Akasya Ağacı kitap kapağı

17. bölüm / 15

Akasya Ağacı

15. Bölüm (FİNAL)

Vaveyla Yazarı: Deniz Tüten

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 15. Bölüm (FİNAL)

♪ Uyursam Geçer Mi - Eskitilmiş Yaz / İşte Öyle Bir Şey - Erol Evgin,Emel Sayın ♪
“Gelinliğin siparişi de tamam… Harika, her şey tamam!” Hayal elindeki listeye bakarak bana tonlarca şey söylemişti fakat sadece son dediğini anlayabilmiştim. Tek kaşını kaldırarak bana baktı. “Sen beni dinliyor musun Gökçe?”
“Pardon,dalmışım” dedim gözlerimi kaçırarak. Tabiki dalmamıştım. Son zamanlarda her şey çok hızlı gelişmişti ve ben olayın gerçekliğini hala algılayamamıştım. Elbette verdiğim karardan bir şüphe duymuyordum. Ama şu süreçte ilk defa bugün Hayal ile düzgünce oturup kahve içebiliyorduk. “Bir sorun mu var? Eğer bir şey içine sinmediyse hemen düzeltebiliriz.” Gülümsedim.
“Hayır. Her şey gayet güzel. Sadece… açıkçası ne olduğunu ben de bilmiyorum.” Kahvemden bir yudum aldım. Hayal saçlarını hafifçe geriye attı. “Yani, süreç biraz hızlı gelmiş olabilir. Ama emin ol senin üzülmemen için böyle ilerliyor.” Haklıydı. “Kardeşin beni nasıl hipnoz ediyor anlamış değilim.” Kıkırdadı. Bense gözlerimi masaya kaydırarak devam ettim. “Farkındaysan yine ayrılıyoruz.” Ona baktığımda gözlerini kaçırdı. Sonra gülümseyerek bana döndü. “Ama bu sefer giden taraf sensin. Kalan taraf benim.” Gülümsedim.
“Belki yakında sende gelirsin.” Hayal’in buna gülmesini beklerken garip bir şekilde yüzü düştü. Uzaklara daldı. “Bir sorun mu var?” diye sordum merakla. Kendisini toparlayarak bana döndü. “Yok ya. Dalmışım öyle.” İnanmamıştım ama fazla uzatmadım. “Peki..” Gizemli tavrı yerini samimi bir gülümsemeye bıraktı. “Eee.” dedi uzatarak. “Sen şu teklifi anlat biraz bakayım.”
***
Üstümdeki tüllü ve hafif kabarık gelinlikle aynaya baktım. Ardından ise hafif pembe tonlu makyajıma. Saçlarım maşalıydı. İçimdeki tuhaf hisse rağmen gülümsedim. Sakin ol. Her şey çok güzel olacak. Askeri lojman kuralı gereği son tarih geçmeden evlenmemiz gerektiği için nikahımız önceden kıyılmıştı. Kapının hafifçe tıklatılmasıyla arkamı döndüm. “Girin.” dedim titreyen sesimle. Kapı hafifçe aralandı. “Gelebilir miyim güzel kızım?” diye sordu annem. Eteklerimi tutarak kapıya doğru yürüdüm. “Gelebilisin!” dedim kapıyı açarken. Annem bana baktı. Sadece baktı. Sonra omuzlarımdan tuttu. “Kızım..” dedi gözleri dolarken. “Çok güzel olmuşsun.” Gülümsedim. “Annem.” dedim ona sarılırken. Uzun süre sarıldık.
“Neyse.” dedi annem benden ayrılırken. “Ben yine gelirim. Aşağıda yapılıcak işler var.” Başımı sallayarak onayladım. Bütün gün koşturduğum için yorgunluktan köşedeki L koltuğa çoktüm. Sonra sıkıntıdan ve heyecandan odanın ortasında volta atmaya başladım.
Kapı tekrar açıldığında gülümseyerek arkamı döndüm. "Telefonunu mu unuttun an-" Cümlem yarıda kesildi. Ellerim boşaldı çünkü karşımda Duru duruyordu. "S-senin ne işin var burada." Sırıttı. "En mutlu gününü mahvetmeye geldim." Biliyordum böyle olucağını. Cebindeki silahı görünce ellerimi kaldırdım. "T-tamam, lütfen yapma." Delicesine güldü. "Dur bir düşüneyim." Kalbim hızlanmaya başladı. Yolun sonuna geldiğimi düşünüyordum. Yine. Gülmeye başladım. Bu sefer acı bir gülüş değildi. Hayatının sonuna gelmiş bir kızın gülüşüydü. Bende isterdim biri gelip beni kurtarsın. Bende isterdim bu an hiç yaşanmamış olsun.
