11. bölüm / 11
Teodensell dönüşüm8. BÖLÜM: GEÇMİŞİN GÖLGESİ VE KENETLENEN ELLER
Bölümler 11Şu an: 8. BÖLÜM: GEÇMİŞİN GÖLGESİ VE KENETLENEN ELLER
- 1 Karakter Tanıtımı172 kelime
- 2 1.BÖLÜM :"YENİ BAŞLANGIÇ"621 kelime
- 3 2. BÖLÜM: HAZIR MIYIZZ912 kelime
- 4 3. BÖLÜM: KANTİNDE RÜZGAR ESİYOR1.673 kelime
- 5 4. BÖLÜM: SAHNE IŞIKLARI VE SÜRPRİZ EŞLEŞMELER1.537 kelime
- 6 5. BÖLÜM: SPOR SALONUNDA REKABET VE KIVILCIMLAR1.156 kelime
- 7 Duyuruu24 kelime
- 8 Üzgünüm44 kelime
- 9 6. BÖLÜM: KISKAÇ VE SAVURULAN FIRTINA2.044 kelime
- 10 7. BÖLÜM: MÜDÜR ODASINDAKİ HESAPLAŞMA VE SESSİZ GECE1.765 kelime
- 11 8. BÖLÜM: GEÇMİŞİN GÖLGESİ VE KENETLENEN ELLER1.251 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
8. BÖLÜM: GEÇMİŞİN GÖLGESİ VE KENETLENEN ELLER
"Teodensell Dönüşüm"
(Deniz'in Anlatımıyla)
Sahildeki o ılık deniz rüzgarı bir anda buz kesmişti sanki. Babamın telefondaki ses tonu, Aras’ın kireç gibi olan yüzü ve Teoman’ın gözlerindeki o karanlık öfke...
"Müfettiş" kelimesi zihnimde yankılandıkça nefesim daralıyordu.
Eski okulda yaşadığımız o olay... Sırf Aras’ın başarısını kıskanan ve yönetimdeki tanıdıklarına güvenen o zengin züppelerinin üzerimize attığı haksız "kopya ve disiplin ihlali" iftirası... Biz sadece hakkımızı aramıştık ama suçlu ilan edilen yine biz olmuştuk.
Buraya sırf o zehirli atmosferden kaçmak, temiz bir sayfa açmak için gelmiştik.
Şimdi ise o leke arkamızdan koşup buradaki hayatımıza da yapışmaya çalışıyordu.
Aras elindeki çizim çantasını yere bıraktı, elleri titriyordu. "Yine mi Deniz?" dedi sesi kırılgan bir fısıltıyla. "Yine aynı şeyi mi yapacaklar? Bizi burada da mı rahat bırakmayacaklar?"
Leyla hemen Aras’ın yanına geçti, bükülen parmaklarını tuttu. "Aras, sakin ol n'olursun. Ne olduğunu bilmiyoruz bile henüz."
"Neyi bilmeyeceğiz Leyla?" dedi Aras acıyla gülerek. "O okuldaki o iki tip var ya... Sırf babaları torpilli diye bizim hayatımızı kararttılar. Şimdi bursumuzu, tiyatromuzu, her şeyimizi yakmak için müfettiş yolluyorlar!"
Teoman öne doğru bir adım attı. Üzerimdeki deri ceketini hafifçe düzeltip Aras’ın omzuna elini koydu. O odun, mesafeli Aras bile Teoman’ın bu hamlesiyle duraksadı.
"Aras, bana bak," dedi Teoman Akkaya. Sesi o kadar kendinden emin ve sertti ki sahildeki rüzgar bile sustu sanki. "Burası senin eski okulun değil. Burada ben varım, Kutay var, Deniz var. O müfettişler buraya girerse, gerçeği öğrenmeden tek bir adım atamazlar. Kimse sizin hayatınızı yakamaz."
Kutay da Ezgi’nin yanından doğrulup geldi. "Aynen öyle Aras. Teoman haklı. Bizim okulun müdürü biraz pısırıktır ama öyle kafasına göre kimse gelip öğrencimize çamur atamaz. Arkanızdayız."
Gözlerim dolmuştu ama çaktırmamaya çalışarak burnumu çektim. Teoman’a baktım. Birkaç gün önce koridorda kapıştığım, ukala dediğim adam şimdi bizim için bir kale gibi duruyordu.
"Sağ olun çocuklarr," dedim sesimi toparlayarak. "Ama önce eve gitmemiz lazım. Babamlar evde kriz geçiriyordur şimdi."
Teoman bana döndü. "Seni ben bırakıyorum."
"Gerek yok Teoman, Aras’la yürürüz..."
"Tartışma Deniz Kızı," dedi Teoman, gözlerimin içine bakarak. "Gece saat 10.30. Bu kafayla yalnız yürütmem sizi. Kutay, sen Aras’la kızları bırak. Ben Deniz’leyim."
