9. bölüm · Zoraki itaat

Bölüm:8

Elif 🩵

Mekanın ağır kapıları tekrar açıldığında, içerideki atmosfer okuldan ya da metruk binadan çok farklıydı. Salonda Karan’ın ailesi tam kadro bekliyordu. Karan’ın babası Haşmet Araslı, annesi Müzeyyen Hanım, abisi Savaş ve küçük kardeşi Rüzgar, gelenleri karşılamak için ayağa kalktı.

Karan, Elif’in elini bir an bile bırakmadan içeri girdi. Çete üyeleri saygıyla kenara çekilirken, Karan doğrudan ailesine doğru yürüdü.

Karan: "Geldik. Bahsettiğim misafirim, Elif. Yani... Duru."

Müzeyyen Hanım, Elif’in duru güzelliğini ve ürkek bakışlarını görür görmez gözleri parlayarak öne atıldı. Elif’in ellerini tutup sıcak bir gülümsemeyle yüzüne baktı.

Müzeyyen: "Ah güzel kızım benim... Karan senden bahsettiğinde bu kadar narin olduğunu hayal etmemiştim. O siyah saçlar, o masmavi gözler... Hoş geldin evimize, artık güvendesin."

Elif: (Utanarak başını eğdi) "Hoş buldum efendim... Çok teşekkür ederim."

Haşmet Bey: (Gür ama babacan bir sesle) "Efendim demek yok, bizde misafir değil evlat olunur. Karan ilk kez birini korumak için bu kadar ortalığı ayağa kaldırdıysa, demek ki sen bizim için de çok kıymetlisin Elif. Geçmiş olsun kızım, o şerefsiz bir daha sana yaklaşamayacak."

Abisi Savaş, Karan’ın omzuna bir yumruk atıp sırıttıktan sonra Elif’e döndü.

Savaş: "Kardeşim sonunda doğru düzgün bir karar vermiş. Merhaba Elif, ben Savaş. Bu evin yaramazı Karan’dır ama en büyüğü benim. Bir sıkıntın olursa Karan'a değil, bana gel; o daha çocuk."

Karan: (Gözlerini devirerek) "Savaş, sırası değil."

Küçük kardeş Rüzgar ise Elif’in yanına gelip kolundaki crop dekoltesinden görünen dövmeleri andıran morluklara değil, doğrudan gözlerine baktı.

Rüzgar: "Abla, gözlerin gerçekten deniz gibi! Karan abim senin için 'Ona kimse bakamaz' dedi ama ben bakabilirim herhalde, değil mi?"

Sınıftaki sert Karan gitmiş, yerine ailesinin yanında daha sakin ama yine de korumacı bir adam gelmişti. Elif, hayatında ilk kez bir aile sofrasına davet edilmenin, yargılanmadan sevilmenin ne demek olduğunu hissediyordu.

Karan: (Elif’in kulağına eğilerek) "Gördün mü? Kimse sana zarar veremez demiştim. Burası artık senin kalen."

Elif: (Kısık sesle) "Çok iyiler Karan... Ben böyle bir şeyi hiç hayal etmemiştim."

Müzeyyen: "Hadi bakalım, yemek hazır. Elif kızım, gel yanıma otur. Seninle uzun uzun dertleşeceğiz, o Karan denen huysuz seni çok yorduysa şikayet edersin bana."

Elif, masaya doğru ilerlerken ilk kez içtenlikle gülümsedi. Ancak dışarıda, Karan’ın çetesinin hala nöbette olması, bu huzurun bir bedeli olduğunu ona hatırlatıyordu.