10. bölüm / 35
🖤Üvey Kardeş🖤Bölüm 10 - Beklenmedik Bir Ziyaret
Bölümler 35Şu an: Bölüm 10 - Beklenmedik Bir Ziyaret
- 1 Bölüm 1 - Yeni Bir Başlangıç429 kelime
- 2 Bölüm 2 - Aynı Çatı Altında483 kelime
- 3 Bölüm 3 - Ev Kuralları337 kelime
- 4 Bölüm 4 - Yeni Ev Arkadaşı1.238 kelime
- 5 Bölüm 5 - Yeni Düzen779 kelime
- 6 Bölüm 6 - Alışmak1.957 kelime
- 7 Bölüm 7 - Plansız Bir Gün1.337 kelime
- 8 Bölüm 8 - Beklenmedik Karşılaşma1.424 kelime
- 9 Bölüm 9 - Pazar Sürprizi1.224 kelime
- 10 Bölüm 10 - Beklenmedik Bir Ziyaret1.294 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 Bölüm 11 - Küçük Bir Fark1.264 kelime
- 12 Bölüm 12 - Kontrolüm Altında Değil1.540 kelime
- 13 Bölüm 13 - Artık Benim Danışanımsın1.181 kelime
- 14 Bölüm 14 - Ben Sadece İzleyeceğim1.392 kelime
- 15 Bölüm 15 - Fark Etmeden1.223 kelime
- 16 Bölüm 16 - Aklımın Bir Köşesinde2.486 kelime
- 17 Bölüm 17 - Leon Kennedy'nin Ucuz Taklidi1.827 kelime
- 18 Bölüm 18 - Kalbimin Sakladığı Şey1.487 kelime
- 19 Bölüm 19 - Sadece Bana mı Böyle?1.617 kelime
- 20 Bölüm 20 - Bir Lakabın Başlangıcı1.546 kelime
- 21 Bölüm 21 - Leon'un Ada'sı1.486 kelime
- 22 Bölüm 22 - Bir Adım Daha Yakın1.652 kelime
- 23 Bölüm 23 - Bu Kadar Yaklaşmak Zorunda mısın?1.393 kelime
- 24 Bölüm 24 - Kucağında Uyuyakalan Ada1.990 kelime
- 25 Bölüm 25 - Bu Kez Kaçma, Ada1.614 kelime
- 26 Bölüm 26 - Doğru Hitap Yanlış Zaman1.461 kelime
- 27 Bölüm 27 - Bir Dakika Bile Normal Olamıyoruz1.686 kelime
- 28 Bölüm 28 - Yalnızca İkimiz1.909 kelime
- 29 Bölüm 29 - Her Zaman Güçlü Olmak Zorunda Değilsin1.592 kelime
- 30 Bölüm 30 - Kıskanmak Sana Yakışmıyor1.517 kelime
- 31 Bölüm 31 - Bir Şeylerden Şüpheleniyolar1.407 kelime
- 32 Bölüm 32 - O Kapıyı Kim Açtı!?1.167 kelime
- 33 Bölüm 33 - Artık Saklayamıyoruz1.794 kelime
- 34 Bölüm 34 - Bunu Bize Neden Söylemediniz?1.977 kelime
- 35 Bölüm 35 - Ev Dediğin, Yanında Kaldığın Yerdir2.023 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Pazartesi sabahı Quinn her zamanki gibi erkenden uyandı. Aşağı indiğinde mutfakta yalnızca Damon vardı. Babasının elindeki kahve kupasını tezgâha bırakıp telefonundan bir şeyler okuduğunu görünce sessizce yanına yaklaştı.
Quinn: Baba, yine işe gitmeden önce bütün şirketi telefondan yönetmeye mi çalışıyorsun?
Damon: Günaydın sana da, kızım.
Quinn: Günaydın. Soruma cevap vermedin.
Damon: Şirket kendi kendini yönetmiyor maalesef.
Quinn: Bence bir gün telefonunu kapatıp ortadan kaybolmalısın. Bakalım kaç kişi panikleyecek.
Damon: Sen benim yerime geçersen düşünebilirim.
Quinn: Yok, teşekkürler. Benim sorumluluğumda yeterince insan var.
Damon gülümseyerek başını kaldırdı.
