10. bölüm / 10
YAMAN7. Bölüm
Bölümler 10Şu an: 7. Bölüm
Buğra her edebiyat dersinde olduğu gibi kafasını sıraya gömmüştü. Metin hocanın sesi sabah sabah Çin işkencesi gibi geliyordu. Oldum olası sevmezdi sözel dersleri, kıvırcık kafası bir tek matematiğe ve futbola çalışıyordu. Efsane Milan kadrosunu asla unutmazdı ama hangi şairin hangi türde ilk örnekleri verdiğini beş saniye aklında tutamıyordu. Yaman'la birlikte yazılım ya da makina mühendisliği okumak istiyorlardı. Sahi nerde bu çocuk, diye geçirdi aklından. Ecrin de yok, yoksa bunlar yine bir sokağın ortasında durup kavga mı ediyorlar acaba, diye düşündü.
Yaman'ı ilkokul birden beri tanıyordu. Hep aynı sınıfta olmuşlar, okul konusunda hiç ayrılmamışlardı. Sayısız kez Yaman'ın okul değiştirmesi gerektiğinde hep dostunun peşinden gitmişti. Zaten değiştirme sebeplerinin çoğunda ona suç ortaklığı ediyordu. Kendisi yaman kadar bıçkın sayılmasa da ondan aşağı kalır yanı yoktu. Kavga konusunda onun eline su dökemezdi belki ama ağzı iyi laf yapardı. Kıvırcık kafası zehir gibi çalışıyordu. Dayak yiyecekleri tüm kavgalardan onun bu sivri zekası ve düşük çenesi sayesinde kurtulmuşlardı.
Bir keresinde kız meselesi yüzünden başlarına büyük bir bela açılmıştı. Üstelik bu sefer hasımları liseli çocuklar da değildi. Yaman yine hovardalık etmiş ve okulun düzenlediği bir etkinlikte, Çanakkale gezisindeyken, tanıştığı Güzelbahçe'li bir kızla çıkmaya başlamıştı. Buluşmak için birkaç kez gittiği kızın mahallesinde oralı çocuklar kavga teklif edince pek de akıllıca olmayan bir karar alıp kabul etmişti. "Etmesem öldüreceklerdi beni olum, on tane ızbandut gibi façalı tip, mecburdum." diyerek kendini savunmuştu sonrasında olayı anlatırken.
Bunlar kavga günü Yaman'a telefon açınca Buğra allem edip kallem edip adamları kavgadan caydırmayı başarmıştı. Yetmezmiş gibi bir de dostluk buluşması yapmışlardı. Yaman'la beraber Güzelbahçe'ye gidip 7/24 açık kafelerden birinde sabaha kadar çocuklarla sohbet etmişlerdi. Onlar da sokağı ev bellemişti. Façalıydılar ama delikanlı çocuklardı. O gün Yaman tek başına Güzelbahçe'deyken temiz bir dayak yiyebilirdi ama bunu yapmamışlardı.
Buğra sokak konusunda Yaman kadar sevdalı değildi. Sıcak odasında anime izleyip kitap okumayı ve maç yorumlarını dinlemeyi daha çekici bulurdu. Edebiyat dersinden nefret etse de kitap okuma olayı onun için çok başka bir şeydi. Kurgusal karakterler ve evrenler dış dünyadan daha cazibeliydi. Birkaç kez yamana da bu zevklerini aşılamaya çalışsa da başarılı olamamıştı. Aslında kitap konusunda o kadar da kötü değildi. Buğra'nın verdiği birkaç kitabı okuyup beğenmişti hatrı için ama anime işine pek de sıcak baktığı söylenemezdi. Futbol konusunda herhangi bir girişimde bulunmasına gerek yoktu, erkek genleriyle otomatik olarak gelen bu özellik Yaman'da da vardı zaten.
Buğra, Yaman'ı en iyi anlayan insandı. Onun, kimselere göstermediği taraflarını biliyordu. Ne kadar kapalı kutu gibi gözükse de her insanın bir anahtarı vardı ve Yaman'ın anahtarı Buğra'nın ellerindeydi. Ortamın nabzını ölçmek için göz göze gelmeleri yeterdi; çoğu zaman başkalarıylayken anlaşabilmek için konuşmaya ihtiyaç duymazlardı bile.
Onu en iyi anlayan kişi olsa bile birini tam olarak anlamak mümkün değildi. Yaman'ın çok sessiz ve uzak kaldığı zamanlar olurdu. Buğra böyle zamanlarda dostunu kendi haline bırakır ve geri döneceği ana kadar sabırla beklerdi. Arkadaşının canını en çok sıkan şey çoğunlukla aile problemleriydi ve o bu konuda Buğra da dahil kimseyle konuşmazdı. Daha kendi içinde çözemediği bu sorunu başkasına anlatmamasını doğal buluyordu Buğra ve büyük bir tolerans gösteriyordu.
