8. bölüm · 📖 Weak Hero Class: Sessizliğin Ardında
📖 Weak Hero Class: Sessizliğin Ardında
Weak Hero Class — Bölüm 7: Teklif
Eski spor salonunun içindeki hava bir anda ağırlaştı.
Baek-jin kapının önünde duruyordu. Seong-je ise birkaç adım arkasında, yüzünde alışılmış o sakin gülümsemeyle etrafı izliyordu.
Baku öne çıktı.
Baku: "Su-ho nerede?"
Baek-jin'in bakışları Baku'ya çevrildi.
Baek-jin: "Önce sakin ol."
Baku: "Sakin olmayacağım."
Si-eun Baku'nun önüne geçti.
Si-eun: "Ne istiyorsun?"
Baek-jin hafifçe gülümsedi.
Baek-jin: "Sonunda doğru soruyu sordun."
Si-eun'un gözleri daraldı.
Si-eun: "Su-ho'yu neden ortadan kaldırdınız?"
Seong-je araya girdi.
Seong-je: "Kimse onu ortadan kaldırmadı."
Baku: "O zaman nerede?"
Seong-je cevap vermek yerine omuz silkti.
Seong-je: "Bilmiyorum."
Baku'nun sabrı tükeniyordu.
Fakat Si-eun, Baek-jin'in yüzüne bakmaya devam etti.
Si-eun: "Biliyorsun."
Baek-jin birkaç saniye sessiz kaldı.
Baek-jin: "Su-ho'nun başına gelenlerden daha büyük bir mesele var."
Si-eun: "Ne?"
Baek-jin: "Sen."
Odadaki herkes sustu.
Si-eun'un ifadesi değişmedi.
Si-eun: "Benim ne işim var?"
Baek-jin: "Çünkü sen insanların zayıf noktalarını çok çabuk fark ediyorsun."
Si-eun: "Bunun senin için bir önemi yok."
Baek-jin: "Var."
Baek-jin bir adım yaklaştı.
Baek-jin: "Senin gibi biri kontrol edilemezse sorun çıkar."
Baku öfkeyle konuştu.
Baku: "Si-eun kimsenin kontrol edeceği biri değil."
Baek-jin ona baktı.
Baek-jin: "Bunu göreceğiz."
Koridorun dışında Hyo-man sessizce bekliyordu.
İçeriden gelen konuşmaları duyabiliyordu.
Bir süre sonra telefonuna mesaj geldi.
Baek-jin: "Git."
Hyo-man ekrana baktı.
Sonra spor salonunun kapısına baktı.
İçeride neler olduğunu merak ediyordu.
Ama bu kez kararını vermesi gerekiyordu.
Telefonunu cebine koydu ve uzaklaşmaya başladı.
Birkaç adım sonra durdu.
Hyo-man: "Lanet olsun..."
Geri döndü.
Spor salonunda Baek-jin hâlâ konuşuyordu.
Baek-jin: "Sana bir teklifim var, Si-eun."
Si-eun: "Dinliyorum."
Baek-jin: "Bu meseleden uzak dur."
Baku hemen karşı çıktı.
Baku: "Bunun teklif olduğunu mu sanıyorsun?"
Baek-jin cevap vermedi.
Gözlerini Si-eun'dan ayırmadı.
Baek-jin: "Su-ho'yu aramayı bırakırsanız bu konu burada biter."
Si-eun birkaç saniye düşündü.
Sonra yerdeki çatlak telefona baktı.
Ardından Baek-jin'e döndü.
Si-eun: "Hayır."
Seong-je'nin gülümsemesi genişledi.
Seong-je: "Biliyordum."
Baek-jin ise şaşırmamıştı.
Baek-jin: "O zaman seçim senin."
Si-eun başını hafifçe kaldırdı.
Si-eun: "Su-ho'yu bulacağım."
Baek-jin arkasını döndü.
Baek-jin: "Göreceğiz."
Tam kapıdan çıkacakken dışarıdan bir ses geldi.
Hyo-man: "Bekleyin."
Herkes ona döndü.
Hyo-man içeri girdi.
Baek-jin'in yüzündeki ifade ilk kez değişti.
Baek-jin: "Sana gitmeni söylemiştim."
Hyo-man başını salladı.
Hyo-man: "Biliyorum."
Baek-jin: "O zaman neden buradasın?"
Hyo-man bir an Si-eun'a, sonra Baku'ya baktı.
Hyo-man: "Çünkü bir şey söylemem gerekiyor."
Seong-je kaşını kaldırdı.
Seong-je: "Ne?"
Hyo-man derin bir nefes aldı.
Hyo-man: "Su-ho'nun nerede olduğunu biliyorum."
O anda herkes sustu.
Si-eun'un bakışları Hyo-man'a kilitlendi.
Si-eun: "Nerede?"
Hyo-man cevap vermeden önce Baek-jin'e baktı.
Hyo-man: "Ama bunu burada söyleyemem."
Baek-jin'in yüzü sertleşti.
Çünkü Hyo-man'ın artık ortada olmadığını anlamıştı.
Hyo-man: "Si-eun... benimle gel."
Ve ilk kez Hyo-man, açıkça bir taraf seçmiş gibi görünüyordu.
