Zamanın çocuğu iskender kitap kapağı

13. bölüm / 13

13.BÖLÜM: ANLAŞMANIN İLK ADIMI

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 13Şu an: 13.BÖLÜM: ANLAŞMANIN İLK ADIMI

Ben her sabah olduğu gibi bu sabahta okula gittim.
Sınıfa çıktığımda çoğu öğrenci gelmişti. Ben tam Sinan'ın yanına oturacakken Tayfun bana seslendi. Ben bir an ona yöneldim.
İskender:
“Bir şey mi oldu?”
Tayfun:
“Önce bir günaydın mı deseydin?”
Ben derin bir nefes aldım.Ve Tayfun’un yanına gittim.
Bu çocuk ne yaşarsa yaşasın laf sokmayı bırakmıyordu belli ki.
İskender:
“Günaydın.”
Tayfun:
“Sana da günaydın.Yeni sıra düzenini çok çabuk unutuyorsun galiba.”
Tayfun’un sözleri beni bir an şaşırtmıştı. Çünkü ilk defa bir şeye laf atmamıştı,normal bir insan gibi karşılık vermişti.
Şaşkın bir şekilde Tayfun’un yanına oturdum.
Kısa bir süre sonra ilk ders bitti.
Ben kısa bir süreliğine sınıftan çıkmak istedim.
Koridorda bir süre ilerledikten sonra Rüya Hoca'yı gördüm. Kısa bir süre sonra o da beni görmüş olmalı ki yanıma geldi.
Rüya Hoca:
“Günaydın İskender.”
İskender:
“Günaydın hocam.Nasılsınız?”
Rüya Hoca:
“İyiyim teşekkür ederim. Sen nasılsın?”
İskender:
“Bende iyiyim teşekkür ederim hocam.”
Rüya Hoca kısa bir an bana baktı. Sanki beni baştan aşağı sürüyormuş gibiydi.
Rüya Hoca:
“Biliyor musun Tayfun herkesle anlaşamaz?”
İskender:
“Bunu ilk geldiğim günde fark etmiştim.”
Rüya Hoca:
“Ama seninle çok iyi anlaşıyor. Tayfun’u hiç bu şekilde görmemiştim. Genelde başarı odaklı biri.”
İskender:
“Peki neden başarı odaklı biri biliyor musunuz?”
Rüya Hoca:
“Bilmiyorum.Hem bu tarz şeyleri Tayfunla hiç konuşmuyoruz. Konusu açılınca ya konuyu değiştiriyor ya da o ortamdan uzaklaşıyor. Bende onun üstüne çok fazla gitmek istemiyorum.”
Tayfun’un başarı odaklı biri olduğunu daha önce Mavi Ay'dan duyduğum için çok fazla şaşırmadım.
İskender:
“Anladım hocam.İyi günler size.”
Ben sözlerimi bitirdikten sonra tekrar sınıfa döndüm. Daha sonra Tayfun’un yanına oturmak için ilerledim.
Kısa bir süre sonra ikinci ders başladı. Ve sandığımdan biraz daha kısa sürdü.
Teneffüste neredeyse hiçbir şey olmadı. Sınıfta ki bazı öğrenciler birbiriyle konuşuyordu. Bazısı ise koridora çıkmıştı.
Çok uzun sürmeden üçüncü derste bitti.
Ve her zamanki gibi öğle arası başladı.
Ben bir süre koridorda ilerledim. Etrafta ki öğrencilerin sayısı azalınca birinin beni takip ettiğini hissettim. Ve kimin takip ettiğini anlamak için arkamı döndüm. Beni takip eden kişi Tayfundu.
Benim durduğumu görünce Tayfun yanıma geldi.
Tayfun:
“Bugün okul çıkışından bir saat sonra bana ilk çarptığın mekana gel. Seni orada bekliyor olacağım.”
İskender:
“Ne için?”
Diye sordum sanki hiçbir şey bilmiyormuş gibi.
Tayfun, benim sorumu duyunca bir an gülümsedi.
Tayfun:
“Normal hayatta da bu kadar hızlı unutuyor musun?”
Kısa bir süre sonra Tayfun’un yüzünde ki gülümseme yerini ciddi bir ifadeye bıraktı. Daha sonra Tayfun bana bir adım daha yaklaştı.
Tayfun:
“Dün olanları unutmadığını biliyorum. Ve bilmeni isterim ben bir söz verdiysem o sözü daima tutarım.”
Tayfun bunu söylerken sesini normalden biraz daha fazla bir şekilde kısmıştı.
Sözleri bitince tekrar bir adım geriye çekildi. Ve benim yanımdan uzaklaştı.