Damon: Ethan bugün spor salonuna gelecekmiş. Dün babasıyla konuşmuşlar.
Quinn kahvesini hazırlarken omuz silkti.
Quinn: Güzel. Önce değerlendirmesini yaparım, sonra seviyesine uygun bir program hazırlarım. Bu kadar.
Damon: Ben sana yalnızca haber veriyorum. Adamın senden ders almak istediğini söylemedim.
Quinn: Baba, spor salonuna gelecekse zaten benimle görüşecek. İnsanlara antrenman yaptırıyorum, görücü usulü tanışma ayarlamıyorum.
Damon kahkaha attı.
Damon: Ben bir şey demedim ki!
Quinn: Daha demeden yüzünden anladım.
Tam o sırada Kennedy mutfağa girdi. Saçlarını gelişigüzel toplamıştı; üzerinde siyah bir pantolon ve sade, koyu renk bir üst vardı. Kahvesini almak için tezgâha yönelirken son cümleyi duymuştu.
Kennedy: Kiminle görücü usulü tanışıyoruz?
Quinn: Kimseyle. Babam insanları spor salonuna gönderip beni meşgul etmeye çalışıyor.
Damon: İftiraya uğruyorum kendi evimde.
Kennedy hafifçe güldü.
Kennedy: Henüz sabahın sekizi bile değil. Bence bu tartışmayı öğleden sonraya saklayın.
Quinn: Bak, seninle aynı fikirdeyim. Bunu not alacağım.
Kennedy: Çok duygulandım.
Quinn gülümseyerek kahvesini aldı. Kennedy'yle sabahları konuşmak artık eskisi kadar tuhaf gelmiyordu. Aralarında hâlâ aşılması gereken bir mesafe vardı ama sessizlikleri bile eskisi kadar gergin değildi.
Kahvaltıdan sonra Quinn spor çantasını alıp evden çıktı.
Spor salonu her zamanki gibi hareketliydi. Quinn içeri girdiğinde Mia resepsiyonda oturmuş, Raven ise bir müşteriye hareketin doğru formunu gösteriyordu.
Mia, Quinn'i görür görmez sırıttı.
Mia: Günaydın, patroniçe.
Quinn: Bu hitabı bir daha kullanırsan maaşından kesiyorum.
Mia: Ben maaş almıyorum.
Quinn: O zaman kahveni kesiyorum.
Mia: Bu bir tehdit. Raven, duyuyor musun? İş yerinde psikolojik baskı görüyorum.
Raven müşterisinin hareketini tamamlamasını bekleyip onlara döndü.
Raven: Hak etmişsindir.
Quinn: İşte bu yüzden seni seviyorum.
Raven: Beni sevdiğin için mi, Mia'yı susturduğum için mi?
Quinn: İkisi de.
Quinn dolabına eşyalarını bırakıp günün programını kontrol etti. Birkaç dakika sonra telefonuna yeni bir mesaj geldi. Numara kayıtlı değildi.
“Merhaba Quinn. Ben Ethan. Bugün için konuştuğumuz değerlendirmeye gelebilir miyim? Saat üç benim için uygun.”
Quinn kısa bir cevap yazdı.
“Merhaba, üç uygun. Geldiğinde resepsiyona adını vermen yeterli. Görüşürüz.”
Telefonunu cebine koyduğunda Mia çoktan yanına gelmişti.
Mia: Kim yazdı?
Quinn: Yeni bir danışan.
Mia: İsmi var mı bu danışanın?
Quinn: Var. Ethan.
Mia'nın yüzündeki ifade değişti.
Mia: Bir dakika. Dün bahsettiğin Ethan mı?
Quinn: Evet.
Raven da yanlarına geldi.
Raven: Damon'ın iş arkadaşının oğlu?
Quinn: Evet, Raven. Aynı Ethan. Başka Ethan tanımıyorum.
Mia: Çocuk daha ilk günden numaranı mı aldı?
Quinn: Değerlendirme ayarlamak için. Babamın numarasını mı verecektim?
Raven gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı.
Raven: Mia, bırak kızı işini yapsın.
Mia: Ben hiçbir şey demedim.
Quinn: Henüz.
