16. bölüm / 16
ALASAYVAN : Öç Ant'ı16. Bölüm : İzdüşüren
Bölümler 16Şu an: 16. Bölüm : İzdüşüren
- 1 1. Bölüm : Kurt Kurultayı2.287 kelime
- 2 2. Bölüm : Yaralı Geyik1.829 kelime
- 3 3. Bölüm : " Yok et ! " Emri2.146 kelime
- 4 4. Bölüm : Büyük Hata2.932 kelime
- 5 5. Bölüm : Kardeş Katili2.532 kelime
- 6 6. Bölüm : Ve Davet2.249 kelime
- 7 7. Bölüm : Özür Teması3.315 kelime
- 8 8. Bölüm : Zaman Tutulması2.725 kelime
- 9 9. Bölüm : Patlama ve Yara2.825 kelime
- 10 10. Bölüm : Kan ve Platonik4.015 kelime
- 11 11. Bölüm : Kanıt ve Blöf5.915 kelime
- 12 12. Bölüm : Bir tatlılık soluklanma3.961 kelime
- 13 13. Bölüm : Güven meselesi3.261 kelime
- 14 14. Bölüm : Gerçekler Yalan , Yalanlar Gerçek5.665 kelime
- 15 15. Bölüm : Piyon karşılaşması4.039 kelime
- 16 16. Bölüm : İzdüşüren3.560 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Batuhan acıyla uyanırken Suna’nın kalbi ağzında atıyordu , şırınganın içindekileri Batuhan'ın vücuduna gönderdi. Batuhan dehşetle gözlerini aralarken bir eliyle şırıngayı böğrüne saplayan elin bileğini kavradı. Suna tam diğer eli boştayken bıraktığı bıçağını kavrayıp Batuhan'ın boğazına yaslayacaktı ki Batuhan üstüne doğru gelen bıçaklı eli göğsünün üstünde yakaladı.
Batuhan şimdi sırt üstü yatarken böğrüne saplanmış iğne hâlâ duruyordu , o iğneyi çıkartmak için tuttuğu bileği kuvvetlice yana çekti. İğne vücudundan çıkarken yüzü acıyla buruşmuştu ama Suna durmayıp iğnenin çıktığı zaman yatağın üstüne çıktı ve ayaklarıyla Batuhan'a vurmak istedi ama onun üzerinde debelenirken buldu kendini.
Batuhan ne olduğunu yavaş yavaş algılarken boğazına itilen bıçağı tuttuğu bilek ile uzaklaştırdı. Suna bir elinde iğne bir elinde bıçak bileklerinden tutulmuş bir vaziyette gücü yetmediğinden dolayı etkisiz halde kalmıştı , bacaklarıyla da şu anda hiçbir şey yapamıyordu.
Batuhan çevikçe göğsünü kaldırıp üstündeki Suna'nın sırtını yatağa değdirdi. Az öncekinin tam tersi bir şekilde Suna'nın üstüne uzanır gibi olmuştu , bacakları ise Suna'nın bacaklarının yanındaydı. Burnuna çalan kokusuyla Suna olduğunu fark etti Batuhan.
“ Naptın bana ?” dedi Batuhan nefes nefese , uyku mahmuru boğuk bir ses ile yenice kendine gelirken. Batuhan şimdi yatakta oturur vaziyette Suna'nın üzerine eğilmiş bir şekilde dururken elleriyle Suna'nın ellerini kontrol ediyordu. Suna ayaklarıyla debelenmeye çalışsa da hiçbir şey yapamıyordu , adamın kendisinden ne kadar güçlü olduğunu anlamıştı.
“ Zehirledim.” dedi öfkeyle , yüzünü görmeden sadece hissederek. Batuhan duyduğu ses ile dumura uğramıştı , Suna olmamasını o kadar istemişti ki. Öğlene kadar kendisine güvenmek isteyen kadın şimdi onu zehirlemiş miydi , diye düşündü Batuhan.
Batuhan şırınganın tuttuğu elin bileğini sıkıca kavrarken yavaş yavaş avuç içine doğru kaymaya çalıştı ama olmadı , şırıngayı bıraktırmak istedi ama Suna bu fırsattan yararlanarak aralarındaki bıçağı tutan elini daha da güçlendirdi ve Batuhan'a ittirdi. Suna'nın bileğindeki şırınga düşerken Batuhan'ın üstündeki kıyafeti yırtmıştı bıçak.
