15. Bölüm : Piyon karşılaşması

Vaveyla Yazarı: Geceningüneşi

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 16Şu an: 15. Bölüm : Piyon karşılaşması

Batuhan Suna'nın yanından ayrıldıktan sonra asansörle aşağı indi. O sırada ceketinin cebindeki mührü çıkarıp bir kez daha baktı. Mühür gerçekti , bu kadar kısa zamanda aynısını yaptıramaz diye geçirdi içinden.

Suna'nın yanına başta ne için gittiğini hatırladı. Hesap sormaya gitmişti , öfkelenmişti Suna'ya , gözünde tam bir hırsıza bürünmüştü ta ki o söylemeden mührü önüne koyana kadar.

Gerçekten güven veriyordu bu son yaptığı hareketle. Gerçekten güvenmemi istiyor , üstelik bana yapılan suikastın abisi tarafından yapıldığını bile söyledi. Suna'ya güvenmek istiyorum , onun abisinin aksine düzgün biri olduğunu düşünüyorum üstelik benim hayatımı kurtardı. Kadına daha fazla şüpheyle bakmamalıyım güvenmeliyim ama.. hiçbir şey onun Bahadır'ın kardeşi olduğu gerçeğini değiştirmiyor , kendimi bir tuzakta gibi hissetmiyorum ama bilmiyorum , sürekli kadına yenik düşüyorum , onunla görüşmemek istiyorum ama sonra kendimi onun yanında buluyorum.

Bana bu kadar iyiliği dokunmuş , yeraltı dünyasında yapayalnız kalmış kadını da kurtların arasına bırakamam , bu benim yapacağım şey değil. Üstelik kadın ile anında adım çıkmışken ve bunu yalanlamak yerine onunla yemek yemişken herkesin ne düşündüğü belli.

Üstelik kadından istediğim her şeye ulaşmışken onun niyetini merak ediyorum. Hem bu yüzden hem de içimdeki vicdanım için Suna'ya güveneceğim , bunu ona hissettireceğim.

Aklımda ona karşı tek şüphe benim hakkımdaki niyeti , beni neden öldürmediği. Beni bir tuzağa çekecek olsa bu mührü ne diye bana versin ki aynı parşömendeki gibi inkar ederdi. Peki parşömeni neden almıştı ? İyice kafamı karıştırıyor bu kadın. Her şeyiyle aklımı alt üst ediyor.

Batuhan bunları düşünürken aşağı inmişti. Lobide kendisini bekleyen Çebi , Alper ve Sarp’ı gördüğünde yanlarına doğru yürümek yerine otelden dışarı çıktı. Peşinden gelen Alper’ler hızla yanına gelirken Batuhan'ın kapısı bir koruması tarafından açıldı , Batuhan arabaya binmeden sertçe konuştu.

“ Sarp , bin arabaya.” dediğinde , Çebi dirseğiyle itikledi Sarp’ı , Sarp ise somurtarak abisinin yanına bindi. Batuhan yanında oturan kardeşine hiçbir şey demezken öfkeden parmaklarıyla direksiyonu ve dişlerini sıkıyordu. Arkalarından üç araç da onları takip ediyordu. Alper ve Çebi ise olanları duyduktan sonra Batuhan'a hiçbir şey dememiş yalnızca onu takip etmişlerdi.

“ Ne olacak şimdi ?” dedi Çebi sıkıntıyla. Alper olumsuzca başını iki yana salladı.

“ Sarp'ın en başından şu gururunu bırakması gerekiyordu. O kadının yanına gitmesi başta hata.”

“ Hani aileden atılmıştı Sarp , daha ne olabilir ki ?” dediğinde Çebi , Batuhan'ın arabayı bir ormanlık yola sürdüğünü gördüler. Çebi dehşetle Alper'e baktığında ikisi de birbirine baktılar , akıllarına gelen şeyle kanları donmuştu.

“ Lan yoksa ?” diye sordu Çebi kendini tutamayarak , Batuhan'ın Sarp'ı öldürmesinden korkuyordu.

“ Böyle bir şey olmayacak Çebi yoksa yeminle Tülay ana hepimizi kurşuna dizer.” dedi Alper endişeyle.

“ Lan böbrek taşını Sarp düşürüyor sancısını biz çekiyoruz.” diye yakındı Çebi.

Batuhan içindeki öfkeyi tutmaya çalışıyordu , kardeşi onu asla dinlemiyor kendi kafasına göre iş yapıyordu. Sabah Timur ile bir iş yaptığını ve başını belaya soktuğunu öğrenmişti. Timur yaptığı işe Sarp'ı da karıştırmıştı. Batuhan Sarp’ı küçüklüğünden beri tenine değen sert ayazdan bile korumaya çalışırken Sarp'ın başını belaya sokmasından endişeleniyordu. O babasının emanetiydi , kardeşiydi onu herkesten esirgerdi ve esirgerkende ona olan sevgisini gösteremezdi. Sarp'ın yanlış düşüncelere de kapılmasını istemiyordu ama buna da engel olamıyordu.

