31. bölüm · Tosmikim ve Ailesi

Kitabın 2. Sezonu: Elektrik Kız

Tosmikim Ahmet Özdin

Gün doğmuştur. Tosmikim mutfakta kahvaltı hazırlarken Mira Kayra’yı okula hazırlamaktadır. Kayra sinirli bir şekilde çantasını toparlar: Kayra: “Anne, yine Türkçe yazılısı mı? Sen bizim öğretmenimizsin, torpil yok mu yani?” Mira gülerek: “Hayır, torpil yok. Dersini çalışacaksın.” Tosmikim espri yapar: Tosmikim: “Oğlum, ben bile senin annenin testlerinden zor geçiyorum.” Çınar yazı masasının başında yeni senaryosunu yazarken Ayşe, sabah rutinini yapar. Mehmet hazırlanmış, çıkmaya hazırdır. Ayşe, telefonunu şarjdan çekerken birden kısa devre olur ve şiddetli bir elektrik akımı vücudundan geçer. O an gözleri mavi parlar, etrafındaki ampuller patlar. Mehmet korkuyla bağırır: Mehmet: “Anneee! Ne oluyor sana?!” Ayşe yere düşmez, aksine ayağa kalkar. Ellerinden kıvılcımlar çıkmaktadır. Çınar panikle Ayşe’ye koşar ama ona dokununca elektrik çarpılır. Çınar: “Ahh! Ayşe… sen…” Ayşe şaşkınlık içinde aynaya bakar, gözleri hâlâ elektrik mavisi ışıldamaktadır. Ayşe: “Ben… ben neye dönüştüm böyle?” Mehmet hemen telefonunu alır ve Kayra’yı arar. Mehmet: “Kayra! Anneme bir şey oldu… elektrik gibi oldu, güçleri var!” Kayra şaşkınlıkla: Kayra: “Ne?! Bekle, hemen geliyoruz!” Tosmikim ve Mira haberi alınca birbirlerine bakarlar. Mira: “Ben Kayra’yı okula bırakırım. Sen Çınarlara git. Orada sana ihtiyaç var.” Tosmikim: “Tamam. Buradaki tek kahraman ben değilim artık…” Tosmikim hızla arabaya atlayıp Çınarların evine doğru yola çıkar. Tosmikim geldiğinde evin ışıkları yanıp sönmektedir. Ayşe ellerinden kıvılcımlar çıkararak panikle yürümektedir. Tosmikim yaklaşır: Tosmikim: “Ayşe, sakin ol. Gücün seni değil, sen gücünü kontrol edeceksin.” Ayşe derin nefes alır, odaklanmaya çalışır. Ellerindeki kıvılcımları bir noktada toplar… ama yanlışlıkla televizyonu patlatır. Kayra gözleri büyümüş halde: Kayra: “Yenge-Teyze… çok havalısın… ama biraz da korkutucu.” Ayşe nefes nefese kalır: Ayşe: “Sanırım… artık farklı biriyim.” Çınar elini Ayşe’nin omzuna koyar: Çınar: “Farklısın, evet… ama belki de bu fark bizi kurtaracak.”