Batuhan bu atak ile geriye sendeledi ve ayaklarının uyuştuğunu hissetti. Batuhan karanlıkta zor seçtiği Suna'ın yüzüne baktı , hâlâ anlayamıyordu neden bunu yaptığını. Güçlükle Suna'nın bileklerini yukarı kaldırmaya çalıştığı sürede karnında tekmeler yedi. Ameliyat yarasına gelen tekmeyle Batuhan acıyla inlese de Suna'nın ellerini başının üstünde birleştirdi. Artık bacaklarındaki karıncalanma üst safhadaydı üstelik Suna'nın üstündeki ağırlığını bacaklarıyla taşıyamayacak gibi oldu.
Batuhan son hamlelerle Suna'nın başının üstünde birleştirdiği ellerindeki bıçağı alıp boynundaki izin tam üstüne yerleştirdi. Suna bunu hissetmesiyle güçlü tekme atan dizlerini durdurdu. Bir anlığına duruldu , yara izinin üstünde durması onu bir anlığına geçmişe götürmüştü.
“ Şimdi uslu dur.” dediğinde Batuhan artık belinden aşağısını taşıyamadı ve gergin bacakları ve beli yatağa düştü.
Batuhan'ın gözleri dehşetle vücudunda gezindi ve tekrar sinirle Suna'yı buldu. Gerçekten zehirledi mi beni , diye düşündü Batuhan. Suna'nın üstünde duran gövdesini kadının bileklerini tuttuğu eli yukarıda tutuyordu yalnızca , diğer eli Suna'nın boynuna bıçak tutuyordu.
“ Ne yaptın bana ?” dedi Batuhan dehşetle Suna'ya baktığında. Suna ise öfkeyle bir yandan bileklerini çekmeye çalışıyordu ama boynundaki demir parçası buna engel oluyordu.
“ Keşke zehir koysaydım o şırıngaya.” dedi pişmanlık içinde Suna , Batuhan'ın yüzüne yüzüne. Batuhan vücuduna ne olduğunu anlamazken bağırdı bir anda.
“ NE YAPTIN !”
“ Felç kaldın.” dedi Suna soğukkanlıca , onu öldürememenin siniriyle. Batuhan duyduğu şeyle Suna'nın boynuna , boynundaki yaraya daha çok bastırdı bıçağı. Suna karanlıkta bile hissediyordu Batuhan'ın kendisine ne kadar korkutucu , öfkeyle baktığını. Batuhan burnundan nefes alıp veriyordu öfkeden kurtulup sakinleşip konuşmak için ama bu nefeslerin Suna'nın yüzüne çarptığını bilmiyordu.
“ Neden yaptın ?” dedi normalce , daha sonra kendini tutamayıp az ötesindeki yüze bağırdı.
“ NEDEN YAPTIN !?”
Suna karşılaştığı öfkeyle yutkundu , boğazındaki bıçak Batuhan'la birlikte boynunda hareket ederken yaptığı baskı canını acıtıyordu , artık öleceğini düşündü. Kardeşinin katilini öldüremeden öleceğini düşündü ve bir anlık hırs ile bileklerini Batuhan'ın elinden kurtardı.
Batuhan'ın gövdesini taşıyan eli bir anlık hareketle Suna'nın elini tutamamıştı ama neyseki vücudunu tekrar kaldırabilmişti.
Suna ellerini kurtarır kurtarmaz bir eliyle boynuna bıçak dayayan eli kavrarken bir eliyle belindeki bıçaklardan birini çıkarmıştı. Bunları bir anda yapan Suna'ya Batuhan yetişememiş , düşecek olan üst gövdesini kaldırmıştı ama şuan onunda şah damarında bir bıçak vardı.
Batuhan Suna'ya tahammül edemiyordu , boynunda bıçak olmasına rağmen kafasını geriye atıp büyük bir soluk verdi , bu sırada boynu açılıp gerilmiş Suna'nın kendisini öldürmesini kolaylaştıracak bir durum oluşturmuştu. Tekrar Suna'yı az çok seçtiğinde siniri bozulmuş bir şekilde güldü Batuhan. Belini hareket ettiremiyor bacaklarını kullanamıyordu , vücudunu tek koluyla taşırken kadının boynuna bıçak dayamışken kadında kendisinin boynuna bıçakla bastırmıştı.
“ Sende ölürsün farkında mısın ?” dedi siniri bozulmuş bir şekilde gülerken Batuhan.
“ Kardeşimin katilini öldürdükten sonra ölsem de umrumda değil.” dedi öfkeyle Suna. İçinde Batuhan'a karşı olan öfkesini dizginleyemiyor , aklından kardeşini öldüren katilin hayatını kurtardığı düşüncesi çıkmıyordu.
