7. bölüm / 13
Zamanın çocuğu iskender7.BÖLÜM: DÜŞÜŞ
Bölümler 13Şu an: 7.BÖLÜM: DÜŞÜŞ
- 1 1.BÖLÜM:YOLCULUK1.089 kelime
- 2 2.Bölüm : Farklı Bir Zaman1.217 kelime
- 3 3.BÖLÜM:FARKLI BİR HAYATA İLK ADIM542 kelime
- 4 4.BÖLÜM: TAYFUN1.245 kelime
- 5 5.BÖLÜM: DEĞİŞEN DENGELER945 kelime
- 6 6.BÖLÜM: BEDEL1.252 kelime
- 7 7.BÖLÜM: DÜŞÜŞ1.734 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 8.BÖLÜM:BEKLENMEDİK BİR YETENEK1.028 kelime
- 9 9.BÖLÜM: SAKİN BİR GÜN1.443 kelime
- 10 10.BÖLÜM: FELAKET ATIŞ1.420 kelime
- 11 11.BÖLÜM: BEKLENMEDİK BİR YARDIM1.460 kelime
- 12 12.BÖLÜM:BİR İYİLİĞİN KARŞILIĞI1.845 kelime
- 13 13.BÖLÜM: ANLAŞMANIN İLK ADIMI1.335 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Tayfun önde ben birkaç adım arkasında hala yürüyorduk. Tayfun ara sıra benim onu takip edip etmediğimi kontrol ediyordu. Bir süre sonra Tayfun durdu. Onun durduğunu görünce bende durdum.
Tayfun birkaç adım atarak benim yanıma yaklaştı.
Tayfun:
“Beni neden takip ediyorsun İskender?”
Tayfun bunu söylerken etrafımda dolaşmaya başladı. Sesinde ne öfke vardı ne de emrivaki.
Ben Tayfun'un sorusunu duyunca bir an şaşırdım. Okulda Rüya Hoca ile konuştuktan sonra bana okul çıkışı kötü bir şey yapacağını söylemişti. Şimdi ise neden onu takip ettiğimi soruyordu.
Tayfun etrafımda dönerken ben ne yapacağını bilemediğim için gözlerimle onu takip ediyordum.
Tayfun:
“Ben sana ne sorarsan cevap vereceksin.”
Tayfun bunu söylerken sesini biraz daha sertleştirmiş beni sorguluyormuş gibi yüzüme bakıyordu.
Bense sesinde ki sertliği görünce bir an bakışlarımı yere indirdim.
Tayfun:
“Şimdi tekrar soruyorum İskender. Neden beni takip ediyorsun?”
Bu sefer sesi daha da sertti.Ben istemesemde bakışlarımı yerden kaldırdım ve onun öfkeli gözlerine baktım. Daha sonra içimde ki korkuya rağmen sorusuna cevap verdim.
İskender:
“Çünkü sen istedin. “
Tayfun tekrar etrafımda dönmeye başladı.
Tayfun:
“Güzel bunu hatırlıyorsun demek. Peki ben sana ilk geldiğin gün ne demiştim?”
Ben tekrar bakışlarımı yere indirdim. Bir süre hiçbir şey demedim. Ne diyebilirdim ki sadece Rüya Hoca ile konuşmuştum gerçi ona da konuşmak denirse.
Tayfun:
“Cevap ver!”
İşte bu sefer sesinde ki öfke daha da görünür hale gelmişti. Gerçi öfkeli olduğunu anlamak için bir şey demesine gerek yoktu. Gözlerinin içine bakınca içinde ki öfke sanki bir yangın gibi alevlenmişti.
İskender:
“Senden ve seni ilgilendiren her şeyden uzak durmamı söyledin.”
Bunu söylerken yüzüne bakmadım. Bakışlarımı yerden kaldırmak istemedim. Çünkü her seferinde gözlerinde ki o öfkeyi tekrar görecektim. Ve o öfke her şeyi yakıp yıkabilecek kadar güçlüydü.
