8. Bölüm : Zaman Tutulması

Vaveyla Yazarı: Geceningüneşi

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 16Şu an: 8. Bölüm : Zaman Tutulması

( Siz başlamadan ben bir şey demek istiyorum. Yazar olarak eğer beğendiyseniz oy vermeyi ve bölümler hakkında yorum yapmayı unutmayalım lütfen çünkü sizin beğenileriniz ve yorumlarınız beni yönlendiriyor , keyifli okumalar :)) )

Ay tutulması olurdu , Güneş tutulması olurdu , peki ya zaman tutulması ?

O nasıl tutulurdu ? Durur muydu zaman ? Peki ne kadar sürerdi zaman tutulması ? Sonsuza kadar devam edebilir miydi ? Zaman zaten sonsuz bir kavram değil miydi ? Aslında hepimiz bir sonsuzluğun içindeydik. İnsan bedeninin bir zaman aralığı olsada ruh sonsuzdur , sonu yoktur. Ruh insan bedeninden çekildiğinde sonsuzluğuna devam etmez mi ?

Zaman tutulması olur da ruh tutulması olmaz mı ? Bir insan bir şeye tutulamaz mı ? Bir inanca , bir davaya , paraya , kibire , hırsa , bin bir türlü duyguya , bir güzele .... Ve insan bedeni içindeki bir ruha kapılıp gidemez mi insan ?

Bir ruhu sevemez mi insan ? Dilden çıkan kelamlar ve bakan gözler etkileyemez mi insanı ? Hep güzellere mi sevdalanılır ? Ve insan hep en iyisine mi aşık olur ? Balçıkla sıvanmış bir yüreği olan insanı hissedemez mi bir insan ? Biri de yaralı bir ruha merhem olmak istemez mi ?

Suna tam da bir zaman tutulması yaşıyordu. Gözlerini esir almış kara gözlere hiç bakmadığı bir şekilde bakıyordu. Teninde hissettiği sıcaklık onun tüm bedenine yayılmıştı. Yüreği sıcacık olurken beyni erimiş olacakki hiç bir şey düşünemiyordu. Bir tını hissediyordu ve bir de o tınıya göre hareket ettiğini biliyordu.

Bedenleri uzaklaşıp tekrar çarpıştığında Suna'nın gerçeklik algısı yerine gelmişti , abisinin düşmanıyla dans ediyordu. " Nasıl böyle bir şeyi kabul ettim ? " diye içinden geçiriyordu , herkesin onları seyrettiğini de biliyordu.

İki gündür tanıdığı , canını kurtardığı adamla şimdi kendi davetinde dans ediyordu. Bu olay büyür , milletin ağzına dedikodu olup çıkardı , herkesin aynı şeyi anlayacağından emindi , böyle görünmek istemesi ise en son şey iken içindeki şeytan mutluydu. " Onu kendine aşık et , bu fırsatı kaçırma ve adamı kullan. " diyordu. Zaten bu gece ona güvenmek isteyip böyle bir teklif sunacaktı ama parşömeni aldığını fark etmesi buna engel olmuştu.

Batuhan'a güvenip abisini öldürmek istiyordu ve bunu bir tek kendi biliyordu. Ama korkuyordu işte , kolyeye olan ilgisinden dolayı anneannesinin " onlar seni bulurlar " , " onlar seni korurlar " dediği kişilerden olmasından şüpheleniyordu , gerçi anneannesi korurlar demişti bu güvenini biraz daha artırsa da abisinin düşmanı olan neticede bir mafyaydı. Abisinin canını acıtmak için kullanılmak istemiyordu.

Vals yaptıklarından emin olduğunda açıkçası şaşırmıştı Suna , Batuhan'dan , Karadenizli bir mafyadan bunu beklemezdi. Gerçi Karadenizli mi daha onu da bilmiyordu.

