5. bölüm · Tuval - Gerçek Ailem

2.Bölüm Aile ♣︎ Sayfa 1

Selma T.

Okurlarım uzun olmasına önem vererek yazdım bu 1.sayfayı.Umarım beğenirsiniz.Bu arada kitapta yer alan Mardin Devlet Hastanesi, Dna testi gibi bir testi yapmıyorlarmış yeni öğrendim.O yüzden Hastaneyi Mardin Eğitim Ve Araştırma hastanesi olarak değiştirdim,kusura bakmayın.
Keyifli okumalar...

Selma'nın dilinden...
Alarmın çalmasıyla güçlükle gözkapaklarımı araladım.Lanet olası telefonu bulup alarmı durdurdum.Saate baktım,7.30 idi.Başucumdaki komidine telefonu koydum.Derin sıkıntılı bir nefes çektim ciğerlerime.Uykumdan yavaş yavaş ayılıyordum.Göz kapaklarımı parmaklarımla ovuşturup yatar pozisyonundan kurtulup doğruldum.Perdeden süzülen güneşin ışığı,odamın duvarını sarı renge boyamıştı resmen.

Telefonu komidinden alıp arayan yada mesaj atan varmı diye kısaca baktım.Butik dükkanının grubundan kısa bir mesajın olduğunu gördüm.Mesajı atan Kenan bey idi.Okumaya başladım."Merhaba arkadaşlar butik dükkanımız 4 gün kapalı olacaktır.Yaşanan aile sorunlarından dolayı 4 gün kapatmayı tercih ettik.Kusura bakmayın.Maaşlarınızda herhangi bir aksaklık olmayacak.İyi günler."Boşuna sabahın köründe kalkmıştım.Anlaşılan baya yoğun zorlu bir dönemden geçiyordu Özarslan ailesi.Bugün saat 15.30'da Hastaneye kan vermek için gideceğim aklıma geldi.Offff bi bu eksikti cidden!Birden duraksadım.Bi dakika... Ben 16 Eylül 2003'te doğdum.Mardin Devlet Hastanesinde...Yoksa Fulya hanım o gün ölü gösterilen çocuğunu mu doğurdu!? Lan? Şoktan ağzım açık kalmıştı.Stresle sağ elimle saçlarımdan tuttum.Şaka mı? (Yazar:Günaydın canım benim maalesef şaka değil eheheeh) Kendime gelmek için yataktan kalkıp lavaboya elimi yüzümü yıkamak için gittim.Hızlıca yüzüme suyu çarptım biran kendime gelebilmek için.Lavabo taşına 2 elimle tutunup aynadan kendime baktım.Dağınık saçlarım ve morarmış göz altlarımı görünce kendimden korkup "Tövbe bismillah" dedim.Hızlıca saçımı düzgün toplayıp yüz bakım kremlerine,maskelerine odaklandım.Bir tane maske seçip yüzüme uyguladım.Ben bunları yaparken tabi kafamın içindeki düşünceler durmadı,düşünmeye devam etti.
Sanki onların çocukları olabilme ihtimalim %15 oranında artmıştı.Yok daha neler!Allah bilir o gün kaç tane bebek dünyaya geldi.Nerden onların çocukları olma ihtimalim artıyordu? Dedim içimden.Evet bu doğruydu.Daha nelerin olacağı belli değildi.Neden bukadar kasılıyorsam...

