A'RAF ım SENSİN kitap kapağı

26. bölüm / 30

A'RAF ım SENSİN

26.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Lunessa Lunessa

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 26.BÖLÜM

Keyifli Okumalar...

Bölüm şarkısı
Gülüz Ayla - Sensiz Aşkı Neyleyim

****

"Umut bittiği yerden yeniden de doğardı bazen.. "

Bazı insanlar hayatı bir yol sanar...
Oysa hayat, insanın içine kurulmuş görünmez bir savaş meydanıdır.
Kimi zaman bir annenin sessiz duasında sınanır insan, kimi zaman sevdiğinin gözlerinde büyüttüğü umutla. Kimi zaman da en ağır darbeyi, en güvendiği yerden alır.

Hayat; acıyı da sevinci de aynı sofraya oturtur.Bir yanda kahkahalar yükselirken, diğer yanda bir kalbin sessizce paramparça oluşunu izletir insana. Çünkü dünya, mutluluğu sonsuz kılacak kadar merhametli değildir. Ama insanı ayakta tutacak kadar umut bırakır avuçlarına.

İnsan bazen gözyaşlarının neden dinmediğini anlayamaz.Gece olur, herkes susar.Bir tek insanın içindeki kırıklar konuşur. En ağır yalnızlık da budur zaten; kalabalığın ortasında kendi acısına gömülmek. Ve yine de sabah olduğunda, hiçbir şey olmamış gibi devam etmek zorunda kalmak...
Ama hayatın garip bir adaleti vardır.
Her yara, insana başka bir yüzünü gösterir dünyanın. Her kayıp, kalbin içinde başka bir boşluk açar. Ve insan en çok da, canı yanarken büyür. Çünkü acı; insanın ruhuna işlenen en sessiz öğretmendir.

Belki de bu yüzden hayat, ne tamamen bir cehennemdir ne de kusursuz bir cennet. İnsan bazen mutluluğun kıyısında ağlar, bazen de felaketin ortasında yaşamaya tutunur. Çünkü kader, herkesi kendi imtihanıyla sınar.
Ve bazı insanlar vardır ki.
Hayat onları sevmeyi öğretirken kırar.
Sabretmeyi öğretirken tüketir.Güçlü olmayı öğretirken de, içlerinde çocuk kalan yanlarını sessizce öldürür.

"Ağlama güzelim..." dedi Yaşar.
Sağlam kalan kolunu güçlükle kaldırıp Elif'in yanağına dokundu. Parmakları titriyordu ama sesi, onun korkusunu susturmak ister gibiydi. Fakat içinin derinlerinde büyüyen öfke, gözlerinin karanlığına çoktan çökmüştü. Demek babası bunu da yapmıştı. Gidip karısını korkutmuştu. Elbet soracaktı bunun hesabını. Elbet bir gün, yıllardır içine attığı her şeyin bedelini çıkaracaktı ondan.

"Bundan sonra yalnız çıkma dışarıya..." dedi sertçe.Elif sessizce başını salladı. Ama gözlerindeki korku hâlâ dinmemişti.

"Yaşar ben çok korkuyorum. Ya bir şey yaparsa? Hem..." dedi.
Sözler boğazına düğümlendi. İçinde taşıdığı gerçeği söylemek,düşündüğünden daha zordu. Ama Yaşar'ın bunu bilmeye hakkı vardı.

"Yaşar..." dedi yeniden. Sesi ince ince titredi."Artık yalnız değiliz."

Eli yavaşça karnına indi. Parmakları, daha şimdiden can olmuş gibi sevgiyle dolaştı üzerinde. Dudaklarında kırılgan bir tebessüm vardı. Gözlerinden süzülen yaşlara rağmen içi sıcacık bakıyordu kocasına.

"Ben hamileyim..." dedi fısıltıyla.
"Baba olacaksın."

O an zaman durmuş gibiydi.
Yaşar'ın bedeni olduğu yere çakıldı sanki. Nefesi göğsünde sıkıştı. Gözleri, şaşkınlıkla karısının yüzünde dolaştı. Söylenen şeyi anlamaya çalışıyordu. Belki de hayatında ilk kez, korkuyla mutluluk aynı anda çarpmıştı yüreğine.

"Doğru mu bu?.." dedi kısık bir sesle.
Elif utangaç bir şekilde başını salladı.