Batuhan duyduklarıyla kaşlarını çattı ‘ Bunca zaman niye yanımda olmuştu ? Hayatımı niye kurtarmıştı ? Bunu ne zamandır biliyordu ? Nasıl bir intikam planlıyordu ?
Benden sakladığı şey bu muydu ? Niye bu zamana kadar bana dostane hatta daha ilerisi olacak şekilde yaklaştı ? Sırf bunu planlamak için mi ? Belki de gideceğimi duyduğunda tüm planları bozuldu ve şimdi öldürmek istedi. Ama niye hayatımı kurtardı ? Nasıl bir intikam düşünüyordun ? Benim kendine kaptırdıktan sonra mı alacaktın intikamını ?’
Ya benim hayatımı kurtarmak istemiyorsa ? Ya teşkilata çalışıyorsa ve bundan dolayı benim hayatımı kurtardıysa ? O zaman neden şimdi beni öldürmek istiyor ? Teşkilat izin vermediği için mi ? Peki kim söyledi ona böyle bir şeyi ?” Batuhan tüm bunları düşünürken içlerinden bir soruyu seçip Suna'ya sordu zorlukla.
“ Kim söyledi sana bunu ?”
Suna duyduklarıyla altüst olmuştu. İçinde hâlâ Batuhan'a karşı bir umut kırıntısı kalmıştı ama o da şimdi kül olmuştu. Duyduklarını algıladığında boğazında bir düğüm oluştu ne nefes alabildi ne verebildi , ciğerlerindeki soluk göğsüne dar geldi ve binlerce iğne her zerresine saplandı.
“ Sen.. kardeşimin katili.. ben seni ölmekten kurtarmıştım..”
Bu sözler bir fısıltıyla dudaklarından dışarı akarken Batuhan Suna'ya daha bir dikkat kesildi. Suna yaşadıklarına katlanamayarak bir çığlık attı ve şah damarında dayadığı bıçağı boynuna saplamak istedi.
Batuhan hızla kendini geriye atarken Suna'nın boynuna dayadığı bıçağı yere fırlatıp boynunu incece kesip sıyrılan bıçağı Suna'nın elinin arasından sertçe ve hızlıca çekip attı yere.
Suna boşa çıkan bu girişimle yetinmeyip elini Batuhan'dan hızla kurtarıp belinde kalan son bıçağı göğsüne saplamak için hızla çekti.
Batuhan Suna'nın boynunu kestiği bıçağından kurtulurken bir bıçak daha geldiğini fark etti. Bir hızla gövdesini yukarıda taşıyan kolunu hareketlendirdi , Suna'nın bileğini kavrarken boşta kalan bedeni Suna'nın üstüne düşmüştü bile.
Suna üstüne düşen beden ile bir anlık ciğerleri nefessiz kaldı. Ama sonra Batuhan'a zarar verme arzusu tekrar kendisini ele geçirdi , öfkeden çatlamış , gözünü intikam bürümüş bir şekilde dizlerini Batuhan'ın karnına geçirdi. Ama Batuhan ağırdı , ayaklarını zor hareket ettiriyordu. Suna ellerini kullanamıyor bilekleri Batuhan tarafından tutuluyordu. Suna elindeki bıçağı düşürmemek için tüm gücünü ona verirken Batuhan şuan bıçağı düşürmeye çabalıyordu.
Bunlar bile saniyeler içinde olurken Suna durmadı. Batuhan'ın ellerini kurtarmaya çalışırken onun altında debeleniyordu yalnızca. Saniyeler içinde karar verip Batuhan'ın tüm gücünü uyguladığı tarafa doğru aniden Suna da sağ tarafa meyledince döndüler bir anda , Suna bu sayede Batuhan'ın altından kurtulmuştu.
Bu dönüş Batuhan'ın sırtını yatağa değdirirken Suna onu alt etmişti. Batuhan daha ne olduğunu anlayamadan üstüne çıkan Suna ellerini kullanamayınca bacaklarını Batuhan'ın boğazına dolamış , nefesini kesmek için tüm öfkesiyle sıkıyordu.
Batuhan Suna'nın bu hareketi sonucu elinin birini Suna'nın elinden çekip boğazını sıkan bacakları itmeye çalıştı. Suna ise tüm gücünü şuan Batuhan'ın boğazını sıkmaya verirken elleri arasındaki bıçak yere düştü.
Bir anlık ellerinin boşa çıkmasıyla daha da bir güç aldı Suna ve bacaklarıyla daha bir sıkmaya başladı Batuhan'ın boynunu.
