44. bölüm · ADALET VE YANGIN ⚖️🔥
6. BÖLÜM SESSİZ İSYAN
Tavanın soğuk beyazlığında dönüp duran gölgeler, zihnimdeki soruların birer yansıması gibiydi. Gözyaşlarım şakaklarımdan süzülüp yastığa karışırken, Ateş’in o buz gibi bakışlarını düşünmemeye çalışıyordum. Üç gün önce benim için ölümü göze alan adam, şimdi aynı odada ama fersah fersah uzağımdaydı.
Dayanamadım. Yataktan hışımla kalktım, koltukta sırtı bana dönük bir şekilde yatan Ateş’in yanına gittim. "Uyumadığını biliyorum Ateş," dedim, sesimdeki titremeyi bastırmaya çalışarak. "Konuş benimle. O üç gün önceki adam nereye gitti?"
Ateş derin bir nefes aldı, omuzları gerildi ama dönmedi. "Uyu Arya. Yarın adliyeye gideceksin, dinlenmen lazım," dedi, sesi bir yabancı kadar ruhsuzdu.
"Bana bak!" diye bağırdım ve omzundan tutup onu kendime çevirmeye çalıştım. Ateş, dokunuşumla birlikte sanki bir yay gibi fırlayarak ayağa kalktı. Gözlerinde sadece öfke değil, derin bir hayal kırıklığı vardı.
"Ne duymak istiyorsun Arya?" diye kükredi bir anda. "Dürüstlükten bahseden, adalet için canını dişine takan o 'idealist' savcının, aslında babasının pisliklerini örtbas etmek için benim düşmanlarımla pazarlık yaptığını öğrendiğimi mi duymak istiyorsun?"
Duyduğum sözlerle başımdan aşağı kaynar sular döküldü. "Ne saçmalıyorsun sen? Ne pazarlığı?"
Ateş masanın üzerindeki o zarfı hırsla kaptı ve içindeki belgeleri yüzüme doğru fırlattı. "Bunlar ne o zaman? Rusya’daki hesabına yatan paralar, Savaş’ın babasıyla yaptığın o gizli görüşmelerin dökümleri... Senin imzan, senin ses kaydın!"
Kağıtlardan birini havada yakaladım. Üzerinde benim imzamın birebir kopyası, banka dekontları ve daha önce hiç bulunmadığım mekanlarda çekilmiş gibi duran montajlı fotoğraflar vardı.
"Ateş... Bunlar yalan," dedim, sesim fısıltı gibi çıktı. "Bunların hepsi bir kumpas. Beni tanımıyor musun? Ben senin için dikişlerimi patlattım, ben senin için o limanda canımı ortaya koydum!"
"Belki de hepsi bu belgelere inanmamam için kurgulanmış bir oyundu," dedi Ateş, bana doğru bir adım atarak. Gözleri dolmuştu ama sesi hala buz gibiydi. "Ses kaydını dinledim Arya. 'Ateş Vural'ı avucumun içine aldım, babamın davası kapandığı an onu kendi ellerimle bitireceğim' diyorsun. Kendi sesin!"
"O ben değilim!" diye bağırdım, hıçkırıklarım artık serbest kalmıştı. "Yapay zeka mı dersin, montaj mı dersin bilmiyorum ama o ben değilim! Ben sana aşığım Ateş, anlıyor musun? Ben seni seviyorum!"
Ateş, bir an duraksadı. Gözlerindeki o sert duvarın çatırdadığını gördüm. Eli yanağıma doğru uzandı ama tam dokunacakken sanki elini yakan bir şeye değmiş gibi geri çekti.
"Sevgi..." dedi acı bir gülümsemeyle. "Sevgi, dürüstlükle başlar Arya. Bu belgeler varken sana her baktığımda, bana kurduğun o tuzağı görüyorum. Dokunma bana. Sakın bir daha bana dokunmaya çalışma."
Arkasını dönüp odadan fırtına gibi çıktı. Kapı kapandığında dizlerimin üzerine çöktüm. O pırlanta yüzük parmağımda ağırlaşmıştı. Savaş hapisteydi ama kurduğu o son tuzak, bizi birbirimize düşürerek en büyük darbeyi vurmuştu. Ateş Vural, en büyük düşmanı sandığı adama değil, bana olan güvenine yenilmişti.
