24. bölüm · Zoraki itaat

Bölüm:23

Elif 🩵

Karan, arabayı uçurum kenarındaki o ıssız gözlemevini gören stabilize yolda durdurdu. Motorun sesi sustuğunda geriye sadece rüzgarın uğultusu ve ikisinin hızlanmış nefesleri kalmıştı. Şehrin ışıkları aşağıda, uzak bir anı gibi titriyordu.Birkaç dakika süren ağır sessizliği ilk bozan Elif oldu. Emniyet kemerini çözerken sesi, gecenin serinliğine karıştı.

Elif: "Neden buraya geldik Karan? Evde herkes bizi bekliyordur..."

Karan: (Elleri direksiyonda, gözlerini direksiyon simidine dikmiş, sanki söyleyeceği kelimeleri tartıyormuş gibi duruyordu. Sesindeki o her zamanki sertlik, yerini yorgun ama derin bir tınıya bırakmıştı.) "Ev kalabalık, Elif. Ve ben sadece senin sesini duymak, sadece senin kokunu hissetmek istedim. O odada, o okulda... canını yakmakla tehdit ettikleri an, içimdeki her şeyin koptuğunu hissettim."

Karan, koltuğunda hafifçe dönüp bakışlarını Elif'e kenetledi. Gözlerindeki karanlık, şehrin ışıklarından daha derindi.

Karan: "Seni korumak... bu sadece bir görev değil benim için. Bu benim nefes almamın tek sebebi. Eğer sana bir şey olsaydı, o okulu, o şehri... içindeki herkesi kendi ellerimle yakardım. Ve bundan bir saniye bile pişman olmazdım."

Elif, Karan'ın bu itirafı karşısında sarsıldı. Gözleri dolarken, elini yavaşça uzatıp Karan'ın vites kolundaki elinin üzerine koydu. Parmağını okşadı.

Elif: (Sesi titreyerek, fısıltı gibi) "Biliyorum... Hissediyorum Karan. Ama senin bu halin... o karanlığın içinde kaybolmandan, o nefretin seni tamamen ele geçirmesinden çok korkuyorum. Ben senin sadece gücünü değil, içindeki o yaralı çocuğu da seviyorum. Ve onun tamamen kaybolmasını istemiyorum."

Karan, Elif'in elini sıkıca kavradı. Parmağındaki yüzüğe, sanki tek sığınağı oymuş gibi baktı. Sonra bakışlarını tekrar Elif'in yüzüne, dudaklarına indirdi.

Karan: "Kayıp değilim, Elif. Sadece seninle anlamlıyım. Sen yanımda olmadığında, o karanlık sadece boş bir uçurum. Sen yanımdayken ise... o uçurumun kenarında dans edebilecek gücü buluyorum."

Karan, elini vites kolundan çekip Elif'in ensesine yerleştirdi. Onu kendine çekerken sesi, dudaklarına çarpan sıcak bir nefese dönüştü.Karan: "Seni... kelimelerin bile tarif edemeyeceği kadar çok seviyorum. Ve seni korumak için, canımı bile vermeye hazırım."

Dudakları buluştuğu an, arabanın içindeki hava, biriken elektriğin boşalmasıyla kıvılcımlandı. Bu, sadece bir öpücük değildi. Bu, Karan'ın korumacılığının, Elif'in şefkatinin, ikisinin de birbirine duyduğu sonsuz ihtiyacın ateşli bir mühürüydü.

Elif, kollarını Karan'ın boynuna dolarken, Karan onu sarmaladı, sanki dünyadan koparmak, sadece kendine ait kılmak istiyordu.Dudakları ayrıldığında, her ikisinin de gözleri nemli, nefesleri düzensizdi. Karan, alnını Elif'in alnına dayadı, gözlerini kapattı.

Karan: (Sesi buğulu, itiraf gibi) "Sen benim... hayatımdaki tek iyi şeysin. Ve seni kaybetmeyeceğim. Asla."