"Doğru.İki aylık hamileyim."
Yaşar bir anda ayağa kalktı. Odanın içinde telaşla yürümeye başladı. Eli çenesine gidiyor, tekrar düşüyordu. İçindeki düşünceler birbirine çarpıyordu sanki. Bir süre sonra durdu. Yavaşça karısına döndü.

"Elif..." dedi.
Sesi çatlamıştı.
"Ben..."Yutkundu. Söyleyeceği şey, gururunu acıtıyordu.

"Ben bu elle, bu kolla," dedi.
Tutmakta zorlandığı koluna baktı. Parmakları hafifçe titredi.

"Ben onu nasıl tutarım Elif?.." dedi kırılmış bir adam gibi.
"Ben bu yarımlıkla nasıl baba olurum?.."
Elif'in gözlerinden yaşlar süzüldü. Çünkü kocasının en büyük yarasının kolu değil, eksik hissettiği yanı olduğunu biliyordu. Yaşar, sakat kalan kolundan çok; bir gün sevdiği insanlara yetememekten korkuyordu.Elif ellerini uzatıp onun ellerini tuttu. Sıcacıktı elleri. Şefkat doluydu.

"Tutacaksın..." dedi gözlerinin içine bakarak.
"Hem de en güzel sen tutacaksın onu."
Yaşar'ın gözleri doldu.

"Çok güzel baba olacaksın sen. Çünkü senin yüreğin güzel..." dedi Elif.
"Bir insanı baba yapan elleri değildir Yaşar. Kalbidir."Sesi titriyordu ama söyledikleri, Yaşar'ın içindeki karanlığa ışık gibi düşüyordu.

"Sen ona benim olmadığım yerde bile bakarsın. Seversin onu. Korursun. Bir gülüşü için dünyayı yakarsın. Kimsenin onu üzmesine izin vermezsin." dedi.

"Sen onun kahramanı olacaksın."
Yaşar'ın gözlerinden bir damla yaş düştü.Belki ilk kez, eksik hissettiği yerden değil; sevildiği yerden bakıyordu kendine.Karısını kendine çekip sarıldı. Sağlam koluyla sıkıca sardı onu. Diğer kolunu da zorlanarak beline doladı. Sanki dünyada tutunabildiği tek şey Elif'ti.

"Sen benim yaşama sebebimsin Elif..." dedi kısık bir sesle.
"Sen oldukça yaşıyorum ben..."
Başını eşinin saçlarına yasladı.
"Ne olur..." dedi boğazı düğümlenerek.
"Sen hep yaşa gülüm."Bu belki de yarım bir adamın hayata ilk defa sıkı sıkıya tutunuşuydu.Bir insanın hayatı, bazen tek bir haberle değişirdi.O ana kadar yalnız kendisi için atan kalbi, artık başka bir canın nefesiyle yaşamaya başlardı. Korkular büyürdü belki.Ama sevgi de büyürdü. Çünkü insan, ilk kez birine "canım" değil, "canımdan öte" demeyi öğrenirdi.

Elif gülümsedi.
Yüzü, Yaşar'ın sıcacık göğsüne yaslıydı. Kalbinin atışlarını duyuyordu. Güvende hissettiren o ritmi.Sanki dünyadaki bütün kötülüklerden uzak tutuyordu onu.

"Ya ölürsem Yaşar?.." dedi ansızın.
Yaşar'ın bedeni bir anda gerildi.
Elif devam etti.

"Ya Allah bana bu kadarcık ömür biçtiyse?.. Ben öldüm diye yaşamayacak mısın? Bebeğimize kim bakacak o zaman?.."

Sorular peş peşe dökülürken, Yaşar hiçbirini tam duyamadı bile. Çünkü zihni tek bir cümlede takılı kalmıştı.

Ya ölürsem?..

O söz, bir çivi gibi saplandı içine.
Ölüm. Elif'in ölümü. Bunu düşünmek bile nefesini daraltıyordu. Çünkü o, hayatında ilk kez birini kaybetmekten bu kadar korkuyordu. Elif giderse sanki dünya kararırdı. Evler yıkılır, yollar eksik kalır, gökyüzü bile eski rengini unuturdu.

"Allah korusun Elif'im..." dedi hemen.
Sanki o cümleyi söylerse kader susacakmış gibi.
Sanki Allah'tan korkuyla dilenen her dua, sevdiği kadını hayatta tutacakmış gibi...

