9. Bölüm : Patlama ve Yara

Vaveyla Yazarı: Geceningüneşi

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 16Şu an: 9. Bölüm : Patlama ve Yara

Ölüm neydi ? Ölmek neydi ? Bilincin terk etmesi mi yoksa canlılığın yok olması mı ? Ya da ruhun mekan değiştirmesi mi ?

Dönüşü olmayan bir şeydi , orası kesin. Riske girilmeyen , oyun oynanmayan bir şeydi. Sonrası olmayandı. Tükenişti ölüm , başlangıcını fark edemediğimiz bir yolun sonuydu. Yaşamaktı önemli olan , ne olursa olsun hayatta kalmak.

Peki neden önemli olan hayatta kalmaktı ? İnsanlar neden ölmek istemezdi ? Neden ölümden korkarlardı ? Başka bir dünyaya yolculuk olduğunu düşündükleri için miydi ? Ya da dünyayı bırakamadığı için mi korkardı insan ?

Yaşamak neden bu kadar önemliydi ? Sahi başlangıcını fark edemediğimiz sonunu bilmediğimiz bu zaman aralığını hissetmek miydi önemli olan ? Ne değerliydi , ne kadar olduğunu bilmediğimiz bu zaman aralığı ! Bu zaman aralığını değerli kılan neydi , mutlu hissetmek mi ? Huzurlu olmak mı ? Yoksa tatmin olma hissi mi ?

Sahip olduğu konumdan , elindeki paradan , yaşadığın hayattan tatmin olmak mı ? Yoksa alacağı intikamdan tatmin olmak mıydı ? Kısas , yaşadığını yaşatma arzusu muydu bu hayatı vazgeçilmez kılan ? Değerli ve kısıtlı olan bu zaman aralığında gerçkten önemli olan intikam almak ve ondan tatmin olmak mıydı ? Öz gücünü , egonu mu doyurmaktı ? Şu kadarcık değerli zamanda önemli olan nefsi mi doyurmaktı , nefsi mutlu etmek miydi ?

Yoksa çoğunun şuursuzca , cahilce yaşam sürdüğü , hep kendine yontan bu dünyada bir amaç üzerine yaşamak , kendin dışında diğerlerini de mi düşünmekti ? Bir düşünce üzerine , bir dava üzerine ömrünü harcamak mıydı önemli olan ? Karınca misali ateşe şu taşımak mı bu hayatı değerli yapıyordu ?

Hayatı değerli kılan neydi ? Hayattan vazgeçilmemeye sebep olan neydi ? Dünyadaki sayısız eğlenceden mahrum kalmak mı ? Yoksa nefsini mi tam doyuramadığından ölmekten korkar insan ? Ya da sevdiklerini bırakamadığından mı ?

Ölümün kendisine uğradığında onu almadan gitmeyeceğini bilmez mi insan ? O zaman ne diye hayatını riske atardı ? Ölmekten korkmadığı için mi ? Peki bir insan güvenmediği bir insanın hayatta kalması için ne diye kendi canını riske atardı ? Patlayacağını bilen bir arabaya doğru sırf birini kurtarmak adına niye vazgeçerdi kendi hayatından ? İçgüdü müydü , refleks miydi ?

Onlarca kilo patlayıcıyla yüklenmiş bir araba ne kadar zarar verebilirdi ? Bunu göze alabilen yürek nasıl bir yürekti ? Ölmekten korkmayan , sevenlerini ardında gözü yaşlı bırakabilecek , hayattan zevk almayan biri olmalıydı. Hayattayken ölmüş olmalıydı ya da hiç yaşamanın farkında olmamış biriydi.

Şiddetli bir kulak ağrısının yanında kulakları kanatacak seviyede bir çınlama işitiyordu patlamaya maruz kalanlar. Hastanenin bahçesinde olanlar iki üç dakikaya bu olayı atlatıp , neler olduğunu fark ederken arabanın yakınlarında olan üç kişi yerde yatıyordu. Biri bombayı aktif hale getiren adam , diğerleri ise Batuhan ve Suna’ydı.

Bombayı yerleştiren adam ciddi yaralanmış , vücuduna bir sürü şarapnel parçası isabet etmişti. Suna Batuhan tarafından uzaklaştırıldığı için ciddi yarası yoktu , başını sert vurmuştu ve şok dalgasının etkisiyle hâlâ kendisine gelememişti. Batuhan ise bomba patlamadan çevik davranmış , Suna'yı uzaklaştırıp siper olmaya çalışmıştı. Suna’yı korumuştu ama sırtına şarapnel parçaları girmişti.

