9. bölüm / 15
Akasya Ağacı8. Bölüm
Bölümler 15Şu an: 8. Bölüm
- 1 1. Bölüm825 kelime
- 2 2. Bölüm955 kelime
- 3 3. Bölüm970 kelime
- 4 4. Bölüm1.238 kelime
- 5 5. Bölüm1.106 kelime
- 6 6. Bölüm818 kelime
- 7 7. Bölüm1.041 kelime
- 8 8. Bölüm1.121 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9. Bölüm (Kurban Bayramı Özel Bölüm)1.227 kelime
- 10 10. Bölüm (Kurban Bayramı Özel Bölümü)1.380 kelime
- 11 11. Bölüm1.055 kelime
- 12 12. Bölüm1.512 kelime
- 13 13. Bölüm1.564 kelime
- 14 14. Bölüm1.423 kelime
- 15 15. Bölüm (FİNAL)1.264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
♪ Yok Bana Bu Cihanda - Maya Perest / Yarım Kalan Sigara - No.1 ♪
Bir hafta sonu sabahıydı. Gözlerimi henüz yeni açmıştım. Bıkkınca yataktan kalkıp mutfağa indim.
"Günaydın annecim. Ben çıkıyorum. Biraz gezicem. " dedim ani bir kararla.
Gökçe sen mal mısın? Okula bile zor gidiyorsun gezmek ne kelime.
"Tamam kızım dikkat et. " dedi annem sıcak bir gülümsemeyle. Risk alarak dışarı çıktım. Karşılaşıcağım her kişi sıkıntıydı. Yavaş yavaş yürüyordum. Anlamsız hareketler yaparak.
Arkamdan bir ses duydum. “Sevgilim!” Geldi yine hayatımın içine eden malum insan. “Şimdi sırası mıydı?” dedim arkamı dönerek. Karşımda bana gülümseyerek bakan Selim’i gördüm. "Selam." dedim göz devirerek. Yavaşça yanıma yaklaştı. Elimi tuttuğunda irkildim.
"Biraz yürüyelim mi?” diye sordu sırıtarak. Bu çocuk cidden kafayı sıyırmış herhalde. “Yo.” diyerek elimi çektim. Benden olumlu bir yanıt bekliyor olmalıydı ki yaptığıma şaşırmıştı.
“Ben senin için o kadar rol yapıyorum sen benimle yürümek bile istemiyorsun.” Bunu diyeceğimi hiç düşünmezdim ama bir nebzeden haklıydı. Ama tabiki bunu dıştan söylemedim.
“Yapmak zorunda değilsin, değildin. Ama yaparsın tabiki. Neden? Çünkü işine geliyor dimi? Tamam bana aşık ol, beni düşünmeden edeme, beni sev. Ama bunu sapıklık derecesine getirme Selim. Çünkü ben senden de Duru’dan çok sıkıldım. Evet, bende de suç var. Bunu kabul ediyorum. Ama beni bitiren sizsiniz. Hayatımın içine ettiniz.”
Koşarak kaçtım onun yanından. Bitkin olabilirdim ama bu koşmama engel değildi. Sahile kadar durmadan, ağlayarak koştum. Yürüyüş yoluna geldiğimde adımlarım yavaşladı. Başım dönüyordu. Sendeleyerek banka tutundum. Hızlı hızlı nefes alıyordum. Şuanki tek duam astım krizi geçirmiyor olmaktı. Eğer öyleyse şuan şakasız ayvayı yemiştim.
Omzumda bir el hissettim. “İyi misin?” dedi bir kadın sesi. Ona baktım ama yüzünü tam seçemiyordum. Sanki neler olduğunu anlamış gibi hızla çantasından sanıyorsam ilaç çıkarttı. Bana verdi. Ne yapacağımı bilemeyip içtim. Çantasından termosunu çıkartarak bana uzattı. Direk içtim. Banka oturmama yardım etti. Biraz daha iyiydim.
