A'RAF ım SENSİN kitap kapağı

11. bölüm / 30

A'RAF ım SENSİN

11.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Lunessa Lunessa

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 30Şu an: 11.BÖLÜM

Merhaba...Yeni bölümle geldim..Düzenleme yapmadan atıyorum Keyifli okumalar.. Satır arası yorumlarınızı, oylarınızı eksik etmeyin..

Bazen gerçek, kaldıramayacağımız kadar ağır olurdu. Öğrendiğimiz hakikatlerin karşısında nasıl duracağımızı bilemezdik.

Kenan, Dide'nin evinden nasıl çıktığını bilmiyordu. Adımları onu nereye götürüyordu, farkında değildi. Bir çocuğu olacaktı. Hem de sevdiği kadından... Ama Dide, bu haberi ona söylemeye bile gerek duymamıştı.

"Aptalım ben..." diye mırıldandı. "Ne kadar aptalım..."

Arkasından seslenen birini duymadı. Kolundan tutan el onu durdurdu. Kenan başını kaldırdığında Mustafa'yı gördü.

- Ne oldu sana Kenan? O kadar seslendim, duymadın.Yoksa yangınla mı ilgili bu halin?
Kenan'ın gözleri doldu.

- Dide,dedi. Hamileymiş.
Mustafa bir an duraksadı, sonra konuştu.

- Bu güzel bir haber gardaşım. Neden böyle yıkıldın? Belki aranız düzelir.
Kenan acı bir gülümsemeyle baktı ona.

- Bana söylemek istememiş. Karım... bunu bilmeye bile beni layık görmemiş.
Mustafa içini çekti.

- Çok şey yaşadı Kenan. Affedebilmek kolay değil. Biraz zaman ver. Bir evladınız olacak. Ona tutun.Bak zamanla düzelecek herşey, az sabır gardaşım..

Kenan cevap vermedi. İçinde derin bir boşluk vardı. Bir çocuğu olacaktı... Ama karısı yoktu yanında. Ve bu yalnızlığın ne kadar süreceğini bilmiyordu.

Yaşar da babasının adamından öğrendiği gerçekle ne yapacağını bilemez hâlde, öfkeyle savruluyordu. Gerçekler acıydı. Ve Yaşar'ın ruhunu sıkıyordu.
Yaşar, gündüzün kör saati babasının evinin önünde durdu. Bu kapının eşiğinden nice kez geçmişti ama ilk kez adımları bu kadar ağır gelmişti. Avludan ışık sızıyordu. İçeriden babasının sesi geliyordu.
Kapıyı sertçe açtı.

- Baba!
Hamit başını kaldırdı. Oğlunu görünce ne şaşırdı ne de toparlandı. Sanki bekliyormuş gibiydi.

- Hayırdır? dedi soğukça.

- Bu saatte neyin öfkesi bu?
Yaşar bir adım attı. Gözleri doluydu ama sesi sertti.

- Ambarı yaktırdın.

- Dide içerideyken!

Hamit sandalyesine yaslandı. Bir an sustu, sonra dudaklarında alaycı bir gülümseme belirdi.

- Ne olmuş yani? Hem nereden belli benim yaptırdığım? Kanıtın var mı?
- Yoksa köy dedikodusuyla mı geldin karşıma?
Yaşar'ın elleri titredi.

- O ateşi yakanlar senin adamların!
- Biri konuştu baba. Her şeyi anlattı.
Hamit ayağa kalktı. O an evin içindeki hava değişti.

- Bak oğlum... dedi yaklaşarak.
- Benim evimde, benim karşımda sesini alçalt.

- Benim babam olman seni temize çıkarmaz! diye haykırdı Yaşar.
- Bir kadını, hem de hamile bir kadını ateşe attın!
Hamit'in yüzü bir an sertleşti. Sonra tekrar o uğursuz sakinlik...

- Bak sen... Benim korkak oğlum büyümüş de bana kafa tutuyor ha...
- Sakın bana kafa tutma Yaşar. Zararlı sen çıkarsın.
Bir an durdu.
- Sen buraya ambar için gelmedin.
- Sen Elif için geldin.
Yaşar donup kaldı.

- Ne diyorsun sen?

- Elif'i biliyorum.
- Onunla görüştüğünü, nerede buluştuğunu da biliyorum.
Yaşar'ın boğazı kurudu.

- Onu karıştırma.

- Karıştırırım. dedi Hamit net bir sesle.
- Çünkü Kenan'ın kız kardeşi.
Bir adım daha yaklaştı, işaret parmağını oğlunun göğsüne bastırdı.
- Bak oğlum...
- Bu iş burada bitecek.

- Nasıl bitecek?

- Ayrılacaksın.
- Elif'ten uzak duracaksın.

- Hayır.Bunu asla yapmam.
Hamit'in sesi buz kesti.