Aras başıyla onayladı. Leyla ve Ezgi ile vedalaştık. Teoman’ın motoruna doğru yürürken adımlarım ağırlaşmıştı.
(Teoman'ın Anlatımıyla)
Kaskı Deniz’e uzattım. Kafasına geçirirken elleri titriyordu, kaskın klipsini bir türlü takamadı.
"Ver ben yapayım," dedim yavaşça.
Elini çekip yüzüme baktı. Çene altındaki klipsi takarken parmaklarım tenine değdi. Gözlerindeki o korkuyu ve kırgınlığı görebiliyordum. O gururlu, sahada fırtınalar estiren Deniz Kızı gitmiş, yerine haksızlığa uğramış bir çocuk gelmişti sanki. Bu durum içimde garip bir koruma içgüdüsü tetikliyordu.
"Bana bak," dedim yüzüne biraz daha yaklaşarak. "O müfettişler her neyse... Ne olursa olsun yanındayım. Tamam mı?"
Deniz hafifçe yutkundu, başını salladı. "Tamam."
Motora bindi, kollarını belime doladı. O an içimdeki bütün öfke yerini tatlı bir sıcaklığa bıraktı. Motoru çalıştırıp sahil yolundan eve doğru sürdüm. Deniz arkamda bana öyle sıkı sarılmıştı ki, sanki düşmekten değil de dünyadan kaçmak ister gibiydi.
Evinin önüne geldiğimizde motoru durdurdum. Kaskı çıkardı, saçları omuzlarına döküldü.
"Ceket..." dedi çıkarmaya çalışarak.
"Sende kalsın dedim ya," diye kestim lafını. "Yarın sabah okulda verirsin. Hem bu gece sana yoldaşlık etsin."
Hafifçe gülümsedı. O hüzünlü gülümseme bile dünyaya bedeldi. "Teşekkür ederim Teoman Akkaya. Her şey için."
"Sabah 08.00’de kapındayım. Birlikte gireceğiz o okula," dedim net bir şekilde.
"Tamam," dedi ve bahçe kapısından içeri girdi.
(Deniz'in Anlatımıyla)
Sabahın ilk ışıklarıyla gözlerimi açtım. Zaten neredeyse hiç uyuyamamıştım. Babam ve annemle gece boyu konuşmuştuk. Eski okul müdürü, bizim burslarımızın iptal edilmesi ve disiplin cezamızın sicilimize işlenmesi için bakanlığa şikayette bulunmuştu. Yarınki müfettiş incelemesi geleceğimizi belirleyecekti.
Üzerimi hızlıca giyindim. Teoman’ın deri ceketini tekrar üzerime geçirdim. Aynada kendime baktım: "Yılmak yok Deniz. Sen suçsuzsun."
Tam 07.55'te kapının önündeydim. Teoman motorun üstünde duvara yaslanmış, elindeki kahve bardağıyla beni bekliyordu. Beni görünce doğruldu, sırıttı.
"Tam zamanında Deniz Kızı. Aferin."
"Alışkanlık yapmasın," dedim hafifçe gülerek.
Okul kapısından içeri girdiğimizde ortam tam anlamıyla buz gibiydi. Bahçede öğrenciler gruplar halinde fısıldaşıyordu. Müdürün odasının bulunduğu koridorda ise iki tane takım elbiseli, elde çantalı adam yürüyordu.
Müfettişler gelmişti.
Aras, Leyla, Ezgi ve Kutay ana koridorda bizi bekliyordu. Aras’ın gözlerinin altı morarmıştı, o da uyumamıştı belli ki.
"Geldiler," dedi Aras alçak sesle. "İlk bizi çağıracaklarmış."
"Korkmak yok Aras," dedim elini sıkarak.
O sırada koridorun sonundan Sıla belirdi. Yüzünde o iğrenç, zafer kazanmış tebessümle bize doğru yürüyordu. Yanımıza kadar geldi.
"Ooo, dünün şampiyonları bugün disiplin yolcusu galiba?" dedi Sıla alayla. "Eski okulunuzda ne haltlar karıştırdığınız ortaya çıkınca Teoman da seni koruyabilecek mi bakalım Deniz?"
Teoman bir adım öne çıktı. Sıla’nın tepesinde bitti resmen. "Sıla, kapa çeneni. Yoksa dün kostüm odasındaki kamera kayıtlarını müfettişlere ben sunarım. Bakalım senin sicilin ne hale geliyor."
Sıla’nın suratı bir anda bozuldu ama çaktırmamaya çalışarak arkasını dönüp gitti.
Tam o sırada müdür odasının kapısı açıldı. Kat görevlisi öğretmen bize seslendi: "Deniz Yılmaz ve Aras Soydan... İçeri girin."
Derin bir nefes aldım. Aras’a baktım. "Hazır mısın?"
