Akasya Ağacı kitap kapağı

12. bölüm / 15

Akasya Ağacı

10. Bölüm (Kurban Bayramı Özel Bölümü)

Vaveyla Yazarı: Deniz Tüten

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: 10. Bölüm (Kurban Bayramı Özel Bölümü)

*GÜNEY'İN ANLATIMIYLA*
♪ Bana Bir Masal Anlat Baba - Oya & Bora / Kolay Değildir - Duman ♪
Sivas'ın sert rüzgarı yüzüme çarpıyordu. Bayram için memleketimize gelmiştik. Annem kalıcağımız yere yani babaannemlerin evine gitmişti. Biz ise Hayal ile küslüğümüzün biteceği tek yere geldik. Şehitlik. Spor ayakkabılarıma baka baka mezarların arasında yürüyordum. Hayal ise gökyüzüne bakıyordu. Siyah babetlerine baktım, arada gerileyerek yürüyordu. Normalde buradayken hep sarılarak yürürdük. Bugün hariç. Başımı hafifçe kaldırdım. Yazan ismi görünce ikimizde durduk.
ŞEHİT
BŞ. KOM. ALTAY AKSOY
MEMLEKETİ: SİVAS
ANNE ADI: MELAHAT
BABA ADI: EYÜP
D.T. 1987 Ş.T. 2013
Uzun süren sessizlik oldu. Yavaş adımlarla mezarın bir ucuna çömdüm. Hayal de diğer ucuna. Konuşamadım. Yutkunamadım. Babamızın mezarı karşısında kardeşimle küs oturmak isteyeceğim son şeydi. Beyaz mezar taşına dokunarak tozunu silkeledim. Hayal toprağa dokundu, iç çekti. Sonra küçük bir çocuk gibi gülerek elini cebine attı. Üstünde türk bayrağı olan kalemi çıkarttı. “Bak baba, sen vermiştin. Psikolog olunca hep bununla yazarsın demiştin. Sözümü tuttum.”
Ses gelmedi. Hayal’in gülüşü yavaşça soldu. “Baba.” dedi titreyen sesiyle. Gözleri doldu. Ağlamamak için başını yukarıya kaldırdı. Konuşmak istiyordum ama konuşamıyordum. Buraya geldiğimde dünya duruyordu sanki. Dudaklarım kilitleniyor ama gözlerimin kilidi açılıyordu. Ellerim birbirine bağlanıyordu ama dizlerimin bağı çözülüyordu. Belli belirsiz baktım. Söyleyecek şey bulmak zordu.
Sırtıma vuran rüzgara karşı irkildim. Sanki hissetmiş gibi ikimizde aynı anda birbirimize baktık. Yemyeşil gözleri dolmuştu. Sarı saçları rüzgarda dalgalanıyordu. Tekrar mezar taşına döndük. İç çektim. Titreyen ellerimle toprağı avuçladım. “Baba..” dedim soğuktan kısılan sesimle. “Şuan küs olduğumuzu görsen yine kızardın bize.” Kızarken sertleşen sesini bile hatırlıyordum ki.
“Kardeşler arasında küslük olmaz çocuklar.”
“Güney, kardeşinin saçını çekme.”
“Hayal, sende kardeşinin oyuncaklarına zarar verme kızım.”
“Kim yedi yine bu çikolataları?”
“Ben dönene kadar kavga ettiğinizi duymayacağım. Tamam mı?”
“Keşke tekrar kızsan baba.” dedi Hayal. “Kim haklı kim haksız söylerdin.” Gözlerim doldu. Normalde babamın mezarında ağlamazdım. “Ya da…” dedim. Devamı zor geldi. “İkimizinde kendi bakış açımıza göre haklı olduğunu söylerdin.” Söylerdi. Belki de haklıydı. Belki cidden Hayal’de haklı olabilirdi. “Haklıydı da.” dedi adeta zihnimi okuyarak. Tekrar birbirimize baktık. Hayal’in gözlerinden ne istediğini anlayabiliyordum. Hafifçe dirseklerimi bükerek kollarımı açtım. Hemen geldi. Hemen sarıldı. Bende ona sarılıp saçlarını sevmeye başladım.
Birbirimizden ayrıldığımızda ufakça tenessüm ettik. Hayal bir şey hatırlamışcasına bir ifade takındı. Hafifçe doğrularak mezar taşına uzandı ve çiçek saksısını kaptı. İçindeki ikinci saksıyı çıkartarak eline bir kaç tane zarf aldı. “Babamın mektupları..” dedim fısıltıyla. Hatırlıyordum. Buraya ilk geldiğimizde koymuştuk babamın bize yazdığı mektupları. Güvende olsun, kaybolmasın diye. O zamanlar telefon olmasına rağmen babam bize önemli bir durum olmadıkça mektup yazardı. Hayal biraz inceledikten sonra mektuplardan bir tanesini bana verdi. Zarfı yavaşça açıp okumaya başladım.
Kara gözlü Güney’im…
Gitmeden önce söz vermiştim. Karne gününde gelicem demiştim. Çocuklarımı üçüncü sınıfı bitirken görücektim diye. Gelemedim oğlum. Babanın işi vardı. Kutlamak için yemeğe de gidemedik. Ama sana söz, hepsini telafi edicem. Annenle konuştum bugün, bana fotoğraflarınızı göndericek. Yine Hayal’in çikolatalarını yemişsin. Annen kızmış size. Ama kardeşinle barış. Kardeşler arasında küslük olmaz. Annen karne gününde bile biriyle kavga ettiğini söyledi. Sebebini sordum. “Gökçe’yi korumak için yapmış.” dedi. Açıkçası pek şaşırmadım. Bunları döndüğümde konuşuruz.
Beni çok özlüyormuşsunuz, biliyorum özlediğinizi. Ama size hep diyorum ya. Beni özlersen Türk Bayrağına bak oğlum. İleride sende polis olucaksın. Sende ailene bunları diyeceksin. Haftaya Gökçe’nin doğum günü. 20 Haziran’dı hatırladığıma göre. O güne kadar gelmeye çalışacağım. Annene, Hayal’e, Gökçe’ye ve Giray’a selamımı ilet Kara gözlüm. Sana daha çok şey yazmak isterdim ama kağıt kısıtlı. Kalanları döndüğümde konuşuruz oğlum. Hoşçakal.
