3. bölüm · ZİL SUSUNCA

-3. BÖLÜM-DUMANIN ACISI

zeynep.r.yetkin zeynep.r.yetkin

Saatler geçmişti.İçim geçmişti. "Hayatım" diye seslendi biri arkamdan. Hızla arkama döndüm. Karşımda Adrian vardı. Ellerimle dokunmaya çalıştım.Ama kayboldu.Hızla gözlerimi ovuşturdum.Kimse yoktu. Düzeldiğimi anlayıp oturduğum yerden kalkıp sınıfa doğru ilerledim. Sınıf kapısına doğru ilerledim.Sınıfa girdiğimde Dorian karşımda duruyordu.
Gözlerimi kocaman açtım. "Dorian?"diye seslendim. Dorian bana dönerek "Elara, hoş geldin." Hızla Dorian'ın yanına koştum. "İyi misin?" diye sordum. Dorian gülümseyerek "Gayet iyiyim." diye yanıtladı. Etrafa baktım kimse yoktu. "Bizimkiler nerede?" diye sordum.
"Abime bakmaya gittiler." diye yanıtladı. Adrian'a mı?
"Kalkabilecek durumda mısın peki?" diye sordum.Dorian kalkmaya çalıştı. "Evet kalkabiliyorum gel beraber abime bakmaya gidelim." diye yanıtladı. Başımla onayladım. Merdivenlerden indik. Dorian ile on altıncı sınıfı aradık.
Numarayı bulmuştuk.Sınıfın kapısını açtık. Sınıftakiler bize şaşkınlıkla baktı. Lucian aniden ayağa kalkıp yanımıza ulaştı. "Kızlar neredeydiniz ya kaç saattir?" diye sordu.Adrian karşısında Dorian'ı görünce sıkıca sarıldı.Lucian bana bakarak "Sen en son tuvaletteydin?" diye sordu.
Açıklama bulamıyordum. "Evet." diye yanıtladım kısaca.
Sesim çıkmıyordu. Adrian bana baktı sesimi fark ederek. "Senin sesin niye böyle çıkıyor Pembe Gölge?"diye sordu Adrian. Lucian bana dönerek "Evet sanki bağırmış gibi çıkıyor." diye Adrian'a katıldı. Boğazıma dokunarak
temizledim. "Ben iyiyim" diye yanıtladım. Adrian beni yıllardır görmüyormuş gibi yanıma ulaşıp sarıldı. Kollarımı onun bedenine sardım.Yüzümü omzuna gömdüm.Onun kokusunu içime çektim. O kadar rahat hissettim ki kendimi. Ama bağırdığımdan dolayı nefesim soluk soluk ve elim ayağım titriyordu. "Seni de kaybedemem en yakın arkadaşım sensin seni kaybetmek. istemiyorum. Lütfen yanımdan ayrılma." diye yanıtladı sımsıkı sarılarak.Gözlerimi kapatarak yaşlarımın süzülmesine izin verdim. "Adrian." diye seslendim.Sesim doğru düzgün çıkmıyordu. "Ben seni hiç bir zaman bırakmayacağım her zaman sana destek olacağım, seni koruyacağım bu okuldan beraber ayrılacağız.Beraber mutlu bir şekilde yaşayacağız." dedim hırıltılı sesle. Adrian daha da sıkı sıkı sarılmaya başladı. "Senin canını kim yakarsa onu bu dünyada yaşatmayacağım her zaman seninle olacağım seni asla bırakmayacağım." yüzüme bakarak. "Bende seni hiç bir zaman bırakmayacağım Gece Kıvılcımım." Adrian'ın gözlerine odaklanıp ellerimle göz yaşlarımı sildim. Sınıftakiler gözlerini bizden ayırmadan izliyorlardı. Adrian elimden sımsıkı tuttuğunda onun gözlerine odaklandım. Dorian'a döndüm. Kız bizi başını hafifçe yan çevirerek gururla izliyordu. "Ayakta durmaya-lım oturalım mı?" diye sordu Lucian bize bakarak.Başımla gülümseyerek onayladım.Adrian'ın elini baya sıkmaya başladım.Masaya oturduk.Dorian hariç. Masaya oturduğumda
kafamı sağ tarafa Dorian'ın olduğu yere çevirdim. Kız bizi izliyordu ama ben sebebini herkesten önce anlamıştım.