İkisi de güldü. Quinn konuşmayı uzatmadan günün ilk antrenmanına geçti. Ethan'ın gelmesi onun için yalnızca yeni bir danışanla çalışmak demekti. En azından şimdilik.
Öğleden sonra saat üçte Ethan spor salonuna geldi. Üzerinde koyu renk bir tişört ve spor pantolonu vardı. Çevresine kısa bir bakış attıktan sonra Quinn'i gördü.
Ethan: Merhaba. Umarım geç kalmamışımdır.
Quinn: Tam zamanında geldin. Gel, önce birkaç şey konuşalım.
Quinn onu küçük değerlendirme alanına götürdü. Daha önce spor yapıp yapmadığını, herhangi bir sakatlık geçmişi bulunup bulunmadığını ve hedefinin ne olduğunu sordu. Ethan soruları ciddiyetle yanıtladı; arada bir şaka yapmayı da ihmal etmiyordu.
Ethan: Açık konuşayım, uzun zamandır spor yapmıyorum. İlk gün beni öldürmeyeceğine dair söz alabilir miyim?
Quinn: Bu, performansına bağlı.
Ethan: Harika. Geldiğim gibi tehdit edildim.
Quinn: Daha ısınmaya bile başlamadık. Şanslısın.
Ethan güldü.
Değerlendirme boyunca Quinn işine odaklandı. Ethan'ın hareketlerini gözlemledi, esnekliğini ve temel kuvvet seviyesini kontrol etti. Ardından ilk haftalarda uygulayacakları programı anlattı.
Quinn: İlk gün ağır çalışmayacağız. Önce vücudunun mevcut durumunu göreceğiz. Sonra programı yavaş yavaş artırırız. Düzenli gelirsen ilerleme kaydedersin.
Ethan: Düzenli gelme konusunda iyiyimdir.
Quinn: Bunu üç hafta sonra tekrar soracağım.
Ethan: Demek ki bana güvenmiyorsun.
Quinn: Henüz seni tanımıyorum. Bu ikisi farklı şeyler.
Ethan bir an durdu, sonra başını salladı.
Ethan: Haklısın.
Antrenman beklenenden daha iyi geçti. Ethan yorulmasına rağmen söylenip durmadı; Quinn'in talimatlarını dikkatle dinledi ve hareketleri doğru yapmaya çalıştı. Seansın sonunda su şişesini alıp bir süre dinlendi.
Ethan: Sanırım yarın merdivenlerden inerken seni hatırlayacağım.
Quinn: O zaman bugün işimi iyi yapmışım.
Ethan: Kendinle gurur duyuyorsun, değil mi?
Quinn: Biraz.
Ethan: En azından dürüstsün.
Quinn programın ilk haftasını açıkladı ve bir sonraki seans için gün belirlediler. Ethan teşekkür ederek ayrılırken Quinn çoktan sıradaki danışanının dosyasını açmıştı.
Ancak Ethan kapıya ulaşmadan önce arkasına dönüp seslendi.
Ethan: Quinn?
Quinn başını kaldırdı.
Quinn: Efendim?
Ethan: Buraya gelmeye karar verdiğim için pişman değilim. İlk gün için iyi bir başlangıç oldu.
Quinn: Güzel. Bir sonraki antrenmanda da aynı şeyi söyleyebilirsen daha çok sevinirim.
Ethan gülümseyerek elini kaldırdı ve çıktı.
Resepsiyonda bütün konuşmayı duymamış olan Mia, Quinn'in yanına sokuldu.
Mia: Bence senden memnun kaldı.
Quinn: Umarım. Danışanlarımın memnun kalması güzel bir şey.
Mia: Ben başka bir şeyden bahsediyordum.
Quinn: Ben de özellikle senin bahsettiğin şeyden bahsetmiyorum.
Raven uzaktan seslendi.
Raven: Quinn, şu dosyaya bakar mısın?
Quinn fırsatı kaçırmadı.
Quinn: İşim var. Dedikodu mesaisi bitti.
Mia arkasından seslendi ama Quinn çoktan diğer tarafa yürümüştü.
Akşam eve döndüğünde Quinn doğrudan mutfağa gitti. Kennedy mutfak adasının yanında oturmuş, tabletinden klinikteki randevularını kontrol ediyordu.
Kennedy: Günün nasıl geçti?