Ben de Tayfun birkaç adım atıp uzaklaştıktan sonra bende okulun bahçesine çıktım.
Bugün okul fazlasıyla rahat geçiyordu. Tayfun’un olduğu bir ortamda bu bir mucizeydi.
Öğle arasından sonra birkaç ders daha oldu. Ve en sonunda o günde okul bitti.
Ben eve gittikten bir süre sonra derslerimi yapmaya başladım.
Bir süre sonra Tayfunla buluşacağım aklıma geldi. Saate baktığımda Tayfun’un dediği zamana az bir süre kaldığını fark ettim. Ve hemen önümde açık olan kitabı kapattım. Daha sonra Salih Hoca'nın bana verdiği yayı,zihgiri ve Fikri Hoca'nın aldığı telefonu alarak evden çıktım.
Kısa bir süre sonra Tayfun'un söylediği mekana geldim. Ben oraya gittiğimde Tayfun çoktan gelmiş,beni bekliyordu.
Ben Tayfun'un yanına birkaç adım daha atarak yaklaştım.
Tayfun:
“Oo,sonunda zahmet edip gelmişsin.”
İskender:
“Abartma Tayfun sadece birkaç dakika geciktim.”
Tayfun:
“O küçümsediğin birkaç dakikanın ne kadar önemli olduğunu biliyor musun? Benimle çalışacaksan dakik olmalısın. Ne bir dakika geç nede erken, sana söylediğim saatte burada olacaksın.-
İskender:
“Ben,sana bana okçuluk öğret diye yalvarmadım. İstemiyorsan geri dönebilirsin.”
Tayfun:
“Ben bir söz verirsem o sözü ne olursa olsun tutarım İskender.”
Tayfun bir süre bana baktı.
Tayfun:
“Beni takip et.”
İskender:
“Nereye?”
Tayfun:
“Sokağın ortasında sana ok atmayı öğretmeni beklemiyorsun herhalde.”
Tayfun bunu söyledikten sonra ilerlemeye başladı. Bende onu takip ettim.
Uzun bir süre yürüdükten sonra Tayfun dükkan gibi bir yerin önünde durdu. Daha sonra kapıyı açtı.
Tayfun:
“Gel hadi.”
Ben Tayfun’un açtığı kapıdan içeriye girdim. Tayfun da benim arkamdan içeriye girdi.
Ben bir an etrafa baktım.
Tayfun:
“Burası satılıktı.Babam aldı ve burayı bana hediye etti. Bende burayı kendime göre ayarladım.”
Tayfun sözünü bitirince önümüzdeki kapıya doğru ilerledi. Daha sonra kapıda el işareti olan bir yere eli ile bastırdı. Ve kapı bir anda açıldı.
Ben gördüklerim karşısında daha da çok şok olmuştum.
Tayfun açtığı kapıdan içeriye girince bir an bana baktı.
Ben olduğum yerde şaşkın bir şekilde duruyordum.
Tayfun:
“Hayatında hiç elektronik kapı görmedin mi?”
Ben şaşkın bir şekilde Tayfun'un yanına gittim.
Tayfun:
“Hedef tahtasının karşısına geç.”
Tayfun’un söylediği gibi hedef tahtasının karşısına geçtim. Ve ok standından bir tane ok alıp elimde ki yayı gerdim.
O an aklıma okulun spor salonunda yaptığım isabetsiz atış geldi.Öğrencilerin bana söyledikleri tekrar zihnimde yankılandı.
Bütün bunları düşününce elimin titremesi biraz daha arttı. Ben bunu fark edince gerdiğim yayı bıraktım.
Tayfun:
“Sen mı yayı geriyorsun,yay mı seni geriyor?”
Ben,Tayfun'un sesini duyunca bir an ona baktım. Tayfun, ona baktığımı fark edince bana bir adım daha yaklaştı.
Tayfun:
“Bana değil, karşıdaki hedefe odaklan.Şimdi tekrar dene.”
Tayfun’un sözünü duyunca yayı tekrar gerdim.
Hiç bir şey düşünmemeye çalıştım. Lakin o an zihnimde ben ne kadar istemesemde canlanıyordu. Ve elim yine titriyordu.
Ben tekrar yayı germeyi bıraktım.
Tayfun:
“Yayı her gerdiğinde bırakacak mısın?
Kendine biraz güven de şu yayı tut.”
Ben Tayfun’un sözleri üzerine yayı yeniden gerdim. Elim yine titremişti. Lakin bu sefer ne olursa olsun yayı bırakmayacaktım.