"Dorian gelsene neden orada bekliyorsun?" diye sordum. Herkes Dorian'a döndü.Adrian ayağa kalkıp kardeşinin yanına geçti. "Dorian noldu neden durdun?" diye sordu. Dorian başını hafifçe yana salladı. "Abi ben gelemem.Olmaz babam bana çok kızar yapamam." diye yanıtladı yutkuna-rak. Adrian etrafına bakarak "Babam burada değil gelebi-lirsin." diye yanıtladı kardeşinin iki elini kavrayarak. "Abi orada karşımda duruyor." diye yanıtladı hırıltılı sesle.Adrian arkasına döndü. Ayağa kalktım ve Dorian'ın yanına geçtim. "Dorian orada kimse yok ki.Gel oturalım bir şey olmaz. Kimse sana bir şey yapamaz." diye yanıtladım. Dorian yavaşça sıcak elleriyle benim ellerimle birleştirdi.Kızın sıcak elleri vücuduma yayıldı.Dorian'ı oturttum daha sonrada kendim oturdum.Adrian sıcak bakışlarıyla bizi izliyordu.Karnım baya ağrımaya başladı. Zihnimden Umarım sağlığım zayıflamıyordur diye bir çok kez geçirdim.Öyle bir şey gerçekleşirse Adrian ne yapar? Veya beni seven herkes? Masaya dirseğimi yerleştirip elimi başımı düşünür gibi yerleştirdim. Isolde bana garip bir şekilde baktı. "Elara bir sıkıntı mı var sesin de o kadar iyi değil bir şey mi yaşadın?" diye sordu. Boğazımı temizledim. "Ben gayet iyiyim." diye yanıtladım. Ancak iyi falan değildim. Karnım ağrıyor, boğazım titriyordu.Elimle karnımı bastırdım. Dorian "Dax nerede?" diye sordu şaşırarak. "Yemek yemeye gitti." diye yanıtladı Adrian. Dorian başıyla onayladı.Lucian yüzüme baktı. "Elara? İyi misin?" diye sordu. Adrian bana döndü.Başımla onayladım. Adrian elimi koyduğum karnıma baka-rak "Pek öyle durmuyorsun Pembe gölge?" diye sordu karnımı işaret ederek. Karnıma bakarak "Yok gayet iyiyim Gece Kıvılıcımım iyi hissediyorum." diye yanıtladım. Ardından ayak sesleri duyduğumda irkildim.Dax gelmişti. "Selam." dedi yavaş adımlarla. "Dorian iyileşmişsin." diye yanıtladı kıza gülümseyerek.Dorian hafifçe başını sallayıp gülümseyerek "Evet sende iyileşmişsin." diye yanıtladı. Dax Dorian'a göz kırparak Lucian'ın sağına yani benim karşıma oturmuştu.Gözlerim uykuluydu çünkü daha yeni uyanmıştım.
