9.BÖLÜM: SAKİN BİR GÜN

Vaveyla Yazarı: Jimin Park BTS

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: 9.BÖLÜM: SAKİN BİR GÜN

O sabah diğer günlere göre biraz daha geç kalkmıştım.
Kahvaltıdan sonra ben odama gidip ders çalışmaya başladım. Bir süre sonra Fikri Hoca benim yanıma geldi.
Fikri Hoca:
“İskender ders mi yapıyorsun?”
İskender:
“Evet hocam.”
Fikri Hoca:
“Biraz mola verde salona gel.”
İskender:
“Ne oldu hocam?”
Fikri Hoca:
“Gelince görürsün.”
Fikri Hoca bunu söyledikten sonra salona gitti.
Bense önümde açık olan kitabı heyecanla kapattıktan sonra salona gittim.
Fikri Hoca'nın elinde ki dikdörtgen kutu bir an dikkatimi çekti.
İskender:
“Elinizde ki bu kutuda ne var hocam?”
Fikri Hoca:
“Aç bakalım ne varmış?”
Ben,Fikri Hoca'nın elindeki kutuyu yavaşça alıp açtım. Kutunun içinde bir telefon vardı. Kısa bir süre gözümü telefondan ayıramadım.
İskender:
“Fikri Hocam buna hiç gerek yoktu.”
Fikri Hoca:
“Gerek vardı İskender. Hem zaman makinesini tamir etmem biraz daha uzun sürecek gibi görünüyor. Ben makineyi tamir edene kadar senin de bu zamanda dikkat çekmemen lazım. Dikkat çekmemek için de bu telefonu kullanmalısın.”
İskender:
“Teşekkür ederim hocam ama ben bunu nasıl kullanacağım?”
Ben bunu sorduktan sonra Fikri Hoca bana bazı şeyleri öğretmeye başladı.
Daha sonra hem kendinin hem de Salih Hoca'nın numarasını benim telefonuma kaydetti.
Fikri Hoca:
“Hadi bakalım şimdi dersine geri dönüyorsun. Okul dışında bir yere giderken de telefonunu yanına alıyorsun.”
İskender:
“Neden okul dışında?”
Fikri Hoca:
“Okulda telefon yasak.”
İskender:
“Neden yasak?”
Fikri Hoca bir süre İskender’in sorusunu düşündü.
Fikri Hoca:
“Ben sana bunu anlatana kadar sen en az yüz soru çözersin. Hadi git dersine dön.”
Ben, Fikri Hoca’nın bu cevabına karşılık gülümsedim.
İskender:
“Test edelim hocam?”
Fikri Hoca, İskender’in bakışlarını görünce bir an durdu.
Fikri Hoca:
“Olmaz İskender.”
İskender:
“Neden olmaz?”
Fikri Hoca:
“Sen böyle her şeyi sorgulamaya devam edersen Dünya’nın en meraklı insanı ödülünü alırsın.”
İskender:
“Öyle bir ödül var mı?”
Fikri Hoca:
“Yok.”
Ben bu cevabı aldıktan sonra kalktım ve tekrar ders yapmaya geri döndüm.
Yaklaşık bir saat sonra dersimi bitirdim ve salona geçip Fikri Hoca’nın bana aldığı telefonu elime aldım.
Bir süre telefon ile uğraşmaya başladım. Daha sonra aklıma dün Elif, Asya, Sinan ve Arda'ya ok atmayı bildiğimi söylediğim aklıma geldi. Sonra da bu zamanda yayın değiştiğini hatırladım. Değişen bu yayla ok atmayı öğrenmem gerekiyordu.
Önce gidip bir yay alsam sonra da pazartesi gününe kadar çalışsam bu yayla da ok atmayı öğrenebilirdim.
Hemen oturduğum koltuktan kalktım. Ve evden çıkmak için birkaç adım attım.
Salih Hoca:
“İskender nereye gidiyorsun?”
Ben,Salih Hoca'nın sesini duyduktan sonra sesin geldiği yöne doğru baktım.
İskender:
“Bu zaman da ki yayla ok atmayı öğrenmek istiyorum.”
Salih Hoca:
“Bu istek nereden geliyor?”
İskender:
“Hiçbir yerden gelmiyor hocam.”
Salih Hoca:
“Bir dakika hem sen bu zamanda yayın değiştiğini nereden biliyorsun?”
Benim aklıma bir an okulda ok atmayı bildiğimi söylediğim an aklıma geldi. Fakat bunu söylediğimi Salih Hoca’ya söylemek istemedim.
İskender uzun bir süre sessiz kalınca Salih Hoca, İskender’in bu soruya cevap vermek istemediğini fark etti.