Batuhan ise pek bir şey düşünmüyordu , Suna'nın kendine yalan söylemiş olmasını o da beklemiyordu , yalan söylemesini de istemezdi. Suna kendi canını kurtarmışken ona güvenmek istiyordu ama Suna'nın bir işler çevirdiğini fark ediyordu , kendisini kurtarma çabasının altında bir şeyler yattığını fark ediyordu. Abisiyle arasının olmadığını da diğerleri gibi fark etmişti , aklını kurcalayan ise Suna'nın o parşömeni alması ve de kolyesiydi. Kolyesi ile kendisiyle iletişime geçen kişilerin arasında bir bağ olduğunu düşünüyordu. Suna’nın kağıdın kaybolduktan sonraki tepkisini merak ediyordu , sırf bu yüzden bir kaç gün daha kalabilirdi İstanbul'da.

Konuşmak istiyordu Batuhan , Suna’ya güvenip bu konuyu açmak istiyordu ama yapamıyordu. Bir türlü emin olamıyordu , Suna’nın kendisine bu kadar samimi davranmasına bile şüpheyle yaklaşıyordu , abisi hasmıydı , dikkatli olmalıydı.

Karşısındaki kadının nefesinin tutulduğunun farkındaydı , çocuksu bir mutluluk vardı sanki Suna’nın içinde de o da Batuhan'a sirayet ediyor , gülümsemesini sağlıyordu. Karşısındaki kadının ne kadar çok heyecanlandığını fark ettikçe gülümsüyor daha da heyecanlandırıyordu onu.

Gözleri son kez , ruhları ilk kez kesiştiği zaman bir alkış koptu tüm davetlilerden. Suna ve Batuhan tuttukları nefesi bırakırken daha deminden beri fark etmedikleri bir gerginlik kalktı üstlerinden. Batuhan ellerini çekmeden başını hafifçe eğince Suna’nın dudaklarından fısıltılar döküldü.

“ Teşekkür ederim. “ bunu duymak Batuhan'ı gülümsetirken ayrıldılar.

“ Görüşmek üzere. “ deyip birkaç adım geriye attıktan sonra ardını dönüp mekanın çıkışına doğru yürüdü. Batuhan ile Alper asansöre bindiğinde Alper Batuhan’a bakıyordu , Batuhan ise üstündeki gerginliği yeni yeni atıyordu. Hemen kravatı çıkarıp gömleğinin ilk iki düğmesini açmıştı.

“ Batu , iyisin haa ! “ deyince , Batuhan gözlerini Alper’e çıkardı.

“ Ne saçmalıyorsun Alper ? “ dedi Batuhan , Alper’in yüzüne biraz baktıktan sonra.

“ Saçmalamıyorum , yaptıklarını diyorum. “

“ Sen sonunu düşünmediğin bir işe girmezdin , ne yapıyorsun ? “ dedi Alper.

“ Benim işlerime karışmayı bırakıp Çebi’yi arayacak mısın ? “ dedi sertçe Alper’in gözlerinin içine bakarken.

“ Aşağıda seni bekliyor. “ dedi soğuk bir tavırla.

“ Bahadır’ı göremedim. “ dedi Batuhan.

“ O siz dans ederken bir hışımla çıktı. “ dedi Alper.

Aralarında başka konuşma geçmezken asansörden inip lobiye doğru yürüdüler. Çebi ise her zamanki gibi elindeki muska ile uğraşıyordu. Batuhan’ın geldiğini fark edince hemen cebine atıp ayağa kalktı.

“ Çebi , ne yaptın ? “

“ Ya da dur ! “ deyip koluna girip onu dışarıya çıkardı. Kameraların onları gördüğünü hatırlayarak dışarı çıktı ve arabasının içine girdi. Yalnızca Çebi ve kendisi vardı.

“ Şef Baturgan evi aradı , gizlice korumaların arasından sızıp. Ben de bu otelin en üst kattaki ona ait olan katı aradım. Kasayı çözmek zor oldu. “

“ Ee Çebi ! “ deyince , Çebi ceketinin iç cebine koyduğu parşömeni çıkardı ve Batuhan'a uzattı. Batuhan eline alıp kağıdı kontrol ettikten sonra Çebi'ye döndü.

“ Baturgan’a nasıl tarif ettin ? “

“ Parşömen dedim yalnızca. “ dedi Çebi , Batuhan'ın hareketlerine şaşırarak.