Dizlerime bakan yüzümü nazikçe kaldırdı. “Şimdi iyi misin canım?” diye sordu. Aşağı yukarı 24-25 yaşlarında bir kadındı. Kahverengi ve kıvırcık saçlı, kehribar gözlüydü. “İyiyim çok teşekkürler.” dedim zoraki bir gülümsemeyle. Ellerimi tuttu. “Aç mısın? İstersen sana birşeyler ısmarlayım.” dedi nazikçe. Tatlı bir kadına benziyordu. Normalde yabancılardan gelen istekleri reddederim ama bu sefer kabul ettim.
Sahilin yanındaki bir kafeye oturup birşeyler sipariş ettik. "Astımın mı var?" diye sordu. Başımı sallayarak onayladım. “Pekala, şimdi neler olduğunu anlatmak ister misin canım?” diye sordu nazikçe. Derin bir nefes alarak anlatmaya başladım. Beni uzun uzun, hiç bölmeden dinledi. Anlatmayı bitirdiğimde gözlerim dolmuştu. Bana bakarak gülümsedi. Anlattıklarıma pek şaşırmamıştı.
“Seni o kadar iyi anlıyorum ki. Biliyor musun ben de senin yaşlarında buna benzer şeyler yaşadım. Özellikle de ihanete uğradım. Arkadaşının kardeşine, ayrıca çocukluk arkadaşına aşık olman kötü birşey değil. Ama arkadaşının başta böyle bir tepki vermesi normal. Ona biraz zaman tanımalısın. Sahte sevgilin konusuna gelirsek…” duraksamıştı. Nefes alarak tekrar konuşmaya başladı. “Sana sapık anlamda takıntılı olması tabiki de affedilecek birşey değil. Keşke baştan annene anlatsaydın. Ama artık iş işten geçmiş. Sana sadece haklı olduğunu söyleyebilirim bu konuda.”
O kadar yumuşak konuşmuştu ki bütün kötü hislerim bir anda uçup gitmişti sanki. “Özel olmazsa…” dedim soru sorar gibi. Başını aşağı yukarı salladı. “Siz neler yaşadınız?” diye sordum. Yüzü hafifçe indi. İç çekerek konuşmaya başladı. Söylediği her cümle de hayret içerisinde kalıyordum. Yaşadıkları benimkinden daha akıl almazdı. Konuşmayı bitirdiğinde ağzım açık kalmıştı. “İ-inanmıyorum.” diyebildim sadece.
Gülümsedi. “Ama artık mutluyum, mutluyuz.” dedi parmağındaki alyansı göstererek. “Asla vazgeçme. Hayallerinden, ailenden arkadaşlarından, hayatından… Bu hayata bir kere geliyoruz. Keyfini çıkart.” dedi. Söyledikleri bir kaç cümle olsa da, benim için bazılarının kurduğu paragraflardan bile daha kıymetliydi. “Çok teşekkür ederim…” adını bilmediğim için cümlem yarıda kalmıştı. “Miray.” dedi elini uzatarak. “Miray Engin ben. Bilgisayar Mühendisiyim.” Gülümsedim. Elini sıktım. “Teşekkür ederim Miray. Gökçe bende, Gökçe Öztürk. Hukuk okuyorum. Son sınıf.” dedim. Hafifçe dudak kıvırdı.
Elimi yavaşça bıraktı. Saatine bakarak ayağa kalktı. “Benim şimdi gitmem gerekiyor. Doktora gidicem.” dedi elini hafif şiş karnına koyarak. Gülümsememi durduramayarak ayağa kalktım. Herşeye rağmen sevdiği adamla mutlu olmayı başarmıştı. Herşeye rağmen çocuğunu sevgiyle büyütecekti. “Çok memnun oldum bende. Umarım tekrar karşılaşırız.” dedim. “Umarım Gökçe. Görüşürüz.” dedi ve arkasını dönerek uzaklaştı.