Sarp üzülüyordu , kendini yapayalnız hissediyordu. Abisinin sert uyarıları gençlik gururuna dokunuyordu , abisini herkesten çok seviyordu ama en çok ona kırılıyordu. İnsan en çok en çok sevdiğine kırılıyordu.

Uzun süreli sessizlikten Sarp da gerilmişti , yine abisinin kızacağını bildiği halde daha fazla dayanamayıp söze girdi.

“ Suna denen kadın mı söyledi sana , oraya geleceğimi.” dediğinde , Batuhan'ın öfkenin kuşattığı bedeni Sarp'a döndü anında. Batuhan işittikleriyle aniden fren yaptı , elleriyle daha da sıktı direksiyonu.

“ Lan Sarp ! Yemin ediyorum sabır taşlarımla oynuyorsun !” dedi dişlerini sıkarken. Sarp ise hâlâ abisinin kendisine sırf bir kadın yüzünden bu kadar sinirli olmasını beklemiyordu , belki o imayı yapmamalıydı ama hasımlarının kardeşiydi. Batuhan içindeki dizginleyemediği kızgınlıkla bir hiddetle bağırdı ve Sarp onun gözlerinden hiç eksik olmayan o öfkeyi gördü bir kez daha.

“ Kendini öldürtmek mi istiyorsun LAN !” diye bağırdı sonunda Batuhan , kardeşi hata üstüne hata yapıyor ve sözünü dinlemiyordu. Batuhan Sarp'a sözünü dinletemiyordu , kardeşi hâlâ burnunun dikine gidiyordu. İçindeki ona olan kızgınlığını bile bastırmasına müsaade vermiyordu.

Sarp işittikleri ile şaşkına döndü , abisinin ettiği laf çok ağırına gitmişti Sarp'ın. Bir kadın yüzünden bu lafı etmişti abisi ve Sarp bunu düşündükçe daha kötü oluyor , daha da yalnızlaşıyordu. Sarp duyduğu şeyi sindirdikten sonra bir hızla arabadan çıkıp belindeki silahı çekip başına yerleştirdi. Sarp'ın bunu yaptığını gören bütün adamlar araçtan indi. Çebi ve Alper Sarp'a yaklaştı yavaş yavaş , temkinlice.

“ ABİİ ! SEN BENİ AFFEDECEKSEN YAPARIM !” diye bağırdı.

Batuhan ise kardeşinin hâlâ bir ergen gibi davranmasına tahammül edemiyordu. Batuhan sakinleşmeye çalıştığı için bir süre arabada bekledi ama Sarp'ın dediğiyle elindeki aklının kayışları kopmuştu. Bir hiddetle arabadan inip kapıyı çarptığında kardeşinin üstüne doğru hız kesmeden yürüdü.

“ Sana kolay ölüm yok lan !” deyip bir hızla kardeşine yaklaşıp sol eliyle tabanca tutan elini indirirken kafa attı Sarp’a. O an Sarp'ın elindeki silah yere düşerken kendisi de sendeledi.

Batuhan hızını kesmeden aynı öfkeyle kardeşinin yüzüne bir yumruk daha indirdi. Sabah onun hakkında öğrendiği şeylerden beri kendini zor tutuyordu zaten.

“ Lan ahmak herif ! O şerefsiz Timur’a niye ağız eğdin lan ! Lan o kim ki sen onunla iş yapıyorsun !” diye bağırdı , her cümlesinde yüzüne bir yumruk daha atıyordu.

O sırada Çebi müdahale etmek , onları ayırmak istedi. Sarp'ın üstündeki Batuhan'ın omzundan tutup onu geri atmak istedi. Batuhan arkasında hissettiği kişiyi bilmeden arkasını dönüp aynı öfkeyle ona da bir yumruk attı. Çebi geri sendeledi acıyla , Alper yanına gelip onu düşmemesi için tuttuğunda abi kardeş arasına girilmeyeceğini bir kez daha fark ettiler.

“ Ailemden çıktıysan ailemden biriyle iş yapmayacaksın !” dedi Batuhan , kanlar içinde yatan Sarp'ın başında parmağını sallayarak. Nefes nefese kalmıştı Batuhan.

“ O Timur itine de hesabını soracağım.. Hangi bokun içine attı lan o seni ?” dedi başındayken , Sarp’tan karşılık alamayınca içindeki dinmeyen öfkesinden dolayı yakasına yapıştı.

“ Bana bak !” dedi yakalarından sirkeleyerek. Sarp zar zor gözünü açana kadar bekledi Batuhan.

“ Seni buraya gömmüyorsam bil ki anam üzülmesin diye ! Tüm yediğin haltları Alper'e anlatıp çekip gideceksin anamın dizinin dibinde oturacaksın.” dedi şiddetle. Yakasını bırakıp ayağa kalktığında az önce yumruk attığı Çebi’ye bir göz değdirdikten sonra Sarp'a baktı. Tam gidecekken tekrar döndü Sarp’a ve nefesini toparlayıp konuştu.