Tayfun:
“Peki sen ne yaptın?”
Tayfun tekrar sesinde ki öfkeyi gizleyerek konuşmuştu. Bu ses bana öfkeli hâlinden daha korkunç gelmeye başlanmıştı.
İskender:
“Sözünü dinlemedim.”
Tayfun:
“Doğru.”
Tayfun’un sesi bu sefer daha anlayışlıydı. Bunu fark edince gözlerimi yerden kaldırıp onun yüzüne baktım. Fakat sesi de ki anlayış gözlerinde ki aleve ancak kor olabilmişti.
Tayfun:
“Peki şimdi ne yapmalıyız, bu sorunu nasıl çözebiliriz İskender?”
Tayfun'un her cümlesine daha da şaşırıyordum. Sanki seni affediyorum bu seferlik demek istiyor gibiydi. Lakin gözlerine bakınca kötü bir şey yapacağını anlıyordum.
Bir süre ikimizde sessiz kaldık. Ama Tayfun'un sessizliği gürültüsünden daha da kötüydü.
Tayfun:
“Sen önden koşacaksın, ben arkandan geleceğim. Ben dur diyene kadar durmayacaksın. Fakat seni geçmeme de izin vermeyeceksin. Hazır mısın?”
Tayfun’un sesinde ki tehditkar ifadeyi tekrar hissetmiştim. Ben hiç bir şey demeden bir anda koş diye bağırdı. Ben de dediği gibi koşmaya başladım.
O da söylediği gibi benim arkamdan koşmaya başladı.
Ben bir süre sonra Tayfun’un beni takip edip etmediğini kontrol etmek için arkama baktım. Tahmin ettiğim gibi beni takip ediyordu. Durmadan devam ettim. Nereye kadar koşacağımı ya da onun nerede,ne zaman dur diyeceğini bilmiyordum. Sadece koşuyordum.
Bir süre sonra nefesim düzensizleşti. Ancak duramazdım. Eğer şimdi durursam daha kötü bir şey yapabilirdi.
Bir süre daha düzensizleşen nefesimle koştum. Fakat artık ayakta durmaya bile gücüm kalmamıştı.
Tekrar kafamı çevirip Tayfun’a baktım. Bana gerçekten yaklaşmıştı. Tam o sırada ayağım bir taşa takıldı.Ne olduğunu anlamadan yere düştüm ve Tayfun karşıma geldi.
Ben gözlerimi Tayfun’dan ayıramadım. Bir süre sessiz kaldı. Sadece benim düzensiz nefesimin sesi duyuluyordu. Daha sonra hiç beklemediğim bir şey oldu. Tayfun bana elini uzattı.
Tayfun:
“Düşene vurmam ben.Kalk.”
Tayfun’un sesini bugün ilk defa bu kadar net ve sakin bir şekilde duymuştum. Fakat bu onun elini tutacağım anlamına gelmiyordu. Ona hala güvenmiyordum. Elini tuttuğum anda beni geri itebilirdi. Bir süre bekledikten sonra Tayfun’un elini tutmadan kendim ayağa kalktım. Nefesim hala düzensizdi.
Tayfun,benim kendim ayağa kalktığımı görünce elini geri çekti.
Tayfun:
“İyi misin?”
Bu cümleyi Tayfun'dan hiç beklemiyordum.
Bir süre nefesimi düzenlemeye çalıştım.
İskender:
“İyiyim.”
Tayfun bir kez beni süzdü.
Tayfun:
“İyi o zaman bir daha ne yaptığına dikkat et. Aynı şekilde karşılık vermem.Şimdi git yarına kadar bu yaşadığını düşün. Ve bir daha ne bana ne de hayatıma karışma.”
Ben hiçbir şey demeden geri dönüp gittim. Tayfun'un arkamdan bana baktığını fark etmedim.