Hızlıca yüzümdeki maskeyi çıkartıp yüzümü tekrar yıkadım.Yüzüme krem sürüp daha fazla düşünmek istemediğim için lavabodan çıktım.Telefondan güzel bir şarkı seçip dinlemeye başladım. Daha sonra gardrobumdan kıyafetlere bakmaya başladım.Bugün hava güneşli ve sıcaktı.En iyisi beyaz kısa kollu tişört,altına fazla kalın olmayan gri eşofman giymeliydim.Hemen o kıyafetleri alıp üstüme geçirdim.Saçlarımı güzelce tarayıp arkadan at kuyruğu yaparak topladım.Yatağımı da dağınıklığını topladım.Geceliklerimi de katlayıp yatağın bi köşesine koydum.Başak burcu olarak cidden titizlikle kafayı bozmuş biriydim.Telefondan çalan şarkıyı durdurdum. Kahvaltılık malzemeler almak için montumu giydim.Anahtarımı,cüzdamı da yanıma aldım.Rastgele bi ayakkabı giyip evden çıktım.Hızlıca evin çaprazında bulunan markete girip akla gelen kahvaltılık malzemelerden elime aldığım sepete bir bir koymaya başladım.Hızlıca Alacaklarımı kasaya götürdüm,parasını da ödeyip eve konuşturdum.Eve gelip poşetlerin içindekilerini hemen buz dolabına yerleştirdim.Kıtlıktan çıkmış gibi fazlasıyla birkaç malzeme almıştım.Temizlik malzemesi bile vardı be! Hemen küçük bir kahvaltı hazırlamak için çay suyu koyup ocağın altını ateşledim. Bi kaç dakika kaynayan suyla birlikte çayı demleyip biraz daha kaynattım.Hızlıca kahvaltı tepsisine peynir,zeytin,bal,reçel,çikolata vs. koydum.Herşey tamdı fakat ekmek almayı unutmuştum.Üşendim vallahi gidip alamam diyerek çaydanlığı ve kahvaltı tepsisini mutfağın küçük masasına koyup yemeğimi yemeye başladım.Duvardaki saate kısa bir bakış attım.Saat 8.15 idi.Saat daha erkendi.Yatak odasına gidip telefonumla birlikte mutfağa geri döndüm.Hem yemek yiyip hemde telefonda takılarak karnımı doyurdum.Daha sonra mutfağı toplayıp dışarıya hem gezmek için hemde spor yapmak için hazırlanıp çıktım.Üstümde kadın sporcu atleti,altımda hafif bol eşofman vardı.Müzik listemden güzel bir parça açtım,kulaklığımı kulağıma takarak dinleyerek yaklaşık 2 saat boyunca dışarda biraz koşup,biraz yürüyüp biraz da parklarda sokaklarda oynayan çocukları izleyerek geçirdim.Kendi oturduğum semtimde tanıdığım bazı teyzelere,ablalara selam vermeyi ihmal etmedim tabi.
Tekrar eve döndüm.Saat 10.45 idi.Zaman hiç geçmek bilmiyordu.Üstümde kiri ve yorgunluğu atmak için kısa bir duş aldım.Temiz kıyafetler giyip sipariş üzerine bir deniz kenarı tuvali çizmeye başladım.Zaman kavramını yitirmiş resmime odaklanmış halde bilmem kaç saat masa başında tuval resmi yaparak geçirmiştim.Sonunda bitirip vernikleyerek uzaktan görünüşüne baktım.Hoş ve içinizi huzur kaplayan bir tuval olmuştu.Siparişi veren kişiye kısa bir mesaj halinde tuvalin bittiğini ve biraz sonra kargoya vereceğimi ilettim.Yorgunca masadan kalkıp Duvardaki saate baktım.Ne? 3 saat şu tuvali mi yapmaya çalıştım? Zor değildi ki... biraz fazla vakit geçirmişim tuvalin başında galiba.Her neyse diyerek kendime kahve yapıp oturma odasının balkonunda kahve eşliğinde kitap okudum.2 saatte vaktimi kitap okuyarak geçirmiştim.Şimdi saat 15.01 idi.Hastaneye yetişmeme 29 dakika kalmıştı.Hızlıca giyimdim. Duraktan halk otobüsüne binip hastane durağında indim.Hastaneye doğru stresli adımlar eşliğinde ilerledim.İçeriye girdiğimde hastanenin o buram buram ilaç kokusu ciğerlerime nüfus etti.İç girişte bulunan görevli personellere DNA testi için geldiğimi ve örnek kan vermeye geldiğimi söyledim.Beni 2.kat sağ taraftaki ilk kapı diyerek yönlendirdiler(Yazar notu:Katı odayı falan salladım bu arada).Hızlıca asansörle 2.kata çıkıp sağ taraftaki ilk odaya doğru adımladım.Ellerim stres ve heyecandan terlemişti.Ellerimi üstüme hafifçe silip kapıyı narin şekilde çaldım.İçerden gel sesi duyulduğunda kapıyı yavaşça araladım.Beni orta
Genişlikte,ferah bir doktor odası karşıladı.Tam karşıda masada genç ve esmer,beyaz önlük giymiş,doktor olduğunu düşündüğüm adam,Sağ taraf koltuklarda Kenan bey,Fulya hanım ve küçük bir kız vardı.Muhtemelen 13-14 yaşlarındaydı."Merhabalar" diyerek doktora selam verdim.Merhabalar,Selma Akça hanım değil mi?" dedi doktor olduğunu düşündüğüm adam."Evet efendim,benim."Dedim duygu barındırmayan bir sesle."Buyrun şöyle oturun.Ben Doktor Can Özarslan,hoşgeldiniz.Dilerseniz kan Almaya başlayalım." Dedi odadaki tüm herkese itaben.Ben sol tarafta doktorun masasına yakın bir köşeye oturdum.Onaylar şekilde kafa salladım.Karşı taraftan Kenan bey yorgun ve yaşının getirmiş olduğu yaşlı ses tonu ile tabi başlayalım diyerek doktoru yani oğlunu onayladı."Öyleyse ben görevli bir hemşire çağırıyorum,biraz bekmeniz gerekiyor." Dedi doktor Can Özarslan.Az çok aileyi biliyordum.4 çocuklarının olduğunu ne meslek yaptıklarını falan duymuşluğum vardı.Karşı tarafa kısa donuk bir şekilde baktım.Kenan beyin yorgun ve çökmüş görüntüsü,Fulya hanımın ağladığından dolayı şişmiş göz kapakları,kızarmış gözleri, morarmış göz altları,solmuş teni ile çok kötü görünüyordu.Ortalarında oturan küçük kız resmen kopyamdı.Ona baktığımda onun da bana baktığını gördüm.Aynı benim baktığım gibi,donuk ve hissiz... o da yorgun ve yıpranmış görünüyordu.Teni solmuştu.

