25.1.599 kelime
- 27 26.1.870 kelime
- 28 27.1.648 kelime
- 29 28.1.562 kelime
- 30 29.1.797 kelime
- 31 30.571 kelime
- 32 31.1.391 kelime
- 33 32.1.490 kelime
- 34 33.865 kelime
- 35 34.609 kelime
- 36 35.766 kelime
- 37 36.1.324 kelime
- 38 37.1.490 kelime
- 39 38.1.080 kelime
- 40 39.967 kelime
- 41 40.1.374 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Satır arası yorumlar çoğalsın
lütfen ya başrol kızım kendiniz gibi düşünün
•••
Civcivgötü:
asya
Hadi artık
Yemeyeceğim seni
Siz:
Geliyorum komutanım
İşim var demiştim size
Onu hallettim
Civcivgötü:
İnşallah
Yine şeytanca bir plan
Değildir
Siz:
Bilemiyorum
Civcivgötü:
Hiç güven vermiyorsun
Siz:
ne güzel
Komutanım
Bir de beni sağ kolunuz yapacaksınız
Civcivgötü:
Eğitirim
Sende o ışığı görüyorum
Belki askeriyenin birincisi
Sen bile olabilirsin
Ben olmasam kesinlikle sen birinci olurdun
Siz:
Komutanım
Bir iddiaya girelim mi
Civcivgötü:
Nasıl bir iddia
Siz:
Askeriye birincisi olma iddiası
Eğer ben olursam
1 ay boyunca her istediğimi yapmak
Zorundasınız
Civcivgötü:
Sende bana emir vermeye
ne meraklıymışsın
Peki ya ben olursam?
Siz:
Onu da sen seç
Civcivgötü:
Düşüneceğim
Siz:
Peki ama çok uzun sürmesin
Civcivgötü:
İyi
Anlaştık o zaman
Siz:
Anlaştık
Civcivgötü:
Geç geldiğin için ayrıyetten
30 şınav daha çekeceksin
Siz:
Komutanım siz lafa tuttunuz beni
Civcivgötü:
Beni ilgilendirmez
Geç kaldığın her saniye bir şınav
Koş asker
Siz:
Koşuyorum komutanım
🏃♀️ 🏃♀️🏃♀️
Civcivgötü:
Hahahaha
Gel bakalım
(Görüldü)
•••
Koşarak eğitim sahasına vardığımda, bir köşede oturmuş beni bekleyen Baran’ı gördüm. Hızlı adımlarla tam karşısında durup nizami bir selam verdim. Nefesim adeta akciğerlerimi terk etmişti ciğerlerim patlayacak gibiydi.
"Tekmil getir asker!" dedi yüzündeki alaycı sırıtışla. Tabii, intikam alacak ya keyfine diyecek yoktu şerefsizin.
"Er Asya DUMANLI Adana! Emret komutanım!"
"Rahat," demesiyle ellerimi arkamda birleştirip bacaklarımı hafifçe araladım.
"Adana demek ha..." dedi ayağa kalkıp tam karşıma dikilerek. "Acı seviyor musun asker?”O kadar eğleniyordu ki, yüzünün ortasına bir tane geçirmemek için kendimi zor tutuyordum.
"Seviyorum komutanım," dedim dişlerimi sıkarak. Ellerimi arkamda yumruk yapmış, kendimi zor frenliyordum.
"Güzel," dedi etrafımda turlayıp arkama geçerek. "Bugün çok acı çekeceksin."
Arkamda olduğu için yüz ifademi göremiyordu. Ses çıkarmadan, sadece dudaklarımı oynatarak "Acı götüne girsin," dedim. Tabii ki duymamıştı.
Ama tam 'girsin' kısmında aniden tekrar önüme geçti. Ağzımı okumuş olma ihtimaliyle panikleyip hızla yüzüme malca bir tebessüm oturtum. "Sizi övüyordum komutanım." İnanması için söylememiştim zaten.
"Daha çok sövme gibiydi... Girsin falan?"
Ayy, vallahi ağzımı okumuştu!
"Siz yanlış anladınız komutanım," diyerek suçu yine ona attım. Neyse ki üstünde durmadı ve eğitim sahasındaki parkur alanına geçtik.
"Şimdi," dedi ellerini birbirine vurarak. "Hiç durmadan 3 tur yapacaksın."
"Komuta—"
"Yok komutanım falan!" dedi ellerini cebine sokarak. Parkurun başlangıç noktasını kafasıyla işaret etti. "Hadi çabuk, 15 dakikan var."
Telefonundan 15 dakikalık bir zamanlayıcı kurduğunu gördüm. Ekranı bana gösterip başını hafifçe eğerek gülümsedi ve başlatma düğmesine bastı. "Süren başladı asker."
