4. bölüm / 19
AETHER-PUNKSİLİNEN KAN VE HANEDANIN SIRRI
Bölümler 19Şu an: SİLİNEN KAN VE HANEDANIN SIRRI
- 1 MAVİ VE MENEKŞE ARASINDAKİ YIRTILMA817 kelime
- 2 DÜŞÜŞ VE İLK TEMAS624 kelime
- 3 YERALTI BOŞLUĞU VE BİRLEŞEN GÜÇLER609 kelime
- 4 SİLİNEN KAN VE HANEDANIN SIRRI696 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 SIZINTI VE DİRENİŞİN GÖLGESİ508 kelime
- 6 LOŞ ATÖLYE VE KAN KOKAN ŞÜPHE524 kelime
- 7 GECE BASKINI VE KIRILAN ŞİFRELER714 kelime
- 8 KESİLEN SİNYAL VE YANAN KAN520 kelime
- 9 SANAL DUVAR VE KORUYUCU’NUN GÖLGESİ692 kelime
- 10 YÜKSELEN ŞAFT VE YARININ KÜLLERİ528 kelime
- 11 ZİRVEYE ÇIKIŞ VE GÖLGE LEJYON537 kelime
- 12 MAVİ VE KAN: BAŞKOMUTAN NOLAN537 kelime
- 13 BİYO-ÇEKİRDEK’İN KALBİ VE SON TEKLİF471 kelime
- 14 ZAMANIN VE UZAYIN YIRTILMASI447 kelime
- 15 DÜŞÜŞTEN SONRAKİ KÜLLER VE İKİNCİ DOĞUŞ340 kelime
- 16 HARABELERİN ARASINDAKİ SESSİZLİK361 kelime
- 17 ÖLÜ ŞEHRİN KÜLLERİNDE YÜRÜYÜŞ418 kelime
- 18 TİTANYUM KAPILAR VE ÖZGÜRLÜĞÜN EŞİĞİ449 kelime
- 19 EPİLOG — SON VE YENİ BİR BAŞLANGIÇ321 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yeraltı Boşluğu'nun zehirli nemi, ciğerleri yakan bir soğukla tünelin karanlığına çökerken, Syra’nın parmak ucundaki ılık mor rün ışığı yavaş yavaş söndü. Vane’in biyo-zırhının göğüs plakasındaki kıvılcımlar dinmiş, zırhın yaraları kadim büyünün dağladığı siyah izlerle örtülmüştü.
Vane, göğsündeki basıncın azaldığını hissederek derin bir nefes aldı. Biyo-zırhın içindeki soğutma sıvıları yeniden dönmeye başlamıştı ama sol gözündeki kristal mercek hâlâ ölü bir cam parçası gibi karartı halindeydi. Zırhın analitik verileri, hedef işaretleyicileri ve risk analiz tabloları yoktu; Vane, hayatında ilk kez çevresini sadece kendi yalın gözleriyle, bir insan gibi algılıyordu.
"Yürüyebilir misin?" diye sordu Syra. Aether bıçağını kınına yerleştirip doğrulurken omzundaki pençe yarasını parmaklarıyla sıktı. Koyu safir saçları yüzüne düşüyordu.
Vane ayağa kalktı. Biyo-zırhının eklemleri hafif bir mekanik gıcırtıyla kasıldı. "Hareket kabiliyetim yüzde yetmiş seviyesinde. Seni takip edebilirim."
Syra, karanlık koridorun sonundaki kırık havalandırma tüneline doğru bir adım attı ama omzundaki sızı yüzünden hafifçe sendeledi. Vane, içgüdüsel bir refleksle öne atılıp kızın sağlam kolunu tuttu. Syra bir an duraksadı; Vane’in zırh kaplı soğuk eline ve ardından adamın gri gözlerine baktı. Yüzündeki o alaycı zırh bir anlığına tamamen şeffaflaştı.
"Bana dokunma Komutan," dedi fısıltıyla, ama kolunu çekmedi. "Senin o zırhın beni sıcak tutmaz."
"Kör bir tünelde kan kaybından bayılmanı izleyecek değilim," dedi Vane düz bir sesle. Kolunu bırakmadan onu tünelin ağzına doğru yönlendirdi.
Tünelin içine girdiklerinde etraftaki mekanik gürültü yerini damlayan su seslerine ve derin bir yankıya bıraktı. Burası, Nadir Şehri inşa edilmeden önceki eski dünyanın, beton ve taş katmanlarının kalıntısıydı. Duvarlarda eski dilde kazınmış rünler ve paslanmış biyo-tüp hatları uzanıyordu.
