15. bölüm / 15
Akasya Ağacı13. Bölüm
Bölümler 15Şu an: 13. Bölüm
- 1 1. Bölüm825 kelime
- 2 2. Bölüm955 kelime
- 3 3. Bölüm970 kelime
- 4 4. Bölüm1.238 kelime
- 5 5. Bölüm1.106 kelime
- 6 6. Bölüm818 kelime
- 7 7. Bölüm1.041 kelime
- 8 8. Bölüm1.121 kelime
- 9 9. Bölüm (Kurban Bayramı Özel Bölüm)1.227 kelime
- 10 10. Bölüm (Kurban Bayramı Özel Bölümü)1.380 kelime
- 11 11. Bölüm1.055 kelime
- 12 12. Bölüm1.512 kelime
- 13 13. Bölüm1.564 kelime · Okuduğun bölüm
- 14 14. Bölüm1.423 kelime
- 15 15. Bölüm (FİNAL)1.264 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
♪ Aşk Yok Olmaktır - Yıldız Tilbe / Yapma N’olursun - Dolu Kadehi Ters Tut ♪
GÖKÇE ÖZTÜRK’S DIARY;
Sevgili Günlük,
Kaçırıldığımız günden bu yana tam iki hafta geçti. Cehennem gibi geçen iki hafta. Hayatımda geçirdiğim en yavaş iki haftaydı. Ama çok şükür sonu tatlıya bağlandı. Giray vurulduktan sonra tam bir hafta yoğun bakımda, iki gün de normal odada kaldı. Bu süreçte Hayal’in Selim ve Melisa’nın konuşmasından aldığı ses kayıtları mahkemeye verildi. Ayrıca Selim’in de hapis kararı çıktı. Uzun lafın kısası Hilal Keskin ve Selim Keskin kardeşler hapise girdi.
Bu süreçte ne annemle ne Güney’le ne de Giray’la doğru düzgün konuşma fırsatı bulabildim. Yani benim Selim ile ilgili olan imtihanımdan hala Hayal dışında kimsenin haberi yok. Sabahtan beri odamdan çıkmadım. Annem de evde yok sanırım. Bu arada Giray’ın bulduğu gri kedi iyileşti. Annem bir süre bizimle kalmasına müsaade etti. Çok mutluyum. Adını Mars koydum. Neyse, şimdilik bu kadar yeter. Kendine iyi bak sevgili günlük…
20/06/2026
Günlüğümün kapağını kapattığım anda şans eseri kapı çaldı. Bir haftadır çıkmayı tercih etmediğim odamın kapısını açtım ve hızlı adımlarla aşağı indim. İç çekerek kapıyı açtığımda gördüğüm kişi beni şok etti. Güney. Aslında şaşırtıcı değildi ama gelmesini beklemiyordum. “Selam güzelim.” dedi sırıtarak. Kehribar gözlerine bakarak gülümsedim.
“Selam…” dedim utanan bir sesle. “Müsaitsen, bize gelmek ister misin?” diye sorduğunda gözlerim büyüdü. Bunun kafasına taş mı düşmüş? Aslında hazır şu Selim bozuntusundan kurtulmuşken fena fikir değildi. Cevap vermeden ayakkabılarımı ve anahtarımı alarak evden çıktım. Merdivenlerden inerken kalbim güm güm atıyordu. Apartmandan çıkıp karşıdan karşıya geçtiğimiz sırada bir şey yaptım.
Titreyen ellerimde Güney’in elini tuttum.
Güney’in elini tuttum.
Elini tuttum.
Başta hafifçe irkilsede hemen elimi kavradı. İki dakikalık yolda yapabildiğimiz en büyük romantiklik buydu. El ele tutuşmak. Onların apartmanına girdik. Merdivenlerden çıkarken Güney gözlerimi kapadı. “Napıyorsun?” dedi dişlerimin arasından. Kapı açılma sesinin ardından Güney gözlerimi açınca olduğum yerde dondum. “Sürpriz!” diye bağırdı herkes. Hayal, Giray, annem, Esin Teyze, teyzem, herkes buradaydı. O an günlüğüme yazarken bile fark etmediğim tarihi hatırladım. 20 Haziran… bugün benim doğum günümdü. Yüzümde ufak bir tebessüm belirdi. Doğum günlerini kutlamayı sevmezdim. Yine de sevdiklerimle kutlamak başkaydı.