Suna'nın nefesini kesmeye sıktığını anlamıştı Batuhan. Nefes alamıyor , boğuluyordu. Kurtulmaya çalıştığı bıçaklar yere düşünce elleriyle Suna'nın boynunda kenetlediği bacakları ayırmaya çalıştı. Bunun biraz faydası olmuştu ama karşısındaki sinirden gözü dönmüş kadın da daha bir sıkmaya başlamıştı. Suna elleriyle de Batuhan'ın ellerini bacaklarından çekmeye çalışıyordu.
Üstelik Batuhan'ın boynu kanıyordu hâlâ. Suna'nın da üstündeki pantolona bulaşmıştı. Batuhan belden aşağısını hissetmiyor , belki de şah damarı kesilmiş , boynu kanıyor ve Suna tarafından boğazı sıkılıyordu. Yine de tüm gücüyle gözünü kan bürümüş Suna’dan boğazını kurtarmaya çalışıyor , bacaklarını aralamaya çabalıyordu.
Ne kadar Suna'ya zarar vermek istemese de Batuhan , daha fazla dayanamadı. Her daim yastığın altına koyduğu susturucu takılı silahını kavradı , silahının horozunu aşağıya indirdiğinde Suna'nın uyluğuna bastırdı.
Batuhan'ı öldürmeye çalışan , kan ter içinde kalan , Suna soğuk demiri hissettiğinde bir anlık gaflete düşüp gözlerini bacağına değdirdi. Bir anlık hırsla elleriyle silahı tutmak istedi , Batuhan'ın bacağını tutan eli buna izin vermese de diğer boşta kalan eliyle namluyu kavramıştı aniden. Namluyu kendinden çevirmeye çalışırken bir yandan daha da sıkıyordu Batuhan'ın boynunda kenetlediği bacaklarını.
Batuhan tetiğe basmaya hazır , tetikten dışarı koyduğu parmağıyla sıkmaya hazırdı , son bir kez Suna'yı uyarmak istercesine sol eliyle Suna'nın bacaklarına vurdu ama daha da kötülendi Batuhan. Artık dayanamayacak gibi olduğunda yalnızca bacağının üstünü sıyırsın diye silahı bastırdığı uyluktan çekip bacağının üstüne hizaladığında daha da dayanamayarak tetiğe bastı.
Suna acıyla dişlerini sıkarken boğazından acılı bir inilti kopmuştu , bu andan faydalanan Batuhan gevşeyen bacakları boğazından çekip Suna'yı kaldırıp üstünden attı. Suna yatağın ucuna düştüğünde Batuhan eline tekrar silahını alıp Suna'yı hedef aldı , diğer eliyle de göğsünü kaldırıp kendini yatağın başına çekti. Sırtını başlığa yaslarken kendisi gibi Suna'nın da nefes nefese olduğunu gördü.
Suna nefes nefese toparlanmaya çalışıyordu , bacaklarında bir yangın peydah olmuştu , bacağındaki kanlara parmaklarını değdirdiğinde Batuhan da boştaki eliyle kanayan boğazına attı elini , elindeki kanları görünce baskı yapmaya başladı sıkıntılı bir şekilde.
O an ikisi göz göze geldi. Suna'nın bedenini içindeki kor kaplamıştı , intikam ateşiyle yanıp tutuşuyordu her saniye. Suna kendisine doğrultmuş silahı gördüğünde bir an ölümden çekinmeyip Batuhan'a tekrar saldıracaktı ki Batuhan daha sağlam kavradı silahı.
“ Sakın !” dedi sert bir ifadeyle Batuhan , Suna'nın gözlerinde bir pişmanlık sezerken geri olduğu yere kendisini bıraktığını gördü. Batuhan yine de temkini elden bırakmayarak Suna'ya bakarak yanındaki abajura uzanıp biraz olsun odayı aydınlatmaya çalıştı.
“ Felç mi oldum ?” Nefeslerinin , kısık iniltilerinin arasında Batuhan'ın bunu sorduğunu duymak sinirini bozmuştu , korktuğunu düşünmüştü Suna.
“ Seni felç etsem şu durumda mı olurum.” dedi alayla , başını bacaklarından çevirip Batuhan'a döndüğünde. Batuhan ise hâlâ vücuduna ne olduğunu merak ediyordu , belden aşağısı tutmuyordu , ayaklarını hissedemiyordu.
“ Yarım saat yirmi dakikaya kendine gelirsin.” dedi söver gibi Suna. Yüzünde Batuhan'a karşı bir tiksinti bir sinir bir pişmanlık vardı. Kendi dediklerini tekrar kafasında dolandırdığında aklına hatıraları geldi , bir anda mahzunlaştı. Batuhan ise biraz olsun rahatlamıştı , o tedirginlik kalkmıştı üstünden.