“ İyi yapmışsın , sen ne hatırlıyorsun bu kağıtla ilgili ? “ diye sorunca , Çebi’nin gözleri kısıldı. Önemli bir şeyler olduğunu biliyordu ama bu seviyede olduğunu düşünmüyordu.

“ Hiçbir şey. “ dedi Çebi , Batuhan'a istediği karşılığı vererek.

“ Çok güzel. “ deyip kağıda döndü , baştan sona birkaç kez daha okuduktan sonra alttaki ayrıca yazıyı görünce emin oldu.

Elindeki bu çağrıyı aklın dışında her yerden yok edesin.

Batuhan bu kağıdı kaybetmeden önce burada yazılanı anlamamış ve o yüzden kağıt başkalarının eline geçince ikinci bir ulak gönderilip ilk görevi yapmadığı söylenmişti. Hemen cebindeki zippoyu alıp kağıdı tutuşturdu. Çebi ise gördüğü şey ile bir kağıda bir Batuhan'a bakıyordu. En sonunda dayanamayıp konuştu.

“ Şef , bir sıkıntı mı var ? “ diye sordu tedirgince.

“ Sanırım artık yok. “ dedi Batuhan , konuşmalarının bittiğini anlayan Çebi arabadan çıktı , şoförü gitmek için çağırıyorken bir arda yanlarından geçen bir araç onları kurşun yağmuruna tuttu.

Batuhan arabadan çıkmazken , arabanın cam kırıkları bütün üstüne sıçramış , öylece kalırken tetikteki korumaları da bu saldırıya karşılık vermişti. Saldırıyı yapan arabadaki dört kişiyi de öldürmüşlerken Çebi ve şoförleri vurulmuştu. Çebi’nin sağ göğsüne , Şoför’ünde karnına bir kurşun girmişti. Batuhan silah sesleri kesilir kesilmez aracından dışarıya çıktığında Alper’in saldırıyı yapanların aracına doğru yürüdüğünü gördü. Bazı adamları etrafı kolaçan ediyor bazıları ise yaralıların başında duruyordu. Hemen yanındaki şoförün yaşadığını öğrenip Çebi’nin yanına doğru gitti. Daha sonra öfkeyle bağırdı adamlarına.

“ Hemen arabalara , hastaneye götürün. Ben peşinizden geliyorum. “ deyip onları izledi , onların iki araba hızla gittiğini görünce Alper’in yanına doğru gitti.

“ Kimin adamlarıymış ? “ dedi öfkelice. Burnundan soluyordu.

“ Üstlerini aradım ama bir şey çıkmadı.

“ Ben kimin yaptırdığını biliyorum ! “ dedi öfkeyle. Bahadır’ın yaptırdığını düşünüyordu , sırf herkesin içinde kardeşiyle dans ettiği için onu öldürecekti.

§

Suna dans ettiği adamın arkasını dönüp gittiğini görünce mekanın ortasından arkadaşlarının yanına doğru yürümeye başladı. Dostları , iş ortakları ona hayretle bakıyorlardı , hepsini şaşırtmıştı bunu fark etmişti.

“ Sunaa ? Kardeşim ? “ dedi Zeren. Zeren onları yakıştırsa da en azından hasım olduklarını biliyordu ve kimse de Suna’nın Batuhan'ın hayatını kurtardığını bilmiyordu.

“ Efendim. “ dedi Suna , az önceki olayın üstünde bıraktığı sakinlikle.

“ Kızım sen ne yapıyorsun ! “ diye atıldı Çetin. Çünkü en son isteyeceği şey olmuş hasımları ile Suna dans etmişti.

“ Ne yaptım Çetin amca ? “ dedi aynı sakinliğini devam ettirirken.

“ Ne demek hasmınla dans etmek ! Abinin az önce tehdit ettiği adamla adamla ! “ deyince Suna gerildi.

“ Abimden bana ne Çetin amca ! Ayrıca o benim hasmım değil. “ deyince masadakiler yine şaşırmıştı.

“ Tüm mafyaların gözü önünde dans ettin Suna ! “ dedi Akın , korkutucu bir sakinlikle. Suna duyduğu şeyle gözlerini kaydırırken Çetin onayladı.

