26. bölüm · Zoraki itaat
Bölüm:25
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Elif’in evinin önünde hummalı bir hazırlık vardı. Ahmet Bey, gece boyu uyumamış, tüm bağlantılarını kullanarak Elif için en hızlı çıkış yolunu ayarlamıştı. Elif ise bir rüyanın ortasından zorla uyandırılmış gibi, elinde küçük bir valizle kapının önünde dikiliyordu.
Ahmet Bey: "Pasaportun çantamda, biletlerin hazır. Berlin’de teyzen seni karşılayacak Elif. Bu konu burada kapandı. O çocuk senin hayatını mahvetmeden ben seni bu bataklıktan çıkaracağım."
Elif: (Gözyaşları içinde) "Baba, kaçarak hiçbir şeyi çözemezsin! Karan burayı altüst eder, onu tanımıyorsun. Lütfen yapma, bırak konuşalım."
Ahmet Bey: "Konuşma bitti Elif! O serserinin dün gece kapımda bana verdiği ayar, senin neden oradan gitmen gerektiğinin en büyük kanıtı. Yürü, arabaya!"
Havaalanı - Dış Hatlar Terminali
Karan, söz verdiği gibi Elif’i almak için evin önüne geldiğinde sadece boş bir sokakla karşılaştı. Evin perdeleri kapalıydı ve Ahmet Bey’in arabası yerinde yoktu. O an, Karan’ın damarlarında akan kanın buz kestiğini hissetti.
Karan: (Telefonu kulağına götürerek, sesi titreyen bir öfkeyle dolu) "Sarp! Elif’in babasının tüm uçuş kayıtlarına bak. Hemen! Eğer o kızı benden kaçırmaya çalışıyorlarsa, o uçağı yere indiririm!"
Havaalanında ise Elif, pasaport kontrolüne doğru sürükleniyordu. Ahmet Bey, kızının kolunu sıkıca tutmuş, etrafı paranoyak bir şekilde kolaçan ediyordu.
Elif: "Baba, en azından bir veda etmeme izin ver... Karan'a haber vermem lazım."
Ahmet Bey: "Veda falan yok! O çocuk senin için artık bir ölü. Berlin’de yeni bir hayatın olacak. Şimdi yürü, sıramız geldi."
Elif pasaportunu polise uzatırken elleri zangır zangır titriyordu. Tam o sırada terminalin girişinde büyük bir kargaşa koptu. Siyahlar içinde on kişilik bir grup, güvenlik barikatlarını hiçe sayarak içeri daldı. En önde, gözlerinden alev fışkıran Karan vardı.
Karan: (Terminalin tavanında yankılanan bir sesle) "ELİF!"
Güvenlik görevlileri Karan’ı durdurmaya çalıştı ama Karan bir kasırga gibi aralarından geçti. Ahmet Bey, Elif’i arkasına alarak Karan’a döndü.
Ahmet Bey: "Buraya gelemezsin! Burası senin okulun değil, burada kuralları sen koyamazsın!"
Karan: (Nefes nefese, Ahmet Bey’in tam dibinde durdu) "Benim olduğum her yerde kuralları ben koyarım Ahmet Bey. Elif hiçbir yere gitmiyor."
Elif: (Babasının kolundan sıyrılarak Karan’a doğru bir adım attı) "Karan... Babam beni Berlin’e gönderiyor. Uçak kalkmak üzere."
Karan: (Elif’in elini sıkıca yakaladı, gözlerinin içine bakarak) "O uçak kalkabilir, ama içinde sen olmayacaksın. Eğer o pasaportu o polise verirsen Elif, aramızdaki her şeyi o uçakla birlikte havaya uçurursun. Şimdi seç: Onun korkularıyla mı gideceksin, yoksa benimle mi kalacaksın?"
Ahmet Bey: "Elif, sakın! Eğer o eli tutarsan bir daha bu eve dönemezsin!"
Elif, bir yanda babasının öfkeli ve çaresiz yüzüne, diğer yanda Karan’ın her şeyi yakmaya hazır, ama sadece kendisi için çarpan kalbine baktı.
