5. bölüm / 10
YAMAN2. Bölüm
Bölümler 10Şu an: 2. Bölüm
Wattpad: eyupdivit
Instagram: @eyupdivit
Medya: Yaman'ın gitmeyi sevdiği garaj.
Bölüm müziği: Motive - Nereden
_______________________
Şimdi garajın önündeydi. Telefonu hala kapalıydı. Apo’nun gelmesini bekliyordu. Suratı kireç gibiydi ve üşümüştü. Yüzü alamadığı uykusu yüzünden şişse de keskin hatları hala belirgindi. Birkaç günlük sakalı onu daha da çekici gösteriyordu. Sert bir mizacı olsa da onu masum bir çocuk gibi gösteren tatlı bir gülümsemesi vardı. Ama bu sabah katı bir somurtkanlıktan başka bir ifade geçmiyordu suratından.
Yorgan gibi üzerine örttüğü deri ceketini giyip doğruldu. Koltuğa yayılarak oturdu. Kendini en rahat hissettiği yerdeydi. Bu garaj ona motorunu kazandıran yerdi. Hem bu yaz hem de geçen yaz okul açılana kadar Apo’nun yanında çalışmış, canı çıkana kadar ona yardım etmişti. Geceleri uyurken gözlerinin önüne söktüğü motor egzozları geliyordu. Tırnak dipleri kararmıştı. Yine de çok mutluydu. Sevdiği şeyi yapıyordu ve sevdiği şeyi almıştı.
Pes edip telefonunu açtı. Babasının ateş püsküren mesajlarının bildirimleri düştü hemen ekrana. Bir süre kastı külüstür cihaz. İsteksizce mesajları okudu. “Ne yapıp edip bu işin de üstesinden gelmeliyim” diye düşündü. “Kaçmanın bir manası yok, yüzleşmem gereken hatalar yaptım.”
Aslında o ana kadar hata yaptığını hiç düşünmemişti. Hep kendisi olmuştu, içinden geldiği gibi davranmış, rol yapmamıştı. Küçüklüğünden beri bununla savaşıyordu. Asla rahat duramazdı yerinde. Bir haksızlık olsa ilk o sesini çıkarırdı. Bir kavgada o öne atılırdı. Bu ona bir saygınlık kazandırmıştı en başından beri. Arkadaşları arasında ve mahallede çok seviliyordu. Esnaflarla arası iyiydi, teyzelerin işlerine koştururdu, sabahtan akşama kadar gezip tozar; gece çökünce eve giderdi. Sokaktaki sevgiyi dengelesin diye evde sevgisizliğe maruz kaldığını düşünüyordu. Babasıyla arası hiç iyi olmamıştı. Anesiyse sürekli yaptığı her harekette onu azarlardı. Neden geç geldin Kimdi yanındaki o kız, niye güzel bir kazak giymiyorsun üstüne, görüşme bir daha o çocuklarla… Yine de babasıyla kıyasladığında annesinin bu pimpirikli hallerini anlayabiliyordu. Anneydi sonuçta. Koruma iç güdüsü her şeyden ağır basardı.
Cesaretini toplayıp babasını aradı. Mesajda okuduklarını bir de kulaklarıyla duydu. Çivi gibi batıyordu sözleri… Yine telefonu kapatıp bir süre ortalıktan kaybolmak istedi ama yapamadı. Artık bir yetişkin olarak görüyordu kendini. Doğru kararlar almak, güzel şeyler başarmak ve kendini ispatlamak istiyordu. Motorunu aldığı gün evdeki o sessizliği düşündü. Onaylamasalar bile çocuklarının bir şey başarmış olmasının övüncünü yaşıyorlardı anneyle babası. Bunu bakışlarından ve hareketlerinden anlayabiliyordu. Hele o ilk gün okulun bahçesine park ettiği an… Bir buçuk ay geçmişti üstünden ama düşününce tüyleri diken diken oluyordu. Herkesin gözü üzerindeydi. Murat bey ısrarla o motoru okulun içine park edemeyeceğini söyleyip durmuş, defalarca güvenlikçilere dışarı attırmıştı ama o pes etmemişti. Bir kez daha Yaman olduğunu kanıtlamış ve Murat bey pes edene kadar motorunu her gün bahçeye bir şekilde sokmuştu. En sonunda okulun arka bahçesine park edebileceğini söylemişlerdi ona güvenlikçiler. Kendiyle ve yamanlığıyla bir kez daha gurur duymuştu.
“İntikam gerçekten de soğuk yenen bir yemek demek ki.” diye düşündü. “Murat efendi yaptı sonunda yapacağını.” Yüzü seğiriyordu. “Son zamanlarda bana neden hiç bulaşmıyor diyorum ben de ya, saf gibi. Adam kuruyormuş zaten oyununu. En azından içimde kalan şeyleri yapabilseydim.” Yazıcının tonerini okulun tüm duvarlarına sürdüğü günü hatırladı. Beş yüzer lira almışlardı tüm öğrencilerden ve adam akıllı bir kere bile çıktı çıkarmamıştı o makine. Bir gece açık bıraktığı camdan okula girip toneri çıkarmış, yere vurarak patlatmıştı. Başta Murat beyin odası olmak üzere, yettiği kadar okulun duvarlarına sürmüş, hayatında hiç olmadığı kadar keyifli hissetmişti. Herkes onun yaptığını bilse de kimse ispatlayamamıştı. Şimdi “Bunu herkesin önünde yapsaydım keşke.” diye düşündü. İşini doğru yapan öğretmenlerini çok seviyordu ama Murat bey öyle biri değildi.
Birazdan okula gideceğini ve vardığında onunda orda olmasını istediğini söyledi babası. “Eski okuluna…” diyerek yineleyip laf sokmayı da ihmal etmedi. Sesi çok sinirli gelse de hayal kırıklığına uğradığınıda hissedebiliyordu Yaman. Çok zoruna gitti. Telefon kapandığında dişleriyle çene kaslarındaki ağrının farkına yeni vardı. Yüzü hala seğiriyordu. Ağlama belirtilerini hissetti vücudunda. Bir tel örgüsü yutuyormuş gibi ağrıdı boğazı. Bu hissi uzun zamandır yaşamamıştı. Çene kaslarını daha da sıktı. Göz yaşları akmasın diye çok zorladı kendini ama Mondial’in görüntüsü bulanıklaşınca göz kapaklarını kapattı refleksle ve yanağından süzülüp pantolonuma düştü damlalar.
_____________________________
Merhabaa
Bölümü nasıl buldunuz?
Yaman'ı sevdiniz mi?
Beğenip yorum yapmayı unutmayın))
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere hoşçakalın)))
Bölüm etkileşimi