Dax karşıma oturup uykulu gözlerime baktı. "Elara bir sıkıntı mı var?" diye sordu. Lucian Dax'a dönerek "Yani bizde sorduk çok kez ama yok diyor." diye yanıtladı. "İyi olduğu-mu söylemiştim." diye yanıtladım yutkunarak. Livia bana dönüp "Açıklasana Elara?" diye sordu. Livia'ya hızla dönerek "Ne saçmalıyorsun sen?" diye sordum. Lucian "Bir dakika Elara'nın ne açıklaması gerekiyor tam olarak?" diye sordu. Midem yanmaya başlamıştı.Bedenim çok yorulmuştu. Dorian elini omzuma atarak "Arkadaşlar kızın üstüne daha gitmeseniz mi?" diye yanıtladı. "Elara sen açıklamazsan ben açıklayacağım." diye yüzüme baktı. "Livia kapa çeneni!" dedim sessizce. "Peki sen açıklamazsın ben açıklayayım o zaman." diye ekledi.Gözlerimi sinirle sıktım. "Elara," diye devam etti. Elimi sertçe masaya vurdum. Ve ayağa kalktım hızla. "Livia yeter!"diye bağırdım. "Sanane benim hayatımdan! Benim hayatım seni ilgilendirmiyor tamam mı? Kapa çeneni!" diye devam ettim.
Pembe saçlarımı savurarak sınıfa çıkıp kapıyı çarptım.
Aniden kapı açıldı.Ağlayarak koridorun diğer ucundaki
merdivenlere doğru ilerlemeye başladım. "Elara dur." diye seslendi Adrian. Adımlarımı durdurdum ve Adrian'a döndüm. Adrian yanıma ulaşıp ellerimi tuttu. "İyi misin?" diye sordu. Gözlerimden yaş akmasına izin verdim. "İyiyim." diye yanıtladım. Karnımın ağrısı her geçen dakikada daha da ağrıyordu. "Emin misin?" diye sordu. Gözlerimi kaybedecektim çok yorgundum.
Başımla onayladım. Karnımdaki her ağrı dengede durmamı zorluyordu. Adrian'ın kollarını sıkıca tuttum. Adrian kollarına baktı. Daha sonra yüzüme dönerek "Elara İyi misin?" diye sordu. Sesi kulağımda yankılanıyordu. Karnımdaki ağrı artıyordu. "Ah!" diye bağırdım hafif eğilerek ve karnımı tutarak. Adrian ne olduğunu anlayamamıştı. "Elara iyi misin bana bakar mısın lütfen." diye kollarımdan tuttu. Gözlerimi sıkıca kapattım. Dizlerimin üstüne çöktüm. "İyi misin?" diye sordu. Kıvranarak "Hayır!" diye yanıtladım.Sıkıca ellerimi tuttu. "Yardım çağırayım mı?" diye sordu. Kafamı şiddetle salladım acı çekerek. Adrian ellerimi sıkıca tutarak kafasını arkasına çevirerek "Lucian!" diye bağırdı.Lucian sesimizi duymuştu. "Efendim." dedi kapıdan bakarak. "Koş!" diye yanıtladı bağırarak. Sesi koridorlarda yankılanıyordu. Lucian hızla koştu ve yanımızda diz çöktü. "Elara! İyi misin ne oldu?" diye sordu bana bakarak. Kafamı şiddetle iki yana salladım. Sınıftakiler hemen yanıma koştu.Dorian sağ tarafıma geçerek "Elara iyi misin?" diye sordu şaşkınlıkla. "Abi ne oldu burada?" diye sordu. "Bilmiyorum kollarımı sıkaca tuttu, dengesini kaybedip yere çöktü." diye yanıtladı kardeşinin sorusunu.Adrian sağ taraftaki önüme gelen
saçları eliyle arkaya yerleştirdi.Etrafıma baktım.Karnım isyan veriyordu.Derin nefes almaya başladım. "Biraz daha iyi misin?" diye sordu Lucian.Başımı salladım. Sınıfa geçtik.Adrian beni yavaşça oturttu. Oturduğumda karnımdaki ağrı pek geçmemişti. Sınıf biraz fazla soğuktu.