Ayıp olmasın diyerek Kenan beye dönüp "merhaba efendim" dedim hafif kısık sesle.Yorgun bakışları beni bulmuş samimi bir gülümseme ile "merhaba kızım" demişti.Duraksayıp yüzüme biraz daha uzun bakıp tekrar konuştu." Seni sanki bir yerlerde görmüş gibiyim... hiç Özarslanlar butik dükkanına geldin mi kızım?" Diye sordu.Gülümsedim."Evet efendim.Orda çalışıyorum."Dedim.Fafif bir şaşkınlık peydah oldu suratında."Adın neydi kızım" dedi hemen sağında oturan,eşi Fulya hanım.Ona dönerek "Selma... Selma Akça efendim" dedim.Yorgun ve samimi bir şekilde "Memnun oldum yavrum.Bende Fulya Özarslan."eşini göstererek "Eşim Kenan Özarslan ve küçük kızım..." diyerek kızını gösterdi."Kızım Rale Özarslan." Diyerek cümlesini tamamladı."Memnun oldum efendim,az çok biliyorum sizi." Dedim samimice.Hafif gülüp kızının saçlarını okşamıştı.Kenan bey Doktoru göstererek "ve oğlumuz Can Özarslan," dedi bana itaben.Can beye dönüp "Memnun oldum" dedim samimi bir şekilde.O ise kafasıyla selamlamış gülümsemişti sadece.Dili yok galiba.Aman banane be sanki birdaha göreceğim yüzlerini dedim içimden.Önüme dönüp telefonumla ilgilendim.Odanın kapısı dakikalar sonra çaldı.Doktor Can bey gel diyerek kapıdaki kişiye seslendi.Gelen 2 tane biri kadın biri erkek hemşire idi."Hoşgeldiniz." Dedi hemşirelere karşı.Beni ve Kenan beyi işaret ederek "Kenan bey ve Selma hanımdan kan alalım lütfen." Dedi tekrar.Hemşireler Can beyi onaylayıp erkek hemşire Kenan beye,Kadın hemşire ise bana yöneldi."Kolunuzu açın lütfen hanfendi." Dedi kadın hemşire.Yavaşça sol kolumu açıp hemşireye uzattım."Kendinizi kasmayın lütfen olurmu?" Diye bir soru yöneltti."Peki" diyerek yanıtladım hemşireyi.Kolumun yukarısından bandajla sıkıca bağladı.Damarımı bulması için yumruğumu sıktım.Eklem bölgesinden damarın yerini bulup yavaşça iğnenin ucunu batırıp kanı şırınga içerisine aldı.İşi bittiğinde kan aldığı yere pamuğu koyup uzattığım kolu büktü."Geçmiş olsun" diyerek 2 hemşire odadan çıktı."Sonuçların çıkması neredeyse 1 saat 45 dakika sürebilir.Dilerseniz burda bekleyebilirsiniz,Yada hastane kafeteryasına da beklebilirsiniz."Dedi Doktor Can bey.Ben yavaşça ayaklandım."Peki ozaman 1 saat 45 dakika sonra görüşürüz..." dedim hafif kısık sesle ve kapıya yöneldim.

