7. bölüm · YAMAN
4. Bölüm
Ecrin, uyanınca yine okula geç kaldığını anladı. Annesi sabah erkenden kalkıp tekstil atölyesine gittiği için onu uyandıracak bir şey kalmıyordu alarmlardan başka. Onları da uyku sersemiyken bir şekilde kapatıp biyolojik saatinin uygun gördüğü ana kadar uyuyordu. Bu artık bir rutin olmuştu onun için. Okuldaki öğretmenleriyle de arası iyi olduğu ve genelde sadece ilk dersi kaçırdığı için bu durum çoğu zaman bir sorun olmuyordu.
Bu sabah ikinci dersi de kaçıracak gibiydi. Hızla giyinip çantasını hazırlamaya başladı. Geceden hazırlamak gibi bir adeti yoktu, sekiz saat geç kalacağını bilse yine de sabah mahmur gözlerle yapardı bunu. Böyle bazı alışkanlıklarını asla değiştiremediği için bunlar birer prensipmiş gibi kendini kandırırdı. Oysa sadece tembelliğinin bir sonucuydu. “Ben sabahın köründe kahvaltı yapmam.” gibi bir prensibi vardı mesela ama bunun mantıklı herhangi bir sebebi yoktu, sadece okula yetişmeye çalışırken kahvaltıya ayıracak vakti kalmazdı. Bu yüzden okul kantininden alacağı bir tost ya da bir simitten ibaret, sağlıksız ve formalite bir kahvaltı yapardı.
Okulda makyaj yapan kızlara özellikle hocalar tarafından pek sıcak bakılmazdı. Kesin bir yasak olmamakla beraber, abartınca dersten çıkarılıp yüzlerini yıkamaya gönderilen kızlar olurdu bazen. Ecrinin öyle bir derdi yoktu, oldum olası sevmezdi makyaj yapmayı. Yine de özel günlerde cinsiyetlerinin bir gerekliliğiymiş gibi bütün hemcinsleri yaptığı için kendisi de birkaç fırça vururdu yüzüne. Ama o sabah bunun için ne bir sebep ne de yapabilecek güç bulabildi. Yüzünü bir yıkama köpüğüyle güzelce yıkayıp şeftali kokulu bir nemlendirici sürüp evden çıktı. O nemlendiricinin kokusuna bayılıyordu.
Evleri okula çok uzak değildi ama hızlı gitmesi gerektiği için ESHOT durağında 724’ün gelmesini bekledi. Durağın önünden geçenler bu gün şoförlerin grevde olduğu söyleyince hızlı adımlarla okulun yolunu tuttu. Böyle durumlarda otobüsler ya hiç gelmezdi ya da çok geç gelirdi. Normalde olsa yürümeyi çok severdi ama o an öyle bir an değildi. Söylenip adımlarını hızlandırdı.
Daha okula çok vardı. Eğer otobüs geçmezse ikinci dersi kesin kaçıracaktı. Yoldan vızır vızır arabalar geçiyordu. Bir an elini kaldırıp otostop çekmek istedi ama sabah sabah delinin birine çatarsa her şey daha da sarpa sarardı. Bu yüzden vazgeçip çantasından kulaklığını çıkarıp bir çalma listesi aramaya koyuldu. Bundan da vazgeçti, onu hızlı yürütecek bir şeylere ihtiyacı vardı. Hareketli parçaların olduğu bir listeyi oynatıp kulaklığını taktı. O sabah işler tersine gitmeye yemin etmişti sanki. Bir türlü telefona bağlayamıyordu kulaklığı. Sinirlenmeye başlamıştı. Birkaç kez kapatıp açınca sonunda müziğin sesini duydu. “Müzik olmadan insanlar nasıl uzun yollar yürüyebiliyor acaba?” diye düşündü. Bu onun için katlanılmaz bir şeydi.
Sadece yürürken değil, hayatının her anında müzik dinliyordu. Ders çalışırken, odasını toplarken, bazen annesine yardım olsun diye bulaşıkları yıkarken, yemek yaparken… İki ay önce biten ilişkisini atlatmaya çalışırken imdadına yine müzik koşmuştu. Saatlerce müzik dinleyip ders çalışıyor ve sıkılınca uyuyakalana kadar bir ders videosu açıp izliyordu. Müzik ve ders videoları beynini uyuşturuyordu adeta. Süreci atlatmaya yardımcı olmuşlardı ama çocuğu hala aklından çıkartamıyordu. İlk kez biriyle gelecek hayalleri kurmuştu ve bunun bir gençlik hevesi olmadığını düşünmüştü. Çocuğun yaptığı bütün hataları görmezden gelmiş ve aylar öncesinde bitmesi gereken bir ilişkiyi duyguları mantığına yenik düştüğü için devam ettirmişti. O çocuğa bağlanmıştı. Dengesiz hareketleri, sert mizacı, yakışıklı yüzü… Hoşlanılabilecek biriydi belki ama aşık olup bağlanmak için uygun biri değildi.
Beklenmedik anlarda yine ilişkisi geliyordu aklına. İlk zamanlar rüya gibiydi. Her şey çok güzeldi, her an çok güzeldi. Ama o çocuk sağlıklı ve uzun bir ilişki yapılabilecek biri değildi. Bazen günlerce ortadan kaybolur, geldiğinde yüzü yara bere içinde olurdu. Ne olduğunu anlatmaz “bir grupla kavga ettik, abartılacak bir şey yok.” diyerek geçiştirirdi. Ecrin onu çok seviyordu. Bu halleri bir yandan onu endişelendirse diğer yandan hoşuna gidiyordu. Gizemli ve herkese karşı sert olan bu çocuk onun yanındayken kedi gibi uysal oluyordu.
Ama bu uysallık zamanları bir süre sonra bitti. Çocuk yazın bir işe girip çalışmaya başlayınca ona hiç ilgi göstermez oldu. Ecrin o zamanlar çok acı çekmişti. Yaptığı her hareket görmezden geliniyordu. Aldığı hediyeleri yalandan bir teşekkürle geçiştiriyor ve herhangi bir karşılık vermiyordu. Arama ve mesajlarına saatler, bazen günler sonra dönüş yapıyordu. Bu süreç çok sancılıydı ve Ecrin ne kadar bitirmesi gerektiğini bilse de o rüya gibi zamanları aklına getirince bunu yapamıyordu. En sonunda kendisi büyük bir hata yaptı ve bu, belki de toparlama ihtimalli olan ilişkilerinin sonu oldu.
Şimdi okula yetişmesine beş dakikalık bir süre kalmışken tüm ilişkiyi yine gözden geçiriyor ve belki de doğrusunun bu olduğunu düşünüyordu ama bir tarafı da hala devam etseler ne olacağını hayal edip o çocuğu özlüyordu. Müzik son ses çalmaya devam ederken hemen yanında kopan yaygarayı başta fark etmedi. Birkaç kişi yolun karşısından onun olduğu tarafa koşunca kulaklığını çıkarıp arkasına baktı. Motoru tanıdı hemen. Bu sevgilisinin hayallerini kurduğu ve alırsa beraber bineceklerini söylediği motordu. Ama ne kadar istese de binememişti ve eski sevgilisi şimdi yerde kıvranarak inliyordu. Ecrin farkında olmadan bir çığlık attı.
“Yaman!”
_______________________________
Selamlaar ❤️
Bölümü nasıl buldunuz?
Ecrin'i sevdiniz mi?
Sizce Ecrin ve Yaman neden ayrılmıştır?
Oylayıp yorum yapmayı unutmayın))
Instagram: @eyupdivit