“ Bu.. sana son uyarım , tek hatanda and olsun ki seni ellerimle gömerim.” dedi eliyle Sarp'ı işaret ederek ve devamında sesini yükseltti.

“ Kim ki bununla iş yapıyor , dediklerini yapıyor ona hain muamelesi yaparım , ona göre.” dedikten sonra arabasına bindi. O sırada Alper ve Çebi Sarp'ın yanına koştu diğer adamlarla beraber ve kendi arabalarına bindirip önden çekip giden Batuhan'a yetişmeye çalıştılar.

.....

Suna’nın aklı almıyordu , duydukları şeyler inanılacak kadar gerçekti ama Suna kabullenemiyordu. Kardeşini öldüren adamla görüşmeler yapmış , güven vermiş , yüzüne gülümsemiş , dans etmişti.

Abisi Bahadır'ın dediklerine inanmak istemiyordu , onun gözünde kardeşini öldüren abisiydi Batuhan değil. Hem Batuhan babalarının günahlarını evlatlarına ödetmeyeceğim demişti , diye geçirdi içinden Suna. Yoksa kendisi hakkındaki şüphelerimi mi gidermek için mi yapmıştı bunların hepsini , kendisine inamam için bu kadar iyi davranmıştı , diye düşündü Suna. Tam Batuhan'a güvenmek isterken , ona biraz da olsa içini açmışken , niyetini Batuhan'a söyleyecekken kardeşi Alaz’ın katilinin o olduğunu öğrenmişti.

Aklına hiçbir şey gelmiyordu , abisini yanlışlamak istiyordu ama zihni durmuştu , düşünemiyordu. Bir kaç şey düşünüyordu ama o düşüncelerde elinde kalıyordu. Akın'a baktı Suna , bir umut istiyordu ondan , böyle bir tuzağa düşmediğine dair bir ipucu istiyordu , bir yalanlama.

Batuhan'a abisinin adını kendi elleriyle vermişti Suna. Vicdan azabı çekiyordu şimdi. Abisinin gözlerinin içine baktı , yalan söylediğini hissetmek istedi.

“ Suna.. sana zarar gelmesini istemiyorum. Bak sana söz veriyorum kardeşimin katillerini senin önüne getireceğim , sen kendin vereceksin onların cezasını ama lütfen bu bataklığa girme , sen de girme bu bataklığa.” Suna abisinden bunları duydukça ağlamak istiyordu.

“ Bana sinirlen , ters git , affetme şu yeraltı bataklığına girme… ben bir hata yaptım , kardeşimi kendi ellerimle bu bataklığa soktum sırf bana yardımı dokunur , omuzlarımdaki yükü hafifletir diye ama ondan oldum. Şimdi senin bu işlere girmene müsaade edemem , ailemden kalan seni de bu bataklığa diyet olarak veremem.” Suna bunları duydukça kahroluyordu , senelerdir abisiyle ona olan öfkesi dinmediği için konuşamıyordu , şimdi ondan bunları duyması üstünü örttüğü yaralarını açmıştı.

“ Kabullendin mi sonunda ! Sana yalvardım , hata yapıyorsun dedim ! Alaz'ın o işlerine bulaştırma dedim! Ama dinlemedim , senin yüzünden öldü kardeşim !” diye bağırdı Suna. İçi yanıyordu , durmayacak bir volkan patlamıştı içinde. Suna sitem ediyordu abisine , ona olan öfkesini , kızgınlığını , üzüntüsünü gösteriyordu. Suna'nın karşısındaki Bahadır'ın yüzü acıyla buruştu , bakışları ölükleşti. Yapma , der gibi baktı Suna'ya. Suna bir hiddetle kalktı.

“ Sen neyden bahsediyorsun yaa ! Benim kardeşimi öldüren sensin ! Onu o arabanın içinde bırakıp iki kuruşluk canını kurtaran sensin !” diye bağırdı ve odanın ortasına doğru yürüdü , ondan uzaklaşmak istedi. Kardeşinden bu sözleri duyan Bahadır sinirlendi , o da aynı Suna gibi sinirden ayaklandı.

“ Ben yapmadım Suna ! Kaç kere anlatacağım sana ! Bilinmeyen numaradan annemin katilleri aradı. Açtığımda Alaz duymasın , gitmekten vazgeçer diye indim arabadan dışarıda konuştum… O şerefsiz de sırf benim canımı yakmak için kardeşimi öldürdü !” diye bağırarak anlattı. Suna inanmaya çalışıyordu , yalan diyordu ama abisinin her dediği çok mantıklı geliyordu.

“ Niye seni değilde Alaz'ı öldürdü o zaman ?!” diyerek yükseltti sesini Suna , kaşları havalanmıştı , son umut kırıntılarını kullanıyordu Suna.