- O zaman kötü olur.

- Beni mi tehdit ediyorsun baba?

- Ben tehdit etmem. dedi Hamit.
- Ben söylerim... sonra olur.
Bir an durdu, sonra en ağır yerden vurdu:
- Kenan zaten yıkılmış.
- Bir de kardeşinin adı dillere düşerse... sence ayakta kalabilir mi?
Yaşar'ın gözleri doldu.

- Bunu yapamazsın. Eğer böyle bir şey yaparsan oğlun olduğunu unut baba.
Hamit omuz silkti.

- İstemiyorsan bunu yapmamı ayrılacaksın.
- Benim istediğim bir kızla evleneceksin.
Kapıyı işaret etti.
- Git şimdi.
- Ben babanım ama bana karşı gelen sen bile olsan acımam.
Yaşar bir süre olduğu yerde kaldı. Sonra arkasını döndü. Giderken tek bir cümle bıraktı ardında:

- Bir gün bunun hesabını vereceksin.
Hamit arkasından baktı.

- Söylediğimi unutma oğlum.

Hayat herkese adil davranmazdı. İnsan bazen mutlu olacağını sandığı yerde en derin acıların içine sürüklenirdi. Tutunduğu umut, bir anda avuçlarından kayıp giderdi. Elif ve Yaşar da sevdalarına tutunmuş iki yürekti ama bu sevda, kaderin sert yüzüne yenik düşmek üzereydi.

Elif, değirmene geldiğinde içi öfkeyle doluydu. Yaşar'ı bekliyordu. Bir an bile duramıyor, bulunduğu yerde dönüp duruyordu. Kalbi göğsüne sığmıyor, zihninde aynı düşünce yankılanıyordu.
Kapı büyük bir gürültüyle açıldı. Elif başını kaldırdı. Gelen, beklediği adamdı.

- Elif'im...

- Sakın! dedi öfkeyle.

- Bana Elif'im deme. Baban benim aileme zarar verirken sen bana Elif'im deme.
Yaşar çaresizce baktı.
- Yapma gülüm. Benim ne suçum var? Babamın ettiğinden ben neden sorumlu olayım?
Elif yumruk yaptığı elini göğsüne indirdi.

- Ona engel olmadın!
- Abimi çaresiz bırakmak için mahsulü yakacaktı neredeyse.
- Hamile yengem ölüyordu!

- Biliyorum...

- O zaman neden engel olmadın?

- Bilmiyordum. Yemin ederim bilmiyordum. Ben de yeni öğrendim.
Elif'in sesi titredi ama kararlılığı sarsılmadı.

- Şimdi olacağı varsa da olmayacak olmayacak herşey daha da kötü oldu.

- Olmayacak... dedi Yaşar.
- Eğer seni bırakmazsam babam köyde adını çıkaracak.
- Senden ayrılıp onun istediği biriyle evlenmemi istiyor.
Elif olduğu yere çakıldı.

- Ne...?

- Duydun işte...
Elif gözyaşlarını tutamadı.

- Git...

- Elif...

- Git Yaşar.
- Biz zaten olamazdık. Git ve bir daha gelme.

Arkasını döndü, ağlaya ağlaya çıktı.
Yaşar olduğu yerde kaldı. Yumruk olan elini değirmenin soğuk duvarına indirdi. İçindeki acı, o an taşlara bile sığmadı.

Bazı ayrılıklar vardır, vedaya bile benzemezdi. Kimse kapıyı çarpmaz, kimse gitmek istemezdi. Hayat, iki insanın arasına usulca girer ve "şimdi" derdi.Elif ve Yaşar'ın ayrılığıda mecburiydi.

Mecburî ayrılıklar sevgiyi azaltmaz; sadece onu mesafeye mahkûm ederdi. Aynı kalpte kalıp, aynı hayata sığamamaktı asıl acı. Ve insan bazen birini bırakmaz; sadece onu zamana emanet ederdi

Bu ayrılıklar en çok suskun olanlardı. Ne kavga eder, ne de bağırır. Sadece "başka çare yok" cümlesi kadar ağırdı. İnsan sevdiğini bırakmaz aslında; sadece hayatın elinden tutup ondan uzaklaşırdı Aynı sevgiyi taşımaya devam edip, aynı yolda yürüyememekti asıl kırgınlık.
Ve bazen en büyük sadakat, kalmayı istemene rağmen gidebilmekti.

Elif, ağlamaktan gözleri kan çanağına dönmüş hâlde avludan içeri girdi. Merdivenlere yönelip odasına çıkmak istemişti ama bir ses onu durdurdu. İstemsizce sesin geldiği yöne adımladı.
Abisi...
O heybetli adam, küçük bir çocuk gibi olduğu yerde çökmüş, ağlıyordu. Anne babalarının ölümünden beri onu ilk kez böyle görüyordu Elif.
Usulca yaklaşıp sedire oturdu. Konuşmakla susmak arasında kaldı. Sonra elini yavaşça abisinin omzuna koydu.