Suna’nın bilinci yerine geldiğinde göğsünde şiddetli bir ağrı vardı. Nefes aldıkça ciğerine bin tane iğne saplanıyor gibi oluyordu , başında sağlıkçılar vardı. Daha sonra aklına gelen kişiyle başını sağa çevirdi. Hemen yanında sırt üstü yere serili Batuhan’ı gördü. Sağlıkçılar onun da başında toplanmıştı , en son gözlerinin açık olduğunu gördü.

Suna sağlıkçılarla konuşmuş ve iyi olduğunu söylemişti. Şimdi ayağa kalkmış Batuhan’a uygulanan müdahaleyi izliyordu. Batuhan'ı gelen sedyeye yüz üstü bir vaziyette yatırdılar ve müşahede odasına götürdüler. Suna dona kalmış , birkaç saniye yerinde öylece kalakalmıştı. Akıl durgunluğu yaşadığı sırada ansızın kendine geldi ve derin bir nefes aldı. İki eliyle yüzünü ovuşturduktan sonra nefesini vererek hareketlendi , yere düşen eşyalarını toplayıp sedyenin götürüldüğü yere doğru yürüdü.

O sırada kendi içinden düşünmeye başlamıştı. Olaydan önce ayağa kalkmış hastanenin çıkışına doğru yürümüştü. Batuhan'ın sorusu içini kanattığı için , vereceği yanıtı şimdi söylemek istemediği için uzaklaşmıştı yanından. Kapıda bekleyip etrafa bakarken yanındaki bir adamın arabanın lastiklerini kontrol ettiğini görmüştü. En son hatırladığı şey ise bir elin omzundan onu sertçe geriye çekmesiydi. Batuhan bombayı fark edip kendisini kurtarmıştı , bunu biliyordu ama yinede ondan böyle bir şey beklemezdi. Kendisini kurtarmak için resmen bombanın üstüne üstüne koşmuştu.

O bunları düşünürken müşahade odasına daldığında düşünceleri yok olmuştu. Batuhan'ın adamları sedyenin etrafında yarım bir çember oluşturmuşken o aradan Batuhan'ın pansuman uygulanan kan revan içindeki sırtını gördü. Acıyı bir anda kendi bedeninde hissederken eli boynunun solundaki yaraya gitti.

Aklı o geceye gitmişti , dört sene önceki öldüm dediği ana. O gece abisi öz kardeşini patlayacak olan arabada bırakırken şimdi yeni tanıdığı adam onu kurtarmak pahasına kendisini riske atmıştı. Kendisi için canını hiçe sayan adamın yaralarını gördükçe yüzü buruştu , içi kaynadı , yüreği kızgın kumlara düştü. Abisinin yaptığı şeyin affedilmeyecek , sineye çekilmeyecek bir şey olduğunu tekrar anlamıştı. O an olduğu gibi şimdi de gözleri önünde bir bomba patladı , boğazından yavaş yavaş akan kanı hisseder gibi oldu , göğsü daraldı.

Patlamanın etkisiyle şok dalgasından dolayı göğsünde bir ağrı vardı , ayrıca başını sertçe çarptığı için başı da ağrıyordu. Suna o sırada uzaktan pansumanı izlerken yanına bir hemşire geldi.

“ Hanımefendi , siz iyi misiniz bir şeyiniz var mı ? “ dediğinde kendine geldi Suna.

“ Sorduğunuz için sağolun… aslında evet başımda ve göğsümde ağrı var. “ deyip elini başının ağrıyan yerine attığında eline kan bulaşmıştı. Gördüğü şeyle şaşırırken sesleri duyan Alper hızla o yöne döndü , Suna’nın geldiğini fark etmemişlerdi. Hemen birkaç adamına söyleyip hastanenin güvenliğini sağlamak için yolladı , o sırada Suna’nın müşahadeden çıktığını gördü.

Suna ağrısı olduğu için bir acil doktoruyla görüşmüş ve başında olan kanama ve ağrıdan dolayı bir tomografi çekilmişti. Göğüs ağrısının ise patlamadan kaynaklı olduğunu öğrenmişti. Şimdi toza bulanmış üst başından kurtulmak istiyordu. Lavaboya girmeden önce koruması olan Savaş’a kıyafet getirmesini söylemişti.