Peki bir şey soracağım size. “Hiç doğmamak” istediğiniz bir an oldu mu? Herkes illa bir kere bunu düşünmüştür bence. Fakat bu imkanzı bir şey. Sonra düşünürsünüz. “Bunun yerine hayatımı bitirsem” diye. Ama hiçbiriniz cesaret edemezsiniz. Bazıları ailesini geride bırakamaz, bazıları denemeye korkar… Bazıları ise düşünce tekrar ayağa kalkar. Hayattan vazgeçemez. Bir defa geldiği o dünyada hayallerini gerçekleştirmeği ister. Bende size bunu söylüyorum. Vazgeçmeyin dünyadan. Vazgeçmeyin bir kere geldiğiniz hayattan. Böyle bir duruma düşmeyi kim ister ki…
Kapı aniden açıldı. “Gökçe!” diye bağırdı Güney. Karnıma saplanan kurşunla geriledim. Dışarıdan öyle çok çığlık sesi yükseldi ki, merminin yüksek bir ses çıktığını tahmin edebiliyordum. Bacaklarım tutmadı. Yere yığılırken Güney beni havada yakaladı. Binanın güvenlikleri Duru’yu tuttu. Bense sadece yukarı baktım. “Güney…” Zar zor konuşabiliyordum. “Yorma kendini güzelim yok bir şey.” Kapıda duranlara baktı. “Ambulans çağırın!” “Seni seviyorum..” dedim zorlukla. Hayal’e dönerek gülümsedim. “Yanımdakilere i-iyi bak.” Hıçkırarak ağlıyordu. “Gökçe, saçmalama!” dedi sesini yükselterek. En son Giray’a döndüm. “S-Seviyorum seni.”
Gözünden bir yaş süzüldü. Galiba ben yirmi iki yıllık kuzenimi ilk defa ağlarken görüyordum. Son olarak tekrar Güney’e döndüm. Gülümsedim. Gözlerim yavaşça bulanıklaştı. Ağzıma gelen kan tadıyla başım geriye düştü. “GÖKÇE! HAYIR BANA BAK! BENİ BIRAKMA….” diye bağırdı Güney. Karanlık beni yavaş yavaş esir aldı. Gözlerim kapandı. Her şey bitmişti…
***
7 YIL SONRA…
“Savcım.” Duyduğum sesle kapıya baktım. “Buyrun Avukat Hanım.” dedim ayağa kalkarken. Gülümsedi. “Üzgünüm rahatsız ediyorum fakat bu dosyayı çarşamba gününe kadar inceleyebilir misiniz?” İki gün diye düşündüm. Yeterli bir süre. “Tabii ki, incelerim.” “Teşekkürler savcım. İmzalanacak yerleri de imzalarsanız sevinirim.” Gülümseyerek onayladım. Avukat gidince ofisten çıktım ve yürümeye başladım. Arabaya bindiğimde gözüm dosyaya kaydı. İmzalayacağım yere. Savcı Gökçe Öztürk Aksoy Gülümsedim.
Arabayı çalıştırdığım sırada telefonum çaldı. Hayal. Hızla açarak arabayı sürmeye başladım. “Alo.” dedim. “Gökçe ne zaman geliyorsun. Çok sıkıldım. ” Gülümsedim. “Sakin ol canım. Çıktım şimdi geliyorum.” Arkadan gelen çığlık sesliyle irkildim. “Deliriyorlar mı yine?” diye sordum. Güldü. “Yok canım. Akasya uyuyor. Altay kendi kendine bir şeyler yapıyor. Deli mi acaba bu çocuk anlamıyorum.” Sanki görecebilecekmiş gibi gülümsedim. “Tamam tatlım. Geliyorum ben şimdi. Hadi öptüm.” diyerek telefonu kapattım.
Akasya benim kızımdı. Babası gibi polis olmak isteyen, kumral, yeşil gözlü, dört yaşında tatlı mı tatlı bir kız çocuğu. Kızımız olucağını öğrendiğimiz ilk anda, Güney’in de benim de aklıma tek bir isim gelmişti. Akasya. Akasya Aksoy. Çok duygusal bir kızdı. Halasına çekmiş. Kirpikleri kaşına değiyordu. Saçları beline geliyordu. Bana benziyordu. Kızım diye söylemiyorum, gerçekten bana çok benziyordu. Az önce her zamanki gibi delirdiklerini düşündüğüm kuzeni, Altay. Anlamışsınızdır ki, Hayal ve Giray’ın oğlu. Akasya’dan bir kaç ay büyük. Kara saçlı, kara gözlü bir çocuk.