- Abi... dedi.
Kenan, ağlamaktan geldiğini bile fark etmemişti. Elif'in sesiyle irkildi. Başını kaldırdı, yaşlı gözlerle ona baktı. Günler sonra ilk kez içinden gelen bir sesle konuştu.

- Elif...
Elif'in içi parçalandı. Karşısındaki, koskoca otuz yaşında bir adam değil; sevilmeye muhtaç, kırgın bir çocuktu artık.

- Ne oldu abi?
Kenan başını öne eğdi. Sesi titreyerek çıktı.

- Bizim... dedi.

- Bizim bir çocuğumuz olacakmış, Elif.
Elif buruk bir ifadeyle baktı abisine. Demek öğrenmişti. Demek Dide söylemişti.

- Biliyorum...
Kenan buna da şaşırmadı. Karısıyla kardeşi her zaman can ciğerdi zaten.

- Bana söylemedi Elif.

- Doktordan duydum...
Elif derin bir nefes aldı.

- Sana söyleyecekti abi.
- Sadece bu hâldeyken konuşmak ona zor geldi.
- Onu da anla. Çok kırılmış.
- Demediğin söz, etmediğin eziyet kalmamış. Nasıl deseydi?
Bir an durdu, sesi yumuşadı.
- Suçlusun demiyorum ama... hatalısın abi.
- Siz ikiniz de ne çok severdiniz birbirinizi.
- Dide'den bunu nasıl bekledin?
Elif iç çekti.
- Bilseydim asla buna izin vermezdim.
- Her şey benim yüzümden oldu. Çok pişmanım.
- Affet demeye yüzüm yok ama... bu küslük bitse ya.
- Ben abimi çok özledim...

Kenan, kardeşinin yüzüne uzun uzun baktı. O da çok seviyordu Elif'i. O da çok özlemişti. Dayanamadı; çekip kendine sıkıca sarıldı.
Elif, sanki bu anı bekliyormuş gibi hıçkırarak ağlamaya başladı.
Şimdi abi kardeş, sessizce ağlıyordu.
Bu kadardı işte küslükleri.
Kardeş kardeşe ne kadar küs kalabilirdi ki?
Bir süre öyle kaldılar. Kenan sakinleşince Elif'i kendinden ayırdı, ayağa kalktı.

- Elif... dedi.
- Senden bir şey isteyeceğim.
- Yengenle kalmanı istiyorum. Onun sana ihtiyacı var.
- Bundan sonra onunla kal, kardeşim.
Elif abisine baktı.

- Sen abi?
- Sen neden kalmıyorsun?
Kenan acı acı gülümsedi.

- O beni istemiyor.
- Bebeğimizi bile söylemedi bana.
- Gözünün önünde durup onu daha fazla üzmek istemiyorum.
Bir an durdu.
- Bir sıkıntı olursa bana haber edersin, olur mu?
- Bir süre beni görmemesi daha iyi...
Elif ikisini de anlıyordu. Abisi de, Dide'nin suçu olmasa bile, bu bebek meselesine içerlemişti.

- Tamam, dedi.
- Akşama ona geçerim.

Kenan başını sallayıp merdivenlere yöneldi.
Bir süre uzaktan sevecekti sevdiği kadını.
Gözünün önünde olmayacaktı.
Uzak durmak zordu...
Ama yapacaktı.
Stres iyi gelmezdi ona.

Gece, köyün üzerine ağır ağır çökmüştü. Yaşar, evin avlusunda tek başına oturuyordu. Ne içeri girebiliyor ne de kalkıp bir yere gidebiliyordu. Elindeki sigara çoktan sönmüştü ama farkında değildi. Gözleri karanlığa dalmıştı.
Olmadı... Olacakken olmadı...

Elif'in "Git" deyişi kulaklarında çınlıyordu. Gitmişti ama asıl kalan oydu. İçinde, yerinden sökülemeyen bir şey vardı. Babasına öfkeliydi; kendine daha da çok. Elif'i koruyamamıştı. Sevdiği kadını, sevdiği hâlde bırakmıştı.
Sevda bazen cesaret istermiş, diye geçirdi içinden. Benimkisi yetmedi.
Başını iki elinin arasına aldı. İlk defa, bu kadar yalnız hissediyordu.

Dide kendi evinde, pencerenin önünde oturuyordu. Yastığa yaslanmış, elleri karnının üzerindeydi. Sessizlik içinde, uzaklardan gelen köy seslerini dinliyordu. Kapı hafifçe aralandı; Elif içeri girdi. Elinde küçük bir paket vardı: birkaç badem şekeri, ufak bir kek ve bir bardak çay.

