15. bölüm · Zoraki itaat
Bölüm:14
Siyah VIP araç, şehrin arka sokaklarında sadece seçkin müşterilere hizmet veren, tabelasız ve gizemli bir dövme salonunun önünde durdu. Mekanın kapısındaki aslan figürü, buranın Araslı ailesinin kontrolünde olduğunun açık bir işaretiydi. Karan, Elif’in elini sıkıca kavrayıp onu içeri yönlendirdiğinde, içerideki steril koku ve iğne sesleri Elif’in tüm vücudunun buz kesmesine neden oldu.
Elif: (Adımları kapının eşiğinde durdu, sesi titriyordu) "Karan... Karan yapmayalım nolur. Yalvarırım gidelim buradan. Ben... ben o acıyı bir daha kaldıramam."
Karan: (Gözlerini Elif’in korku dolu mavilerine dikti) "Acı geçicidir Duru. Ama o bileğindeki lekenin sana hissettirdiği utanç, sen onu silene kadar geçmeyecek. İtaat et ve içeri gir."
Elif, Karan’ın elinden sıyrılmaya çalışarak aniden arkasını döndü. Tam kapıdan çıkıp sokağa koşacakken, devasa cüsseleriyle Demir ve Boran bir duvar gibi yolunu kesti. İkisinin de yüzünde, üzgün ama kararlı bir ifade vardı.
Demir: "Üzgünüm küçük kız, ama Reis senin iyiliğini istiyor. O kapıdan o lekeyle çıkmana izin veremeyiz."
Boran: "Kaçma Elif... Bu acı seni özgürleştirecek olan acı. Biz buradayız, yanındayız."
Elif, kaçacak bir yer kalmadığını anlayınca tekrar Karan’a döndü. Gözyaşları yanaklarından süzülürken dizlerinin bağı çözüldü.
Elif: "Neden beni buna zorluyorsun? Neden herkes benim üzerimde bir hak iddia ediyor? Sen de mi beni bir mülk olarak görüyorsun?"
Karan, hızlı adımlarla Elif’in yanına gelip onu belinden kavrayarak havaya kaldırdı ve dövme koltuğuna doğru yürüdü. Onu nazik ama sarsılmaz bir şekilde deri koltuğa oturttu.
Karan: (Eğilip alnını Elif’in alnına yasladı, sesi fısıltı gibiydi) "Seni mülküm olarak görseydim, o dövmeyi ben değil, adamlarım yapardı. Seni sahiplendiğim için bu iğne senin tenine değerken senin elini ben tutacağım. O su dalgası silinecek Duru... Yerine benim aslanım gelecek. Ve o aslan, seni tüm dünyadan koruyacak."
Dövmeci (Hakan): "Hazır mısın abi? En ince uçlu iğneyi hazırladım, canını mümkün olduğunca az yakmaya çalışacağım."
Karan: (Elif’in titreyen elini parmaklarının arasına alıp sımsıkı kenetledi) "Başla Hakan. Ve sakın durma... O ağlasa da, yalvarsa da bitireceksin."
İğnenin o tiz sesi odayı doldurduğunda Elif çığlık atmamak için dudaklarını ısırdı. Karan, kızın elini daha da sıkı tutarak kulağına doğru eğildi.
Karan: "Bana bak Duru... Sadece benim gözlerimin içine bak. Acıyı değil, beni hisset. Artık dalgalar dindi, aslanın bölgesindesin."