Aynaya gördüğü yüz kendisine hiç tanıdık gelmiyordu. Bu Suna değildi , eski Suna değildi , hayallerindeki Suna hiç değildi. Annesi göçünce bu dünyadan hayatı alt üst olmuştu. Meğerse annesi ne zorluklarla uğraşıyormuş , gidince anlamıştı. Annesi gidince abisine ve kardeşine annesi gibi yol göstermek istedi , olmadı , daha da dibe battı. Bu hayatın içine doğan masumlardan biri olan kardeşini koruyamamıştı. Olaylar istediği gibi gitmeyince annesi gibi olmaktan vazgeçti ve intikam uğruna büründüğü kendisinin bile tanımadığı bu Suna’ya dönüştü.

Bugün de olaylar pek de istediği gibi geçmemişti. Davetin başında abisi hır gür çıkarmıştı , sonu güzel bitti derken mekanının önünde davetlisi olan Batuhan KIZILTAN suikaste uğramıştı. KIZILTAN’a geçmiş olsuna gidip bu saldırının peşinde olduğunu söyleyecekken konu abisiyle düşman olmasına gelmiş Çetin amcasının yalan söylediğini öğrenmişti. Üstüne Batuhan'ın abine ceza keser misin sorularına dayanamayıp uzaklaşıp düşünmek isterken bir bomba saldırısına uğramıştı. Hayatta kalmasına sebep olan kişi ise üç gün önce hayatını kurtardığı , ağabeyinin düşmanıydı.

Yorulmuştu Suna , bedeni , beyni , yüreği yorulmuştu. Bazen de kaldıramıyordu işte yaşananları. Bazen öylece tüm içine attıklarını , içinde biriktirip büyüttüklerini ve omzundaki yükleri yere bırakıyordu.

Düşündükçe burnunun direği sızlıyor , içinde bir şeyler kopup gidiyordu. Yüreği sığmıyordu , aldığı nefes yetmiyor , sanki boğuluyordu. Gözyaşları damla damla taşıp yüzünden akarken kendini tutmaya çalışıyordu Suna. Kendini tutup tekrar içine atmaya çalıştıkça boğazında bir şeyler düğümleniyor oraya bıçak gibi saplanıyordu sonra. Böyle olmayacağını , kendisini tutmaya çalıştıkça daha da kötü olduğunu anlayınca biraz olsun bıraktı kendini ve ağlamaya başladı.

Ağladıkça rahatlamış , taşıdığı yüklerden bir anlığına kurtulmuştu. Ağladıkça nefes almaya başlamış , nefes aldıkça yüreğindeki tekrar harlanan kor soğumaya başlamıştı. Alev alev yanan boynundaki o gecenin izine , patlamada ki yara izine eliyle buz gibi suyu sürdü.

Aynada kendine bakıp derin bir nefes aldı. Gözlerinin içine bakarak bir daha and içti. Batuhan'ı kurtarma sebebini unuttuğunu kendisine hatırlatıp o planı hakkında ilerlemeye devam edeceğine , kendisine söz verdi. Yutkunduktan sonra tekrar yüzüne biz gibi suyu çarpa çarpa yıkadı yüzünü.

…

“ Batu iyi misin ? “ dedi Alper endişeyle. Can dostunun başına bir şey gelmesinden korkuyordu.

“ Beden sağlığım iyi Alper. “ diye gergince karşılık verdi Batuhan.

“ Nasıl oldu bu ? “

“ Ben de sana soruyorum Alper ! Nasıl oldu bu ?! Böyle mi sağlıyorsun güvenliği ? “ dedi sertçe. Alper ise bu dediğine karşılık bir şey diyememişti. Daha sonra Batuhan kendini zapt edip gözlerini yumdu , sakinleşince konuştu.

“ Çebi nasıl ? Uyandı mı ? “

“ Uyanır birazdan. “ dedikten sonra konuşmaya devam etti Alper.

“ Sizin gibi patlamadan zarar gören biri daha var ama durumu ağır , ameliyatta. “ deyince Batuhan da Alper'in demek istediğini anladı.