"Sana bir şey olsa ben nasıl yaşarım yavrum?.." dedi boğuk bir sesle.
"Bu dünyadaki bütün mutluluğum, senin şu iki çukurunda saklı...Senin yerine ben öleyim. Ölürsem de şu iki çukuruna gömsünler beni. "

Parmakları Elif'in yanağına kaydı. Gülerken beliren gamzelerine baktı. O küçücük çukurlarda bile yuva buluyordu yorgun kalbi.Sonra onu öyle sıkı sardı ki...
Sanki biraz gevşetse Elif dağılıp gidecekti. Yok olacaktı. Ellerinin arasından kayıp karanlığa karışacaktı.

"Varsa ömrüm..." dedi gözleri dolarak.
"Allah benden alıp sana versin gülüm."
Sesi çatladı.
"Sen yaşa Elif'im.Sen hep yaşa..."

Ah Elif...
Yüreği kırık ama sevgisi kocaman Elif...
Nazlı, masum, boynu buruk Elif...
Kocasının sözleri kalbine dokundu. Öyle derinden dokundu ki, gözleri yeniden doldu. Çünkü insan bazen en çok, birinin kendisi için ölümü bile göze alabileceğini hissedince ağlardı.Kollarını Yaşar'a daha sıkı sardı.

"Sana da bir şey olmasın Yaşar'ım." dedi usulca.
"Sen olmazsan ben yaşar mıyım hiç?.."
Başını kaldırıp gözlerinin içine baktı.

"Biz hep olalım birbirimizin hayatında." dedi.
"Böyle dip dibe. Sarmaş dolaş."
Dudaklarında kırılgan ama umut dolu bir tebessüm vardı.

"Hep böyle sevelim birbirimizi. Yavrumuzu birlikte büyütelim."
O an dünya sustu sanki.
Ne korkular vardı artık, ne acılar...
Sadece birbirine tutunmuş iki yaralı insan vardı. Ve onların arasında, sevginin sessizce büyüttüğü küçücük bir mucize.Ama kader diyede birşey vardı.İnsan alnına ne yazıldıysa onu yaşardı.

Sevmek bazen dünyanın en güzel hissiydi.Ama en büyük korku da yine sevdiğin insanın başına bir şey gelme ihtimaliydi. Çünkü insan, en çok kalbini bıraktığı yerden korkardı. Ve kader, tam da o yüzden sınardı insanı; sevgisiyle, sabrıyla, kaybetme korkusuyla...

Doktor son kontrolleri yaptıktan sonra elindeki dosyayı kapattı. Odanın içinde ağır bir sessizlik vardı.Dide, içindeki korku ve umut birbirine karışmış halde koltuğun ucunda oturuyordu.Parmakları birbirine kenetlenmişti. Göremeyen gözleri her sese daha dikkatli dönüyor, doktorun dudaklarından çıkacak cümleyi bekliyordu.

Kenan ise dışarıdan sakin görünmeye çalışıyordu. Ama dizlerinin üzerinde kenetlediği elleri, içindeki fırtınayı ele veriyordu.İnsan bazen en çok, sevdiği kişinin yeniden kırılmadından korkardı. Kendi içindeki korku da cabasıydı. Doktor sonunda başını kaldırıp onlara baktı.

"Göz kanallarınızda tıkanma var," dedi sakin bir sesle.
"Geçirdiğiniz riskli hamilelik ve yaşadığınız travma, göz içi basıncını etkileyip kanallarda tıkanıklığa sebep olmuş."Dide'nin nefesi tutuldu.

"Ama..." dedi doktor hafifçe gülümseyerek,
"Ufak bir ameliyatla bunu düzeltebiliriz."

O an Dide'nin yüzüne öyle bir ifade yayıldı ki.Sanki uzun zamandır karanlıkta kalan biri, uzakta küçücük bir ışık görmüştü.Bal rengi gözleri doldu. Görmese bile umut, insanın gözlerinde yine de parlıyordu.

"Ben..." dedi heyecanla.
"Ben yeniden görebilecek miyim?.."
Sesi titriyordu. İçinde hem korku hem çocuk gibi bir sevinç vardı.Doktor gülümsedi.

"Evet," dedi net bir şekilde.
"Yeniden göreceksiniz."
Dide'nin dudakları aralandı. Gözlerinden yaş süzüldü sessizce.İnsan bazen bir şeyi kaybetmeden, görmenin bile nasıl bir nimet olduğunu anlayamıyordu.En çokta oğlunu göreceğinin sevinci yerleşmişti içine.Şimdi çocuk gibi şendi.