Lojmana girdiğimde radyoyu kapattım. Hızla arabayı parkederek bizim kata çıktım. Karşı dairemizin kapısını çaldım. Kapıyı, kucağında uyuyan kızımla birlikte Hayal açtı. “Hoşgeldin!” dedi aceleyle. “Hoşbulduk güzelim.” dedim ayakkabılarımı çıkartarak. Akasya’yı, Hayal’in kucağından almak bir hayli zor oldu. Öyle bir sarılmıştı ki… Gerçekten tam halacıydı. Salona geçerek Akasya’yı yatırdım. “Ben bir lavoboya gidip geliyorum.” "Hızlı ol.” dedim gülerek. Başını salladı ve kendini banyoya kapadı. Kendini koltuğa bıraktıktan abartmıyorum 2 saniye sonra kapı tekrar açıldı ve minik, koşan adım sesleri geldi.
“Babam mı geldi?” diye bağırdı Altay koridorda. Salona girince büyük bir hayal kırıklığıyla sustu. “Hoşgeldin Gökçe teyze.” Kollarını bağlayarak koltuğa oturdu. “Ne o? Beni gördüğüne sevinmedin mi yoksa?” diye sordum saçlarını okşayarak. “Sevindim de, babamı bekliyordum.” Gülümsedim. Babasının oğlu. Etrafına bakınarak ekledi. “Annem nerde?” “Lavoboya girdi.”
Altay başını sallayarak televizyonu açtı. Açılır açılmaz televizyondan gelmeyen bir ses duydum. “Anne?” Akasya’ya döndüm. “Günaydın güzel kızım.” dedim saçlarını öperek. Gülümsedi ama hemen ardından doğrularak Altay’a döndü. “Neden televizyonu açıyosun ya uyuyoydum!” Altay ona bakmadan konuştu. “Sen jaten hep uyuyorsun.” Altay ‘z’ harfini söyleyemiyordu. Akasya ise ‘r’ harfini. “Gökçe!” diye seslendi Hayal. Çocuklara dönerek “Ben geliyorum şimdi.” dedim. Koridora yöneldiğim gibi Hayal beni ensemden yakalayıp mutfağa sürükledi. "Kahve yapıyım mı? " diye sordu bana dönerek. "Yok, ofiste içtim ben." başıyla onaylayarak yanımdaki sandalyeye oturdu. "Ee... " Anlamsızca ona baktım. "Ne ee Hayal. Sabahtan beri ne bu heyecan?" diye sordum yadırgayarak. "Bir şey yok ya. Biraz canım sıkkın. Ondan kendimi neşelendirmeye çalışıyorum." Anlamsızca ona baktım. "Neden?"
Sorumun ardından gelen kapı açılma sesiyle irkildim. “Baba!” diye bağırdı bizimkiler salondan. Birbirimize baktık. “Sen şunları karşıla, ben hemen geliyorum. O zaman anlatırım." dedi. Başımla onaylayarak mutfaktan çıktım. “Hoşgeldiniz canlarım!” dedim salona girerken. “Hoşbuldukta, karımın nerede olduğunu öğrenebilir miyim?” Göz devirdim. “Aman karısı da karısı. İşi var onun biraz gelir birazdan.” dedim Güney’in yanına oturarak. Ardından Güney kulağıma fısıldadı. “Eve gidebilir miyiz? Seni öpmek istiyorum.” Sırıttım. “Gidicez birazdan. Az sabırlı ol.” “Konu sen olunca sabrım kalmıyor.” Başımı omzuna yasladım.
“Şımarma.” Ardından Hayal “Hoşgeldiniz.” diyerek içeri girdi. Akasya oturduğu koltuktan kalktı ve asker selamı vererek Güney’in karşına dikildi. Güney gülerek ona döndü. “Asker!” Akasya dikleşti. “Emyedeysiniz komitanım.” Hepimiz güldük. “Selamünaleyküm!” Akasya gülmemeye çalıştı. “Aleykümselam komitanım.” Konuşamadığı zamanlarda o kadar tatlı oluyordu ki. Güney tekrar konuştu. “Oturabilirsin.” Akasya koltuğa yöneldiğinde onu durdurdu. “Oraya değil asker. Gel bakalım.” dedi onu kucağına alıp gıdıklamaya başlayarak. Kahkaha attım. İşte bu da bizim hikayemizdi. Bekleyenlerin hikayesi. Kitabın ilk bölümünde bir ithaf vardı ya. “Beklemekten hiç sıkılmayanlara…” İşte bu sadece bizim hikayemiz değil aslında…
Bu hikaye, bekleyenlerin, ihanet etmeyenlerin, beklemekten bıkmayanların hikayesi…

SON

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

15okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18