“Teşekkür ederim.” dedim titreyen sesimle. Koşarak anneme sarıldım. Annem de sırtımı sıvazlayıp saçlarımdan öptü. Annemin yanında gülümseyerek bana bakan Esin Teyze’ye döndüm. Avuçlarıyla yüzümü tuttu. “İyi ki doğdun güzel kızım.” dedi sıcak sesiyle. “Teşekkür ederim.” Gülerek gözlerimi yumdum ve Hayal’e döndüm. “Aşkım!” diyerek kollarını açtı. Ona sıkıca sarıldım. Gülümsemem bir dakika bile solmadı. Ayrıldığımızda tamamen çekilmeden ona baktım. “Teşekkür ederim.” dedim gözlerinin içine bakarak. Bakışımdan ne ima ettiğimi anladı. Gözleri dolsa bile hemen yukarı bakıp gülümsedi.
“Siz barıştınız mı ya?” Göz devirdim. Hayal sadece kıkırdamakla yetindi. Saçlarımı savurarak sandalyede oturan kuzenime döndüm. “Gördüğün üzere barıştık.” Sırıttı. “‘İyi ki doğdun’ mu desem, ‘doğdun da başımın belası oldun’ mu desem bilemedim kuzen.” dedi oturduğu sandalyeden ayağa kalkarak. Ölümcül bir bakış attım. Kulağına yaklaşarak “Bu sefer gerçekten ölmek istemiyorsan susmanı öneririm.” diye fısıldadım. Sadece dalga geçer gibi güldü.
“O zaman biz mutfağa gidip pastayı keselim kızlar. Sonra da bie kahve içeriz balkonda. Çocukların konuşucakları vardır diye düşünüyorum.” dedi Esin teyze masada duran pastayı alarak. Annem bana gülümseyerek mutfağa yöneldi. Anneler anlar sözü doğruymuş galiba. Mutfağın kapısı kapandı. Birbirimize baktık. “Buyrun oturun.” dedi Hayal masaya yönelerek. Oturduk. Beş dakika boyunca kimse konuşmadı. Sadece birbirimize baktık. En sonunda dayanamayıp konuştum. “Bir şey sorucam. Abi siz neden iki haftadır bana gelip ‘Sevgilin sizi niçin kaçırdı?’ diye sormadınız? Farkındaysanız beni kaçıran kişi benim sevgilimdi.”
Sorduğum soru acayip mantıklıydı. Harbiden bunlar bana iki haftadır tek kelime dahi etmemişlerdi. Giray gülümseyerek Güney’e baktı. Güney ise aynı şekilde bana dönerek konuşmaya başladı. “Güzel soru. Ama kaçırdığın bir nokta var. Biz, senin Selim ile sevgili olmadığını ve o sapığın seni aylardır rahatsız ettiğini zaten biliyoruz.”
“NE!” diye bağırdık Hayal ile aynı anda. “Nasıl biliyorsunuz ya?” diye sordum hemen ardından. Giray ufakça gülümsedi. İç çekerek anlatmaya başladı. “Güney ve Hayal buraya dönmeden yaklaşık bir ay önce. Bara gitmiştik birlikte. Hatırlıyor musun?” Şaşırdım. “Yani, hatırlıyorum tabii de, bunun konumuzla ne alakası var?” Anlatmaya devam etti. “İşte o gün, çok sarhoş olmuştun. Ben ise araba kullanıcağım için içmemiştim. Sende bana her şeyi bir çırpıda anlattın. Sana neler dediğini, nasıl davrandığını, ne zamandan beri olduğunu, annene söylememe nedenini bile anlattın.” İşte tam da başından beri korktuğum şey başıma gelmişti. “Ertesi gün hiçbir şey hatırlamıyordun. Bende bunun elinde sonunda bir yerde ortaya çıkacağını düşünerek kimseye bir şey anlatmadım. Sadece uzaktan uzaktan seni izlemeye başladım. O çocuk bir şey yapmaya kalkmasın diye okulda sık sık yanına geliyordum.”