Buğra, aile konusuyla ilgili bir sorun yaşamıyordu. Annesi de babası da memur ve kendi halinde insanlardı. Hatta onun Yaman'la olan derin bağlarının arkasında bu 'kendi halindelik' durumunun getirdiği monotonluk yatıyordu. Hayat, devamlılık için iniş ve çıkışlara ihtiyaç duyardı ve Buğra bunları Yaman'ın dengesiz grafiğinde bulmuştu.
Metin hoca durmadan ders anlatmaya devam ederken Buğra dostu için iyice meraklandı. Çalışkan bir çocuk olmasa bile Yaman, okulu sever ve derlerinde devamsızlık yapmazdı. Ne zaman geç gelse başı mutlaka bir belada olurdu. Buğra uyuyamadığı için de ayriyetten gerginken bu merak onu iyice germişti ve bir an önce zilin çalmasını istiyordu. Kafasını kaldırıp sınıfın bozuk saatine bakarak zile kaç dakika kaldığını hesaplamaya çalıştı. Tam net bir zaman söylemek imkansızdı çünkü saat asla doğruyu göstermiyordu ama beş dakikadan az bir zaman kaldığına kanaat getirip biraz rahatladıktan sonra kafasını tekrar sıraya gömdü.
Dünden beri onun da canını sıkan bir durum vardı. Yaman'ın gelmesini o yüzden bekliyordu sabırsızlıkla. Oturup konuşmak ve bir şekilde bu beladan kurtulmak istiyordu. Okuldan bir kızın ifşa videolarını yaymıştı yine birileri ve bu kız Buğra'nın eski sevgilisi Buse'ydi. Daha önce de böyle bir durum olmuş ve Yaman'la beraber zor bela olayı kapatabilmişlerdi. Ama bu sefer işler çok daha ciddi gözüküyordu.
Yaman dün telefonda konuşurlarken olaya hiç sıcak bakmamıştı. Buse'nin adını bile duymak istemiyordu ve bu ifşa olayı ile ilgili tek bir şey yapmaya bile niyeti yoktu. Sadece sessizce durup beklemeyi ve okuldakiler konudan sıkılıp yeni bir dedikodu malzemesi bulana kadar sabretmeyi öneriyordu. Artık bu tarz işlerin içinde bulunmak ve başına yeni belalar almak istemiyordu.
Buğra ise konu eski sevgilisiyle ilgili olduğu için elinde olmadan geriliyordu. Herkesin, eskiden birlikte olduğu kızın başka bir erkekle olan ifşa videolarını izlediğini düşünmek çok rahatsız ediyordu onu. Üstelik dün sabah ona gelen tek gösterimlik videoya tıklayınca bunu istemeyerek de olsa kendisi de görmüştü. Buse yarı çıplak bir halde bir erkeğin kucağında gülerek bir şeyler anlatıyor sonra çocuğu öpmeye başlıyordu. Buğra videodakinin Buse olduğunu anladığında videoyu direkt kapatmış ve bir saniye bile izleyememişti. Mesaj Türkiye'ye ait olmayan bir numaradan gönderilmişti bu yüzden kimin gönderdiği anlaşılmıyordu.
İfşa olayı ilk olarak üç ay önce olmuştu ama bu kadar yayılmamıştı. Üstelik sadece ortada dolaşan fotoğraflar vardı. Yaman'la beraber fotoğraf ve konuşmalarla ilgili ekran görüntülerini yayan gruba ulaşıp olayı çok büyümeden çözmüşlerdi. Buğra tekrar aynı şeyleri yaşamak istemiyordu çünkü çeteyle girdikleri bir kavgada bıçaklanmaktan son anda kurtulmuştu. Bu sefer çok daha büyük bir şey olmasından korkuyordu.
Yaman ise artık kesinlikle uzak durmak istiyordu böyle şeylerden. Dünki konuşmadan sonra Buğra onun okula bilerek gelmediğini düşünmeye başladı.
Metin hoca uyuyanları uyarmak için ufak bir serzenişte bulundu.
"Evet, uyanamayan arkadaşlarımız teneffüste elini yüzünü yıkasın. Bir sonraki dersimizin konusu kesin sınavda çıkıyor haberiniz olsun."
Sözünü bitirince zil çaldı ve sınıfı büyük bir uğultu doldurdu. Metin hocanın sözlerini hiç umursamayan Buğra sıradan kalkıp hızlı adımlarla lavaboya gitti. Konuşkan biri olsa da kimseyle konuşmadı ve arkasından seslenen birkaç kişiyi duymazdan geldi. Sigara kokan lavabolara girip asma tavan panellerinin üzerine koyduğu telefonu çıkarıp Yaman'ı aradı. Karşıdan gelen ses dostuna ait değildi. Bir kız kesik kesik konuşurken burnunu çeke çeke ona kazayı anlattı. Konuşanın Ecrin olduğunu duyduğunda korkusu öfkeye dönüştü. Ondan nefret ediyordu.
_______________
Selamlaar ❤️
Daha uzun bölümler geliyor artık))
Bölümü nasıl buldunuz?
Buğra'yı sevdiniz mi?
Oylayıp yorum yapmayı unutmayın))
Instagram: @eyupdivit
_________________
Bölüm etkileşimi