Salih Hoca:
“Madem bu zamanda ki yayla ok atmayı öğrenmek istiyorsun benimle gel.”
İskender:
“Nereye gideceğiz?”
Salih Hoca:
“Evin garajında bu zamanın yaylarından var.Birini alırsın daha sonra da sana öğretmeye başlarım.”
İskender:
“Nasıl yani, dört yay mı?”
Salih Hoca bir an benim yüzümde ki şaşkınlığı fark etti.
Salih Hoca:
“Ben birkaç yıl önce dört tane çocuğa ok atmayı öğretmiştim. Onlardan kaldı.”
Ben bu cümleyi duyunca bir kez, daha şaşırdım.
İskender:
“Hiç bilmiyordum.”
Salih Hoca:
“Neyse hadi gel benimle.”
Salih Hoca önde ben arkada ilerledik. Bir süre sonra Salih Hoca bagajı açtı.
İçerisi düşündüğümden biraz daha karanlıktı. Ben birkaç adım ilerledikten sonra Salih Hoca bagajın ışığını açtı.
Ben bir süre duraksadım. Daha sonra Salih Hoca'nın omzuma dokunduğunu hissettim.
Salih Hoca:
“Gel bakalım İskender yaylar burada.”
Salih Hoca,beni yayların olduğu tarafa yönlendirdi. Karşımda dört farklı yay duruyordu. Yayların hepside aynıydı.
Salih Hoca:
“Bunların birini al çalışmaya başlayalım.”
Ben bir süre önümde ki dört yaya baktım. Salih Hoca’nın birkaç yıl önce dört çocuğa ok atmayı öğretmiş olması beni hala şaşırtıyordu.
Kısa bir süre sonra yayların birini aldım.Ve Salih Hocayla beraber garajdan çıktıp evin bahçesine gittik.
Ben yayı germeyi denedim. Fakat Salih Hoca beni durdurdu.
Salih Hoca:
“Dur bakalım İskender.Hiç zihgirsiz ok atıldığını gördün mü sen?”
İskender:
“Haklısınız.”
Ben tam eve gidip odamdan zihgirimi alacakken Salih Hoca beni durdurdu.
Daha sonra ceketinin cebinde ki zihgiri bana uzattı.
Salih Hoca:
“Bu zihgir ok atmayı öğrettiğim çocukların birine aitti. Bana hatıra olarak vermişti. Şimdi bende bunu sana veriyorum.”
İskender:
“Ama benim zihgirim var.”
Salih Hoca:
“O zihgiri bu zamanda takamazsın. Çünkü o senin yani Tozkoparan İskender'in zihgiri. Ve bunu herkes biliyor. O zihgiri biri görürse nereden bulduğunu sorar. Bir cevap alamayınca da sende bir gariplik olduğunu anlayabilir.”
Ben, Salih Hoca'nın elindeki zihgiri alıp parmağıma taktım.
Daha sonra bir ok alıp yayı germeyi denedim. Lakin elim titremeye başladı.Bunu fark edince yayı bıraktım.
Salih Hoca:
“İskender, iyi bir kemankeş hedefini gözleriyle görmeden önce yayıyla hisseder. Yayı eline aldığında ona hükmetmeye çalışmaz; onun gücünü tanır, sınırlarını bilir ve kendi gücünü ona göre ayarlar. Çünkü yayla okçu birbirine uyum sağlamadığında, en iyi ok bile yolunu bulamaz. Sen de önce yayı dinlemeyi öğrenmelisin. Elin, nefesin ve zihnin aynı anda hareket ettiğinde artık yayı yalnızca tutuyor olmayacaksın. Onunla birlikte hareket ediyor olacaksın. Ben sana ok atmayı değil, yayla bir bütün olmayı öğreteceğim.Şimdi gözlerini kapat ve sadece elinde ki yaya odaklan.”
Ben,Salih Hoca’nın söylediklerini büyük bir dikkatle dinledim.
Gözlerimi yavaşça kapattım. Ve sadece elimde tuttuğum yaya odaklandım. Derin bir nefes aldım. Daha sonra elimde ki yayın ağırlığını hissetmeye başladım. Yayın dilini anlamaya ve onunla uyum sağlamaya çalıştım. Vücudum, zihnim ve kalbimi elimde tuttuğum yayla beraber kullanmam gerektiğini fark ettim.
Zihnimdeki bütün düşünceleri susturdum. Kalp atışım sakinleşirken, elimde tuttuğum yayı biraz daha net bir şekilde hissettiğimi fark ettim.
Tekrar derin bir nefes aldım. Daha sonra gözlerimi yavaş bir şekilde açmaya başladım. Elimde ki yaya son bir kez baktıktan sonra tekrar elime bir ok aldım. Ve yaya germeyi denedim.