“ Benim canımı yakmak için , o zamanlar o kadar güçlü değildi bu , beni karşısına alamazdı , zaten nasıl gizlediyse seneler sonra bulabildim.” Suna sakinleşmeye çalışıyor , kalbi daralıyordu. Göğsüne bir ağırlık çökmüş onun altında nefessiz kalmıştı. Suna'nın yapacağı tek şey itiraz etmekti , kabullenmemekti.

“ Sana inanacağımı mı düşünüyorsun ?” dedi acıyla. Bahadır bunu diyen Suna'nın gözlerine baktı ve sakinledikten sonra konuşmaya başladı.

“ Bana inanma , beni affetme. Ben buraya bunun için gelmedim. Ben sana olan sözümü tuttum ve katilin kim olduğunu öğrenir öğrenmez öldürmek istedim.. ama olmadı. Şimdi sana diyorum ki bu adam benim yaptığımı öğrendiği an tüm bulunduğu birlikteki mafyalarla bana saldıracak , sen ondan uzak dur. Benim canımı yakmak için seni kullanmasın.” Suna duyduklarıyla başını olumsuzca iki yana salladı.

“ Ne sanıyorsun ?! O adam o gece sırf benim canımı yakabilmek için seninle dans etti. Ben o sinirle kardeşimi öldürdüğünü öğrenince o öfkeyle bir plan yaptım ve boşa çıktı.” diye bağırdı. Suna bu gerçeklikle karşılaştıkça yüreği sıkışıyordu , evli olduğu gerçeğine de inanamıyordu.

“ O adamın evli olduğunu biz neden bilmiyoruz ?” dedi Akın oturduğu yerden kalkarak. Suna duyduğu şeye tutundu hemen. Bahadır sinirle burnundan soludu.

“ Duymadın mı ? Çocuğu ve karısı burada değil çünkü. Ankara'da ablası ile karısına bu ATAMAN’ların oğulları sulanmış , Batuhan da onları memleketi Artvin’e yollamış.”

“ Zaten ailesini sır gibi saklar.” dedi Bahadır. Suna duyduklarına daha fazla dayanamayacaktı. Aklını kaybedecekti biraz daha düşünse.

“ Çık git buradan , seni görmek istemiyorum.” dedi Suna abisine kapıyı göstererek.

“ Suna , bana son kez güven , ben Çetin amcayla da konuşacağım sen onunla bir karara varırsın.” deyip odadan çıktı.

Suna Bahadır odadan çıktığında Akın'a döndü. Bitik bir halde ona bakarken derince bir nefes aldı. Beyni karman çorman olmuştu yorgunca kendine koltuklardan birine bıraktı. Dakikalarca sessiz bir şekilde böylece oturdu , hiçbir şey düşünemedi , yalnızca göğsünün üstüne çöken ağrıyı hissetti.

Akın Suna'nın yaşadığı şok anlayabiliyordu kendisi de tamam şüpheleniyordu ama hiç beklemezdi Batuhan'ın Alaz’ın katili olduğunu. Kalktı kendisine bir bardak su aldı ardından Suna'ya da getirdi önündeki orta sehpaya koydu.

Suna öğrendikleriyle kendisini kaybolmuş gibi hissetti. Sanki koca ormanda vahşi hayvanların arasında yapayalnız kalmıştı. Ama bir ateş vardı yüreğinde , karanlık ormandaki tek aydınlık , tek ışık , etrafını aydınlatan tek kaynak yüreğindeki ateşti.

“ Suna.. toparla kendini.” dedi Akın yanındaki uzun koltuğun köşesine oturarak.

Suna duyduklarıyla ellerini saçlarının arasına attı. Yüreğindeki patlayan volkan hâlâ devam ediyordu , konuşturmuyordu bile o acı. O ateş intikam istiyordu. İçindeki Suna intikam istiyordu , kısas istiyordu , bedel ile yüreğini soğutmak istiyordu. Çaresiz gözlerle Akın'ın gözlerinin içine baktı Suna.

“ Söyledikleri.. doğruydu değil mi ?” dedi isteksizce. Akın kendisine sorulan soruyla bir nefes verdi. “ Evet.” kelimesi çıktı zar zor dudaklarından.

“ Sevin ki bu durumu erken fark ettin.” diye teselli vermeye çalıştı Akın. Suna işittikleriyle yüreğinin yangının sönmesi için bir nefes çekti ama daha da çok harlandı.

“ Ben onu kullanmaya çalışırken o beni piyon yapmış.” dedi Suna.

.....

Batuhan sıkıntıyla gravatının düğümünü çekiştirdi. Mafyaların senelerdir birlikte büyük işler yaptığı bir ticaret birliğinin üyesiydi. Bu gecede bu ticaret masasının toplantısı vardı.

“ Üstelik bu toplantı neden bu kadar gecikti anlamış değilim Kutay bey.” Kutay’ın küçümseyen bakışları bunu diyen Altan BOZDOĞAN’ı buldu.

