3. bölüm · 📖 Weak Hero Class: Sessizliğin Ardında

📖 Weak Hero Class: Sessizliğin Ardında

Kim Seungmin

Weak Hero Class — Bölüm 2: İlk Çatlak
Öğle arasında koridorlar her zamankinden daha kalabalıktı.
Si-eun, Su-ho, Hyun-tak ve Jun-tae birlikte yemekhaneye doğru ilerliyordu. Su-ho her zamanki rahat tavrıyla konuşuyor, Hyun-tak arada ona cevap veriyordu.
Jun-tae ise daha sessizdi.
Si-eun birkaç adım önden yürüyordu.
Tam köşeyi döndüklerinde karşılarından Baku çıktı.
Su-ho'nun yüzünde hemen bir gülümseme oluştu.
Su-ho: "Baku."
Baku başını kaldırdı.
Baku: "Su-ho."
İkisi kısa bir süre birbirlerine baktı.
Baku: "Yemekhaneye mi?"
Su-ho: "Aynen."
Baku, Si-eun'a baktı.
Baku: "Sen de mi geliyorsun?"
Si-eun: "Mecbur kaldım."
Su-ho hemen araya girdi.
Su-ho: "Kendisi kabul etmiyor ama aslında benimle vakit geçirmekten hoşlanıyor."
Si-eun gözlerini kıstı.
Si-eun: "Yanlış."
Hyun-tak: "Bence doğru."
Si-eun ona döndü.
Si-eun: "Sen de mi?"
Hyun-tak gülerek ellerini kaldırdı.
Hyun-tak: "Ben karışmıyorum."
Baku hafifçe güldü.
Fakat o an koridorun diğer ucunda bir hareketlilik oldu.
Seong-je ortaya çıktı.
Yanında birkaç kişi vardı.
Adımları yavaş ama kendinden emindi.
Su-ho'nun yüzündeki gülümseme kayboldu.
Baku da ciddileşti.
Si-eun ise yalnızca Seong-je'ye baktı.
Seong-je birkaç metre uzakta durdu.
Seong-je: "Ne güzel. Hepiniz buradasınız."
Su-ho öne çıktı.
Su-ho: "Bir sorun mu var?"
Seong-je'nin yüzünde alaycı bir gülümseme belirdi.
Seong-je: "Neden sorun olsun?"
Su-ho: "O zaman yolumuzdan çekil."
Seong-je başını hafifçe eğdi.
Seong-je: "Sen hâlâ aynı şekilde konuşuyorsun."
Su-ho: "Sen de hâlâ fazla konuşuyorsun."
Ortamdaki hava bir anda gerildi.
Jun-tae istemsizce geri çekildi.
Baku ise olduğu yerde kaldı.
Si-eun, Seong-je'nin arkasına baktı.
Baek-jin orada değildi.
Bu önemliydi.
Çünkü Seong-je'nin tek başına ortaya çıkması tesadüf gibi görünmüyordu.
Si-eun: "Baek-jin nerede?"
Seong-je'nin gözleri Si-eun'a döndü.
Seong-je: "Merak mı ettin?"
Si-eun: "Hayır."
Seong-je: "O zaman neden sordun?"
Si-eun: "Çünkü sen tek başına karar veren biri değilsin."
Su-ho'nun kaşları hafifçe kalktı.
Seong-je birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra güldü.
Seong-je: "Sen gerçekten ilginçsin."
Si-eun cevap vermedi.
Seong-je yanlarından geçip giderken omzunu Su-ho'ya hafifçe çarptı.
Su-ho arkasından baktı.
Su-ho: "Bunun sonu iyi olmayacak."
Baku başını salladı.
Baku: "Zaten iyi başlamadı."
Si-eun ise hâlâ koridorun sonuna bakıyordu.
Çünkü Seong-je'nin arkasından yürüyen kişi az önce dikkatini çekmişti.
Hyo-man.
Hyo-man bir an Si-eun'la göz göze geldi.
Sonra bakışlarını kaçırıp Seong-je'nin peşinden devam etti.
Si-eun'un yüzündeki ifade değişmedi.
Ama aklında tek bir soru vardı:
Si-eun: "Hyo-man neyin peşinde?"
Su-ho ona baktı.
Su-ho: "Ne dedin?"
Si-eun çantasını düzeltti.
Si-eun: "Hiç."
Ve yürümeye devam etti.
Ancak hiçbiri farkında değildi.
Koridorun diğer tarafında Baek-jin sessizce onları izliyordu.
Ve bu kez bakışları doğrudan Si-eun'ın üzerindeydi.