Ben eve gidince Fikri Hoca beni dışarda karşıladı.
Fikri Hoca:
“İskender neredeydin sen?”
İskender:
“Okuldan geldim hocam.”
Fikri Hoca:
“Neden bu kadar geciktin İskender? Seni çok merak ettik.”
Fikri Hoca'nın sorduğu soruya yaşadığım olayı anlatamazdım. Bu yüzden ne kadar sevmesemde yalan söylemek zorundaydım.
İskender:
“Okul çıkışı biraz dolaştım.”
Fikri Hoca:
“İyi hadi gel.”
Eve gittim ve Fikri Hoca’ya söylediğim yalanı Salih Hoca'ya da söyledim.
Daha sonra odama gidip okulda hocaların verdiği ödevi yapmaya başladım. Fakat aklım okul çıkışı yaşadıklarımda kalmıştı.
Akşam olunca Fikri Hoca, İskender’in yanına geldi.
Fikri Hoca:
“İskender akşam yemeği hazır.”
Düşüncelerimin arasında Fikri Hoca'nın sesini duyunca bir an irkildim.
İskender:
“Ne oldu hocam?”
Fikri Hoca:
“İskender sen iyi misin?”
İskender:
“İyiyim.”
İskender iyiyim diyordu ama yüzüne bakınca iyi olmadığı belliydi. Fikri Hoca, İskender’in üstüne gitmek istemedi.
Fikri Hoca:
“İyi o zaman akşam yemeği hazır.Hadi gel.”
Akşam yemeğini yedikten sonra tekrar odama gittim. Aklım hala yaşadığım olaydaydı.
Kısa bir süre sonra yatağa geçtim. En son hatırladığım şey Tayfun'un,ben düşünce bana elini uzattığı andı.
Sabah olunca her zamanki gibi okula gittim. Aslında dün yaşadığım son olaydan sonra gitmek istemiyordum. Fakat gitmemek ondan korktuğumu kabullenmek olurdu. Ve bu da onun güçlü taraf olduğunu gösterirdi. Bu yüzden ne kadar istemesemde kalkıp okula gittim.
Sınıfa çıktığımda bir an gözüm Tayfun’a kaydı. Daha sonra tekrar önüme bakarak sırama geçtim.
İlk dersin başlamasına hala biraz zaman vardı.
Sinan bir süre sonra gelip sırasına oturdu.
Sinan:
“Günaydın İskender.”
İskender:
“Günaydın Sinan.”
Sinan çantasından birkaç kitap çıkardı.
Kısa bir süre İskender’e baktı.
Sinan:
“Dün Tayfun yine sana bir şey mi dedi?”
Sinan bir süre bekledi. Fakat İskender cevap vermeyince bir açıklama yapma gereği hissetti.
Sinan:
“Elif söyledi Tayfun sana bir şeyler dedikten sonra yanına gelmiş.”
İskender:
“Evet,ne oldu?”
Sinan:
“Bir şey olmadı sadece Tayfun’un ne dediğini merak ettim”
İskender:
“Her zamanki gibi önemli bir şey yok.”
Sinan:
“Bu çocuk neden böyle davranıyor?
Tam bir şey diyecekken aklıma Tayfun’un söylediği saçma kurallar geldi.
Onun haberi olmadan kimseye onun hakkında hiçbir şey söyleyemezdim.
İskender:
“Bilmiyorum.”
Sinan, İskender’in bu konu hakkında konuşmak istemediğini verdiği kısa cevaplardan anladı.
Bir süre sonra ise ilk ders bitti.
Tayfun:
“İskender.”
İskender,Tayfun’un sesini duyunca istemese de yanına gitti.
İskender:
“Ne oldu?”
Tayfun ayağa kalktı. Ve bir kaç adım atarak İskender'in önüne geçti.
Tayfun:
“Benimle gel.”
