6. bölüm / 10
YAMAN3. Bölüm
Bölümler 10Şu an: 3. Bölüm
______________________
Wattpad: eyupdivit
Instagram: @eyupdivit
______________________
Ufak çaplı bir nöbet geçirmişti. Yüz kasları gevşediğinde yüzünü tişörtle silip birkaç kez burnunu çekti. Apo’nun geleceği yoktu. Hiç bu kadar gecikmemişti. Olanları ona anlatıp içini dökmek istedi Yaman. Bunun ona iyi geleceğini düşünüyordu. Onlarca kez babasıyla girdiği tartışmalardan sonra garaja gelip Apo’yla dertleşimişti. Garaj gerçek anlamda onun ikinci evi gibiydi.
İçine gömüldüğü koltuktan kalkabilecek gücü bir türlü bulamıyordu kendinde. Bu koltuğu bile çok seviyordu. Sayısız kere üzerinde sabahlamıştı. Karabağlar’daki hiçbir yer ona bu kadar huzur vermiyordu. Hatta İzmir’in tamamı yağlı koltukla yarışamazdı bile. “Bıraksalar on yıl yatarım şurda, kimseye de ilişmem.” diye geçirdi içinden. “Ama bırakmıyorlar işte. Geçmişim bırakmıyor, insanlar bırakmıyor…”
Düşüncelerinden silkinip kucağındaki kaskı kafasına geçirerek motoruna bindi. Elini buz gibi metal gövdesinde gezdirdi. Bu bir alışkanlık olumuştu artık onda. Apo’dan görüp yapmaya başlamıştı. Apo ne zaman motora binse, atıyla bağ kurmak isteyen jokeyler gibi, elini metal gövdelerinde gezdirirdi bir süre. Yaman da kendi motorunu aldığından beri bu hareketi istemsizce yapar olmuştu.
Kontağı çevirip çalıştırdı motoru ve yerin hafifçe akmaya başladığını hissetti. Bu kalkış anındaki akışı çok severdi. Ama sevinç duyacak bir halde değildi. Hızlanıp okul yoluna düştü. O kadar gitmek istemiyordu ki tekerleklerin tersine dönmesini istiyordu. Son hız dönüyorlardı ne yazık ki varmayı hiç istemediği istikamete doğru. İlk kez kırmızı ışıklarda durmaya büyük bir özen gösterdi trafikte. Sabahın serin havası motor üzerindeyken buz kalıpları gibi çarpıyordu yüzüne. Bu hissi sevdiği için dayanabildiği kadar dayanıyor, kaskın önünü kapatmıyordu.
Motor sürerken hep dikkatli olurdu ama bu sabah çok dalgındı. Düşüncelerini toparlayamıyordu bir türlü. Dağınık bir odadaki nesneler gibiydi hepsi ve her şeyi görse de neyin nerde olduğunu kestiremiyordu sanki. Yüzeysel bir perspektifte kalmıştı, ne kadar zorlasa da derine inemiyordu. Hangi düşünceyi tutup hangisini atacağını belirleyen karar mekanizmaları çökmüştü. Şehir ve trafik motorun iki yanından akarken bir sanal gerçeklik oyununda gibi hissediyordu kendini. Gidonu çevirse en başa atacaktı sanki oyun onu. Gerçekten de böyle bir dürtü hissedince yavaşlayıp yol kenarında durdu. Kaskını çıkarıp dalgalı saçlarını düzeltti ve bir sigara yakıp içmeye başladı.
Dünki telefon konuşmasından beri hiçbir şey yemediğini hatırladı. Midesinde çiviler vardı sanki. Canı bir şeyler çekti ama ne olduğunu kestiremeyince yemek konusu üzerinde de çok duramadı. Düşünceler dağılıp gidiyorlardı bir anda. Yaz geceleri son gaz asfaltta giderken motorun farının önünde kısa bir an görünüp kaybolan sivri sinekler gibiydiler.
Son yudumu yutarcasına içine çekip izmariti deri çizmesinin tabanıyla ezdi. Tekrar motoruna binip ejderhasını seven bir eğitmen gibi metalik gövdesine otomatikleşen hareketlerle dokundu. Kontağı çevirip akan asfaltı izledi. Serin rüzgar nefesini kesene kadar gazladı. Kaskının önünü indirip yola odaklanırken “Kaza yapsam iyi olurdu aslında.” diye geçirdi bir an içinden. “En azından bir süre kafamı dinlerdim.” Ama bu düşüncelerden derhal sıyrılıp neler yapaması gerektiğini düşündü. Müdürle tartışsamıydı bunun için, sinirlerine hakim olup zor da olsa olanları mı kabullenseydi? Babasıyla ne yapacaktı peki? Dediklerini sineye mi çekseydi, eskiden olduğu gibi karşı mı koysaydı arsızca? Ayrıca müdürler kafalarına göre okul mu değiştirebiliyormuş?
Kafasında deli sorularla giderken sinyal vermeden şerit değiştiren Doblo’yu geç fark etti. Son anda elini gazdan çekip frenlere abanarak ani bir manevra yapsa da bunlar kazadan kurtulmasına yetmedi. Beyaz aracın arkasına çarptı motoruyla. Kask kameralarıyla çekilen kaza videolarında olduğu gibi döndü dünya birkaç kez, karardı sonra.
Bölüm etkileşimi
