25. bölüm · Zoraki itaat
Bölüm:24
Uçurum kenarındaki o sessiz anın büyüsü, Elif’in telefonunun arabanın içinde yankılanan keskin sesiyle bozuldu. Ekranda "Annem" yazısı yanıp sönüyordu. Elif, Karan’dan yavaşça uzaklaşırken ellerinin hâlâ titrediğini fark etti.
Elif: (Nefes nefese) "Açmam lazım... Karan, saat çok geç oldu."
Karan: (Gözlerini Elif’ten ayırmadan, direksiyonu sıktı) "Aç. Ama sakin ol. Yanındayım."
Elif telefonu açtığında, annesi Meryem Hanım’ın titreyen ve öfkeli sesi hoparlörden taşarak arabanın içine doldu.
Meryem Hanım: "Elif! Derhal eve geliyorsun! Kapıda kim var biliyor musun? Tarık Hoca’nın eşi burada! Karan denen o çocuğun okulda neler yaptığını, senin onunla nerelere gittiğini anlatıyor. Çabuk eve dön!"
Telefon kapandığında Elif’in yüzü kireç gibi bembeyazdı. Karan’ın yüzündeki o yumuşak ifade anında silindi, yerini az önce okulda gördüğü o tehlikeli karanlığa bıraktı.
Elif'in Evi-Gece Yarısı
Karan'nın siyah arabası evin önünde sertçe durdu. Bahçe kapısında Elif’in babası Ahmet Bey ve annesi bekliyordu. Yanlarında ise gözü yaşlı bir kadın vardı. Karan, Elif’in inmesine izin vermeden önce kapıyı kilitledi.
Elif: "Karan, lütfen... Ben konuşurum onlarla. Sen git, işler daha da büyümesin."
Karan: "Benim olduğun bir meselede geri çekilmemi mi bekliyorsun? Asla."
Karan arabadan indi ve Elif’in kapısını açtı. Birlikte bahçeye yürüdüler. Ahmet Bey, Karan’ı gördüğü an ileri atıldı.
Ahmet Bey: "Sen! Benim kızımın adını okulda olaylara karıştıran, hocalara silah çeken serseri sensin demek! Elif, geç içeri çabuk!"
Karan: (Gayet sakin, buz gibi bir sesle) "Önce bir düzeltme yapalım Ahmet Bey. Ben kimseye silah çekmedim. Sadece kızınızın sargısını açmaya çalışan, onu ağlatan bir hadsize haddini bildirdim. Bir baba olarak bunu sizin yapmanız gerekirdi."
Meryem Hanım: "Sen ne hakla konuşuyorsun? Hocanın karısı burada 'Kocamı işinden etti, bizi mahvetti' diye ağlıyor! Elif, senin bu çocukla ne işin var gecenin bu saatinde?"
Elif: (Araya girerek, babasının karşısında durdu) "Baba, Tarık Hoca göründüğü gibi biri değil! Okulda bana... bana kötü davrandı. Karan sadece beni korudu."
Ahmet Bey: "Korudu mu? Bütün okul sizin sevgili olduğunuzu, senin bir çeteye katıldığını konuşuyor Elif! Biz seni oraya oku diye gönderdik, bir 'kralın kraliçesi' ol diye değil!"
Karan, Elif’in omzuna elini koydu ve onu hafifçe arkasına çekti. Ahmet Bey’in tam karşısına dikildi. Aralarındaki boy farkı ve Karan’ın yaydığı otorite, bahçedeki havayı ağırlaştırdı.
Karan: "Bakın Ahmet Bey, Elif sizin kızınız olabilir ama o artık benim korumam altında. Okuldaki o adam bir eğitimci değil, bir zorba. Ve eğer Elif’in canını kim sıkarsa, karşısında beni bulur. Ailesi olmanız bunu değiştirmez."
Ahmet Bey: "Sen beni mi tehdit ediyorsun? Defol git bu evden! Bir daha kızıma yaklaştığını görürsem polisi ararım!"
Karan: (Hafifçe gülümsedi, bu gülümseme daha çok bir uyarı gibiydi) "Polis mi? Deneyin isterseniz. Ama Elif’e bir daha sesinizi yükseltmeden önce iki kez düşünün. Yarın okulda her şey temizlenmiş olacak. Elif, yarın sabah seni kapıdan ben alacağım."
Karan, Elif’e son bir kez bakıp arabasına doğru yürüdü. Motorun kükremesi mahallede yankılanırken, Elif babasının öfkeli bakışları altında eve girmek zorunda kaldı. Fırtına kopmuştu ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