“ Konuşturun onu. Büyük ihtimalle bombayı koyduran ile davetten sonra bize saldıranlar aynı kişi. “ dedi Batuhan.

“ Kimi düşünüyorsun ? Bahadır mı ? “ diye sordu Alper.

“ Emin olmak istiyorum Alper , düşünmek istemiyorum. “ dedi sitem edercesine.

“ Sarp sana yapılan suikasti öğrendi , geçmiş olsun diyor. “ dediğinde Alper , Batuhan'ın tek kaşı kalktı.

“ Nasıl öğrenmiş ? “ dedi Alper'i zanda bırakarak.

“ Bende sordum aynı soruyu ama söylemedi. “ deyince Alper , Batuhan sinirlendi. Dişlerini sıkarken elini sedyenin korkuluğuna vurdu.

“ Beyefendiye bak sen ! Söyle şunlara , kimse ona yanımdan uçan kuşun bile haberini vermeyecek ! Kimse ondan korkmayacak ! Hiçbiri onun sözünü dinlemeyecek ! Bilmiyor mu lan bunlar Sarp’ın aileden çıktığını ! “ diye bağırdı.

“ Benim gölgem altında racon kesmeye benzemiyor dışarısı ! İyice tek başına kalsın bakalım. Başı sıkışınca gelecek illaki ! “ diye yakınmaya devam etti Batuhan.

“ Sarp’ın ne yaptığını biraz araştırdım da , bu seni vuranların peşine düşmüş. Artvin hastanesindekileri sorgulamış , kamera kayıtlarına falan bakmış.“ dedi Alper. Batuhan ise bunu duyunca kan beynine sıçramıştı. Kendinden habersiz bir takibi öğrenmeleri sonucu bütün adamları ölüp kendi yaralanmışken üstüne de bir tehdit mesajı alırken , kardeşinin bu yaptığı işin bedeli büyük olacaktı. Onun ölmesinden korkuyordu.

“ De ona , son kez abisinin sözünü dinlesin ve gururuna yediremediği olayın ardını bıraksın , yoksa ölecek ! Ben bile kurtaramayacağım bu sefer ! “ dedi sertçe. Kardeşine olan öfkesini zapt etmeye çalışırken içeriye birinin girdiğini gördüler. Gelen Suna’ydı. Suna onların aksine sakince yanlarına doğru geldi.

“ Geçmiş olsun. “ dedi Batuhan’a bakarak.

“ Sağolun , siz iyi misiniz ? “ diye sordu Batuhan. Alper ise Batuhan’ı izliyordu kısılmış gözlerle.

“ Ben iyiyim , beni kurtarmak için hayatınızı tehlikeye attınız , sağ olun. “ dedi hafif mahçubiyet gülümseyişiyle. Batuhan bu söze gülümseyerek tepki verdi.

“ Borçlu kalmayı sevmem. “ diye bir karşılık verdi Batuhan. Alper ise bir Suna’ya bir Batuhan’a bakıyor emin olmak istiyordu. Alper , Batuhan'dan duyduğu şeyle şaşırdı ve bunu Suna yanındayken gizledi.

“ Estağfirullah , ben onu borç saymamıştım. Yaranız nasıl ? “ diye kurşun yarasını sordu bu sefer de Suna. Batuhan'ın eli ve gözleri bir anlığına yarasına kaydı.

“ Adam akıllı dinlenemedik ki , pek sıkıntı çıkarmıyor ama , sorduğunuz için sağolun. “ dedi Batuhan. Suna ise bir nefeslik mesafeden sonra konuştu.

“ Aslında başka sorular da soracağım.“

“ Buyrun. “ diye Batuhan onay verirken karşısındaki iki adamında dikkati Suna’nın üzerindeydi.

“ Siz patlama olacağını nasıl fark ettiniz ? “ diye sorunca Suna , Batuhan derin bir nefes alıp anlatmaya başladı.

“ Ben size sorduğum son sorunun yanıtını almak için yanınıza gelirken bir adamın elini arabanın altına soktuğunu gördüm. Bombanın o küçük ışığını da fark eder gibi oldum ki aklıma bomba olacağı geldi ve sizi geri çektim. “ diye ciddiyetle anlattı Batuhan. Suna ise beynindeki isyan eden iç sesini dinliyordu şimdi ve o iç sesi bedenini ele geçirmişti. Alper'e bir bakış attıktan sonra Batuhan'a tekrar döndü.