"Siktir..." diye mırıldanıp koşarak parkurun başına geçtim. Savurduğum küfürle arkamdan büyük bir kahkaha patlattı.
Parkur aslında çok zor değildi sadece sürekli eğilip kalkma hareketleri içerdiği için bir süre sonra bacaklarımdaki dermanı çekiyordu.
İkinci turuma geçtiğimde biraz yavaşlamıştım. Kenardan gelen bağırtısıyla ona sinirli bir bakış attım
"10 dakikan kaldı asker!"
Her türlü yetiştirirdim, biraz yavaşlamaktan zarar gelmezdi.
"Hadi asker!" diye kükredi tekrar. "Daha ilk turunu bile tamamlayamadın!"
Hassiktir!
Kesik nefeslerimin arasından ben de ona bağırdım "Tamamladım komutanım!"
"Ben görmedim, devam et!"
Hırsla parkuru tekrar tamamladım.
"BİR!" dedi bağırarak. "Son 6 dakika asker!"
Duyduğum süreyle hemen parkurun başına geçip bir tur daha attım.
"İKİ!" dedi bu sefer.
Tekrar hamle yaptığımda ayaklarımda derman kalmamıştı ama neyse ki en son engeline gelmiştim. Eğilip bir telin altında sürünmem gerekiyordu. Baran ise engelin bitiminde durmuş, 30'dan geriye sayıyordu.
Dizlerimle yerden güç alarak hızla süründüm. Üstüm başım, hatta ağzımın içi bile kumla dolmuştu.
"10, 9, 8..."
Son rakamı söylediğinde kendimi parkurdan dışarı fırlattım. Sırtüstü yere kapaklanıp kollarımı iki yana açtım. "ÜÇ BİTTİ!" diye bağırdım zaferle.
Bağırmamla saymayı bıraktı. Ayaklarımın hemen dibinde durmuş, tepemden bana bakıyordu. "Aferim”dedi gururlu bir edayla. Eğer 3 tur olsaydı her türlü rahatça bitirirdim zaten.
Ayağa kalkmam için elini uzattı. Bir eline, bir gözlerine baktım. En sonunda yardım etmesine izin verip elini tuttum. Ancak tutmamla birlikte beni sertçe kendine doğru çekti. Göğsüne yapışmaktan son anda kendimi frenleyerek durabildim. Hızla elimi çekip 'rahat' pozisyonuna geçtim.
Bu halime hafifçe güldü. "Erkeklere alerjin falan mı var?"
"Yok," dedim düz bir sesle.
Daha fazla üstelemeyip kenarda duran su şişesini uzattı. Alıp almamak arasında tereddüt ettiğimi görünce, "Tükürmedim, merak etme," dedi.
Gülerek elindeki su şişesini aldım ve kafaya diktim. Yarısını bitirdikten sonra kapağını kapatıp yerine koyacaktım ki, elimden su şişesini kapıp kapağını açtı. Ağzına götürmesini engellemek için hızla öne atılıp bileğini yakaladım.
"Dur!" dedim uyarırcasına. Sudan içerse dolaylı yoldan öpüşmüş sayılacaktık!
Hızla elinden suyu alıp, içtiğim kısmı tişörtümün ucuyla iyice sildim. Suyu ona geri uzatırken ne yapmaya çalıştığımı anlamış, pis pis sırıtıyordu.
"Az kalsın ilk kiss’in gidiyordu," dedi suyu diklemeden önce atmıştı tutturmuştu da.
O suyu içerken gözlerim her yutkunuşunda hareket eden ademelmasına kaydı. Derin bir yutkunma da benden geldi. Hızla bakışlarımı kaçırıp arkamı döndüm ve saçımı kaşır gibi yaptım. Bozulan at kuyruğumu hızla söküp sıkıca yeniden topladım.
Geri döneceğim sırada aniden Baran’ın geniş bedenine çarptım.
Niye dibime kadar girmişti ki bu adam?!
Geriye doğru sendeledim. "Daha cezan bitmedi," dedi alaycı bir tonla.
"Tamam," dedim kabullenerek. "Şınav mı çekeceğim?"
"Tch..." dedi yaklaşarak. "Barfiks çekeceksin."
Beni illa zorlayacaktı!
"Merak etme," dedi barfiks demirinin yanına yürürken. "Yardım edeceğim."
Küçük adımlarla yanına gittim. Yukarıdaki çubuğu yakalamak için zıplamam gerekiyordu.
"Kaç tane komutanım?"
"10 yeterli," dedi memnuniyetle arkama geçerek.
Başlamak için ellerimi hırsla birbirine sürttüm. Zıplayıp çubuğa tutundum. Çenemi çubuğun üstüne çıkaracak şekilde kendimi yukarı çekmeye başladım. 5 tane yapmıştım ama daha önce hiç böyle barfiks çalıştığımı hatırlamıyordum.