İkisi bir süre hiç konuşmadan ilerledi. Vane’in zırhından gelen düzenli mekanik tıkırtılar ile Syra’nın hafif nefes sesleri tüneli dolduruyordu.
"Vex Hanedanı..." dedi Vane aniden. Sesi tünelde yankılandı. "Synapse Lejyonu’nun arşivlerinde senin ailen bir tehdit olarak tanımlanıyordu. Aether enerjisini kontrol edemeyip 300. katı patlatan vatan hainleri olarak."
Syra durdu. Omuzları gerildi, parmak uçlarındaki rünler hırsla çaktı. Arpasını döner gibi arkasını dönüp Vane’e kilitlendi. Mor gözlerinde yüzyıllık bir öfke tutuşmuştu.
"Hainler mi?" dedi Syra, sesi bir bıçak kadar keskinleşerek. "O yalanları sizin arşivlerinize yazanlar, bugün o süslü zırhları giyen lejyon generalleriniz! Ailem patlamaya sebep olmadı Vane. Ailem, Obilvion Konseyi ile Synapse Lejyonu’nun gizlice yürüttüğü Biyo-Çekirdek projesini durdurmaya çalışıyordu!"
Vane kaşlarını çattı. "Biyo-Çekirdek, şehrin enerji dengesini sağlayan tek güç kaynağıdır. Şehrin %90'ı onunla çalışır."
"Biyo-Çekirdek bir makine değil!" diye bağırdı Syra, adeta tünelin duvarlarını çınlatarak. "O, katledilen kadim Aether varlıklarının ve sürgün edilen sihirbazların canıyla beslenen bir parazit! Ailem bu gerçeği açıkladığı gün hanedanımız silindi. Annemi ve babamı gözümün önünde infaz ettiler. Hanedanımızın adını sistemlerden sildiler, bizi 'virüs' ilan ettiler!"
Syra’nın göğsü hızla inip kalkıyordu. Gözlerinde biriken ve dökülmemek için direnen tek bir damla yaş, tünelin loş ışığında parıldadı.
Vane donakaldı. Göğsündeki zırhın altında, sistemlerin yıllardır "hata" olarak tanımladığı o insan parçası sıkıştı. Biyo-zırh omuriliğine takıldığından beri kendisine verilen her emri sorgulamadan uygulamıştı. Sistem ne derse doğru oydu. Veriler ne gösterirse gerçek oydu. Ama şu an karşısında duran kızın gözlerindeki acı, hiçbir veri tablosuna sığmayacak kadar canlı ve gerçekti.
"Sistem..." dedi Vane yavaşça. "Sistem veri hatası yapmaz sanıyordum."
"Sisteminiz veri hatası yapmıyor Komutan," dedi Syra, sesini tekrar kontrol altına alarak. "Sisteminiz yalan üretiyor. Ve sen de o yalanın bekçiliğini yapıyorsun."
Vane bir şey söyleyemedi. Sol gözündeki kararmış kristal mercek tıkırdadı; zırhın derinliklerinde bir röle kendi kendine kapandı. Vane ilk kez elini kendi isteğiyle zırhının kask düğmesine götürdü. Kaskı tamamen çıkarıp tünelin zeminine bıraktı. Metal kaskın taşa vurma sesi tünelde yankılandı.
Gece mavisi saçları alnına döküldü. Artık aralarında hiç bir mekanik katman kalmamıştı.
"Eğer söylediğin doğruysa..." dedi Vane, Syra’ya doğru bir adım atarak. Sesi bu kez buz gibi değil, derin ve pürüzlüydü. "...O zaman benim koruduğum şey bir düzen değil, bir cinayet şebekesi."
Syra, Vane’in kaskını fırlatıp atmasına ve savunmasız bir şekilde önünde durmasına şaşkınlıkla baktı. Adamın yüzündeki o sert, disiplinli maske çökmüştü.
"Neden kaskını çıkardın?" diye sordu Syra fısıltıyla.
"Çünkü seni duymak için bir kristal merceğe ihtiyacım yok," dedi Vane. "Ve sana borçlu kalmak istemiyorum. Nereye gidiyoruz Sürgün?"
Syra hafifçe yutkundu. Yüzündeki öfkenin yerini, ilk defa birine karşı hissettiği garip bir güven duygusu aldı. Aether bıçağını kınına tam oturttu.
"Sub-Nadir'in dibine," dedi Syra. "Direniş’in sığınağına. Eğer yukarı çıkıp o Biyo-Çekirdek’i patlatmak istiyorsan, benimle gelmek zorundasın Komutan."
"Sadece Vane," dedi Vane.
Syra’nın dudaklarında ince, gerçek bir tebessüm belirdi. "Pekala Vane. Karanlığa hoş geldin."
Bölüm etkileşimi
