54. bölüm · ADALET VE YANGIN ⚖️🔥
...
Gece yarısını çoktan geçmişti. Evdeki o neşeli kalabalık dağılmış, Melis ve Kaan odalarına çekilmişti. Ateş’i de binbir dil dökerek uyumaya ikna etmiştim. Ama benim zihnim durmak bilmiyordu; adliyeden getirdiğim o yarım kalan dosyalar masanın üzerinde bana meydan okur gibi bakıyordu.
Çalışma masamın lambasını açtım. Sessiz villada sadece kalemimin kağıt üzerindeki sesi ve saatin tik takları yankılanıyordu. Dosyaların kapaklarını birer birer açarken kendi kendime acı bir gülümseme bıraktım.
"Yeni yaşım ne kadar da huzurlu başladı ama..." diye mırıldandım dosyaları önüme yığarak. "Dosya üstüne dosya... Adalet mülkün temelidir de, savcının uykusunun düşmanıdır herhalde. İyi ki doğdun Arya, hediyen de işte bu tozlu evraklar."
Alaycı bir tavırla bir dosyayı kapatıp diğerini açtım. Saatler birbirini kovalarken göz kapaklarımın ağırlaştığını hissediyordum ama inadım galip geliyordu. Tam bir ifade tutanağının altını çiziyorken, merdivenlerdeki hafif gıcırtıyı duydum.
"Arya? Neden uyumadın?"
Ateş, kapının eşiğinde durmuş, uykulu gözlerle bana bakıyordu. Üzerinde sadece gri eşofman altı vardı, saçları yastıkta dağılmış, sesi ise uykunun o buğulu tonuna bürünmüştü.
"Uykum yok Ateş," dedim başımı dosyalardan kaldırmadan. "Şu dosyaları bitirmem lazım. Yarın sabah erkenden adliyede olmaları gerekiyor."
Ateş yanıma gelip elini omzuma koydu, parmak uçlarıyla boynumu hafifçe okşadı. "Saat üçe geliyor. Kutlamadan çıktık, yorgunsun. Bırak artık şunları."
"Gerçekten iyiyim, sen git yat," dedim, ona bakıp hafifçe gülümseyerek. "Birazdan gelirim yanına."
"Pekala..." diye mırıldandı, alnımdan uzunca öptü. "Ama çok gecikme. Sensiz yatak buz gibi."
Ateş tekrar yukarı çıktığında, oda yeniden o derin sessizliğe büründü. Kalemi elime aldım, bir iki satır daha okumaya çalıştım. "Sadece bir dosya daha..." dedim kendi kendime. Ama gözlerimdeki o ağır baskıya daha fazla direnemedim. Başım yavaşça önümdeki açık dosyanın üzerine düştü. Kalem parmaklarımın arasından kayıp halıya düştüğünde, ben çoktan derin, rüyasız bir uykunun kollarına bırakmıştım kendimi.
.
Evin en inatçı savcısı, kendi doğum gününde, en sevdiği sığınağı olan dosyaların üzerinde uyuya kalmıştı. Merdivenlerin başında beni izleyen Ateş’in sessizce geri dönüp üzerime bir battaniye örtmek için aşağı indiğinden habersizce...