Duyduklarım karşısında hayrete düşmüştüm. “Bana okulda böyle davranma sebebin de bu muydu?” diye sordum ona bakmadan. “Tam olarak öyle. Sevgilinin Selim olduğunu söylediğinde yalan söylediğini hemen anladım. O çocuğun seni tehdit ettiğini düşündüm.” İç çektim. Bu sefer ona döndüm. “Ama öyle olmadı. Kendi kazdığım kuyuya kendim düştüm. O gün Duru ile konuşurken, anneme bir şey anlatmaması için Selim ile sevgili olduğumu söyledim. O da gelip size anlattı. Onun da bu plan içerisinde olduğunu bilmiyordum.” dedim yavaş yavaş alçalan sesimle.
Utanıyordum. Hem de çok utanıyordum. Boşluğa baka kaldım. Yine bir sessizlik oldu. Hayal’in sesiyle irkildim. “Bir saniye. Her şeyi anladım da, sen bunu nereden biliyordun?” Aklımı okudu yine bu kız. “Sahne senin patron.” dedi Giray gülerek. Güney sandalyede doğruldu ve boğazını temizleyerek konuşmaya başladı. “Selim’den rahatsız olduğunun farkındaydım. Özellikle de kapımızın önünde sana el kaldırdıktan sonra. Onu sevmediğin çok açıktı. Giray’ın bir şeyler bildiğinden senin gibi bende şüpheleniyordum. Bir gün onunla konuşmaya gidince, her şeyi anlattı. Hatta o gün bizi Melisa ile tanıştırmak bahanesi ile kafeye çağırma sebebi de bir bakımdan buydu.”
Giray’a bakarak onun devam etmesini söyledi. “Hayal ile küstüğünüzü öğrenince hem sizi bir araya getirmek, hem de bu konuyu konuşmak için aklıma bu yöntem geldi. Bir süre sonra bir şekilde Melisa’yı gönderip sizinle özel olarak konuşucaktık. Bu kadar ileri gidiceğini bende düşünmemiştim.” Son cümleyi utanarak ve gözlerini kaçırarak söylemişti. Hayal ile birbirimize baktık. İkimizde şaşırmıştık. Yine de keyfim yerine gelmişti. Hayal sırıtarak ikizine baktı. “Ee, bu olaylar da çözüldüğüne göre açılıcak mısın artık?” dedi kollarını bağlayarak. Hayal’in dediğini duyunca ufakta olsa sırıttı ama hemen yüzünü toparladı. “Ne alakası var canım? Abarttınız iyice.” dedi saçını karıştırarak. “Hadi ya, kusura bakma ama biraz fazla belli ediyorsun.” dedi Giray sırıtarak.
“Giray’ı anladım da, sen nerden biliyorsun benim Gökçe’den hoşlandığımı? Tamam bizi basmış olabilirsin ama o tam olarak bir belirti değildi yani.” dedi Hayal’e dönerek. Kesinlikle bir belirti değil. Hayal bana baktı. Sırıttı. Tekrar Güney’e döndü. “Şehitlik…” dedi omuz silkerek. Güney bir kaç saniye anlamadı. Sonra bir anda gözleri büyüdü. “Çok fenasın sen.” “Şehitlikte hayatının aşk itirafını yaptın lan.” “Seninle bir daha bir yere falan gitmem ben.” “Ona da kabulüm. Tamam gitmeyiz. Ama Allah için açıl artık şu kıza. Yıllardır bir tane sevdiğin olmadı. Yıllardır görümcelik yapamadım senin yüzünden.”
Güney bana döndü. Gözlerimi kaçırdım. Artık buradan dönüş yok Gökçe. Kabul edicen biticek işte ne heyecanlanıyorsun. “Benimle çıkar mısın?” Duyduğum cümle karşısında şoka uğradım. Nedenini bende bilmiyorum ama şaşırdım işte. Tamam. İşte on üç bölümdür beklediğiniz sahne geldi. “Çıkarım.” dedim başımı kaldırarak. Sonunda dedi dudaklarını oynatarak. “Çok şükür bu da bitti.” dedi Giray arkasına yaslanırken. “Hayır bitmedi.” dedim kararlı bir sesle. “Sıra sende Giray Aktaş.” “Sevgilim haklı, sizde olun bitsin işte.” dedi Güney. Sevgilim. “Biz mi? Saçmalamaya başladın iyice.” dedi Giray alaycı bir tonda. “O yüzden kızın önüne atlayıp ölüm döşeğinde onu sevdiğini söyledin herhalde.” dedim gülerek. Bacağıma bir tane indirince acıyla sandalyemi geri çektim. “Acıdı.” dedim masum bir sesle.