Adrian sağıma, Lucian karşıma,Dorian sol tarafımda oturuyordu.O kadar yorulmuştum ki bıraksalar uyuyabilirdim bile. Adrian "Daha iyi misin?" diye sordu bana bakarak.Karnıma baktım. "İyiyim teşekkür ederim." diye yanıtladım.Dorian sol elimi tuttu. "Pek öyle durmuyorsun ama hâlâ karnın ağrıyor mu?" diye sordu.Başımla onayladım. "Arkadaş-lar saat yedi oldu isteyen yemek yemeye gidebilir.Koridorlarda dolaşmayın lütfen bahçeye çıkacaksanız çıkın,üç saatiniz kaldı." diye seslendi müdür. Adrian bana bakarak "Yemek yemek ister misin?" diye sordu. "Hiç iştahım yok." diye yanıtladım. "Ama yemek yemen lazım hiç yemek yemedin." diye ekledi. "Adrian önüme yemek koysanız bile yiyecek durumda değilim." diye yanıtladım. Uykum gelmişti. "Ben tuvalete gidicem." dedim ayağa kalkarak."Bende geleyim mi?" diye sordu Adrian. "Gerek yok siz burada kalın, beş dakikaya geleceğim." diye yanıtladım.Adrian'ın atkısı hâlâ bendeydi. Bedenimde duruyordu. İçimdeki boşlukları atmam gerekiyordu.Karnım gerçekten aşırı fazla ağrımaya başladı. Tuvalete girip sertçe kapıyı kapattım. Karnım ağrıdığından dolayı bir süre burada durmam gerekecekti.Göz yaşlarıma hakim olamamıştım. İçimi çektim ancak ağlamamı durduramazdım. "Ya ben böyle bir hayat istemiyorum! Alın götürün beni bıktım!" diye haykırmaya başladım. Ardından güçlü bir çığlık patlattım. Belki duyan olmuştur. Kapılar ses geçirmediğinden birilerin beni duyacağını sanmıyordum. Haykırdım, sesimi çok kez gene çıkardım. Ancak içimdeki duyguları etrafımdakilere yaymak bir fayda sağlamayacaktı "Ya bu okulda ölürsem? Ya beni yaşatmazlarsa? Eğitim hayatım zaten çöp oldu." diye söylendim. Adrian'ın atkısını içime çektim. O kadar güzel kokuyordu ki. Adetâ onun yakışıklılığı gibi. Yerler temiz görünüyordu.Hızla bir yere oturdum dizlerimi kendime çektim, ellerimi dizimin üstüne koydum.Ardından iğrenç bir koku içeri girdiğinde öksürmeye başladım.Midem bulanıyordu.Yanımda kimse yoktu. Etrafa baktığımda kimse yoktu. Alarmların çalmaya farkına vardım.Gözlerimi kapatmamak için zor duruyordum.Eğer buradan kurtulamazsam o kurtulmuş olması bile benim için bir zafer. Gözlerimle direnmeye çalıştım ama başaramadım.Başaramadım. Kalkamadım.Gücüm yoktu. Nefesim tıkanmaya başlamıştı.Duman kokusu tuvalete yayılmaya başladı. Her yer duman içerisindeydi. Müdür duyuru yapmıyordu.Kimse fark etmemişmiydi? Bir tek ben mi ölecektim burada? Yavaşça duvardan destek alarak kalkmaya çalıştım.Nefesim tıkanıyordu. Midem bulanıyordu.
Duvara tutunarak çıkmaya çalıştım.Ancak midem o kadar bulanıyordu ki kusmak zorunda kaldım.Başım dönüyordu.
Lavaboya ellerimi dayadım ancak ayakta duramıyordum.
Sınıflardan ses çıkmıyordu.Beni yangında mı bıraktılar? "Yardım edin!" diye bağırdım. Kapıyı açmaya çalıştım.Kapı
kilitli. "Yardım edin!Kapı kilitli!"diye bağırdım. Kimse beni duymadı.Sanırım burada cesedim çıkacaktı.Burnumu kapattım.Ağzımdan nefes almaya çalıştım.Ancak bu o kadar
da işime yaramadı. Ayağa kalkıp güçlü durdum.Kapıya sert bir şekilde vurmaya başladım.