“ Ama kardeşim geri gelmeyecek..” derken başını önüne eğmiş bacaklarındaki kanlara bakıyordu bir yandan yüreğini Batuhan'ı öldürememiş olma duygusu sıkıyordu.
Aklına gelenler boğazında bir düğüm oluşturdu ilk başta , sonra dudaklarından acıyla soluksuzca döküldü.
“ Kardeşimi neden öldürmek istedin ?” kaslarını çatmış acılı bir ifadeyle Batuhan’a çevirdi bakışlarını. Yüzünde görünen o acı yüreğinde yaşadığı acısının binde birine bile eş değilken Batuhan Suna'nın acısıyla kendisini kötü hissetti.
“ Onun ne suçu vardı ?” dedi aynı acılı ifadeyle Suna , engel olamamıştı ama gözleri dolmuştu yine. Yutkundu Suna , kardeşinin katilini öldürememenin pişmanlığı vardı bedeninde.
“ O daha küçücüktü.. annesinin acısına dayanamamış biriydi , daha reşit bile değildi.” dedikten biraz sonra aynı sessizlikte fısıldar gibi konuştu.
“ Senin her şeyden korumaya çalıştığın kardeşinden bile küçüktü o.” dedi Suna. Sitem ediyordu , artık öldürmeyeceğini biliyordu , şuanlık öldüremeyeceğini biliyordu , en azından neden yaptığını öğrenmek istiyordu. Neden kendisine böyle davrandığını sorguluyordu ? Suna bir türlü güvenemiyordu insanlara , her seferinde kendini kullanılmış buluyordu ; bunlardan biri de kardeşinin ölümünde abisinin kendisini kullandığını düşüncesiydi.
Suna loş ışıkta kendisine yorgunca bakan Batuhan'a bakıyordu şimdi. Ama bu yorgunluk başkaydı , şimdiki bedensel yorgunluk değildi gözlerindeki. Suna'nın acısını her gördüğünde kendi içi de acıyor bir de üstüne bir türlü kabuk bağlamayan yaraları kanıyordu. Ama merak da ediyordu Batuhan , kimin bunu söylediğini merak ediyordu.
Suna Batuhan'ın bakışlarında zerre kadar pişmanlık hissedememişti ama anlamlandıramadığı bir şeyler olduğunu fark etmişti. Bedenindeki , ruhundaki yorgunlukla bir anlığına gözlerini bir kez daha gözlerini o soğukkanlı katilden kaçırıp kanlı ellerine baktı. Aklına binlerce düşünce doluşurken dudaklarında acılı bir tebessüm yer etti.
“ Niye beni kullandın ?... Ben seni yaşatmak için kanımı bile vermiştim…” dedi Suna içlice. Batuhan'ın duyduklarıyla kaşları havalandı , bunu bilmiyordu işte.
Bu duygu yüklü garip bakışma bitmek bilmiyordu. İkisi de birbirine bakıyordu , ikisinin acıları birbirine tanıdık geliyordu farklı acılar olduğu hâlde. Suna diğer düşmanları ya dostları karşısında o kadar güçlü ve zaafsız bir duruş sergilerken ne oluyorsa oluyor bu adamın yanında atlatamadığı geçmişiyle yüzleşiyor , acısını çekinmeden gösteriyordu , yaşıyordu.
Batuhan ise hiçbir hasmına vermediği tavizi veriyordu Suna'ya. Batuhan dostunu bile sorgularken hasmının kardeşi olduğu halde , kendisine yalan söylediği halde Suna'ya karşı bir hamle yapmıyor , ondan uzak bile durmuyordu.. belki de duramıyordu. Suna'nın acısını gördükçe kimseye göstermediği yaraları gün yüzüne çıkıyordu. Batuhan Suna'yı anlıyordu , hissediyordu… Batuhan ilk defa bunları hissediyordu.
“ Sen beni neden kurtardın ki ?” dedi Batuhan yorgunca , Suna'nın acısı Batuhan'a da tesir etmişti. Suna ise işittikleriyle siniri bozulmuş bir şekilde acılı bir kahkaha attı. Yatak kenarından bir hırsla ayağa kalktı , bacaklarındaki kesiklerin ağrılı hatırlatışı ile daha bir kötü oldu , daha bi sinirlendi.
“ Dİ Mİ ? BEN SENİ NİYE KURTARDIM Kİ ?” dedi aniden bağırarak , yüzünde alaylı ve acıklı bir gülümseme vardı.