Elim hala titriyordu. Fakat bu sefer biraz daha azalmıştı. Oku bıraktığımda ok hedefin yanındaki ağacın gövdesine saplandı.
İskender:
“Söylediklerinizi yaptım. Lakin ok hedefi vurmadı.”
Salih Hoca:
“Bir atışla yayı tanıyamazsın İskender. Onunla ne kadar çok vakit geçirirsen, hareketlerini o kadar iyi anlamaya başlarsın. Her atış sana yay hakkında yeni bir şey öğretecek. Kimi zaman hedefi vuracaksın, kimi zaman vuramayacaksın. Ama her seferinde biraz daha öğreneceksin. Şimdi oku yeniden yerleştir ve bir kez daha dene.”
Salih Hoca sözlerini bitirdikten sonra bir ok daha aldım ve yaya yerleştirip attım.
Fakat yine olmadı. Ama bu duracağım anlamına gelmiyordu. İstediğim başarı için binlerce kez başarısız atış yapmam gerekiyordu. Bu yüzden durmadım,durmayacaktım.
Bir kez daha ok aldım ve tekrar oku bıraktım. Yine olmamıştı. Tekrar denedim. Yine olmadı.
Bir kez daha denedim. Olmadı… Bir kez daha denedim…
Akşama kadar tekrar tekrar pes etmeden denedim. Lakin atışlarımın hiçbiri hedefi vuramamıştı,sadece hedefe yaklaşmıştı.
Tekrar bir atış yapmak için bir oka elimi uzattım. O sırada Salih Hoca elimi tuttu.
Salih Hoca:
“İskender bugün çok çalıştın.Yeter artık.Hadi gel yarın devam edersin.”
Ben, Salih Hoca’nın bu sözünü duyunca tuttuğum oku bıraktım. Daha sonra beraber eve gittik. Elimde ki yayı odama bıraktım.
Bir süre sonra akşam yemeği yedik. Ben akşam yemeğinden bir süre sonra yattım.
Sabah kahvaltıdan sonra biraz ders yapmak için odama gittim.
Bazen dün odama koyduğum yay ve zihgire bir süre bakıyordum. Kısa bir süre sonra önümde açık olan kitabı kapattım. Daha sonra odamda ki zihgiri ve yayı alıp evin bahçesine çıktım.
Aklıma dün yaptığım sayısız başırısız atış geldi. Bir an gözlerimi kapattım. Ve Salih Hoca’nın dediği gibi yayla bir bütün olmayı denedim.
Gözümü açmadan önce derin bir nefes aldım. Daha sonra yavaş bir şekilde gözlerimi açtım.
İlk atışım yine her zamanki gibi hedefi ıskaladı. İkinci atışımı yapacağım zamanda bir anda rüzgar çıktı. Ok tam hedefi vuracakken rüzgar onu ters yöne çevirdi ve yine hedefi ıskaladım.
Bir süre rüzgarın dinmesini bekledim. Rüzgar dindikten sonra elimde tuttuğum yaya bir kez baktım. Daha sonra ise karşı tarafta duran hedef tahtasına gözlerim kaydı.
Elimde ki yaya bir kez daha baktım. Daha sonra yavaş bir şekilde elime bir ok aldım ve yaya geçirip germeye başladım. Yayı bir süre o şekilde tuttum. Gözlerim o an hedeften başka bir şeyi görmüyordu.
İskender:
“Ya hak!”
Dedim ve tuttuğum oku bıraktım. Ok ikiye isabet etmişti.O an hedefe isabet eden bir atış yaptığım için yüzümde istemsiz bir şekilde oluşun gülümsemeyi engelleyemedim. Daha sonra derin bir nefes aldım.O an yayı gererken nefesimi tuttuğumu fark ettim. Kısa bir mutluluktan sonra tekrar elime bir ok aldım. Ve yayı gerip attığımda yine başarısız bir atış yaptığımı gördüm. Bir saniye bile kaybetmeden bir ok daha aldım ve tekrar bir atış yaptım.
Ben hiç farketmeden akşam olmuştu. Son bir atış daha yapıp eve gittim.
Akşama kadar başarılı atışlarım da olmuştu başarısız atışlarımda. Fakat yine de her şeye rağmen pes etmemiştim. Durup bir an bile düşünmeden tekrar tekrar devam etmiştim. Ve sonunda da bunun karşılığını almıştım.
O günkü aralıksız çalışmamın ardından ne kadar çok yorulduğumu yeni hissediyordum.
Akşam yemeğinden kısa bir süre sonra odama gidip yattım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

89okunma 39beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18