"Hazırım," dedi Aras.
İçeri girdiğimizde iki müfettiş masada oturuyordu. Masanın üzerinde eski okulumuzdan gelen kalın bir dosya vardı. Müdür Bey kenarda huzursuzca kıvranıyordu.
Müfettişlerden kıdemli olanı gözlüklerini düzeltti. "Evet gençler... Hakkınızdaki iddialar oldukça ciddi. Eski okulunuzdaki sınav sorularının çalınması ve öğretmenlere saygısızlık olayında adınız geçiyor. Bu durum bursunuzun iptaline ve okuldan uzaklaştırılmanıza sebep olabilir."
"Efendim," dedim öne çıkarak. "Biz o sınav sorularını çalmadık! Olay günü kütüphanedeydik. Bizim yerimize soruları çalan kişiler okul sahibinin oğluydu ve suçu bizim üzerimize attılar!"
Müfettiş soğuk bir sesle yanıtladı: "Bunu kanıtlayacak bir belgeniz ya da şahidiniz var mı Deniz Hanım? Çünkü eski okul müdürünüzün imzalı beyanı var."
Aras başını eğdi. Kanıtımız yoktu. O gün kütüphane kamera kayıtları silinmişti. Tam her şey bitti, bursumuz yanacak derken...
Müdür odasının kapısı PAT diye açıldı!
İçeriye Teoman Akkaya, Kutay ve hiç beklemediğimiz biri girdi: Okulun Tarih Öğretmeni ve aynı zamanda eski okulumuzun eski rehber öğretmeni olan Selim Hocamız!
Müfettişler şaşkınlıkla ayağa kalktı. "Siz de kimsiniz? Görüşmeyi bölüyorsunuz!"
Selim Hoca elindeki flaş belleği masaya koydu. "Ben bu çocukların eski okulundaki rehber öğretmeniyim efendim. Ve o gün silindiği iddia edilen kütüphane kamera kayıtlarının yedekleri bende mevcut."
Odadaki herkes donukaldı. Aras’la göz göze geldik, inanamıyorduk!
Teoman öne çıktı, müfettişlere baktı. "Ayrıca efendim... O gün sınav sorularının çalındığı saatte Deniz ve Aras’ın kütüphanede olduğunu doğrulayan 15 öğrencinin imzalı dilekçesi de burada." Teoman elindeki kâğıtları masaya bıraktı.
Müfettişler şaşkınlıkla belgeleri incelemeye başladı. Flaş bellek bilgisayara takıldı. Ekranda o günkü görüntüler belirdi: Aras ve ben kütüphanede ders çalışıyorduk, soruları çalanlar ise tamamen başkasıydı!
Kıdemli müfettiş derin bir nefes aldı. Gözlüklerini çıkardı. "Bu belgeler her şeyi değiştirir. Çocuklar... Siz tamamen aklanmış bulunuyorsunuz. Eski okul yönetimi hakkında da soruşturma başlatılacaktır."
O an salonda sessiz bir patlama yaşandı! Aras’la birbirimize sarıldık. Yabancı bir okulda, hiç beklemediğimiz insanlar sayesinde aklanmıştık!
Müdür odasından çıktığımızda Leyla ve Ezgi çığlık atarak boynumuza sarıldı.
"Kurtulduk kızım! Kurtulduk!" diye bağırdı Ezgi.
Aras, Selim Hocaya sarıldı. "Hocam... Nasıl?"
"Teoman dün gece beni aradı Aras," dedi Selim Hoca tebessüm ederek. "Bütün gece o eski kayıtları aradım buldum. Bu çocukların hakkını yedirmem dedi."
Aras başını çevirip Teoman’a baktı. İki delikanlı birbirine baktı ve bu sefer Aras hiç tereddüt etmeden Teoman’a sarıldı. "Sana borçlandım Akkaya."
"Borç morç yok," dedi Teoman gülerek. "Biz bir ekibiz artık."
Herkes neşeyle bahçeye doğru yürürken Teoman yanımda kaldı. Omuzlarımdaki ceketini düzeltti.
"Eee Deniz Kızı?" dedi o meşhur sırıtışıyla. "Fırtına dindi mi?"
Gözlerimin içine bakan bu adama baktım. Ukala, gıcık, kendinden emin... Ama bir o kadar da gözü pek ve güvenilir.
"Fırtına dinmedi Teoman," dedim yüzümde kocaman bir gülümsemeyle. "Fırtına sadece yön değiştirdi. Ve galiba... Ben bu fırtınayı çok sevdim."
Teoman elini uzattı. Bu sefer gizlice değil, tüm okulun gözü önünde elimi tuttu. Parmaklarımızı birbirine kenetledi.
"O zaman tiyatro provasına gidiyoruz Juliet Hanım. Sahne bizi bekler..."
Yorum yapmayı ve desteklemeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz
İyi haftasonlarrr