“ KAHRETSİN Kİ KARDEŞİMİN KATİLİNİ KURTARDIM. !” diye öfkelice bağırdı. Batuhan'ın gözlerinde eski bir merak vardı , kendisini neden kurtardığını merak ediyordu. Suna bunun o hâlini görünce her şeyin berbat olduğunu düşünüp , artık gizleme gereği duymayıo onu da söyledi.
“ Abimin düşmanısın diye !”
Batuhan duyduğunu anlamamıştı hâlâ. Evet abisininden hoşlanmadığını biliyordu ama bunun kendisi ile ne ilgisi vardı bunu çözemiyordu. Kaşları bir anlığına çatıldığında Suna açıklamaya devam etti.
“ Abimi öldür diye.” dedikten saniyeler sonra devam etti. “ Kardeşimi öldürdün abimi de öldür diye.” Suna bunu yüreğindeki acıyla dalga geçer gibi söylerken Batuhan daha da anlamamıştı. Başından beri kardeşini öldürdüğümü mü düşünüyor ? diye düşündü.
“ Sana bu kim söyledi ?” dedi Batuhan , sert ifadesinin ardından.
“ Ne yapacaksın , onu da mı öldüreceksin ?” diye çıkıştı Suna. Batuhan ise kimin söylediğini gerçekten öğrenmek istiyordu. Suna'ya olan sinirini yatıştırmak adına gözlerini yumup burnundan nefes alıp verdi.
“ Kim söyledi bunu ?” diye tehditvari bir şekilde sessizce sordu. Suna bunu saklamanın bir faydası olmadığını düşündü.
“ Abim söyledi , sana öldürtmek istediğim adam !” diye bastıra bastıra söyledi. Batuhan duyduklarıyla yüzü düştü , ciğerindeki soluğu verirken gözlerini yumdu. Suna'nın içindeki öfke ise hiç dinmiyordu , aklına Batuhan'ın kendine dediği sözler geliyordu.
“ Hani babalarının suçlarını evlatlarına ödetmezdin ? Hı ?” diye hiddetli hiddetli konuşmaya başladı Suna.
“ Tabi abime gücün yetmedi !”
“En küçüğümüzü öldürdün , şimdi de sıra bendeydi DEĞİL Mİ ?” diye sitem etti bağırarak ve durmadı , durduramadı kendini.
“Evli olduğun hâlde nasıl benle dans ettin ?!”
“ULAN KARAKTERSİZ HERİF ! Adımız çıktı bizim…Hiç mi düşünmedin kadını , çocuğunu ?” diye bağırdı. Suna onun kendisine olan bu sahte tavrına daha çok kızgındı sanki. Kandırılmış olmak , kullanılmış olmak.. Bu sayede kendisine yapılan suikastın Bahadır tarafından olduğunu öğrenmişti Batuhan. Suna bu yaptığı aklına geldikçe sinir katlanarak artıyor , taşıyordu.
Batuhan bu duyduklarıyla yüzünü buruşturdu , Suna ise ondan bir yanıt bekliyordu. Göz göze geldiklerinde Batuhan elindeki silahı yere attı.
“ Seni öldürmek istediğim falan yok !” diye söylendi sıkıntıyla Batuhan. Boynunu yana çevirdiğinde az çok kabuk bağlayan yarasını hissetti ve yüzü tekrar buruştu. Suna yere attığı silaha bir anlık bakıp tekrar Batuhan'a döndü.
“ ÇOCUĞUN VAR YANİ ?” diye çıkıştı Suna bu detaya takılarak. Batuhan'ın ise onları hatırladığında bir an yüzü değişmişti , özlem miydi.. pişmanlık mıydı.. ya da başka bir şey..
“ EVET , VAR ! ” dedi Batuhan ciddi bir ifadeyle. Suna'nın bağırmasıyla Batuhan da bağırmaya başlamıştı.
Suna bunu da Batuhan'dan duyunca bir garip hissetmişti kendisini. Kendini , neden buna bu kadar takıldığını ve Batuhan'ın bunu niye gizlediğini sorgulamıştı. Suna daha fazla burada duramayarak çekip gitmek istedi. Bu karşılaştığı gerçek nedenini anlamayadığı bir şekilde Batuhan'dan kendini uzaklaştırmış , soğutmuş , hesap bile sormak istememişti. Bacakları acırken tüm acılarını içine atıp ciddi bir ifadeyle ayrılacakken Batuhan seslendi.
“ SUNA !” Suna duyduğu ses ile durmuştu ama kendisine bunları yapan adamın yüzüne bakmak istemiyordu. Suna öylece kalakalırken Batuhan konuştu.
“ Kardeşini ben öldürmedim.”