İskender,Tayfun'un önüne geçmeyecek bir şekilde onu takip etmeye başladı.
Tayfun koridora çıktıktan sonra bir süre daha ilerledi. Kimsenin olmadığı bir yerde durdu. İskender’de , Tayfun durduktan sonra yanına gitti.
Tayfun:
“Sinanla ne konuştunuz?”
İskender:
“Önemli bir şey değil?”
Tayfun:
“Emin misin? Konuşmanızda adımın geçtiğini duydum.”
İskender:
“Dünkü konuşmamızdan sonra Elif yanıma gelmişti.Sinanla konuşmuş.Ne dediğini sordu.”
Tayfun:
“Sen ne dedin peki?”
İskender:
“Önemli bir şey demedi,dedim.”
Tayfun:
“Güzel.Peki söyle bakalım seni çağırınca neden geldin?”
İskender:
“Kural koymuştun.”
Tayfun:
“Demek söylediğim kurallara uymaya karar verdin aferin sana. Daha çok kural öğreneceksin.”
İskender:
“Bu kuralların bir sonu yok mu?
Tayfun:
“Yok.”
İskender, Tayfun’un cevabını duyunca bir an şaşırdı.
İskender:
“En azından dürüstsün.”
Tayfun'un yüzünde küçük bir tebessüm oluştu. Daha sonra hiçbir şey demeden sınıfa gitti.
İskender’de onun arkasından sınıfa doğru ilerledi.
Bir süre sonra ikinci ders bitti. İskender ve Tayfun dahil birkaç öğrenci koridora çıktı.
Ben tam sağ tarafa yöneldiğimde elinde kahve tutun bir hocaya yanlışlıkla çarptım.
Kahve hocanın üzerinde ki cekete döküldü.
Hoca:
“Önüne baksana! Kaç kere söylüyoruz koridorda koşmayın diye? Ama yok, siz söz dinlemiyorsunuz!”
İskender:
“Özür dilerim hocam, istemeden oldu.”
Hoca:
“İstemeden mi oldu? Özür mü diliyorsun?”
İskender ne diyeceğini bilemeden hocaya baktı.
Hoca sesini biraz daha yükseltti.
Hoca:
“Senin özrün ceketimi geri getiriyor mu?”
İskender:
“Haklısınız hocam. Üzgünüm.”
Hoca:
“Üzgün olman bir şeyi değiştirmiyor!”
Tam o sırada Tayfun uzaktan yanlarına geldi.
Tayfun:
“Ne oluyor burada?”
Tayfun, İskender'e baktı.
Tayfun:
“Sana bir soru sordum İskender.”
İskender:
“Önemli değil.”
Hoca:
“Nasıl önemli değil? Ceketim mahvoldu. Hepsi senin yüzünden. Bak, sen de gör. Kurallara uyulmayınca ne oluyormuş!”
Tayfun:
“İskender, kurallara bir kere uy ya.”
Hoca:
“Neden sadece ona söylüyorsun? Geçen dönem sen de üstüme çay dökmüştün. Sen de kurallara uy.”
İskender bunu duyunca istemsizce gülümsedi.
Tayfun, İskender'in gülümsediğini fark edip ona sertçe baktı.
Tayfun:
“Ne oluyor sana?”
İskender hemen yüzünü toparladı.
İskender:
“Yok bir şey.”
Tayfun:
“Var var, bir şey.”
Hoca:
“Eeh, kesin şu kavgayı.”
Hoca parmağıyla İskender'i gösterdi.
Hoca:
“Sen git bana yeni bir kahve al.”
İskender:
“Ben mi?”
Hoca:
“Yok, deden.”
İskender:
“Dedem mi?”
Hoca:
“Ya hadi uzatma. Git bana şekersiz bir kahve al.”
Tayfun'un yüzünde küçük bir tebessüm oluştu.