İçimden derin bir nefes aldım. Nefesimi bıraktığımda tuttuğum okuda bırakmıştım. Fakat ok hedef tahtasının yanında ki duvara sağlamıştı.
Tayfun:
“Yayı kontrol etmeyi öğrenmek istiyorsan,önce kendini kontrol et.”
İskender:
“Kendimi mi?”
Tayfun:
“Evet, daha oku bırakmadan hata yapacağını düşünüyorsun. Önce bundan vazgeç. Çünkü sen neyi düşünürsen attığın ok oraya gider. Hedefe odaklanmayı dene ve tekrar at.”
Ben derin bir nefes aldım. Daha sonra tekrar elime bir ok aldım. Ve yayı gerdim. Zihnimdeki düşünceleri susturmaya çalıştım. Kısa bir süre sonra tuttuğum oku bıraktım. Ok bu sefer duvara isabet etmemişti. Hedef tahtasının kenarına saplanmıştı. Ben bunu görünce bir an istemsizce gülümsedim.
Tayfun:
“Tekrar.”
Ben uzun bir süre ok attım. Tayfun da yaptığım her başarısız atışta tekrar denememi söyledi.
Ben son bir kez yayı gerdiğimde bir anda çalan telefonum yüzünden ok hedef tahtasının kenarına saplandı.
Ben hemen telefonumu aldım. Arayan kişi Fikri Hocaydı. Ben birkaç adım attıktan sonra telefonu açtım.
İskender:
“Alo hocam.”
Fikri Hoca:
“Neredesin sen İskender? Okuldan gelince evden çıkmışsın. Uzun zamandır evde yoksun.”
İskender:
“Hemen geliyorum hocam.”
Ben bunu söyledikten sonra telefonu kapattım. Tam oradan çıkacakken kapının kapalı olduğunu fark ettim.
Ve bir anda bakışlarım Tayfun’a yöneldi.
Tayfun birkaç adım atıp bana yaklaştıktan sonra bir an gülümsedi.
Tayfun:
“Artık esirimsin galiba.”
Ben oradan çıkış yolumun Tayfun’un elinde olduğunu fark ettim. Ve bu durum hiç hoşuma gitmedi.
İskender:
“Kapıyı açar mısın lütfen.“
Tayfun bir an güldü.
Tayfun:
“Peki tamam bu seferlik kaçmana izin veriyorum.”
Tayfun bunu söyledikten sonra kapıyı açtı. Tam ben çıkacakken bana seslendi. Bende geri dönüp ona baktım. Lakin hiçbir şey söylemedim.
Tayfun:
“Telefon numaranı verde bir daha seni uzun uzun beklemek zorunda kalmayayım.”
Ben telefonumu alıp Tayfun’a numaramı verdikten sonra o da bana numarasını verdi. Daha sonra ise ben eve doğru gitmek için hemen çıktım.
Bir süre sonra eve geldim. Fikri Hoca beni kapıda bekliyordu. Ben daha eve girer girmez beni soru yağmuruna tutmaya başladı.
Fikri Hoca:
“Neredeydin İskender sen? Kaç saattir evde yoksun.”
Ben kapıyı kapattım.
İskender:
“Biraz dolaşmak istedim. Hem biraz temiz hava almak istedim. Hem de bu zamanı daha iyi tanımak içinde iyi olacağını düşündüm.”
Fikri Hoca:
“Elinde yayla mı çıktın?”
İskender:
“Yay elimde kalmış.”
Fikri Hoca:
“İyi tamam bu seferlik böyle olsun.”
Ben elimde ki yayı odama girip bıraktım. Daha sonra parmağımda ki zihgiriıkardım. Ve yatağımın yanında ki komidine koydum.
Ben akşam yemeğini yedikten sonra odama gittim. Ve az önce komi dinime koyduğum zihgiri ve dolabımın üstünde ki yayı aldım. Sanki elimde ok varmış gibi yayı gerdim. O şekilde bir süre durdum.
O an zihnimde Tayfun ile çalıştığımız daha doğrusu Tayfun'un bana söyledikleri geldi. Bir kez daha o anı zihnimde canlandırdıktan sonra tekrar oku ve yayı aldığım yere bıraktım.
Kısa bir süre sonra ise yatağıma uzandım. Ve çok geçmeden uykuya daldım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

44okunma 19beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…