5. bölüm · A'RAF ım SENSİN

5.BÖLÜM

Lunessa Lunessa

Keyifli Okumalar...

Gece, insanın içini büyüten bir şeydi.
Sessizlik arttıkça düşünceler çoğalıyor, karanlık derinleştikçe insan kendiyle baş başa kalıyordu.
Kenan sırtüstü yatıyordu. Gözleri tavana dikiliydi ama baktığı hiçbir şeyi görmüyordu. Ev sessizdi. Fazla sessiz... Dide'nin nefesini bile duymuyordu bu gece. Aynı çatı altındaydılar ama sanki aralarında kilometreler vardı.

Aynı evde susan iki insan, bazen en uzak iki yabancıdan daha yabancı olabiliyordu.
Mesafe metreyle değil, kırgınlıkla ölçülürdü.
Ve bu gece aralarındaki mesafe, karanlıktan bile daha derindi.

Gözlerini kapattı. Olmadı.Açtı. Yine olmadı.
"Niye susuyorum? "diye geçirdi içinden.
"Niye konuşmuyorum onunla?"

İnsan bazen en çok sevdiğine susardı.
Çünkü konuşursa yıkılmaktan korkardı.
Çünkü bazı cevaplar, duyulduğu an geri dönüş bırakmazdı.

Sonra içindeki başka bir ses yükseldi hemen: Çünkü gördün, Kenan. Çünkü duydun.
Değirmenin önündeki o an, zihninde bir yara gibi duruyordu.
Dide...
Yanında Yaşar.
Kanlısının oğlu.
Dişlerini sıktı. Çenesi kasıldı.
O görüntü, ne zaman Dide'ye yumuşayacak olsa karşısına dikiliyordu. Sanki biri bilinçli olarak önüne koyuyordu.

"Ben hayal mi gördüm?
Ben yanlış mı duydum?"

Bu sorular aklına her düştüğünde, içi ikiye bölünüyordu.
Bir yanı bağırıyordu: Hayır! Gördün! Gözlerinle gördün! Kulaklarınla duydun!
Diğer yanıysa fısıldıyordu: Ama ya yanıldıysan...

Bu fısıltı canını en çok acıtan şeydi.
Şüphe, insanın içine düşen en sessiz zehirdi.
Bağırmazdı…
Ama yavaş yavaş her güzel hatırayı gölgelerdi.

Dide'nin yüzü geldi gözünün önüne. Doğum yapan kadının başında ter içinde kalışı... Korkusuzluğu... Merhameti... Bir canı dünyaya getirirkenki o sükûneti.
Böyle bir kadın...
Böyle bir kadın aldatır mı?

Sevdiğin insanı suçlamak kolaydı belki…
Ama ona inanmak cesaret istiyordu.
Ve Kenan’ın cesareti, gururunun gölgesinde kalıyordu.Bu düşünce içini titretti.Hemen ardından öfkeyle doğruldu yatakta.

"Yeter! "dedi kendi kendine.
Zayıflama şimdi.
Ama zayıflık değildi bu.
Bu, sevginin inadıydı.
"Ben seni aldatmadım."

Dide'nin sesi kulaklarında yankılandı.
Ne bağırmıştı... Ne ağlamıştı...
Sadece bakmıştı ona. Kırık ama dimdik.
Kenan yüzünü ellerinin arasına aldı. Parmakları saçlarının arasına girdi. Nefesi düzensizleşti.
Sustum çünkü söyleyemem... demişti Dide.

"Söylersem herkes yanar..."

Bazı sırlar ihanetten değil, fedakârlıktan doğardı.
Ama fedakârlık da bazen karşıdan bakıldığında suç gibi görünürdü.
Ve Kenan bunu ayırt edemiyordu.

Bu cümle, Kenan'ın içini kemiriyordu.
Ne demek bu?
Kimi koruyorsun?
Öfkeyle ayağa kalktı. Odanın içinde bir ileri bir geri yürümeye başladı. İçinde biriken her şey duvarlara çarpıp geri dönüyordu.

Yaşar'ın yüzü geldi gözünün önüne.
O an düğünde, Dide'nin koluna dokunuşu...
Beni durduruyordu.
Onu koruyordu.
Kalbi sıkıştı. Bu düşünceyi kabul etmek istemiyordu.
Hayır!

Ben yanlış anladım diyemem.
Çünkü o zaman... Söylediği her söz, Attığı her bakış, Yaptığı her zulüm...
Hepsi onun suçu olacaktı.
Ve Kenan, suçlu olmayı kaldıramazdı.

Çünkü insan en çok kendine kızınca sertleşirdi.
Başkasını incitmek, kendi pişmanlığını bastırmanın en kolay yoluydu.
O da bunu yapıyordu belki… farkında olmadan.

Ama ya gerçekten yanıldıysa?
Bu soru, içindeki bütün savunmaları yıkıyordu.

Bir adım attı kapıya doğru.
Elini kapı koluna uzattı.
Dide diğer taraftaydı.
Bir adım... Sadece bir adım atsaydı belki her şey değişecekti.
Hayatta bazı anlar vardır;
Ya içeri girersin ve her şey çözülür,
Ya da dönersin… ve o kapı bir daha asla eskisi gibi açılmaz.

"Didem..." demek istedi.

Boğazı düğümlendi.
Ya açar da... Ya gözlerinin içine bakar da... Ya yine o masum bakışı görürse...
O zaman ne yapacaktı?
Elini geri çekti.
Sırtını kapıya dayadı.
Gidemez.
Şimdi değil.
Çünkü gerçeği duymaya hazır değildi.
Çünkü ya yanıldıysa, bunun ağırlığını taşıyamazdı.

Ama bir şeyden emindi artık:
Dide'yi kaybetmekten korkuyordu.
Hem de sandığından çok daha fazla.
Gece ilerledi.
Kenan olduğu yerde kaldı.
Ne öfkesi geçti...
Ne pişmanlığı.

Sadece bir adam vardı geriye: Sevdiği kadını incitmiş, Ama hâlâ onu kaybetmekten ödü patlayan bir adam.
Sevgiyle öfke aynı kalpte yer bulduğunda,İnsan ne gidebilir ne kalabilir.İşte o aralık… en yıkıcı olandır.
Ve bu, en tehlikeli hâliydi.

Bu bölümü Kenan'dan görün istedim.Oda çok seviyor öfkesi kıskançlığı sadece bocalamasına, hata yapmasına sebep. Çok kızmayın onada.