Suna işittikleriyle vurguna uğrar gibi oldu. Daha deminden beri canını almak dışında her şeyi yaptığı adam şimdi neler diyordu ? Bunları yapma sebebinin tam tersini söylüyordu. Suna'nın ruhu bir an özgürlüğe kavuşur gibi oldu , o yüreğindeki baskı uçup gitti ama sonra , sonra ortada kaldı , ikilemde kaldı Suna. Batuhan'a inanmak istedi ama.. yapamadı. Kendisini hâlâ kullanılmış hissediyordu. Kime inanacağını bilemedi bir an. Kendisine yalan söylediğini düşünmek istedi Suna.
“ Ne şimdi bu ?”
“ Ne diye bunu yapıyorsun bana ? Yeterince canımı acıttın zaten.” dedi Suna Batuhan'a döndüğünde , ruhundaki yorgunluk Batuhan'a bariz bir şekilde görünüyordu.
“ Ben mi sana bir şey yapıyorum ?” dedi Batuhan dayanamaz bir ifadeyle , alayla kaşları havalanmıştı. Elleriyle kendi bedenini gösterirken devam etti.
“ SUÇSUZ OLDUĞUM HÂLDE BANA NELER YAPTIN ?”
“ O ŞEREFSİZ BİZİ BİRBİRİMİZE KIRDIRMAK İÇİN BİR LAF ATMIŞ ORTAYA... Sen de bunu bekliyormuşsun zaten.” diye çıkıştı sonunda Batuhan.
“ Ne saçmalıyorsun sen yaa ?” dedi Suna yüzünü buruşturarak , dediklerini dinlemiyordu bile.
“ Bana bak !” dedi korkutucu bir tonda öfkeden sesi kısılmış , boğuk bir şekilde çıkmıştı bir an.
“ Sorgusuz sualsiz bir şeye inanmışsın , bir gece vakti odama girmişsin , canıma kastediyorsun ! Bedenimi uyuşturuyorsun , boğmaya kalkışıyorsun ! Saatlerdir bir sebebi vardır diyerek canını yakmıyorum ayağını denk al !” dedi Batuhan sertçe.
“ Senin karşında abin , ya da Kapgan yok !” diyerek tehdit etti. Sesi yüksek çıkmamıştı ama sertti , uyarıcıydı , korkutucuydu. Suna bu kişiyi hiç tanımıyordu , ilk defa karşılaştığı bu kişi tüylerini diken diken etmişti bile.. Suna Batuhan'ın bu yüzünü hiçbir zaman görmemişti.
“ Sebepsiz..” diye sessizce başını salladı , kaşları havalandı ama sonrasında bir anda çıkıştı.
“ ULAN SEN BENİM KARDEŞİMİN KATİLİSİN !”
“ Şimdi gelmiş bana ben yapmadım diyorsun !”
“ ÜSTELİK , BUNA İNANMAMI BEKLİYORSUN !”
“ NE YAPACAKTIM ! METRESİN Mİ OLACAKTIM ?!” diye bağırdı Suna.
“ Demek abinin attığı palavraya inanıyorsun. O zaman niye benden onu öldürmemi isteyecektin ?” diyerek Suna'nın bir açığını yüzüne vurdu , üstelik bunu merak da ediyordu.
“ Orası seni ilgilendirmez !” dedi Suna durularak , Batuhan'a zayıf yanını vermek istemiyordu artık ama gerçekten kime inanacağını bilmiyordu. Batuhan'ın kendisini kullandığını biliyordu ama abisine de inanmak istemiyordu üstelik karşısındaki adam da bunu inkar ediyordu.
“ Neresi beni ilgilendirir ? Beni kurtardıktan sonra arabamdan parşömeni alman mı ya da üstüne bunu inkar etmen mi ?” Batuhan artık Suna'ya bir taviz vermiyordu , kendine yaptığı hataları bir bir yüzüne vuruyordu.
“ Asıl sen ne yapmaya çalışıyorsun ?” diyerek peşini bırakmadı Batuhan. Artık Suna'nın niyetini öğrenmek istiyordu.
“ Başından beri beni öldürmek için yanımda mı geziyordun ? Sana güvenmek istiyorum safsatalarını , mührü güvenimi kazanmak için alıp vermeni de mi inkar edeceksin ? ”
“ Ya da sırf beni kandırmak için anını harcadığını mı ? SEN NEYİN PEŞİNDESİN SUNA BAYSUNGUR !” diye bağırdı Batuhan , artık daha fazla sabredemeyecekti.