"Yardım edin lütfen!" diye bağırdım.Ardından elimle sert bir yumruk daha attım. "Ah!" diye bağırdım. Elime baktım.
Kızarmış ve kanamaya başlamıştı. Elimi yıkamak için lavaboya doğru ilerledim.Aşırı yanıyordu. Acıdan dolayı yüzümü buruşturdum. "Yardım edin lütfen ölmek istemiyo-rum!" diye bağırdım.Ardından konuşma sesleri duymaya başladım. Kapıya vurarak "Beni duyuyor musunuz? Yardım edin lütfen ölüceğim!" diye bağırmaya başladım. Dorian'ın sesini duydum. "Elara? Sen misin?" diye sordu öksürerek.
"Dorian! Benim lütfen kurtar beni ölmek istemiyorum duramıyorum!" diye yanıtladım öksürerek. "Bekle abimi çağıracağım bekle burada! Isolde burada kal sen." diye yanıtladı. Isolde başıyla onayladı. "Elara iyi misin?" diye sordu. Öksürerek "Değilim öleceğim galiba lütfen hızlı olun nefes alamıyorum."diye yanıtladım."Sakin ol kurtulacak-sın! Dayan lütfen az kaldı!" diye bağırdı. Dengemi kaybedip yere düştüm. Isolde sesi duyduğunda kapıyı sertçe vurdu. "Elara! İyi misin? Beni duyuyor musun?" diye sordu.
"Kolum kanıyor çabuk olun lütfen." diye yanıtladım hıçkırarak. Adrian ile Dorian hızla koşarak "Elara! iyi misin?" Bu Adrian'ın sesiydi. "Adrian kurtar beni öleceğim!" diye bağırdım kafamı duvara dayayarak. "Kızlar kenara çekilin!"diye yanıtladı hızla. Kapıya sertçe vurmaya başladı."Açıl artık!" diye bağırdı. "Abi bendeanahtar var bunu dene!" diye yanıtladı Dorian.Adrian hızla elindeki anahtarı kapıp kapıyı açmaya çalıştı. Adrian önce etrafına baktı ve yerde olduğumu görünce hızla yanıma koştu. Soğuk elleri benimkiyle kavuştu. Adrian beni hızla kollarıyla bedenimi kavrayıp kaldırdı.Çıkışa doğru zor adımlarla ilerledik.Gözlerim ile dayanmaya çalıştım ama yapamadım. Adrian hızla sınıfa koştu.Herkesin olduğu sınıfa soktu ve kapıda duraksadı. Herkes bize baktı ve ayağa fırladılar. Lucian yanımıza geldiğinde Adrian'ın yüzündeki endişeye baktı. "Elara'ya noldu bilinci açık mı? Baygın mı?" diye sordu telaşla. Adrian nefes nefese kalmıştı. "Bilmiyorum bayadır orada kilitli kalmış." dedi soluk soluğa açıklama yapmaya çalışarak.Gözlerimi yavaşça açtım. Dorian hızla sarkan elimi fark edip gözlerini şaşkınlıkla açtı. "Abi sol eli yaralı!" diye yanıtladı endişeyle. Lucian hızla elimi nazikçe kaldırıp gösterdi. "Nasıl oldu bu ya? Gitmeden önce öyle bir şey yoktu?" diye sordu şaşırarak. "Kapıyı açmaya çalışırken oldu, yaptım evet çünkü ölecektim nefesim tıkandı, ölüyordum." diye yanıtladım hırıltılı bir sesle. Adrian'ın gözleriyle gözlerimi buluşturdum. Adrian dikkatle dinliyordu."Senin için ölmek istemedim.Kardeşinden başka yakın hissettiğin kimsen yok. Sana zarar gelir diye korktum.Eğer orada ölseydim başına bir şey gelir diye kurtulmaya çalıştım.Ben sana söz verdim. Sağ salim buradan çıkacağımıza söz verdim." diye devam ettim. "Adrian oturmalısınız lütfen kız zaten yaralı sende yorgunsun soluklanın bir an."yanıtladı Lucian. Adrian
kardeşine bakıp oturmasını işaret etti. "Lucian senle yukarı
çıkıp Elara'ya bakmamız lazım gelir misin?" diye sordu.
