8. bölüm · Abimin Arkadaşı
BÖLÜM 7 — Aynı Sofrada
Akşamüstü Defne odasında ders çalışırken annesinin sesi koridorda yankılandı.
“Defne! Hazırlan kızım.”
Defne kapısını açtı.
“Niye?”
Aylin elindeki tabaklarla mutfaktan çıkıyordu.
“Bu akşam misafirimiz var.”
“Kim?”
“Kaanların ailesi.”
Defne'nin yüzü düştü.
“Yine mi?”
Aylin güldü.
“Yine ne demek?”
“Hiç.”
“Sen hazırlan. Birazdan gelirler.”
Defne kapısını kapatıp aynanın karşısına geçti.
“Alt tarafı yemek…”
---
Akşam olduğunda kapı çaldı.
Cem kapıyı açtı.
“Hoş geldiniz!”
Hakan ve Sevil içeri girdi.
“Hoş bulduk.”
Arkalarından Kaan geldi.
Defne salondan onları görünce:
“Hoş geldiniz.”
Sevil hemen Defne'ye sarıldı.
“Ah benim güzel kızım, ne kadar büyümüşsün!”
Defne gülerek:
“İyiyim Sevil teyze.”
Kaan ayakkabılarını çıkarırken Defne'ye baktı.
“Büyümüş mü gerçekten?”
Defne kaşlarını kaldırdı.
“Senin yorumuna ihtiyacım yok.”
Kaan:
“Ben de yorum yapmadım.”
Defne:
“Yaptın.”
Mert uzaktan seslendi.
“Daha yemek başlamadan mı?”
Arda ve Emir de biraz sonra geldi.
Arda içeri girer girmez:
“Ben açım!”
Aylin:
“Arda, sen hiç tok gezmiyor musun?”
“Hayır.”
Herkes güldü.
---
Akşam yemeğinde herkes masanın etrafına oturdu.
Cem, Hakan'la işlerden konuşuyor, Aylin ve Sevil mutfaktan bahsediyordu.
Mert, Arda ve Emir kendi aralarında konuşuyordu.
Defne sessizce yemeğini yiyordu.
Ta ki Kaan'ın sesi gelene kadar.
“Defne, tuzu uzatır mısın?”
Defne tuzluğu alıp uzattı.
“Al.”
Kaan:
“Teşekkürler.”
Defne:
“Rica ederim.”
Kaan tuzluğu yerine koydu.
Birkaç saniye sonra:
“Biraz fazla koymuşsun.”
Defne ona baktı.
“Ne?”
“Tuz.”
“Sen istedin.”
“Ben sadece tuzu istedim.”
“Ben de verdim.”
Arda gülmeye başladı.
“Yemekte bile tartışmayı başarıyorlar.”
Mert:
“Arda, sen de konuşma.”
Kaan sakin bir şekilde yemeğine devam etti.
Defne de önüne döndü.
Bir süre sonra Hakan, Defne'ye dönüp sordu.
“Üniversite nasıl gidiyor?”
“İyi gidiyor.”
“Mimarlık zor değil mi?”
“Bazen.”
Kaan araya girdi.
“Bence daha çok çalışması lazım.”
Defne başını kaldırdı.
“Sen nereden biliyorsun?”
Kaan:
“Belli oluyor.”
“Ne belli oluyor?”
“Ders çalışmadığın.”
Defne'nin kaşları çatıldı.
“Ben ders çalışıyorum.”
Kaan:
“Tabii.”
“Gerçekten çalışıyorum.”
“İyi.”
“Sen niye bana inanmıyorsun?”
Kaan omuz silkti.
“Çünkü seni tanıyorum.”
Defne:
“Beni tanıdığını mı sanıyorsun?”
Kaan:
“Yıllardır tanıyorum.”
Defne:
“Yıllardır tanıyor olman her şeyi bildiğin anlamına gelmez.”
Kaan birkaç saniye sustu.
Sonra:
“Ben de her şeyi bildiğimi söylemedim.”
Masada kısa bir sessizlik oldu.
Sevil gülerek araya girdi.
“Çocuklar, siz küçükken de böyleydiniz.”
Defne şaşkınlıkla:
“Biz mi?”
Hakan güldü.
“Kaan çocukken de çok sessizdi. Sen ise hiç susmazdın.”
Arda hemen:
“Hiçbir şey değişmemiş.”
Defne:
“Arda!”
Arda gülmeye başladı.
Kaan da başını hafifçe eğip yemeğine devam etti.
Defne ona baktı.
“Sen de gülme.”
Kaan:
“Gülmüyorum.”
“Gülüyorsun.”
“Hayır.”
“Evet.”
Mert masaya hafifçe vurdu.
“Yeter artık!”
Herkes bir anda sustu.
Cem kahkaha attı.
“Bırak çocukları Mert. Siz de gençken böyleydiniz.”
Mert:
“Baba, ben Kaan'la böyle değildim.”
Kaan:
“Değildin.”
Defne:
“Tabii. Çünkü sen onunla uğraşamıyordun.”
Kaan:
“Seninle uğraşmak daha kolay.”
Defne gözlerini kıstı.
“Ne demek o?”
“Bir şey demek değil.”
Defne tam cevap verecekken Aylin araya girdi.
“Tatlı getireyim mi?”
Defne derin bir nefes aldı.
“Getir anne.”
Arda gülerek başını salladı.
“Bence tatlı hepimizi kurtardı.”
Kaan ona baktı.
“Kesinlikle.”
Defne:
“Sonunda bir konuda aynı fikirde oldunuz.”
Kaan:
“Şaşırdın mı?”
Defne:
“Biraz.”
Masadaki herkes tekrar gülmeye başladı.
Akşam boyunca Defne ve Kaan'ın atışmaları devam etti.
Ama ikisinin de fark etmediği bir şey vardı.
Aileleri onları yıllardır tanıyordu.
Ve onların arasındaki bu bitmek bilmeyen çekişme, ileride sandıklarından çok daha farklı bir hâl alacaktı.