“ Toplantının başında dediğim gibi , yurt dışında işlerim vardı.” diye karşılık verdi.

“ Asıl konumuza gelelim artık.” dedi tüm masadaki gerginlikten nasibini almış Doğan EYLETMEZ. Batuhan'ın bakışları hemen Altan’dan Doğan’a kaydı.

“ Bence de.” dedi Onat ÖZTÜRK.

“ Tamam.” dedi Kutay Darhan başını sallayarak.

“ Hepiniz haberi var ki Mardin'e gidecek oradan da Irak’a geçecek olan tırlarımız yakıldı.” diye devam etti.

“ Bunu hepimiz biliyoruz Kutay bey , biz hesap kesmeye geldik.” dedi Gültekin TÜREMEN. Batuhan'ın donuk bakışları ve ifadesiz yüzü hemen ona dönerken Gültekin devam etti.

“ İş bilmezlere , buna sebep olanlara gerekeni yapılsın diye buradayız.” derken Gültekin de Batuhan'a bakıyordu.

“ İma yapmayı kes Gültekin.” dediğinde Deli Dumrul , Gültekin hızla bunu diyene dönerek tek kaşını kaldırdı.

“ İma yapmıyorum , bizzat bu işi alan Batuhan KIZILTAN'a gerekenin uygulanmasını talep ediyorum.” diye Batuhan'a bakarak bitirdi. Batuhan işittikleriyle karşısındaki adama kilitlenirken Engin Adalmış konuştu.

“ Biz size demiştik arkadaşlar , bu işi ben yapayım.. yeni yetmelerle , bastığı yeri bilmeyenlerle olmaz demiştik.” Bunu duyan Kofçazlı Onat dayanamadı.

“ Güven verseydin de sana yaptırsaydık hırsız.” dedi yüzüne yüzüne. Bunu duyan Engin Kofçazlının dediklerine gülmekle yetindi.

“ Üstelik ön yargınızı da yanlış buluyorum Engin Bey.. Şimdi siz ölseniz.. yerinize oğlunuz geçse biz de ona mı iş yaptırmayalım.” dedi Kıraç GÖKMEN , dudakları alayla gülümserken. Engin duyduklarıyla göz devirdi önüne döndü.

“ Gereken cezayı bekliyoruz Kutay bey.” dedi Altan BOZDOĞAN bu gereksiz muhabbeti kesmek adına. Batuhan Kutay konuşmadan hızla bir nefes alıp konuştu.

“ Ben şartlar gereğince yitilen zararı karşılayacağım… üstüne ekliyorum.” dedi gittikçe yükselen sesiyle , Batuhan.

“ Bir daha bu ticarette sevkiyat işine de girmeyeceğim.” dediğinde Batuhan , Doğan ellerini iki yana kaldırdı.

“ Bu kadar mı ?” dediğinde , Batuhan sakin kalmaya çalışan bakışlarla Doğan’a baktı.

“ Hayır !” diye konuşmaya dahil oldu bu ticaret birliğinin lideri Kutay Darhan.

“ Bize yapılan bu saldırının ardından SÖZBAY ailesi çıktı.” dediğinde masadaki tüm yüzler gerilmişti , o ailenin ne kadar büyük olduğunu hepsi biliyordu. Ortadoğu'da sözü geçen sayılı ailelerdendi. Üstelik aralarında o aileyle iş yürütenler vardı.

“ Emin misiniz SÖZBAY ailesinin olduğuna , belki bizim birliğimize değil yalnızca Batuhan’a düşmandır.” dedi Gültekin TÜREMEN.

“ Ortada bir kan dökülmesini istemediğim için bir kişi göndereceğim , SÖZBAY ailesinin niyetini öğrenmek için.” dedi Kutay Darhan.

“ Bu da masamızdan biri olacak ki bizi ciddiye alsın.” diye devam etti Kutay.

“ Aklınızda kim var ?” dedi Kofçazlı Onat ÖZTÜRK.

“ Kıraç’ın çoğu kişiyle iletişimi olduğunu biliyoruz , kiminle nasıl konuşacağını bilen gerektiğinde sınırlar koyabilen birisi , bu yüzden onu düşündüm.” dedi Kutay Darhan. O sırada bunu duyan Vural Demirhan elini sakalına atıp oynadı.

“ Bana kalırsa , bu adam bizimle hasım olmak istese bile biz buna engel olalım.” dedi Engin TÜREMEN.

“ Daha demin , ticaret birliğimizin adı gidiyor , zayıflıyor demiyor muydun Vural ? Sana bir fırsat !”

“ SÖZBAY ailesinin gücünü bünyemize alırsak , Türkiye'de en büyük mafya ticaret birliği oluruz.” dediğinde Kıraç , Vural sıkıntıyla bakıyordu.