Lucian bana bakıp Adrian'a döndü. "Elbette." diye yanıtladı.
İkimizde çok yorulmuştuk. Yukarı boş bir sınıfa geçtik.
Adrian beni yatağa yerleştirdi. Yatağın başına bir sandalye yerleştirdi ve başımda yavaşça oturdu. "Ağrıyan bir yerin var mı?" diye sordu. Başımı yavaşça salladım. "Senin için yapmamızı istediğin bir şey var mı?" diye sordu yavaşça öne eğilerek. "Adrian daha ne isteyebilirim ki sizden? Hayatımı kurtardın, ben daha ne isteyebilirim ki?" diye sordum.
Adrian'ın cevaplamayacağını anlayarak "Sadece yanımda ol, o benim için fazlasıyla yeter." diye kendi sorumu cevap-ladım. Lucian Adrian'ın karşısına oturmuştu. "Adrian yan-lız eli yaralı.Müdahale etmemiz gerekiyor." diye elimi işaret etti kollarını bağlayarak.Elime yavaşça baktım ama keşke bakmasaydım. "Adrian gerçekten çok acıyor bakamıyorum." diye yanıtladım. Adrian yavaşça elime baktı. "Lucian tuvaletten sargı bezi,pamuk ve pansuman,povidon getirir misin?" diye sordu. Lucian başıyla onayladı ve sınıftan çıktı. "Biraz daha kendini iyi hissediyor musun Pembe Gölge?" di-ye sordu.Adrian'a bakıp gülümsedim. "Sen yanımda olduğun
sürece her zaman iyiyim Gece Kıvılcımım."Adrian omuzları silkerek "Elara benim doğum günüm yaklaşıyor hatırladın mı?"
"Doğum günün mü? ‎26 Haziran değil mi?"
"Vay hatırladın unutmamışsın."
"Sence senin doğum gününü unutmam mümkün mü?"
"O zaman senin ki 4 şubat?" Gülümseyerek başımla
onayladım. Lucian elinde bir kapla doğru döndüğünde
elindekileri Adrian'a uzalttı.Adrian elindekileri alarak derin bir nefes aldı.
"Hazır mısın?" diye sordu.Başımla onayladım.Adrian kap-tan bir pamuk alıp sıvı kahverengi şeyi pamuğa damlattı.
Yavaşça doğrularak elimi Adrian'a uzalttım. Adrian yavaş-ça pamuğu elime bastırdı. Sıvı şey canımı acıtmaya başlamıştı.Yüzümü buruşturdum. Adrian yüzümdeki acıyı fark edince bastırmayı azalttı.
"Özür dilerim acıdıysa. Çok mu acıdı?"
"Yani biraz acıdı."
"Gerçekten biraz fazla derin açılmış yara." diye ekledi Lucian.Elimdeki yaraya baktım.
"Ne kadar süredir böyle?" diye sordu Adrian.
Tekrar elime bakarak "On dakikadır olabilir." diye yanıtladım ona bakarak.Adrian yüzüme baktıktan sonra tekrar elime döndü. Aniden kolumda bir acı hissettim.Yüzümü buruşturdum.Adrian şaşkınlıkla yüzüme bakarak "Ne oldu?Bir yerin mi ağrıyor?" diye sordu elini dizime yerleştirerek.
"Kolumda yaralı, kapıya dirsek atmıştım."
Adrian koluma hızla baktı.Lucian hızla eğilerek koluma baktı.
