7. bölüm · Zoraki itaat
Bölüm:6
Sınıfın kapısı sertçe açıldığında, içerideki uğultu bıçakla kesilmiş gibi dindi. Karan, elini Elif’in belinden çekmeden, sanki krallığına giriyormuş gibi içeri süzüldü. Arkasında on kişilik devasa bir ordu gibi dizilen Aslan Çetesi, sınıftaki gerilimi en üst seviyeye çıkardı. Fatma Hoca, gözlüğünün üzerinden Elif’in yeni tarzına ve Karan’ın sahiplenici tavrına şaşkınlıkla baktı.
Fatma Hoca: "Geç kaldınız... Karan, sen ve ekibin yerlerinize geçebilirsiniz ama sen bekle bakalım Elif."
Karan, duraksadı. Bakışları anında keskinleşti ve Elif’in elini daha sıkı kavradı. Sınıftaki herkes nefesini tutmuş, Karan'ın hocaya vereceği cevabı bekliyordu.
Karan: "Bir sorun mu var hocam? Beraber geldik, beraber oturacağız."
Fatma Hoca: "Karan, kuralları biliyorsun. Elif’in kıyafeti okul yönetmeliğine uygun değil. Ayrıca babası az önce müdürün odasındaydı, onunla ilgili özel bir durum var. Elif, gel buraya kızım."
Elif, "baba" kelimesini duyunca sarsıldı. Karan’ın siyah gömleğin koluna sımsıkı yapıştı. Mavi gözleri korkuyla dolarken, Karan bir adım öne çıktı.
Karan: "Babası artık bu okulun sınırlarından içeri giremez. O mesele kapandı. Kıyafetine gelince... Onu ben seçtim. Bir itirazı olan varsa müdüre değil, bana gelsin."
Demir: (Arka taraftan sesini yükselterek) "Hocam, Reis ne diyorsa o. Uzatmasak mı?"
Fatma Hoca, Karan’ın gözlerindeki o geri adım atmayan ifadeyi görünce yutkunmak zorunda kaldı. Bu okulda fizik kurallarından önce Karan’ın kuralları geçerliydi.
Fatma Hoca: "Peki... Şimdilik geç yerine Elif. Ama bu konu kapanmadı."
Karan, Elif’i yönlendirerek en arka sıraya, kendi yerine oturttu. Elif yerine yerleştiği an masanın altında telefonuna bir bildirim düştü. Gizlice ekranı kaydırdığında kanı dondu.
Gelen Mesaj (Babası): "O itlerin arkasına saklanabileceğini mi sanıyorsun? Akşam o eve geleceksin Elif. Yoksa o çok sevdiğin annenin yeni adresini bulmam bir telefonuma bakar. Seçim senin."
Elif’in elleri titremeye başladı, nefesi kesildi. Karan, kızın kaskatı kesildiğini fark edince elini sıranın altından Elif’in dizine koydu.
Karan: (Fısıldayarak) "Duru... Ne oldu? Kim yazdı o mesajı?"
Elif: (Gözyaşları ekranın üzerine düşerken) "Annem... Onu bulmuş Karan. Eğer gitmezsem ona zarar verecek. Ben ne yapacağım?"
Karan, Elif’in elinden telefonu çekip mesajı okudu. O an sınıfın içindeki hava sanki on derece birden soğudu. Karan’ın çene kasları gerildi, elindeki telefonu neredeyse kıracakmış gibi sıktı.
Karan: (Sınıfın ortasında ayağa kalkarak) "Demir! Boran! Arabaları hazırlayın. Ders bitti."
Fatma Hoca: "Karan! Nereye gidiyorsunuz? Daha dersin yarısındayız!"
Karan: (Kapıya yönelirken Elif’i de kolundan tutup ayağa kaldırdı) "Avlanmaya hocam... Bir aslanın bölgesine giren çakalın dersini vermeye gidiyoruz."
Bahçeye çıktıklarında güneş, Karan’ın öfkeden kısılan gözlerini daha da keskinleştiriyordu. Elif, titreyen elleriyle Karan’ın koluna asıldı. Adımları ağırlaşmıştı, korku bir sis gibi üzerine çökmüştü.
Elif: "Karan, nolur bırak ben gideyim... Alıştım artık, gerçekten. Sizin başınız benim yüzünden belaya daha fazla girmesin. O adam durmaz, annemi gerçekten bulur."
Karan, sanki bir duvar çarpmış gibi aniden durdu ve Elif’e döndü. Elif’in omuzlarından tutup onu kendine doğru çekti. Bakışları, kızın ruhundaki o derin teslimiyeti parçalamak ister gibiydi.
Karan: "Alıştım mı dedin? Birinin seni kafese kapatmasına, canını yakmasına mı alıştın Duru? Benim dünyamda 'alışmak' diye bir şey yok, sadece 'yok etmek' var."
Elif: (Gözyaşları içinde) "Ama annem... O masum. Benim yüzümden ona bir şey olursa kendimi asla affetmem. Lütfen, sadece gitmeme izin ver."
Karan, Elif’in yüzünü avuçlarının arasına aldı. Başparmağıyla yanağındaki yaşı sildi ama dokunuşu hala bir fırtına öncesi sessizliği taşıyordu.Karan: "Bana bak. Gözlerimin içine bak! Dün gece o yatakta bana ne dedin? 'Ne istersen yaparım' dedin. Şimdi ilk isteğim şu: Korkmayı bırak. Çünkü senin korkun, o çakalın ekmeğine yağ sürüyor."
O sırada Demir ve Boran, arabaların motorlarını çoktan çalıştırmış, bahçenin ortasında toz çıkararak durmuşlardı. Diğer sekiz üye de çevrede bir etten duvar örmüştü.
Demir: "Reis, sinyal alındı. Şerefsiz, okulun iki sokak arkasındaki o metruk binada bekliyor. Yanında iki kişi daha varmış, muhtemelen kumar borcu olduğu adamlar."
Karan: (Elif’in elini bırakmadan arabaya yöneldi) "Güzel... Tam kadro gidelim ki, bir aslanın bölgesine girmenin bedelini sadece o değil, yanındaki leş kargaları da öğrensin."
Elif: "Karan, yapma! Silahları vardır, tehlikeli onlar!"
Karan: (Arabaya binmeden önce Elif’in kulağına eğildi) "Onların silahı olabilir Duru... Ama benim arkamda on tane kardeşim, içimde ise senin her bir morluğun için yanan bir cehennem var. Şimdi o arabaya bin ve sadece izle. Bugün o adamın senin üzerindeki gölgesini sonsuza dek sileceğim."
Araçlar, lastik yakarak okul bahçesinden fırlarken Elif, yan koltukta Karan’ın direksiyonu sıkan kemikli ellerine baktı. Bu bir kurtarma operasyonu değil, bir infazın başlangıcı gibiydi.