Seni çok seven baban…
14/05/2013
Mektubu zarfa koyup göğsüne yasladım. “Gökçe’nin doğum gününde geliceğini yazmış.” dedim ağlamaklı sesimle. Ağlamaktan nefesim tükendiği için duraksadım. Tam tekrar konuşacakken Hayal devamını havada kaptı. “Hiç gelmedi ki.” Gelicekti. Söz verdiği gün gelicekti ama o gün şehit ettiler babamı. O gün vatan uğruna öldü babam. Sevdiğim kızın doğum gününde. “Bak benimkini de oku.” dedi Hayal elindeki zarfı bana uzatırken. Bende benimkini ona uzattım. Zarfı yavaşça açıp okumaya başladım.
Sırma saçlı Hayal’im…
Bugün yeni yılın ilk sabahı. Yepyeni bir yıla girdik. Belki sabah kalktığında koşarak ağacın altına gitmişsindir. “Babam bana bir şey almış mı?” diye bakmışsındır. Gelemedim ki alayım kızım. Eve geldiğimde ilk iş size hediye almaya gideceğiz. Annen ağacın yanında fotoğrafınızı gönderdi. O fotoğrafa bakınca, kavga ederkenki sesinizi bile özlediğimi fark ettim. O güzel gamzelerinden öpmeyi, saçlarını koklamayı bile özledim. Dün yine ağlamışsın. “Arkadaşlarımın babaları geliyor. Benim babam neden gelmiyor.” demişsin. Özür dilerim kızım. Size böyle bir hayat yaşatmak istemezdim. Ama vatan görevi bu, zorundayım.
Sen ağlayınca Güney kızmış sana. “Bende polis olunca böyle ağlıcaksan benle görüşmeyi şimdiden kes. Bu kadar çıtkırıldım olamazsın.” demiş sana. Sende polis olucam diyince sinirlenmişsin, istememişsin. “Ablanı dinle” demişsin. Yine kavga etmişsiniz. Küsmüşsünüz, küsmeyin güzel kızım. Kardeşler arasında küslük olmaz ki. Bugün en yakın arkadaşın Giray’ın doğum günü. Söyle ona, babam seni çok seviyormuş de. Bu mektubu ne zaman okuyorsun bilmiyorum. Belki okuldan dönmüşsündür, belki Güney yine tarağını kırmıştır, belki Gökçe size oyun oynamaya gelmiştir, belki annenle yemek yapıyorsundur. Ne zaman okursan oku ama şunu asla unutma güzelim. Ben seni her ne yapıyorsan yap sevmeye devam edeceğim. Annene, Güney’e, Gökçe’ye, Giray’a çok selam söyle kızım. Hoşçakal.
Seni çok seven Baban…
01/01/2012
Sonuna geldiğimde iç çektim. Garip bir şekilde kardeşimin mektubu beni daha çok etkilemişti. Mektupu geri saksıya koydum. Yanımda getirdiğim yaseminleri dikkatlice toprağa ekmeye başladım. Daha doğrusu başladık. Her hareketinde, göğsüme değiyordu Hayal’in saçları. Yanımda getidiğim suya uzanarak yaseminleri iyice suladım. Yaseminler… Gökçe’nin en sevdiği çiçek.
“Bak Aytay Amca! Sana babayay günü için yaseyim çiçeği aydım.”
“Teşekkür ederim Gökçe kız. Hadi gel bunları saksıya koyalım…”
Yavaş yavaş ayaklandık Hayal’le. Gidiyorduk. Evimden ayrılmak istemiyordum. Evim burasıydı. Derler ya, “Babalar evin direğidir.” İşte benim babam da, evim de buradaydı. “Gidiyoruz babacım.” dedim yorgun bir sesle. “Gitmeden yine gelir miyiz Güney?” diye sordu Hayal. “Umarım.” dedim. Umarım geliriz. Mezarların arasında tekrar el ele yürürken duraksadım. Hayal bana baktı. Kendimi toparlayarak “Sen git arabaya. Ben gelicem.” dedim. Garipsedi ama başını salladı. O gider gitmez koşarak Al Sancaklı mezara geri döndüm.
“Sana anlatmam gereken çok şey var baba.” İç çektim. İçimi dökmeliydim. “Ben, aşık oldum. Ama deli gibi.” Duraksadım. Kendime bile itiraf edememiştim bunu. Aşık mıydım? Gözlerimi yumdum.
“Evet aşık oldum ama sevgilisi olan birine aşık oldum.” İç çektim. “İşte asıl sorun da bu baba. O çocuk… Gerçekten sevgilisi mi? İçimde garip bir his var. Yalan söylüyorlar baba. Beni oyuna getiriyorlar. Başkomiser Altay Aksoy’un oğlunu oyuna getiriyorlar. Gerçekleri bir tek o biliyor. Bana hiç yalan söylemeyeceğine söz veren. Evet baba. Gökçe’ye aşığım işte. Selim, ona iyi davranmıyor. Bunu çok iyi anladım. Ama ona olan aşkım geçmiyor baba. Yıllar boyu yüzünü hiç unutamadım. Onu düşünmeden edemedim, edemiyorum. Hayal’le de bu yüzden küstük zaten. Oysa amacım o değildi ki. Kimseyi üzmek isteöiyorum ama onu unutamıyorum işte. Kafamda hala soru işaretleri var. Kimse gitsem, kimse sorsam bilmiyorum…”
İşte tam o anda mezar taşında, Türk Bayrağının yanına bir güvercin kondu. Beklediğim işaret gelmişti. Anlamını hemen hatırladım. Hiç unutmamıştım ki. “İşte… İşte bana cevap verdin baba. Kafamdaki bir kilit daha açıldı. Güvercin dostluğun simgesi. Kime danışacağımı buldum. Hem senin dostunun oğluna hemde kendi dostuma. Beşikten beri sırdaşım, dostum, ortağım, meslektaşım olan kişi. Evet işte. Ona gideceğim. Giray’a gideceğim…