Bu sorusu Suna'yı susturmuştu. Suna ne yapacağını bilmiyor , kime güveneceğini bilmiyordu. Artık neyi saklayıp saklamayacağını bile bilmiyordu Suna.
“ KARDEŞİMİN KATİLLERİNİN PEŞİNDEYİM !” diye çıkıştı Suna. Tüm oyunları bozulmuştu zaten. Batuhan'ın ne kadar sivri zekalı olduğunu biliyordu ,er ya da geç açığa çıkacağı oyunlarını tedirgince saklamak yerine niyetiyle birlikte açıklayacaktı.
“ BEN HER DAİM KARDEŞİMİN KATİLLERİNİN PEŞİNDEYDİM ! SIRF ONUN İNTİKAMINI ALMAK İÇİN , YÜREĞİMDEKİ BU KORDAN KURTULMAK İÇİN YERALTINA GİRDİM !” diye bağırara bağıra anlatmaya başladı.
Karşısındaki Batuhan ise ona sertçe bakıyordu , Suna'ya öfkeliydi , niyetini anlayamamış kadın canına teşebbüs etmişti. Batuhan ciddiyetle Suna'yı dinlerken ayaklarında bir karıncalanma hisseder gibi oldu. Batuhan sol elini bacağına atıp bir yandan Suna'da olan gözleriyle bacağını fark edilmeyecek gibi sıkıyordu , hissedip hissetmediğini kontrol ediyordu.
“ Senelerce kardeşimin katilini aradım ama bulamadım.”
“ En sonunda başından beri şüphelendiğim abimle karşı karşıya geldim.”
“ Kardeşimin mirasına konan abimin onu öldürtdüğünü düşündüm.. çünkü.. kardeşim patlayan içinde kalmadan saniyeler önce abim araçtan kulağında bir telefon ile çıkmıştı.” Suna şimdi bunları sakince anlatıyordu , yorulmuştu.
Artık Batuhan'dan bir şey saklamak istemiyordu , onun yapıp yapmadığını öğrenmek isterken kendi planlarını gizli tutamazdı , tutamadı da. Bunu söyledikten sonra dakikalardır titreyen bacaklarını hissetti. Kan kaybı ve yorgunluk Suna'yı kötü etmişti , fersiz bırakmıştı.
Batuhan bacaklarını sıkarken sonlarından hissetti elini. Rahat bir nefesle bacağına bakıp tekrar Suna'ya döndüğünde Suna arkasında tekli koltuğa çoktan düşmüştü bile.
“ Ben.. seni o gece dağda bulunca kurtarmak istedim ama.. abimin düşmanısın falan diye değil.” dedi zorlukla. Gece vakti açlık , kan kaybı , bedensel ve ruhsal yorgunluk Suna'yı berbat yapmıştı. Şimdi gözünü açacak takati zor buluyordu. Başını kendini bıraktığı koltuğun arkasına doğru yasladı ama yine de Batuhan'la göz temasını kesmedi.
“ Belki dost oluruz.. Benim gücümün yetmediği abimi birlikte deviririz.. kardeşimin intikamını alırım diye.. sana güvenmek..istedim.” Dedi zar zor.
Dakikalardır mide bulantısına o güçsüzlük de eklenmişti , artık gözlerini açamıyor , kolunu bırak parmağını hareket ettiremiyordu. Bir anda kasılı tüm kasları gevşerken bilinci kapanmıştı.
Suna'nın başının yana düşmesiyle Batuhan hızla yataktan kalkıp yanına vardı. Düşen başını kaldırıp yanağına vurdu , kendisine gelmesini , gözlerini açmasını , bir tepki vermesini bekledi. Ama Suna daha fazla dayanamamış bayılmıştı.
“ Suna !” dedi yanağına hafifçe vururken. Ardından bacaklarından boşalmış ve akmaya devam eden kanı görünce bayıldığını anladı.
Batuhan hızla yanından ayrılırken dakikalar geçmeden eline geçen kazak ve pantolonu üzerine geçirip gelmişti. Telefonuyla otelde onunla kalan korumalarından birini aradı.
“ Aykut arabayı hazırla.” deyip telefonu yüzüne kapayıp silahını da beline silahını da beline taktıktan sonra Suna'nın daha fazla kan kaybetmesine müsaade etmemek için hızla kucağına alıp kendini asansöre attı.
§§§§§§§§§§
Ve yerin yedi kat altına gömülü sırlar deşilmeye başlandı.
Bölümü nasıl buldunuz ?
Kitabın ilerleyişi hakkında ne düşünüyorsunuz ?
Karakterler sizce nasıl ?
İleri bölümlerde bizleri neler bekliyor olabilir ?
Bölüm etkileşimi