Quinn çantasını sandalyeye bıraktı.
Quinn: Yoğundu. Yeni bir danışanım vardı.
Kennedy: Dün gelen Ethan mı?
Quinn kısa bir an durup ona baktı.
Quinn: Evet. Babam söylemiş olmalı.
Kennedy: Akşam yemeğinde sordu. Nasıl geçti?
Quinn: İyi. Uzun zamandır spor yapmamış ama talimatları dinliyor. Devam ederse ilerler.
Kennedy başını sallayıp tabletini kapattı.
Kennedy: En azından işini ciddiye alıyor gibi.
Quinn: Şimdilik öyle.
Quinn buzdolabını açıp bir şeyler çıkarmaya başladı. Kennedy onu birkaç saniye izledikten sonra ayağa kalktı.
Kennedy: Yardım edeyim mi?
Quinn: Olur. Şu sebzeleri doğrayabilir misin?
Kennedy bıçağı aldı. Quinn de tezgâhın diğer tarafında akşam yemeğini hazırlamaya başladı. Birkaç dakika boyunca mutfakta yalnızca kesme tahtasının sesi duyuldu.
Sonra Kennedy, gözlerini sebzelerden ayırmadan konuştu.
Kennedy: Mia ve Raven, Ethan hakkında soru sordu mu?
Quinn şaşkınlıkla ona baktı.
Quinn: Nereden bildin?
Kennedy: Çünkü seni tanımaya başladım. İş arkadaşların yeni birini duyunca muhtemelen senden daha çok meraklanıyordur.
Quinn istemsizce güldü.
Quinn: Mia neredeyse danışan kabul formumu sorguya çevirecekti.
Kennedy: Neden?
Quinn: Çünkü kendisi bir insanın spor salonuna gelmesini sıradan bir olay olarak değerlendiremiyor.
Kennedy: Belki de sen sıradan davranmıyorsundur.
Quinn kaşını kaldırdı.
Quinn: Bu bir suçlama mı?
Kennedy: Henüz karar vermedim.
Quinn başını iki yana sallayıp gülümsedi.
Quinn: Seninle konuşurken insan kendini iş görüşmesinde hissediyor.
Kennedy: Demek ki sorularımı geliştirmem gerekiyor.
Quinn: Kesinlikle. Bir dahaki sefere CV de iste.
Kennedy bu kez gerçekten güldü. Quinn, onun kahkahasını duyunca kısa bir an durdu; Kennedy'nin genellikle kontrollü duran yüzünde böyle doğal bir ifade görmek hoşuna gitmişti.
Ama bunu dile getirmedi. Yemeği hazırlamaya devam etti.
Bir süre sonra Damon da mutfağa uğradı. Masanın hazırlanmasına yardım etti ve günlerinin nasıl geçtiğini sordu. Konu kısa sürede işten, hafta sonu planlarından ve evde eksik olan birkaç şeyden açıldı. Ethan'ın adı bir daha geçmedi.
Gece ilerlediğinde Quinn odasına çıktı. Telefonunu yatağının yanındaki komodine bırakırken yeni bir mesaj gördü.
Ethan: “Bugün için teşekkürler. Bir sonraki seans için sabırsızlanıyorum. Sanırım bu, hayatımda ilk kez spor salonuna isteyerek geleceğim anlamına geliyor.”
Quinn gülümsedi ve kısa bir cevap yazdı.
Quinn: “Bunu motivasyonunu kaybetmeden önce ekran görüntüsü olarak saklayacağım.”
Ethan: “Bana güvenmiyorsun.”
Quinn: “Üç hafta sonra konuşacağız.”
Telefonunu bıraktıktan sonra ışığı kapattı.
Aynı saatlerde, evin diğer ucundaki odasında Kennedy de ertesi günün programını hazırlıyordu. Quinn'in mutfakta anlattığı şakayı hatırlayınca kendi kendine gülümsedi. Sonra dikkatini yeniden tabletine verdi.
Henüz ortada kıskançlık denecek bir şey yoktu. Ethan yalnızca Quinn'in hayatına yeni girmiş biriydi; Kennedy'nin bunu neden önemsemesi gerektiğine dair bir sebebi de yoktu.
En azından Kennedy şimdilik böyle düşünüyordu.
Bölüm etkileşimi