“ Aynen öyle , herkesin ne düşüneceği bariz ! “ dedi sinirle.

“ Bariz , bariz de ! Sen durduk yere niye dans ettin ? “ diye sordu Çetin peşini bırakmayarak.

“ Abi , teklif etti dans ettim. Konuyu daha fazla uzatacak mısınız ? “ diye sordu gergince.

“ Suna ? “ dedi Zeren , bir şeyler söylemek istiyordu. Suna ise duyduğu şeyler ise masayı terk etti. Başka bir masaya geçerken yüzüne bir gülümseme kondurmuştu.

Zaman geçmiş davet ettiği tüm mafyalarla iyi kötü tokalaşmış ve onları uğurlamıştı. O arada Akın yanına gelip Batuhan'a otelin önünde saldırı olduğunu söylemiş ve iki adamının yaralandığını iletmişti. Suna davetlileri yollar yollamaz odasına çıkmış kıyafetlerini değiştirip boynundaki kolyesini bile çıkarmadan çıkacakken kapısı çalmıştı. Suna hızla çıkmaya çalışırken birinin geldiğini anlayınca bir sinirle gel demişti. Gördüğü kişiyle de daha da gerilmişti , şimdi Kapgan’ın gereksiz tribine çekemeyecekti.

“ Efendim Kapgan ? “ dedi tahammülsüz bir vaziyette.

“ Nereye böyle gece gece ? “ diye sordu merakla.

“ Hastaneye. “

“ Bir şeyin mi var ? “ dedi Kapgan endişeyle.

“ Hayır Batuhan’a geçmiş olsuna gideceğim. “ deyince , Kapgan'ın yüreği yandı.

“ Sabah gidersin. “ dedi Suna’yı anlamaz bir vaziyette.

“ Kapgan , ben onlara bir söz vermişken , canlarının sorumluluğunu almışken onlara bir saldırı olmuş , tabiki de önemseyip şimdi gideceğim. Arkamdan laf ettirecek değilim. “ deyip çıkarken kolundan tuttu Kapgan.

“ Görmüyorsun değilmi ? Benim sana olan bu sevda mı hiç mi önemsemiyorsun ? “ diye sitem etti Kapgan.

“ Daha az önce gözlerimin önünde adamla dans ettin şimdi geçmiş olsuna gidiyorsun Suna ! “

“ Biraz acı şu sana karşı aciz yüreğime ! “ dedi acıyla , gerçekten acı çekiyordu , sevdiği kadın gizledi önünde başka birini seçiyordu.

Suna duyduklarıyla yutkundu , bu kadar acı çekmesi onu üzse de şimdi gitmesi gerekiyordu. Yavaşça kolundaki elini tutup ayırdı.

“ Kapgan , başka zaman konuşalım şimdi gitmem gerekiyor. “ deyip yanından hızla ayrıldı.

§

Çebi ve şoför ameliyata olmuşlardı , şimdi ikisi de aynı odaya alınmış Batuhan ve Alper ise yanlarında uyanmalarını bekliyordu. Gece saat ikiyi geçiyordu. O sırada hiç beklemedikleri bir misafirleri geldi.

“ Reis , Suna hanım geldi. “ dedi kapıdaki korumaları. Batuhan bunu beklemezken Alper hayretle Batuhan başını gelmesi için sallarken içeriye Suna girdi.

“ Geçmiş olsun. “ diye içeriye girdiğinde Batuhan ve Alper ayaklandı. Suna Batuhan ile el sıkışırken Alper ile uzaktan baş selamı verdiler. Batuhan Suna’ya karşılık verirken Alper yürüdü.

“ Ben çıkayım. “ diyerek odayı terk etti. Suna ise konuşmaya başladı.

“ Böyle bir olay yaşandığı için üzgünüm , kusura bakmayın. “

“ Neyseki hayattalar. “ dedi Batuhan onlara bakarak. Suna başını sallarken konuştu.

“ Kim yaptıysa cezasını çekecek. “ dedi Suna ciddiyetle. Batuhan Suna'ya döndüğünde hem içinde tutamadığı dan hem de bir şeyler öğrenmek için bir soru yöneltti.