"Hatta kendinizi iyi hissederseniz birkaç gün içinde ameliyatı yapabiliriz," dedi doktor.Kenan'ın yüreğine su serpildi o an.Bal gözlüsü yeniden görecekti... Yeniden ona bakacaktı.Hiç görmediği, kokusu ,sıcaklığı ile yetindiği oğlunun yüzünü görebilecekti.Ama yine de içindeki korku susmadı.

"Doktor bey..." dedi tedirgin bir sesle.
"Karım ağır bir doğum geçirdi. Yaşadıklarını biliyorsunuz..."
Bakışları bir an Dide'ye kaydı.

"Tekrar ameliyat olması ona ağır gelmez mi?.."Doktor, Kenan'ın korkusunu anlayan bir ifadeyle başını salladı.

"Korkmayın Kenan Bey," dedi yumuşak bir sesle.
"Elbette her ameliyatın küçük de olsa riski vardır. Ama bu ağır bir operasyon değil."Dosyadaki sonuçlara tekrar baktı.

"Dide Hanım'ın değerleri toparlanmaya başlamış. Sonuçları oldukça iyi."
Sonra özellikle vurgulayarak ekledi:

"En önemlisi de şu! Dide Hanım kendini ne zaman hazır hissederse, ameliyatı o zaman yapacağız."Kenan derin bir nefes verdi.Sanki günlerdir içine çöken taş biraz olsun hafiflemişti.Ama korku hâlâ oradaydı.Çünkü bazı travmalar geçmiyordu. İnsan sadece onlarla yaşamayı öğreniyordu.Ve artık Kenan, sevdiği kadını bir daha kaybetme ihtimalinden ömrü boyunca korkacaktı belki de.

Dide bir anda telaşla doğruldu.
Sanki doktorun söyledikleri elinden kayıp gidecekmiş gibi korkmuştu.

"Doktor bey lütfen..." dedi aceleyle.
"Yapalım ameliyatı. Ben görmek istiyorum. "O son cümlede öyle derin bir hasret vardı ki. Kenan'ın canı yandı.
Çünkü sevdiği kadın karanlığın içinde günlerce nefes almaya çalışmıştı.
Bir annenin yavrusunun yüzünü görememesi. Bir kadının sevdiği adamın gözlerine bakamaması. Bu, insanın içine işleyen başka türlü bir acıydı.

Kenan başını eğdi bir an. İçinde ağır bir pişmanlık dolaştı yine.Bal gözlüsü çok çekmişti. Sarı papatyası onun yüzünden çok ağlamıştı.Ve Kenan artık bunu her nefesinde hissediyordu.Geçmiş geri gelmeyecekti belki ama bundan sonrası için savaşacaktı. Dide'nin gözlerinden bir damla yaş daha akmaması için uğraşacaktı. Kendini affettirmek için. Ona yaşattığı her şeyi unutturabilmek için. Yavaşça uzandı.Büyük, nasırlı elleri Dide'nin küçücük ellerini buldu. Parmaklarını sıcacık avuçlarının içine aldı. Sanki dünyadaki en kıymetli şeyi tutuyordu.Sonra uzun uzun baktı ona.
Göremeyen ama yine de ışığını kaybetmeyen o bal rengi gözlere.

"Sakin ol güzelim..." dedi yumuşak bir sesle.
"Doktorumuz gününü belirlesin, olacaksın ameliyatı."Başparmağıylakarısının elini okşadı.

"Allah'ın izniyle yeniden göreceksin..." dedi.
"Beni.Bizi.Yavrumuzu."Sesi titredi son cümlede.

"Sana söz veriyorum."
Dide, onu göremese de gülümsedi.
Çünkü insan bazen sevdiği kişinin yüzünü görmeden de hangi ifadeyle baktığını hissederdi.

"Sen sözünü tutarsın." dedi usulca.
"Biliyorum..."

Kenan'ın yüreği o anda sımsıcak oldu.
Dide'sinin ona yeniden böylesine inanması bu kadar derinden dokunmuştu içine.Ve o an kendi kendine sessizce söz verdi;Bu kadının gözlerinden akan her yaşın yerine, bundan sonra sadece mutluluk bırakacaktı.

Umarım beğenmişsinizdir. Oy vermeyi, oylarınz ve güzel yorumlarınızla destek olun lütfen..

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

15okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18