Uzun zamandır kendimi hiç bu kadar iyi hissetmediğime yemin edebilirim. İçimdeki bütün kötü hisler kaybolmuştu. Sanki o çaresiz kız gitmiş, yerine yepyeni hayat dolu bir Gökçe gelmişti. Arkamı döndüm ve yavaş adımlarla evin yolunu tuttum. Kafamda hep aynı cümle dönüyordu. Bu hayata bir lere geliyoruz. Keyfini çıkart…
***
Ara tatilin yaklaşmasıyla beraber havalar iyice soğumuştu. Evden okul haricinde çıkmadığım için ne Güney'i ne de Hayal'i hiç görmemiştim. Yıllardır yatağımın arkasında duran elektro gitarımı çalarken sokak kapısının çalmasıyla irkildim. Refleks olarak odamın kapısına baktım. Ardından annemin "Hoşgeldin oğlum." diyen sıcak sesini duydum. "Hoşbulduk teyze." dedi Giray. Omuz silkerek gitarımı çalmaya devam ettim. Bir süre çaldıktan sonra kapım çalındı. "Girin." dedim başımı kaldırıp. Kapı hızlıca açıldı. İçeriye Giray girdi, duvara yaslandı ve kapılı aynı anda kapattı. Anlamsız bir bakış attım. “Kuzen ben mi yanlış görüyorum yoksa sen yıllar sonra gitar mı çalıyosun.” Kıkırdadım. “Benim gitar çalmam neden kötü birşey gibi algılanıyor?” diye sordum. “Sen en son ergenken çalmıştın sinsirella.” dedi sırıtarak.
Başlıcam şimdi senin sinsirellana Giray.
“Ben ergenken sen neydin acaba?” diye sordum. Omuz silkerek yatağıma oturdu ve gitarı elimden aldı. Siyah ve gece mavisi renklerindeydi gitarım. Üstünde bir yıldız simgesi vardı. Tellere sertçe basarak Yarım Kalan Sigara -No1- çalmaya başladı. Giray normalde bu tip şarkılar dinlemezdi. Daha çok sevgilisinden ayrılırsa dinlerdi. Ürkek bi sesle şarkıya eşlik ettim. Simsiyah bir gecenin öfkesiydi gözlerin. Gülümseyerek göz kırptı. Hayat kırmadan anlat isterim. diye devam ettim. Yarım kalan sigara boş şişeyle yan yana. Göz göze geldik. Onlar arkadaş şimdi bana diyerek şarkıyı ona bıraktım. Rap kısmını söylemeye başladığında gülümsedim. Her ne kadar gıcık olsada içten içe onsuz yapamayacağımı biliyordum.
Çalmayı bırakıp gitarı bana verince sordum. “Hayırdır, durumlar kötü mü?” Güldü. “Hayır, öylesine çaldım. Yoksa aramız mükemmel.” dedi saçını kulağının arkasına atarken. Salak çocuk işte ne beklersiniz. “Gökçe…” dedi iç çekerek. Başımı kaldırıp ona baktım. Efendim. Gözlerini yavaşça kırptı. “Bana hiç yalan söyledin mi?” Afalladım. Neden bunu soruyordu ki? “Hayır ama ne alaka şimdi.” dedim kollarımı bağlayarak. Omuz silkti. “Öylesine.” dedim fısıldar gibi. “Peki… Sen bana hiç yalan söyledin mi Giray?” diye sordum. Gözleri büyüdü. “Hayır tabiki. Ben yalandan nefret ederim.” dedi ardı ardına. “Pekala.” dedim.
“Benim gitmem lazım. Ödevlerim var.” dedi hızla ceketini alırken. Başımla onayladım. Hızla el sallayarak odadan çıktı. “Garip” dedim kendi kendime. Böyle davranması garipti. Umursamayarak gitarımı bir köşeye bıraktım ve yatağa uzandım. “Umarım iyidir.” dedim fısıltıyla. “Umarım kötü birşey olmamıştır…”
*Yıl:2014*
*Yer:Giray’ın Odası*
“Giray neden bu kadar garip davranıyorsun. Yanlış birşey mi yaptım?”
“Hayır Gökçe. Sadece…”
“Sadece ne Giray?
“Sadece yalandan ve dalga geçilmesinden nefret ediyorum.”
“Olabilir. Bende nefret ediyorum bunlardan. Biri sana birşey mi dedi?”
“Yani, dediler. Babamın ayda bir gelmesiyle dalga geçtiler. Bende öyle birşey olmadığını söyledim. Yalan söyledim yani.”
“Sen boşver onları. Takılma. Zaten takılmazsın normalde. Neden bu kadar üzüldün.”
“Sence Hayal ve Güney’in de babaları konusunda dalga geçen arkadaşları var mıdır Gökçe…”
Bölüm etkileşimi