“ Bunu yapan abin olsa bile mi ? “ deyince , Suna’nın kaşları çatıldı.

“ Abim ? “ dedi Suna sorarcasına.

“ Abiniz , Bahadır. Bana bu suikasti yapan o. “ dedi Batuhan sinirlice.

“ Batuhan bey , lütfen ithamlarınızın altını doldurark konuşun. “ dedi Suna tekrar kaşları hafif çatılırken. Batuhan’ın ise aldığı karşılık sonucu siniri bozulmuştu.

“ Peki. Otelinize geldiğimde beni tehdit eden oydu , sizle dans ettiğimde bir atarla mekandan ayrılan oydu. “ dedi içindeki dönmeyen öfkeyle ama çok hissetirmiyordu Suna’ya çünkü sebebi o değildi , biliyordu.

“ Yeterli mi ? “ dedi Batuhan kaşlarını kaldırarak. O sırada yaralı olan şoförü uyanır gibi inleyince gözler oraya kaydı.

“ Konuşmaya dışarıda devam edelim , dilerseniz. “ dedi Batuhan. Suna başıyla onaylarken kapıdan ilk çıkan oldu , o sırada omzundaki uzun gri kaşesini düzeltti. Batuhan Alper ile kısa bir konuşma yaptıktan sonra onu bekleyen Suna’nın yanına doğru ilerledi , vardığında koridoru göstererek yürüdü.

“ Siz abimle niye düşmansınız ? “ diye sordu Suna. Arada yanlış bir anlaşılma olduğundan endişeleniyordu. Batuhan ise bu soruya şaşırdığını gizlemedi.

“ Bilmiyor musunuz ? “ dedi hafif kaşlarını çatarak.

“ Sizden de dinlemek istiyorum. “ dedi Suna.

“ Abinizin nasıl biri olduğunu az çok bilirsiniz , elini veren kolunu kurtaramaz. “ dedi.

“ Hepiniz öyle değil misiniz ? “ dedi Suna da bu sefer. Batuhan Suna’nın bu cümlesiyle afallasa da konuşmaya devam etti.

“ Herkesi bilmem ama benim tabularım vardır. Kırmızı çizgilerim. “ dedi Batuhan. Suna ise duyduklarıyla bir anlık ona baksa da önüne bakmaya devam etti.

“ Ve abiniz de bu kırmızı çizgilere saygı duyan bir insan değil. En yumuşatılmış haliyle diyorum. “ dediğinde hastanenin bahçesine çıkmışlardı. Sonbaharın sonlarındaydılar ve hava biraz serpiştiriyordu.

“ Siz bir ticaret mi yaptınız ? “ diye sordu Suna.

“ Sayılır , birebir olmasa da birkaç sene önce aynı ticaret masasında iş yapmıştık. “ dedi.

“ Abim , size nasıl saygı duymuyor ? Ne yapıyor mesela ? Sizin kırmızı çizgileriniz neler ki ? “ deyince , Batuhan derin bir soluk çekti. O sırada ikisi de hafif yağan yağmurun altında yürüyor , yağmurun kokusuyla rahatlıyor belki de kirlerinden arınıyordu.

“ Abiniz ticaretimize , benim taşıyacağım mallara uyuşturucu da eklenmesini istedi. “ deyince Suna olduğu yerde durdu. Batuhan ise onun gözlerinin içine bakarak devam etti.

“ Ve bünyemdeki bir adamı kandırıp kamyonlarıma uyuşturucu taşıtmış. “ dediğinde Suna hiçbir şey yapamadı.

“ Bunu yapmış olamaz , hayır. “ dedi kabullenemeyerek. Bunu hiç beklemiyordu abisinden. Batuhan ise tekrar önüne dönüp yürümeye başladı.

“ Her neyse , bu sadece bir kaçı. “ dedi Batuhan. Suna ise yanında yürümeye başlarken o ilk anki şoku atlatmış aklına bir şey gelmişti.

“ Ben , aslında başka bir şey duydum. “ dedi Suna , ama dese mi demese mi emin olamamıştı. Batuhan bir anlığına Suna’ya baktı.