“ Neden böyle bir şey yaptınız ? Belli ki saldırı bana yapıldı , siz neden beni kurtarmak için canınızı tehlikeye attınız ? “ dedi mahcubiyet ve endişe karışık. İçindeki abisine olan isyanın acısı yüzüne vurmuştu.

“ Ben sizin düşmanınız kardeşiyim neticede ? “ diyerek bir şeyler öğrenmek istiyor , ona güvenmek istiyordu. Batuhan'a olan oyununa başlamak istiyordu. Batuhan ise Suna'nın böyle düşüneceğini tahmin etmiş , şaşırmamıştı. Derin bir nefes alıp

“ Suna hanım , sizi kurtarmamın arkasında bir art niyet düşünmeyin lütfen. Bildiğim üzere abiniz ile işleriniz ayrı bu sebepten abinizle hasım olmam sizinle de düşman olacağım anlamına gelmez. Keza bu olsa bile siz benim hayatımı kurtardınız , benim size bir can borcum vardı. “ deyince Batuhan , Suna biraz olsun rahatlamak ve ardında bir şey aramamak istedi , sadece canını kurtarmasına karşılık böyle bir şeyi yaptığını düşündü. Ama bir tuzağa çekilmekten endişelendiğini Batuhan'ın fark etmesini istememişti , anlamasına da şaşırmıştı aslında. Sonra aklına arkadaşı Akın’ın sürekli kullandığı söz geldi : İnsan kendinden bilirmiş. Bu aklında yeni fikirler oluştursa da şimdi bunu düşünmeye zamanı yoktu. Aklındaki başka bir konu hakkındaki sorusunu sordu Suna.

“ Peki , siz adamı fark ettiğinizi söylemiştiniz. O kişinin şimdi nerede olduğunu biliyor musunuz ? “ diye sorunca Suna , Batuhan Alper’e baktı. Alper de put kesilmiş ikisinin konuşmasını dinlerken Batuhan'ın onayıyla konuşmaya dahil olmuştu.

“ Evet , o da patlamada yaralanmış. Şu an ameliyatta , durumu da ağır. “ deyince Suna onaylarcasına başını sallarken gözleri kısıldı.

“ Bombayı yerleştiren o değil miydi , niye zarar görmüş ? “ dedi Suna , şüpheyle Batuhan'a bakarken. Batuhan tam konuşmaya başlayacaktı ki Alper sözünü kesti.

“ Belli ki bombanın açığa çıktığını fark ettiler ki adamın canını umursamadan patlattılar. “ dedi Alper , Batuhan'ın koşup Suna'yı kurtarmasını görmüş olmalarını düşünüyordu.

“ Ya kendi adamları değilse o adam ? “ diye aynı şüphesini bırakmadan sorularına devam etti Suna. Batuhan Suna'nın sorusuyla düşünmeye başlarken Alper güvenmediği kadına sabredememişti.

“ Orası da size kalmış Suna hanım , sizin de dediğiniz gibi belli ki tuzak sizeydi. Bundan gerisini kendiniz düşünün. “ dedi Alper umursamazca. Suna ise böyle bir tepkiyi beklemiyordu. Aldığı karşılıkla hemen ciddileşip konuşmaya başlarken Batuhan da Alper'in tepkisine şaşırmıştı , hiç ondan beklenecek bir hareket değildi bu.

“ Güzel , bundan sonrası benim meselem. Ameliyatta ki şüpheli adamla bir iletişime geçmeyin , ben sorgulayıp bunu yapanı bulurum. “ dedikten sonra ellerini arkada bağladı ve konuşmasına kısa bir es verdikten sonra Batuhan'a bakarak konuşmaya devam etti.

“ Eğer Batuhan Bey de bu olayın peşine düşüp benden öğrendiğim bilgileri isterse , ben de tabi uygun görürsem paylaşırım. “ diyerek konuşmasını Alper’de bitirdi. Batuhan ve Alper ise Suna’dan bu kadar ciddi bir karşılık beklemiyorlardı , Alper ise aldığı karşılıkla bir şey diyemedi başını eğdi. Batuhan ise Alper'in sırf Suna'ya ters yapmak için böyle söylediğini bildiğinden ona sinirlenmişti. Batuhan ikisinin karşılıklı birbirlerine kitlendiklerini fark edince söze dahil oldu.