“ Eğer benim meselem ise bu masaya konu olmasını istemiyorum , ben hallederim.” dedi Batuhan , bunu duyan masadaki bir kaç kişi ona küçümseyici bakışlar attı.

“ Beyler !” diye yüksek sesle tekrar konuştu Kutay.

“ Bu kurulun kurallarını unutmuş gibi konuşmayın.”

“ Kurulun kuralları gereğince üyelerimizden herhangi birinin suikaste uğraması sonucu bunu yaptıran kişi tüm kurulun hasmıdır , cezası kesilmesi gerekir.” diye yüksek sesle anlattı. Bunu dinleyen üyelerden biri bir kaç saniye sonra konuştu.

“ Batuhan'a bir sürü suikast yapıldı , hangi birine hasımlık güdelim. Üstelik BAYSUNGUR'un kızının verdiği davet çıkışı suikasti SÖZBAY ailesi mi düzenlemiş ki ?” Batuhan duyduklarıyla daha da sinirlenmişti ama kendisini sakinleştirmesi gerekiyordu , daha derin bir soluk çekerken ciğerlerine Kutay konuştu.

“ Ben her üyeye kullandığım gibi , Batuhan’a yapılan suikastin ardını kurulun yetkileriyle araştıracağım ve.. buraya getirip cezasını gözleriniz önünde vereceğim. Herkes bilsin ki bu kurulun üyelerine saldırmanın sonu ölümdür.” dedikten sonra ayağa kalktı Kutay Darhan.

“ Toplantı bitmiştir.” deyip masadan ayrıldı.

.....

Batuhan gece gergin geçen toplantısından sonra otele geçiyordu. Arabasını Çebi kullanırken kendisi arkaya oturmuştu. Alper muavin koltuğundaydı ve ilk konuşmaya başlayan o oldu.

“ Nasıl geçti toplantı ?” Batuhan duyduğuyla boynundaki gravatı çekiştirip çıkardı , yüzündeki sıkıntılı ifade her şeyi belli ediyordu.

“ Dört koldan geliyorlar.” dedi Batuhan ve derin bir soluk çekti.Ve ardından arabasının camını açmak istedi daha sonra bulamayınca sinirle kapıya vurdu.

“ Bu kurşun geçirmeyen olandı şef.” dedi Çebi dikiz aynasından bir bakış atarken Batuhan'a.

“ Paraları tırlarla değil özel uçakla getirsinler.” dedi Batuhan. Ticaret birliğine ödeyeceği zarardan bahsediyordu.

“ Tamam.” dedi Alper. Batuhan bu sefer aklına gelen kardeşi ile konuştu.

“ Ne halt yemiş bu Sarp ?” diye sorduğunda Alper sıkıntıyla dudaklarını bastırdı.

“ İşler karışık. Timur bir kızı seviyormuş , Sarp Timur ile bir eğlence mekanına gitmiş , kızın olduğu. Kız Timur'u seviyormuş ama ailesine söylememiş daha. Kız AKBERGÜ’lerin kızı.” dediğinde , Batuhan'ın kaşları çatıldı. Duyduklarına inanamamıştı , demekki Akın AKBERGÜ bana o yüzden öyle davrandı diye düşündü.

AKBERGÜ'lerin adı geçince Batuhan eliyle yüzünü sıvazladı ve kirli sakallarıyla oynadı. Ne tür bir pisliğe bulaştıklarını az çok anlamıştı , duymak istemese de gergince sordu.

“ Eee ?” Alper Batuhan'ın bu tondaki sesini duyunca biraz çekindi ama eninde sonunda söyleyeceğini bildiğinden uzatmadı.

“ Gece kulübünün orada Timur kıza kaçalım demiş , kız da ben ailemi bırakıp kaçamam deyince Timur kadını kaçırmaya çalışmış , orada kopmuş olay.” dedi hızlıca. Batuhan duyduklarıyla gözlerini yummuş dişlerini sıkıyordu , kızgın bir boğa gibi soluyordu. Saniyeler sonra elini yakasına attı , boğazındaki ilk iki düğmeyi açtıktan sonra konuştu.

“ Yarın ilk iş Artvin’e gidiyoruz. Sonrasında Ankara'ya geçeceğiz.” dediğinde Alper başıyla onayladı.

“ Bir AKBERGÜ ailesine dokunmadığımız kalmıştı , sağ olsunlar.” diye yakındı.

…

Gece dörde geliyordu. Suna belindeki silahları tekrar kontrol ettikten sonra eline oda kartını aldı , kapıya okuttuktan sonra sessizce ağır ağır kapıyı aralayıp içeri girdi. Yere düşen yapraktan hafif karıncadan sezsiz hareket ediyordu. Zifiri karanlıkta bir baykuş kadar iyi hareket ederken yavaştı , ağır ağır yürüyordu. Önündeki küçük odayı geçip kapalı olan kapıya vardı. Eldivenlerini daha sıkı kavrayıp yavaşça milim milim bir çıtırtı bile çıkarmadan kapıyı araladı ve fazla açmadan arasından içeri girdi.