“ Ne duymuştun ? “ diye sorunca , Suna derin bir nefes alıp konuştu.

“ Babam , halan ile bir aşk yaşamış ve aileniz izin vermeyince kaçmak istemiş , o sırada ailesi onu öldürmüş. “ deyince Batuhan olduğu yerde çivilendi.

“ Kim öldürdü kim öldürdü ?! “ dedi gergince. Suna ise bu tepkiye afallamıştı.

“ Aileniz. “ deyince , Batuhan sinirle güldü.

“ Ve sende buna inandın. “ deyince , Suna’nın kaşları çatıldı.

“ Demek dedem kendi kızını öldürtecek , öylemi ! “ dedi hiddetle. Suna ise karşılaştığı gerçek ile buz kesmişti , Çetin amcası ona yalan mı söylemişti ?

“ Ben öyle duydum. “ dedi Suna , konuşmaya korkar gibi.

“ Benim halamı öldüren sizsiniz. Kaçmaktan son anda vaz geçtiği için öldürdü baban ! “ dedi aynı hiddetle. Suna’nın karşılaştığı gerçek yüzüne bir ıslak bez gibi vuruldu.

“ Ne ! “ diyebildi yalnızca , Batuhan ise sakinleşmek için derin derin nefes alıyordu. Suna az uzaklarındaki bir banka gidip oturdu. Bunu kabullenmesi , en çokta Çetin amcasının kendisine yalan söylemesini kabullenmesi zor olacaktı.

Biraz zaman sonra Batuhan sakinledikten sonra geldi yanına oturdu. Ama ikisi de konuşmuyor , yalnızca hafifçe onları ıslatmayan yağmurun altında duruyorlardı. Suna biraz olsun kabullenmiş olacak ki konuştu.

“ O zaman abimi neden öldürmüyorsun ? Bana neden böyle davranıyorsun ? “ dedi Suna. Batuhan ise yanında oturan Suna’ya bir bakış atıp konuştu.

“ Babalarının günahlarını evlatlarından çıkaracak değilim. “ dedi Batuhan. Bir solukluk aradan sonra tekrar konuştu. Suna ise duyduğu şeye etkilenmedim dese yalan olurdu , hayranlıkla baktı karşısındaki adam’a.

“ Ama bu son yaptığı şeyle , gerçekten canını almak istediklerim arasına girdi. “ dedi Batuhan. Suna bu soğukkanlılıktan ürpermişti , daha bu aleme alışamamıştı.

“ Ya o yapmadıysa , bu kadar emin konuşma ! “

“ Hem , neticede adamların hâlâ hayatta. “ dedi Suna , bu dediklerine kendisi bile şaşırmıştı. Batuhan duyduklarıyla Suna’ya baktı.

“ Benim yerimde sen olsan ne yapardın ? “ dedi Batuhan ama Suna’dan yanıt alamamıştı. Suna’nın içindeki kor harlanmıştı. Batuhan önünde bağladığı ellerini bozup dirseklerini dizinden çekip doğruldu.

“ Bir şey sormak istiyorum sana. “ dedi Batuhan. Merak ettiği yeri sormak istiyordu , ona güvenmek için bu soruyu Suna’nın istediği şekilde yanıtlaması gerekiyordu.

“ Eğer abin bunu yaptıysa , bana suikast düzenlediyse ona da kendi ellerinle cezasını kesecek misin ? “ diye sordu. Suna ise daha fazla içini kanatan bu sorulara dayanamayıp hastanenin önündeki yola yürüdü.

Batuhan ise kendi içiyle savaştığını anlayıp peşinden yürürken bir adam dikkatini çekti. Adam arabanın altına elini uzattıktan sonra ayağa kalkmıştı. Aklına gelen şey ile hemen Suna’ya baktı gözleri. Araba hemen yanına olan Suna ise başka bir yöne dalmış gitmişti.

Batuhan nabzı hızlanırken , yüreği göğsüne dar gelmiş bir vaziyette atarken koşmaya başladı. Bir hızla Suna ile arasındaki mesafeyi kapatıp onu geriye doğru çekecekti ki araba patladı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.