Odadan çıkıp bu katta bulunan küçük kafeteryaya girip kendime bir kahve aldım.Tekli masalardan birine geçip oturdum.Kahvemi yudumlarken yanımda Özarslanlar Ailesi belirdi.Ayıp olmasın diyerek ayağa kalktım."Kızım kusura bakma biraz oturup seninle konuşmak istiyoruz.Şuan müsaitmisin?" Dedi Kenan bey."Tabi buyrun şöyle oturalım" dedim 4 kişilik olan oturma yerini göstererek.Gidip oraya oturduk.Kenan bey tekrar konuşmaya başladı."Kızım az çok sende ne konuşacağımızı tahmin ediyorsundur.Neredeyse 1 haftadır burada kan veriyoruz..." deyip derin sıkıntılı bir çekti."Senin çocuğumuz olma ihtimalin var ve bizde şuan seni tanımak,seninde bizi tanımanı istiyoruz.Kim bilir belki evladımız çıkarsın.Bu durumu değerlendirmek istiyoruz kızım." Dedi ve yanında oturan karısına destek olmak için sırtını sıvazladı.Hafifçe gülümseyip konuşmaya başladım."Sizi anlıyorum kenan bey,Allah size bol sabır versin..." dedim.kısık sıkıntı dolu sesle Amin diyerek beni yanıtladı.Konuşmaya devam ettim."Haklısınız diyecek söz yok.Açıkçası bende stresliyim.Zaten az önce doktor odasında tanıştık ama ben yine de ne iş yaptığımı nerede oturduğumu size söyleyeyim isterseniz." Dedim.Onay bekleyen bir şekilde Kenan beye ve Fulya hanıma baktım."Tabi buyur kızım" diyerek beni yanıtladılar.Derin nefes alıp gülümseyerek anlatmaya başladım."Ben Selma Akça.yetimhanede büyüdüm, ailem yok.Mardinde doğup büyüdüm,bir öğrenci evinde kalıyorum.Kendi evim.Genelde Hem internetten tuval satıyorum hemde butik dükkanında çalışıyorum.Evli yada nişanlı değilim.Bukadar" deyip kocaman gülümsedim. İlk başta dediğim yetimhanede büyüdüm cümlesini duyduklarında şaşırmışlardı.Fulya hanımın gözleri dolmuştu.Çaktırmadan hafif öksürüp gülümsemeye çalışmıştı.Kızları rale şaşırmış hatta bana acıyan gözlerle bakıyordu şimdi.Bakma bana öyle dedim içimden raleye karşı.Bakmasındı.Alışmıştım ben ailemin olmamasına.sorun değildi.Kenan bey ise üzüldüğünü çaktırmamaya çalışıyordu ama insan sarrafı olmuştum artık,fark ediyordum.Daha sonra onlar da kendilerini tanıtmışlardı.Fulya hanım moda tasarımcısıymış,Kenan bey ise Özarslan şirketinin kurucusuymuş fakat En büyük oğlu olan Alparslan bey yönetiyormuş.Diğer 2.büyük oğulları askermiş.Bunu duyduğumda şaşırmış ve hatta gurur duymuştum.20 yaşlarımdayken MSÜ sınavına girmiş fakat 10 puan ile kaybetmiştim.Daha sonra diğer oğulları Can doktormuş.Bunu zaten doktor odasında söylemişlerdi.Son olarak Ailenin en küçük ferdi Rale ise 14 yaşında ortaöğretim 8.sınıf öğrencisiymiş.Birazcık daha onlarla sohbet edip gülüşerek vakit geçirmiştik. Daha sonra Kenan beye Can oğullarından dna testinin sonucunun açıklandığını söyleyen bir mesaj gelmişti.Hep birlikle ayaklayıp doktorun odasına gittik.Önde Kenan bey arkada Fulya hanım,yanında ben ve benim yanımda ise rale vardı.Pek konuşmamıştık ama tatlı bir kıza benziyordu.Yavaş adımlarla kapının önüne geldik.Kapıyı Kenan bey çaldı ve yavaşça içeriye girdi.Arkasından biz içeriye girdik.Herkes Önceki yerlerine oturup doktorun ağzından çıkacak kelimelere odaklandı."Tekrardan hoşgeldiniz.Dna sonuçları açıklandı.Şuan sonuçlar elimde..." diyerek elindeki zarfı salladı."Evet... bi başlarım." Diyerek yavaşça zarfı açtı.Kağıtta yazılan cümleleri okumaya başladı."Sayın Kenan Özarlan ve Sayın Selma Akça ile DNA testi sonucuna göre dnalarında %99.9 oranıyla uyumluluk vardır."Diyerek cümlesini şok olmuş bir şekilde tamamladı.Bi an algılarım donmuş "Anlayamadım?" Demiştim şokla.Bi dakika ben... Ben onların çocukları mıyım? Ne?!

Son...