“ Benim kanımın aktığı benim meselemdir. Alper buna karar vermek yerine bunu yapanın peşine düşsün , burada başımda dikilmesin. “ dedi Batuhan , dik dik gözlerle Alper’e bakarken. Alper yaptığı hatayı fark edip ciddiyetle çevik bir şekilde başını eğdi.

“ Geçmiş olsun. “ deyip Suna’ya müşahadeyi terk etti. Suna Batuhan'a yönünü döndürüp konuştu.

“ Tekrardan geçmiş olsun. “ deyip gidecekti ki Batuhan farklı bir karşılık verdi.

“ Suna hanım , ben bu olayın peşine düşeceğim. Sizin bu konuyu araştırmanıza gerek yok. “ deyince Suna burnundan soludu.

“ Sebep ? Niye ben bana saldıranların peşine düşemiyormuşum ? “ deyince Batuhan gözlerini devirmek istedi , Suna’nın az önceki gitmeyen sinirini gereksiz yere Batuhan'a göstermesi Batuhan'ı sinir etmişti.

“ Suna hanım , sürekli bana art niyetli bir şüpheyle yaklaşmayı kesin. Ben size yapamazsınız demiyorum , işiniz vardır ben yaparım diyorum. “ diye karşılık verdi sakinliğini korumaya çalışarak. Suna ise bu karşılığa bir şey diyememişti , her seferinde bir şüpheyle yaklaşıyor , aldığı her yanıtla farklı düşündüğünü kötü niyetli olmadığını gösteriyordu.

Suna’nın içindeki şeytan ise ona kızıyor , “ böyle davranma salak mısın iyi davran adama kendine kul köpek et “ diyordu. “ Planını unuttun mu ? Biraz rol yapmaktan kimseye zarar gelmez. Yoksa sen nah öldürürsün abini. “ diyordu. Suna içindeki tüm sesleri susturup olduğu gibi davranmak istedi. Derin bir nefes alıp hemen arkasındaki boş sedyenin kıyısına bir yük gibi kendisini bıraktı. Gözleri yere dikilmiş aklındakileri düzenlerken eli boynunun sol kısmındaki yaraya değmişti. Çok yorulmuştu , şuan kendisini kurtaran adamın yanında rol yapmayacak içinden ne geçiyorsa diyecekti. Gözlerini Batuhan'a çıkardığında ifadesizce kendisini izlediğini fark etti Suna. Derin ve kısa bir soluk çekip konuştu.

“ Son zamanlarda bilinmezlik kuyusunun içine düşmüş gibiyim , böyle her şeye şüpheyle yaklaşmam ondan. Yeraltı dünyası bana kendisinin nasıl bir yer olduğunu hissettiriyor ve ben tek başımayım ; tecrübesiz , kimseyi tanımayan biriyim. Lütfen böyle şüpheyle davranışımı şahsi algılamayın. Siz bugün benim hayatımı kurtarmışken size güvenmek isterim. “ dedi Suna. Biraz olsun rahatlamış hissediyordu Suna , ilk defa yaşadığı zorlukları birine anlatmış ve rahatlamıştı , içine attıklarını söyledikçe , bir nebze olsun dışarı attıkça hafiflemişti.

Batuhan ise Suna'yı anlıyordu. Seneler önce bu aleme girince aynı şeyleri o da hissetmişti. Onun neden böyle bir tercih yaptığını , neden yer altında iş yaptığını da merak etmişti ama şimdi bu söylediklerinin üstünde durmanın Suna’yı düşüreceğini bildiğinden bu konuyu kapatmış , gözüne takılan yeri sormuştu.

“ Siz , yaralandınız mı ? “ diye sorunca Suna da kendisini içine çeken düşünce girdabından sıyrılmıştı.

“ Yok. Neden sordunuz ? “ diye merakla karşılık verdi.

“ Boynunuzdaki yara izini görünce öyle sandım. “ dedi. Aslında daha önceden, ilk gördüğü andan beri fark etmişti ama şimdi o konular hakkında konuşmak istememişti.

“ Ha yok , o yara eski. O yara her şeyin başlangıcı olan yara. “ dedi yüzünde acı bir gülümsemeyle , Batuhan bu konuyu deşmenin bi zararı olmadığını düşünmüştü.

“ Nasıl yani ? “ der demez içeriye bir sürü kişi dalmıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.