“Siz bu hayallerinizden vazgeçseniz iyi edersiniz çünkü Giray bana çıkma teklifi etse bile kabul etmem.” dedi ciddi bie tonda. “O nedenmiş küçük hanım?” diye sordu Giray alaycı bir tonda. “Çünkü ben yıllardır sevgiliyi bırak bir kişiyle bile flört etmemişken, ayda bir sevgili yapan biriyle çıkamam.” Giray’ın yüzü bembeyaz oldu. “Bence biz sizi biraz yalnız bırakalım.” dedi Güney ayağa kalkarak. “Çok iyi fikir aşkım.” dedim Güney’in elini tutarak ayağa kalkarken. Koridora doğru yürüken Giray’ın kulağına fısıldadım. “Arkadaşımın gönlünü almadan eve gelme.” Güney ile salon kapısının yanına yaslanıp onları dinlemeye başladık.
Ayağa kalktılar. Hayal Giray’ın gözlerine baktı. “Neden?” diye sordu masaya yaslanarak. “Bak… Bu söylediklerime inanmayacaksın ama gerçekten seni unutmak için yaptım. Bir gün buraya dönebilceğinizi hiç düşünmemiştim. Sivas’tan dönerken düşündüğüm tek kişi sendin. Özlemimi böyle dindirebiliceğimi düşündüm. Yaşadıklarım fazla ağır gelmişti. Geri döndüğünüzde de, sana kapılmamak için Melisa’ya çıkma teklifi ettim. Onu daha hiç tanımamıştım. Böyle biri olduğunu bilmiyordum...” Sesi gittikçe alçaldı. Utandığı yüzünden belliydi. Hayal hiçbir şey diyememişti. Sadece Giray’ın gözlerine baktı. Giray ise gözlerini kaçırdı. Yutkundu.
“Ama şunu bil Hayal Aksoy. O gün önüne atlarken bir saniye bile düşünmedim. Çünkü senin ölmendense, senin uğruna ölmek daha cazip geliyordu.” Hayal bu cümleyi duyar duymaz irkildi. Nefes alış verişi hızlandı. Bakışları Giray’ın dudaklarına kaydı. “Ben daha fazla izleyemeyeceğim galiba.” dedi Güney duvara yaslanırken. Olucakları anlayıp hızla onlara görünmeden mutfağın kapısını kilitledim. Hayal Giray’ın dudaklarına yapıştığı gibi Güney’e döndüm. “Oldu bu iş. Hatta istersen ikinci bir bombayı da biz patlatabiliriz.” dedim cilveli bir sesle duvara yaslanarak. Karşıma geçti.
Sonra bakışlar dudaklara kaydı. Tek kaşını kaldırarak bana baktı. Emin misin? Başımı salladım. Hiç olmadığım kadar. Tek hamlede yapıştım dudaklarına. Boynuna asılarak tekrar duvara yaslandım. Ellerini belime yerleştirdi. İşte o an uzun süre sonra ilk defa tekrar söndü ışıklar. Korku yok. Yalan yok. Kaybetmek yok. Sadece biz vardık. Biz ve sevgimiz…
Yıl: 2012
Yer:Akasya Bahçesi
(GÖKÇE’NİN ANLATIMINDAN)
“Güney?” dedim başımı kaldırarak.
“Efendim.” dedi bana bakmadan.
“Hep birlikte olucaz dimi?” diye sordum utangaç bir sesle.
“Tabii ki olucaz. Birlikte büyüyücez.” dedi bu sefer bana dönerek.
“O zaman söz ver. Bir gün ayrılırsak, beni özlediğin zaman gökyüzüne bak. Yıldızların sadece bizim için parladığını düşün.”
“Peki anlaştık.” dedi bıkkın bir sesle.
“Söz mü?”
“Söz…”
Bölüm etkileşimi
