18. bölüm · Zoraki itaat
Bölüm:17
Karan, Elif’i kucağında sanki dünyanın en kırılgan mücevherini taşıyormuş gibi merdivenlerden çıkardı. Koridordaki sessizlik, aşağıda bıraktıkları fırtınanın tam tersiydi. Odanın kapısını tekmesiyle hafifçe açıp içeri girdi. Loş ışık, Elif’in solgun yüzüne vuruyordu.Karan, onu yavaşça yatağın kenarına bırakmak için eğildiğinde, Elif’in buz gibi elleri Karan’ın boynuna daha sıkı sarıldı. Başını Karan’ın boyun çukuruna iyice gömdü.
Elif: (Güçsüz, bitkin ama sığınacak tek limanı bulmuşçasına bir fısıltıyla) "İzin ver... Bir süre böyle kalalım. Bırakma beni."
Karan’ın gitmeye niyetlenen bedeni o an kaskatı kesildi. Normalde mesafeli ve sert olan duruşu, Elif’in bu çaresiz teslimiyeti karşısında darmadağın oldu. Dizlerinin üzerine çökmeden, Elif kucağındayken yatağın kenarına oturdu ve kollarını genç kızın beline sıkıca doladı.
Karan: (Sesi, Elif’in saçlarının arasında boğuk ama güven vericiydi) "Buradayım. Hiçbir yere gitmiyorum Duru. Sen istemediğin sürece bu odadan kimse giremez, ben de çıkmam."
Elif: "Herkes benden bir parça koparmaya çalışıyor Karan... Annem, babam, o çeteler... Sadece senin yanındayken 'ben' olduğumu hissediyorum. Ama çok yoruldum."
Karan: (Elif’in sırtını yavaşça sıvazlarken) "Yorulabilirsin. Artık ayakta durmak zorunda olan sen değilsin, benim. Sen sadece nefes al, gerisini ben hallederim. O leke gitti, o insanlar gitti... Sadece biz kaldık."
Elif, Karan’ın kalp atışlarını kulağının altında duyarken gözlerini kapattı. Karan’ın sert göğsü, ona dışarıdaki tüm o gürültülü dünyadan daha güvenli geliyordu. Karan, burnunu Elif’in saçlarına yasladı; o an ne intikam ne de Su Çetesi umurundaydı.
Karan: "Şimdi uyu. Uyandığında o aslanın sadece bileğinde değil, ruhunda da olduğunu hissedeceksin. Ben senin gölgenim Duru, gölgeler asla terk etmez."
Dakikalarca öylece kaldılar. Elif’in nefesi yavaş yavaş düzene girerken, Karan onu incitmekten korkar gibi yavaşça yatağa uzandırdı ama elini bir an bile bırakmadı.