- Dide... dedi Elif yumuşak bir sesle.
- Abim bıraktı, senin için...
Dide hiçbir soru sormadan paketi aldı. Kaşlarını hafifçe kaldırıp başını salladı. Elif yanına oturdu, sessizce bekledi. Dide bir badem şekeri aldı, çayından yudumladı. Boğazındaki düğüm biraz gevşedi.

- Ben ona haksızlık ediyorum, değil mi Elif?
Elif bir an sustu.

- İkiniz de aynı yerden yaralısınız.Abim de çok pişman. Zamanla her şey yoluna girer inşallah. Üzme sen kendini.

Dide, içindeki karmaşayla sustu.
Kenan uzaktan izliyordu onu. Dide'yi görebiliyordu. Aralarında mesafe vardı ama yine de her hareketini, her bakışını hissediyordu.

Sabah olduğunda Kenan, her zamanki gibi kapının yanındaki çıkıntıya küçük bir sepet bıraktı. İçinde birkaç elma ve bir paket badem şekeri vardı. Dönüp gitmek üzereyken kapı açıldı.
Dide'ydi. Ekmek almak için çıkmıştı. Göz göze geldiler.

- Kenan...
Kenan özlemle baktı ona.

- Kusura bakma... bunları bırakıyordum. Gidiyorum şimdi...
Dide konuşamadan arkasını döndü, gitti.

Dide birkaç dakika olduğu yerde kaldı. Sonra bakışları çıkıntıdaki sepete takıldı. Elini uzatıp aldı. En üstteki badem şekerine baktı.
Yüzünde ufacık bir gülümseme belirdi.
Bu gülümseme, sessiz bir anlaşmaydı; kırılmış kalplerin yavaş yavaş birbirine yaklaşmasıydı.
Bu ufak jest, aralarındaki buzları eriten ilk damlaydı.

Yaşar ise hâlâ dışarıdaydı. Tek başına, düşüncelere gömülmüş. Gözlerinde Elif'in hayali vardı. Her şeyi biliyor ama hâlâ hiçbir şey yapamıyordu. İçinde çaresizlik, içinde sevgi... Ve ikisinin ağırlığı.

Yangın olayının üzerinden iki hafta geçmiş herşey normale dönmüş gibiydi.Dört kişi hariç.Dördü de kendi içindeki çatışmalara, pişmanlıklara direnmeye çalışıyordu.

Elif o gün abisine gidiyordu.
Arada bir uğrar, uzaktan bakar, her şey yolunda mı diye kolaçan ederdi. Evlerinde çalışan insanlar vardı ama yine de Kenan'ın yükünü hafifletmek isterdi. Çünkü bazı yaralar, kalabalıkta değil; en çok yalnız kalınca sızlardı.
Sokağın başında, kapı önlerine dizilmiş kadınlar vardı. Kimi yün eğiriyor, kimi çekirdek çitliyor, kimi de kahkahalarla dedikoduya sarılıyordu. Elif'in gözü onlara takıldı ama kulak vermek istemedi. Kendi düşüncelerine gömülmüş, başı önde yürüyordu.
Derken, kadınların arasından bir cümle sıyrıldı:

"Yaşar nişanlanmış diyorlar..." - "Babası ayarlamış, köyden bir kızmış." - "Hamit ağa çıkar çıkmaz oğlunu da baş göz etmiş desene..."

Elif'in adımları durdu.
Sanki biri göğsünün ortasına sertçe bastırmıştı. Nefesi kesildi. Kulaklarında uğultu başladı. O an anladı... Git demişti ya; Yaşar gitmişti. Ama bu gidiş, terk etmekten değildi. Bu, teslim olmaktı.
Gözleri doldu ama ağlamadı.
Çünkü ağlamak, hâlâ umut varsa olurdu.
İçinden tek bir düşünce geçti: "Demek mecbur bıraktı seni..."
Yaşar'ın değirmenin soğuk havasında gözlerine nasıl baktığını hatırladı.
"Git" derken titreyen sesini...
Giderken arkasına bakamayışını...
O onu bırakmamıştı.
O, sevdiğini koruyamadığı bir hayata yenilmişti.

Elif yürümeye devam etti.
Ama her adımda, içinden bir şey biraz daha eksiliyordu.
Kenan ve Dide'nin sessizce iyileşmeye başlayan yaraları, Elif'in yüreğinde ise kanayan sevdası vardı. Bazı insanlar uzaklıkla toparlanırdı; bazılarıysa uzaklıkta eksilirdi.
O an Elif şunu anladı:
Hayat bazen insanı sevdiğinden ayırmaz...
Onu, sevdiği hâlde susmaya mahkûm eder.
Ve köyün üzerine gece, yine ağır ağır çöktü.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

43okunma 2beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18