Bir kez daha çekmeye çalıştığımda ellerim kayar gibi oldu. Tam o sırada bacaklarımın arasında beliren kafasıyla bütün ağırlığımı bırakıverdim. Ellerim hâlâ barfiks çubuğundaydı ama başım demirin üzerinde takılı kalmıştı.
Ani bir refleksle, "Komutanım!" dedim.
"Yardım ediyorum," dedi sakin bir sesle. Bu adam beni delirtmek için özel olarak görevlendirilmiş olmalıydı!
"Yardım isteyen oldu mu?" dedim çirkeflikle. Aslında işime de gelmişti; biraz daha zorlasaydım kollarım kopacaktı. Bacaklarımın arasından tam çıkacakken başından tutarak durmasını işaret ettim. "Tamam, yardım et," dedim zorlukla yutkunarak. Sırıttığını hissetmiştim.
Pislik herif
Son dört tane kalmıştı. O aşağıda eğilip kalkıyor, benim ayaklarım ise omuzlarının üzerinde sallanıyordu. Sayı 10 olduğunda altımdan çıktı ama benim demirden atlamamı beklemeden belimin iki yanından kavrayıp beni yere indirdi.
Bu tavırları kafamda farklı düşüncelerin belirmesine sebep oluyordu.
Yaptığı hareketin abartısını yeni fark etmiş olacak ki gürültüyle boğazını temizleyip yanımdan uzaklaştı.
"Sıra şınavda," dedi emir vererek. Eski soğuk haline anında geri dönmüştü.
Peşinden gidip şınav pozisyonu aldım. "Kaç tane komutanım?" dedim özgüvenle. Şınavda iyiydim en az 60 tane çekerdim. Bir ara şınav çekemediğim için okulda kilomla dalga geçilmişti. Sonradan hırs yapıp kendi vücut ağırlığımı taşıyabilmek için sürekli şınav çalışmış, videolar izleyerek kendi kendimi geliştirmiştim.
"50," dedi kestirip atarak.
Hızla inip kalkarak şınav çekmeye başladım. 40’tan sonrası birazcık zorluyordu ama halledilmeyecek gibi değildi.
"48, 49..." dedim kendi kendime sayarak. "50!" dediğimde kendimi yüzüstü yere bıraktım. Çektiğim şınavın gururuyla kendi kendime gülüp zaferimi kutladım.
"Aferin asker," dedi en başta oturduğu yere tekrar geçerek.
"Sırada ne var?" dedim hızla ayağa kalkıp üstümdeki tozları silkeleyerek.
"Mekik."
Fakat bunu tek başıma yapamazdım birinin ayaklarımı sabitlemesi gerekiyordu.
"60 yeterli," dedi yanıma gelip yere yatmamı işaret ederek.
Bekletmeden mekik pozisyonu aldım. Dizlerimi hafifçe büktüm, ellerimi ensemde birleştirdim. Tek eliyle iki ayağıma baskı yaparak kalkmamı kolaylaştırıyordu.
50’ye kadar gayet iyi gelmiştim ancak karnımdaki kaslar sıklaşmaktan cayır cayır yanmaya başlamıştı. 5 tane daha çektiğimde ellerini ayaklarımdan çekip doğrudan ayaklarımın üzerine oturdu. Bütün ağırlığını vermiyordu tabii.
Her eğilip kalktığımda yüzlerimiz tehlikeli bir şekilde yakınlaşıyordu. "58..." dedim nefesim tam yüzüne çarpıyordu ama hiç rahatsızmış gibi durmuyordu.
"59..."
Sonuncunun heyecanıyla hızla yukarı doğrulup kalktım. Baran tam "Altm—" diyordu ki...
Dudağımda hissettiğim sıcak ve yumuşak dokuyla ikimizin de gözleri fal taşı gibi açıldı!
BEN KOMUTANIMI ÖPMÜŞTÜM!
Hızla geriye çekilip ayaklarımın üstünde oturan Baran’ı sertçe ittim. O yere kapaklanırken gözleri hâlâ şaşkınlıkla açık duruyordu.
İlk hamleyi yapan ben oldum ve arkama bile bakmadan koşarak eğitim sahasından uzaklaştım. Kalbim göğüs kafesimi delercesine çarpıyor, nefesim kontrolden çıkıyordu.
Koğuşa girer girmez üzerimi bile değiştirmeden kendimi yatağa attım ve yorganı tepeme kadar çektim.
Bir süre... Hatta mümkünse sonsuza kadar burada kalmak istiyordum.
•••
Beklemiyordunuz dimi
always expect the unexpected
💅💅💅
Telafi ettiğimi düşünüyorum yorumlarınızı bekliyorum
Bir anda öpüştürmeye karar verdim çünkü neden olmasın
Bölüm etkileşimi