"İki çizik,bir kanama var."
Kolumu oynatmaya çalıştım ancak yapamadım.O kadar acıyordu ki ağrıya katlanmam bile bir mucizeydi.Adrian elimdeki yarayı temizledikten sonra küçük pembe kalpli bir yara bandı yapıştırdı.
"Koluna bakmamı ister misin?"
Başımla onayladım.
Adrian pamuğa sıvı şeyi damlatarak yavaşça koluma
dokundurdu. Gözlerimi sıktım. Adrian koluma yavaşça sürdükten sonra koluma sargı bezi sardı. "Ben bunları götüreyim o zaman bekleyin."
Başımı salladım. Lucian doğrularak ellerini bacağının üstünde birleştirdi.
"Elara seninle bir konu hakkında konuşmak istiyorum."
Lucian'a dönüp "Tabii konu ne?" diye sordum. Derin nefes alarak "Hatırlarsan okulun başında herkes bizi kardeş sanmıştı bu konu hakkında kafamı karıştıran bir çok şey var." Derin bir nefes alıp devam etti.
"Bu konu hakkında açıkçası tedirginim. Sen gerçekten iyi bir kızsın bundan asla bir şüphem yok ama bu konu kafamı çok karıştırıyor. Ya doğruysa? Ya gerçekten kardeş çıkarsak?"
Yavaşça doğrularak Lucian'a döndüm.
"Lucian bu konu hakkında seni anlıyorum. Ama bu insanla-rın kendi fikirleri, bu fikirler bizim kardeş olduğumuzu kanıtlamaz. Bu konuyu fazla kafana takmaman lazım."
"Ama elde değil. Ya kardeş çıkarsak?"
"İnsanların kendi fikirleri kardeş olduğumuzu kanıtla-maz."
"Ama herkes kardeş olduğumuzu düşünüyor."
"Bu konuda haksızsın ama,neyse Adrian geliyor çaktırma bir şey."
Adrian ellerini cebine koyarak kıvrıla kıvrıla yürüyordu.
Lucian yüzü endişe doluydu. Adrian Lucian'a döndü.
"Lucian iyi misin?" Lucian tereddütle başını salladı.
"Ben tuvalete gidip geliyorum."
Adrian ne olduğunu anlayamamıştı.
"Elara bir sıkıntımı var?"
Derin nefes aldım. Konuşmak için hazır değildim ama mecburdum.
"Okulun başında Lucian ile bizi kardeş sandınız ve bu onun kafasını baya karıştırıyor. Ben bu konuda haksız olduğunu söyledim ama kabullenmedi."
Adrian ayağa kalkıp elini arkaya atarak volta atmaya başladı.
"DNA testi yaptırmayı düşündük ama bunu başaramayız." diye ekledim. "Neden başaramayız?"diye sordu.
"Gece Kıvılcımım hani okuldayız ya."
Andian bir an duraksayıp bana döndü.
"Haklısın Pembe Gölgem."
Gülümsedim. Adrian tekrar volta atmaya devam etti. Sessizliği bozan Adrian oldu.
"Lucian'a ne olacak?"
Düşünceli bir şekilde yere odaklandım.
"İstersen sen bak ben burada beklerim."
"Sen tek başına burada nasıl kalacaksın?"
Adrian'a ters bir bakış attım.
"Sen burada kalamayacağımı mı düşünüyorsun?"
Adrian sırıtarak ellerini belinde birleştirdi.
"Kötü bir şey olursa nasıl anlayacağım peki?"
"Bir şey olmaz bana, iyiyim gayet sapasağlam."
Adrian emin olmak için bir bakış attı.
Gülerek "Git işte bana bir şey olmaz emin olabilirsin bundan."
Adrian başıyla onaylayıp gülümsedikten sonra sınıftan çıktı.
Sınıfta tek kaldım ama Lucian için bu gerekiyordu.
