1. bölüm / 7
Umutlar ve YalanlarBölüm 1: Tesadüf
Bölümler 7Şu an: Bölüm 1: Tesadüf
- 1 Bölüm 1: Tesadüf370 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 Bölüm 2: Yanıltıcı Yansıma531 kelime
- 3 Bölüm 3: Sahte Kahraman470 kelime
- 4 Bölüm 4: Beklenmedik Suçlama608 kelime
- 5 Bölüm 5: Görünmeyen Yük1.308 kelime
- 6 Bölüm 6: Siyah Şemsiye595 kelime
- 7 Bölüm 7: Eksik Parça558 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hope, fırından yeni çıkmış, o taze ve iştah açıcı kokuyu etrafa yayan pastaları ve börekleri dikkatlice vitrine diziyordu. Tam o sırada arkasından duyduğu o tanıdık sesle hafifçe irkildi.
"Merhaba."
Hızla doğrulup tezgaha döndü ve yüzüne o sıcak, alışılmış gülümsemesini yerleştirerek, "Hoş geldiniz, nasıl yardımcı olabilirim?" dedi.
"Bana iki tane kurabiye verebilir misiniz?"
"Tabii ki."
Hope hızla bir kese kağıdı aldı ve maşayla dikkatlice seçtiği iki kurabiyeyi içine yerleştirdi. Paketi müşteriye uzatırken, "Buyurun, teşekkürler," dedi.
Müşteri ödemesini yaptıktan sonra hemen gitmek yerine duraksadı. O kısacık an boyunca doğrudan Hope'un gözlerinin içine baktı ve ardından sessizce arkasını dönüp dükkandan çıktı.
Bu gizemli çocuk, son bir haftadır Hope'un devamlı müşterisi olmuştu. Dağınık sarı saçları ve dikkat çekici mavi gözleriyle kesinlikle akılda kalıcı biriydi. Üstelik okul forması giymese de yaşları neredeyse aynı gibi duruyordu.
Yine yorucu geçen bir iş gününün ardından Hope önlüğünü çıkardı, üzerini değiştirdi ve çantasını omzuna astı. Arkaya doğru seslenerek, "Ben çıkıyorum!" dedi.
İçeriden çalışma arkadaşının sesi duyuldu: "Tamamdır Hope, iyi işti!"
Dükkandan çıkıp eve doğru yavaş adımlarla yürümeye başladığında, aklında ister istemez yine o yabancı vardı. Kendine engel olamıyor, onu düşünmekten kendini alamıyordu. Her gün aynı saatte gelmesinin ve gözlerini ondan ayırmadan o tuhaf şekilde bakmasının basit bir tesadüf olduğuna artık inanmıyordu.
Sonunda eve vardığında, kapıda onu ablası Violet karşıladı.
"Tatlım, gelmişsin," diyerek sımsıcak bir şekilde sarıldı kardeşine. "Yoruldun mu?" diye ekledi şefkatli bir sesle.
Aralarında yalnızca bir yaş olduğu için Violet ve Hope iki kız kardeşten çok en yakın arkadaş gibiydiler. Hope da kolları ablasına sıkıca doladı.
"Ben iyiyim," dedi usulca. Bir yandan da ablasının saçlarını okşuyordu. "Asıl sen nasıl oldun?"
Violet ona güven vermek istercesine hafifçe gülümsedi. "İyiyim, hiç merak etme."
Birbirlerinden yavaşça ayrıldıktan sonra Hope salona geçip anne ve babasının yanına oturdu. Evin içindeki o tanıdık, ağır hava hemen hissediliyordu. Ailenin durumu uzun zamandır hiç iyi değildi. Babası sürekli farklı işlere girip çıkıyor, hiçbir yerde kalıcı olamıyordu; annesi ise zaten hiç çalışmıyordu. Hope'un okuldan sonra koşa koşa pastaneye gidip yarı zamanlı çalışmasının asıl sebebi de bu çaresizlikti.
Ancak sırtındaki en büyük yük sadece ailenin geçim derdi değildi. Ablası Violet, ileri derece kalp yetmezliği hastasıydı. Hope'un o pastanede saatlerce yorulmadan ayakta kalmasının tek bir nedeni vardı: Ablasını hayatta tutacak o pahalı ameliyat için gereken parayı kuruş kuruş biriktirmek.
Bölüm etkileşimi