Karşısında yatakta uykuda olan kişiyi görünce gözlerini daha bir kan bürüdü. Kendisine nasıl davrandığı bir bir gözünün önünden geçti. İçindeki öfkeyle bir anda belindeki bıçaklardan birini çekti ama saniyeler sonra ona hesap sormak istedi. Neden kardeşini öldürdüğünü öğrenmek istedi.

Onu şuursuzca uykuda öldürmek değilde , kardeşini öldürmesinden dolayı öleceğini bilerek almak istedi canını. Her şeyi planlamıştı zaten. Beline taktığı kemerde ninja bıçakların dışında bir kaç malzeme daha vardı.

İğneli bir şırınga , içerisinde düşük miktarda lokal anestezi bulunan bir sıvı vardı lakin bu vücuduna uygulandıktan yaklaşık beş dakika sonra etki ediyordu. O zamana kadar kendisini koruması gerekiyordu.

Yavaş adımlarla neredeyse nefes bile almadan yanına adımladı , her ihtimale karşı elinde bir ninja bıçak tutuyordu. Derin bir nefes alıp adamın üstündeki örtüyü çekmek istedi. Yüzüstü yatan bu adama belinden vuracaktı iğneyi. Örtüyü ağır ağır kaldırdığında Batuhan'ın nefes alışverişlerini duydu.

Ritmik ve yavaş şekilde Batuhan'ın nefes sesini duydukça gerilen Suna üstündeki tişörtü görünce daha da gerildi. Bir an Batuhan'ın yarı çıplak yatacağını düşünen Suna gerilmişti çünkü iğneyi vurması için tişörtünü de kaldırması gerekiyordu ve bu çok riskliydi.

Suna'nın daha yavaş olması için elindeki bıçağı bırakması gerekiyordu. Ses çıkarmayacak şekilde kendini sıkarak nefesini verdi. İçinden küfürler ede ede tişörtünün iki kenarından tuttu. Elindeki şırıngayı da hemen yanına bırakmıştı. Ama daha sonra şırıngayı bırakmanın riskli olduğunu düşünüp tekrar eline aldı.

Sessizce büyük bir soluk çekip ciğerlerine sakin olmaya çalıştı. Sağ avucunda tuttuğu iğne ile bir yandan parmaklarının ucuyla kaldırmaya başladı. Batuhan'ın nefes seslerini duydukça kendi kalp ritmi de hızlanmaya başlamıştı.

Şimdi stresten kendisi bayılacaktı. Suna parmakları titreyerek hissettirmeden tişörtü sıvamaya çalıştı ama o an Batuhan hareketlenir gibi oldu ve Suna uyandığını düşünerek avucunda ki iğneyi hızla denk gelen bir yerine batırdı.

Batuhan acıyla uyanırken Suna kalbi ağzında atarken şırınganın içindekileri Batuhan'ın vücuduna gönderdi. Batuhan dehşetle gözlerini aralarken bir eliyle şırıngayı böğrüne saplayan elin bileğini kavradı. Suna tam diğer eli boştayken bıraktığı bıçağını kavrayıp Batuhan'ın boğazına yaslayacaktı ki Batuhan üstüne doğru gelen bıçaklı eli göğsünün üstünde yakaladı.

Batuhan şimdi sırt üstü yatarken böğrüne saplanmış iğne hâlâ duruyordu , o iğneyi çıkartmak için tuttuğu bileği kuvvetlice yana çekti. İğne vücudundan çıkarken yüzü acıyla buruşmuştu ama Suna durmayıp iğnenin çıktığı yatağın üstüne çıktı ve ayaklarıyla Batuhan'a vurmak istedi ama onun üzerinde debelenirken buldu kendini.

Batuhan ne olduğunu yavaş yavaş algılarken boğazına itilen bıçağı tuttuğu bilek ile uzaklaştırdı. Suna bir elinde iğne bir elinde bıçak bileklerinden tutulmuş bir vaziyette gücü yetmediğinden dolayı etkisiz halde kalmıştı , bacaklarıyla da şu anda hiçbir şey yapamıyordu.

Batuhan çevikçe göğsünü kaldırıp üstündeki Suna'nın sırtını yatağa değdirdi. Kim olduğunu bilmeden burnuna çalan kokusuyla Suna olduğunu fark etti.

“ Naptın bana ?” dedi Batuhan nefes nefese , yenice kendine gelirken. Batuhan şimdi yatakta oturur vaziyette Suna'ın üzerine eğilmiş bir şekilde dururken elleriyle Suna'nın ellerini kontrol ediyordu. Suna ayaklarıyla debelenmeyi çalışsa da hiçbir şey yapamıyordu , adamın kendisinden ne kadar güçlü olduğunu anlamıştı.