Adrian hızlı adımlarla tuvalete doğru yürüdü. Lucian için
endişeleniyordu. Adrian kapıyı açtığında Lucian yere çökmüştü. Adrian etrafa baktıktan sonra sarışın çocuğu görüp yanına hızla koştu.
"Lucian iyi misin?"
Lucian bu oyundan çok sıkılmıştı.
"İyiyim bir şey yok."
"Elara her şeyi anlattı emin misin?"
Lucian onaylayarak başını salladı.
"Neden yerdesin peki başın mı döndü?"
Lucian bu soruya yanıt olarak başını iki yana salladı.
"Sadece bu hayattan çok yoruldum biraz burada kalmak istedim."
Adrian Lucian'ın üstünü kontrol etti. Herhangi bir sorun yoktu.
"Gel sınıfa gidelim."
Lucian Adrian'dan destek alarak ayağa kalktı. Koridorlardan geçtikten sonra sınıfa ulaştılar. Endişeyle onlara baktım.
"İyi misiniz?" Diye sordum Adrian'a bakarak.
Adrian başıyla onayladı. Lucian'a döndüğümde yüzündeki yorgunluğu fark ettim. Adrian Lucian'ı oturtarak onun karşısına sandalye koyup oturdu.
Lucian'a baktığımda gerçekten benzediğimizi fark ettim.
Saçlarımız dışında yüz hatlarımız benziyordu. Burunlarımız neredeyse aynıydı. Kopyası gibi. Derin nefes alıp verdim. Bir süre sessiz kalmayı tercih ettik. Sınıf tüm sessizlikle dolmuştu. Bu sessizlik uykumu getiriyordu. Elime baktığımda sızladığını fark ettim. Gözlerim çok yorulmuştu.
Gözlerimi açtığımda sağımdaki Adrian ve solumdaki Lucian uyumuştu bile. Ayağa kalkmayı denedim. Ancak sol elim kalkmama destek olmadı. Kafamı iki yana hafifçe yatırarak kıtlattım. Cama baktığımda hava aydınlanmış sabah olmuştu. Kahvaltı saati yaklaşıyordu. Ancak bizimkiler hâlâ uyuyorlardı. Onlar uyuduğu için bir şey yapmam oldukça zordu. Bu yüzden ikisi uyanana kadar uyumayı tercih ettim.
Ardından uzun bir süre geçmişti. Bedenim uyuşmuştu.
Müdürün sesi tüm okula yankılandı.
"Öğrenciler, hepinize günaydın. Kahvaltı saatiniz geldi. On dakika içerisinde tüm öğrencilerimizi yemekhaneye bekliyorum. Süreniz başladı." Adrian ve Lucian bu sesten uyanmışlardı. Adrian bana döndü.
"Pembe Gölge kalkabilecek misin?"
Elime baktım ancak kalkamayacağımı anladım.
"Sol elim hâlâ acıyor kalkamıyorum."
Adrian elime baktı. Ayağa kalkıp elini uzalttı. Önce eline bakıp sonra da yüzüne baktım. Yüzünde güven vardı. Aşk vardı. Tebessüm vardı. Sağ elimi yavaşça ona uzalttım. Düşeceğimi anladığımda Lucian hızla sol kolumu tuttu. Ona döndüğümde koluma bakıp yüzüme döndü. Daha sonra da ayağa kalktı. Adrian'a baktığımda gülümsüyordu. Lucian
"İyi misin?" Diye sordu kolumu tutmaya devam ederek.
Gülümseyip başımla onayladım. Adrian hızla sınıftaki tabelaya baktı. "Arkadaşlar zamanımız az hızlı olalım."
Lucian ile aynı anda tabelaya baktık. Sekiz dakikamız kalmıştı. Lucian kolumu tutmaya devam ediyordu.
"Harekete geçme zamanı." diye ekledi Lucian yavaşça.