10. bölüm · 📖 Weak Hero Class: Sessizliğin Ardında

📖 Weak Hero Class: Sessizliğin Ardında

Kim Seungmin

Weak Hero Class — Bölüm 9: Hedef
Hyo-man telefon ekranındaki mesajı birkaç saniye boyunca izledi.
Yüzündeki ifade değişmişti.
Si-eun bunu hemen fark etti.
Si-eun: "Ne oldu?"
Hyo-man telefonu cebine koydu.
Hyo-man: "Hiç."
Baku: "Yalan söylüyorsun."
Hyo-man cevap vermedi.
Si-eun elindeki telefonu ona doğru uzattı.
Si-eun: "Sen bize yardım ediyorsun. Onlar da seni tehdit ediyor."
Hyo-man şaşkınlıkla Si-eun'a baktı.
Hyo-man: "Nereden çıkardın?"
Si-eun: "Yüzünden."
Kısa bir sessizlik oldu.
Hyo-man iç çekti.
Hyo-man: "Baek-jin artık benim de hedef olduğumu söyledi."
Baku'nun ifadesi sertleşti.
Baku: "O zaman yalnız değilsin."
Hyo-man başını kaldırdı.
Hyo-man: "Bunu neden söylüyorsun?"
Baku: "Çünkü artık aynı şeyi arıyoruz."
Hyo-man: "Su-ho'yu."
Baku: "Evet."
Jun-tae de sessizce başını salladı.
Hyo-man ilk kez onlara biraz daha farklı baktı.
Sanki gerçekten aynı tarafta olup olmadıklarını anlamaya çalışıyordu.
Bu sırada Beom-seok, okulun arka kapısından içeri girdi.
Nefesini toparlamaya çalışıyordu.
Koridorun sonunda Baek-jin'i görünce durdu.
Baek-jin: "Nereye gidiyordun?"
Beom-seok: "Hiçbir yere."
Baek-jin: "Beni aptal yerine koyma."
Beom-seok sustu.
Baek-jin birkaç adım yaklaştı.
Baek-jin: "Hyo-man nerede?"
Beom-seok cevap vermedi.
Seong-je duvara yaslanmış onları izliyordu.
Seong-je: "Bence cevap vermeyecek."
Baek-jin başını çevirdi.
Baek-jin: "Sen sus."
Seong-je gülümsedi.
Seong-je: "Tamam."
Ama sustuğu hâlde yüzündeki gülümseme kaybolmadı.
Beom-seok sonunda konuştu.
Beom-seok: "Hyo-man onlarla."
Baek-jin'in bakışları sertleşti.
Baek-jin: "Kimlerle?"
Beom-seok: "Si-eun."
Bir sessizlik oldu.
Baek-jin: "Demek seçimlerini yaptı."
Beom-seok başını eğdi.
Beom-seok: "Belki de korktu."
Baek-jin ona baktı.
Baek-jin: "Korku, seçimleri değiştirmez."
Seong-je araya girdi.
Seong-je: "Peki ya Si-eun?"
Baek-jin ona döndü.
Seong-je: "Onu ne yapacağız?"
Baek-jin birkaç saniye düşündü.
Baek-jin: "Onu durdurmayacağız."
Seong-je'nin gülümsemesi biraz daha genişledi.
Seong-je: "Neden?"
Baek-jin: "Bırakın gerçeği bulduğunu sansın."
Akşam olmuştu.
Si-eun, Baku, Jun-tae ve Hyo-man küçük bir dükkânın önünde duruyordu.
Masada bulunan telefon hâlâ açıktı.
Si-eun mesajları tek tek inceliyordu.
Jun-tae: "Bir şey bulabildin mi?"
Si-eun: "Evet."
Herkes ona döndü.
Baku: "Ne?"
Si-eun ekrana dokundu.
Si-eun: "Bu telefon Su-ho'nun değil."
Baku şaşırdı.
Baku: "Nasıl yani?"
Si-eun: "Telefon onunmuş gibi bırakılmış. Ama mesajlar başka biri tarafından gönderilmiş."
Hyo-man başını kaldırdı.
Hyo-man: "Yani bizi buraya biri getirdi."
Si-eun: "Evet."
Baku: "Kim?"
Si-eun cevap vermedi.
Çünkü cevabı zaten tahmin ediyordu.
Si-eun: "Beom-seok."
Jun-tae'nin gözleri büyüdü.
Jun-tae: "Ama neden?"
Si-eun telefonu kapattı.
Si-eun: "Bunu öğrenmenin tek bir yolu var."
Baku: "Nereden başlayacağız?"
Si-eun ayağa kalktı.
Si-eun: "Okuldan."
Tam o anda Hyo-man'ın telefonu yeniden titredi.
Bu kez mesaj çok daha kısaydı:
"Yarın sabah. Çatı."
Hyo-man ekranı Si-eun'a gösterdi.
Si-eun mesajı okudu.
Sonra gözlerini kaldırdı.
Si-eun: "Yarın her şey değişecek."
Baku ayağa kalktı.
Baku: "O zaman yarını bekleriz."
Ama hiçbirinin bilmediği bir şey vardı.
Çatıda onları bekleyen kişi Hyo-man değildi.
Beom-seok'tu.