“ Zehirledim.” dedi öfkeyle , yüzünü görmeden sadece hissederek. Batuhan duyduğu ses ile dumura uğramıştı , Suna olmamasını o kadar istemişti ki. Öğlene kadar kendisine güvenmek isteyen kadın şimdi onu zehirlemiş miydi , diye düşündü Batuhan.

Batuhan şırınganın tuttuğu elin bileğini sıkıca kavrarken yavaş yavaş avuç içine doğru kaymaya çalıştı ama olmadı , şırıngayı bıraktırmak istedi ama Suna bu fırsattan yararlanarak aralarındaki bıçağı tutan elini daha da güçlendirdi ve Batuhan'a ittirdi. Suna'nın bileğindeki şırınga düşerken Batuhan'ın üstündeki kıyafeti yırtmıştı bıçak.

Batuhan bu atak ile geriye sendeledi ve ayaklarının uyuştuğunu hissetti. Batuhan karanlıkta zor seçtiği Suna'ın yüzüne baktı , hâlâ anlayamıyordu neden bunu yaptığını. Güçlükle Suna'nın bileklerini yukarı kaldırmaya çalıştığı sürede karnında tekmeler yedi. Ameliyat yarasına gelen tekmeyle Batuhan acıyla inlese de Suna'nın ellerini başının üstünde birleştirdi. Artık bacaklarındaki karıncalanma üst safhadaydı üstelik Suna'nın üstündeki ağırlığını bacaklarıyla taşıyamayacak gibi oldu.

Batuhan son hamleler Suna'ın elindeki bıçağı alıp boynundaki izin tam üstüne yerleştirdi. Suna bunu hissetmesiyle güçlü tekme atan dizlerini durdurdu.

“ Şimdi uslu dur.” dediğinde Batuhan artık belinden aşağısını taşıyamadı ve gergin bacakları ve beli yatağa düştü. Batuhan'ın gözleri dehşetle vücudunda gezindi ve tekrar sinirle Suna'yı buldu. Gerçekten zehirledi mi beni , diye düşündü Batuhan. Suna'nın üstünde duran gövdesini kadının bileklerini tuttuğu eli yukarıda tutuyordu yalnızca , diğer eli Suna'nın boynuna bıçak tutuyordu.

“ Ne yaptın bana ?” dedi Batuhan dehşetle Suna'ya baktığında. Suna ise öfkeyle bir yandan bileklerini çekmeye çalışıyordu ama boynundaki demir parçası buna engel oluyordu.

“ Keşke zehir koysaydım o şırıngaya.” dedi pişmanlıkla Suna Batuhan'ın yüzüne yüzüne. Batuhan vücuduna ne olduğunu anlamazken bağırdı hırçınca.

“ NE YAPTIN !”

“ Felç kaldın.” dedi Suna soğukkanlıca , onu öldürememenin siniriyle. Batuhan duyduğu şeyle Suna'nın boynuna , boynundaki yaraya daha çok bastırdı bıçağı. Suna karanlıkta bile hissediyordu Batuhan'ın kendisine ne kadar korkutucu , öfkeyle baktığını. Batuhan burnundan nefes alıp veriyordu öfkeden sakinleşip konuşmak için ama bu nefeslerin Suna'nın yüzüne çarptığını bilmiyordu.

“ Neden yaptın ?” dedi normalce , daha sonra kendini tutamayıp az ötesindeki yüze bağırdı.

“ NEDEN YAPTIN !?”

Suna karşılaştığı öfkeyle yutkundu , boğazındaki bıçak Batuhan'la birlikte boynunda hareket ederken yaptığı baskı canını acıtıyordu , artık öleceğini düşündü. Kardeşinin katilini öldüremeden öleceğini düşündü ve bir anlık hırs ile bileklerini Batuhan'ın elinden kurtardı.

Batuhan'ın gövdesini taşıyan eli bir anlık hareketle Suna'nın elini tutamamıştı ama neyseki vücudunu tekrar kaldırabilmişti.

Suna ellerini kurtarır kurtarmaz bir eliyle boynuna bıçak dayayan eli kavrarken bir eliyle belindeki bıçaklardan birini çıkarmıştı. Bunları bir anda yapan Suna'ya Batuhan yetişememiş , düşecek olan üst gövdesini kaldırmıştı ama şuan onunda şah damarında bir bıçak vardı.

Batuhan Suna'ya tahammül edememiş ve boynunda bıçak olmasına rağmen kafasını geriye atıp büyük bir soluk verdi. Tekrar Suna'yı az çok seçtiğinde sınırı bozulmuş bir şekilde güldü. Belini hareket ettiremiyor bacaklarını kullanamıyordu , vücudunu tek koluyla taşırken kadının boynuna bıçak dayamışken kadında kendisinin boynuna bıçakla bastırmıştı.

“ Sende ölürsün farkında mısın ?” dedi siniri bozulmuş bir şekilde gülerken.

“ Kardeşimin katilini öldürdükten sonra ölsem de umrumda değil.” dedi öfkeyle Suna.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

10okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.