*Yıl:2013*
*Yer:Şehit Töreni*
(GÜNEY’İN ANLATIMINDAN)
*Şehit, al!” diye bağırıyor komutan. Askerler ay yıldıza sarılı bir tabut çıkartıyor. Arkada duruyorum. Yanımda kardeşimle el ele tutuşuyoruz. Önde sandalyeler var. Halam ağlıyor. Annem daha da çok ağlıyor. Babaannem feryat ediyor. Belirli belirsiz bağırıyor. Al yıldıza sarılı bir tabut. Anlıyorum bu sefer. Dokuz yaşında olduğum için anlayabiliyorum. Bize acıyla bakan simsiyah kadınlar görüyorum. “Vah canım, bu yaşta yetim kaldılar. Yazık yavrum.” diyor bir kadın Hayal’in saçını ağlamaktan ıslanmış yüzünü avuçlayarak.
“Cenaze yürüyüşü, marş!” diye emir verildi tekrardan. Bir asker geliyor, elinde babamın fotoğrafını tutarak. Herkesin bakışları donuk. Hayal bana dönüyor. “Babam orada mı?” Kararlı bakışlarla ona dönmeden “Orda.” diyorum. Dehşet dolu bir iç çekiyor. Gözyaşları içinde soruyor. “Peki öldü mü?” diyor. Bu sefer bakışlarım çözülüyor. Yutkunamıyorum. Acı gerçeği kabulenme vakti. “Hayır.” diyorum. “Babamız ölmedi, şehit oldu. Askerler, polisler ölmez. Şehit olur.”
Kıt’a dur!” diye emir veriyor komutan. “Şehit, bırak!” Gökyüzünde kara bulutlar. Emir veriyor tekrar komutan. “İleri bak!” Askerler aynı anda ileri bakıyor. “Sağa, sola dön. Yerlerinize marş marş!” Bütün askerler dağılıyor. Al sancaklı tabut tek başına kalıyor. Annemin ağlayışları şiddetleniyor. “Altay’ım! Gitme! Almayın kocamı! Altay!” diye feryat ediyor. Donuk bakışlarla etrafı izlerken gözlerim onu buluyor. Babasının da şehit törenşnde görevli olmasından dolayı annesiyle duran Giray. Hayal’in elini yavaşça bırakarak ona doğru yürüyordum. Birbirimize sarılıyoruz. İkimizde hiçbir şey demiyoruz ama birbirimizi anlıyoruz. Fakat ikimizde birbirimizi son görüşümüz olduğunu bilmiyoruz…

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

32okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18