Hoca:
“Neye gülüyorsun sen?”
Tayfun hemen ciddileşti.
Tayfun:
“Yok bir şey hocam.”
Hoca:
“İyi, olmasın.”
Daha sonra ceketini çıkarıp araba anahtarını Tayfun'a uzattı.
Hoca:
“Sen de git, ceketimi arabaya koy.”
Tayfun anahtarı ve ceketi şaşkın bir şekilde eline aldı.
Tayfun:
“Ben mi?”
Hoca:
“Yok, okul müdürü.”
Tayfun bir an sustu.
Tayfun:
“Peki hocam.”
İskender kahve almaya giderken Tayfun'u uzaktan gördü.Biraz dikkatli bakınca elinde hocanın ceketi olduğunu fark etti.
İskender:
“Emir alan tek kişi ben değilmişim?”
Tayfun derin bir nefes aldıktan sonra İskender’in sesinin geldiği yöne baktı.
Tayfun:
“Çok komiksin. Ama unuttuğun bir şey var. Ben kimseden emir almam.”
İskender:
“Burdan pek öyle görünmüyor. Görmüyor musun hoca beni kahveci,seni de ceket taşıyıcısı ilan etmiş.”
Tayfun:
“Aramızdaki fark şu: Sen kahveyi taşımak zorundasın, bense ne yapacağımı kendim seçerim.”
İskender:
“Aramızdaki fark şu: Sen kahveyi taşımak zorundasın, bense ne yaptığımı kendim seçerim.”
İskender:
“O zaman kötü seçimler yapmayı da kendin seçiyorsun.”
Tayfun kısa bir süre İskender'e baktı.
Tayfun:
“Senin fikrini sorduğumu hatırlamıyorum. Hem sen kahveni taşısana, ne benimle uğraşıyorsun?”
İskender:
“İyi tamam uğraşmıyorum. Hocayı nerede bulabilirim? Malum kahve götürmek lazım.
Tayfun:
“Nereden bileyim ben? Hocanın avukatı olmadığım için onu bilemem.
Tayfun bunu söyledikten sonra okuldan çıktı. Daha sonra hocanın arabasının yanına gitti. Ve elinde ki ceketi arabanın içine koydu.
İskender bir süre hocanın nerede olduğunu aradıktan sonra hoca ile karşılaştı.
Daha sonra İskender elinde ki kahveyi hocaya uzattı. Hoca İskender'in elinden kahvesini aldı. Tam o sırada Tayfun okula geri dönmüştü.
Hoca:
“Kahvemi soğutmadın inşallah.”
Hoca kahvesinden bir yudum aldı.
Hoca:
“Buz gibi olmuş bu.”
Tayfun, hocayı görünce yanına gitti.
Tayfun:
“Ceketinizi arabanıza koydum hocam.”
Hoca:
“İyi tamam ne bekliyorsun,aferin dememi mi?”
Tayfun:
“Yok hocam. Haberiniz olsun diye söyledim.”
Hoca:
“Zaten ben sana bunu yapmanı söylemiştim ya çocuğum.Bana tekrar söylemene gerek yok.”
Hoca sözünü bitirdikten sonra oradan ayrıldı.
Daha sonra İskender sınıfa gitmek için birkaç adım attı.
Tayfun:
“Nereye gidiyorsun?”
İskender ne durdu ne de Tayfun’a baktı.
İskender:
“Sınıfa gidiyorum.”
Tayfun:
“Dur beraber gidicez.”
İskender birkaç saniye durdu. Tayfun onun önüne geçtikten sonra İskender tekrar ilerlemeye başladı.
Okul çıkışı İskender eve gittikten bir süre sonra akşam yemeği yedi. Daha sonra ise odasına gidip yattı.
O gün koridorda çarptığım hocanın, aslında sandığım kadar sıradan biri olmadığını henüz bilmeden uykuya daldım.
Bölüm etkileşimi
