6. bölüm / 11
Teodensell dönüşüm5. BÖLÜM: SPOR SALONUNDA REKABET VE KIVILCIMLAR
Bölümler 11Şu an: 5. BÖLÜM: SPOR SALONUNDA REKABET VE KIVILCIMLAR
- 1 Karakter Tanıtımı172 kelime
- 2 1.BÖLÜM :"YENİ BAŞLANGIÇ"621 kelime
- 3 2. BÖLÜM: HAZIR MIYIZZ912 kelime
- 4 3. BÖLÜM: KANTİNDE RÜZGAR ESİYOR1.673 kelime
- 5 4. BÖLÜM: SAHNE IŞIKLARI VE SÜRPRİZ EŞLEŞMELER1.537 kelime
- 6 5. BÖLÜM: SPOR SALONUNDA REKABET VE KIVILCIMLAR1.156 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 Duyuruu24 kelime
- 8 Üzgünüm44 kelime
- 9 6. BÖLÜM: KISKAÇ VE SAVURULAN FIRTINA2.044 kelime
- 10 7. BÖLÜM: MÜDÜR ODASINDAKİ HESAPLAŞMA VE SESSİZ GECE1.765 kelime
- 11 8. BÖLÜM: GEÇMİŞİN GÖLGESİ VE KENETLENEN ELLER1.251 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
5. BÖLÜM:
"Teodensell Dönüşüm"
(Deniz'in Anlatımıyla)
Kütüphanedeki o gergin ama bir o kadar da garip geçen ilk tiyatro provamızın ertesi günü, sabahın ilk dersi Beden Eğitimi’ydi.
Dün akşam kafamda Teoman’ın söylediği replikler ve gözlerimin içine bakarak attığı o alaycı bakışlar dönüp durmuştu.
Ama bugün odağımı tamamen değiştirmek zorundaydım.
Spor salonu benim kendimi en rahat, en güçlü hissettiğim yerlerden biriydi ve kimsenin bunu bozmasına izin vermeyecektim.
Soyunma odasında lacivert spor taytımı ve üzerime oturan tişörtümü giydikten sonra saçlarımı sıkı bir atkuyruğu yaptım.
Leyla ve Ezgi de hazırlanmışlardı. Ezgi tam bir voleybolcu edasıyla dizliklerini düzeltirken, Leyla saçlarını bantla topluyordu.
"Kızlar, duyduğuma göre Kadir Hoca bugün karma maç yaptıracakmış," dedi Ezgi gözleri parlayarak. "Eğer voleybol oynarsak karşı takımı darmadağın ederiz, benden söylemesi!"
"Yeter ki Sıla ile aynı takımda olmayayım, gerisi hallolur," dedim gülerek.
Hep birlikte spor salonuna geçtiğimizde erkeklerin çoktan parkede ısınma turları attığını gördük.
Aras, elindeki basketbol topunu sektirip potaya doğru turnike atıyordu.
Leyla salonun kenarından Aras’ın o estetik hareketini izlerken yüzünde kocamank bir tebessüm belirdi.
Aras topu fileden geçirip arkasını döndüğünde doğrudan Leyla ile göz göze geldi.
Leyla hafifçe el sallayınca Aras’ın o her zamanki ciddi ve sert yüz ifadesi bir anda yumuşadı, başıyla tatlı bir selam verdi.
Öte tarafta ise Kutay, salonun köşesindeki minderlerin üzerine oturmuş bilekliklerini bağlıyordu.
Ezgi hiç vakit kaybetmeden elindeki voleybol topunu Kutay’ın tam önüne doğru sektirdi.
"Kutay! Oturmaya mı geldin yoksa sahada esip gürlemeye mi?" dedi Ezgi muzip bir gülüşle.
Kutay başını kaldırıp Ezgi’ye baktı. Yüzündeki o sakin ifade bozulmadı ama gözlerinde tatlı bir meydan okuma belirdi.
"Ben enerjimi maça saklıyorum Ezgi. Senin gibi ilk dakikadan yorulmak istemem."
Ezgi ellerini kalçasına koyup sahte bir öfkeyle güldü. "Görürüz kim yoruluyor! Karşı takıma düşersen paslarımı yüzüne yerleştiririm, haberin olsun!"
Kutay hafifçe sırıttı. "Dört gözle bekliyorum."
O sırada salona elindeki gürültülü düdüğüyle Kadir Hoca girdi. Düdüğünü öttürdüğü an salondaki tüm uğultu kesildi ve herkes orta çizgide sıraya dizildi.
"Evet gençler!" dedi Kadir Hoca, çatık kaşları ama sevecen sesiyle.
"Bugün çift kale voleybol maçı yapacağız! Ama öyle rastgele takım kurulmak yok. Takım kaptanlarını ben seçiyorum. Birinci kaptan: Deniz! İkinci kaptan: Teoman!"
Duyduğum isimle başımı hızla sağ tarafa çevirdim.
Sıranın en sonunda, siyah spor üstü ve rahat duruşuyla duran Teoman doğrudan bana bakıyordu. Dudaklarında yine o meşhur, meydan okuyan gülümsemesi vardı.
"Hocam," dedim öne bir adım atarak. "Başka bir kaptan seçsek daha iyi olmaz mıydı?"
Kadir Hoca düdüğünü parmağında çevirdi.
"İtiraz istemiyorum Deniz! Eski okulundaki voleybol başarılarını biliyorum. Teoman da okulumuzun kulüp kaptanı. İki güçlü lider, iki güçlü takım! Şimdi oyuncularınızı seçin bakalım."
Teoman adımlarını öne doğru attı, aramızdaki mesafeyi kapatıp tam karşımda durdu. "Seçim hakkı sende Deniz Kızı. İlk adamını seç bakalım."
Gözlerimi devirerek ilk seçimimi yaptım. "Ezgi."
Ezgi hemen yanıma gelip elimi sıktı. Teoman ise hiç düşünmeden karşılık verdi: "Kutay."
Seçimler sırayla devam etti. Ben Aras ve Leyla’yı takımıma aldım. Teoman ise Kutay’ın yanına Sıla’yı ve sınıftan iki kişiyi daha dahil etti.
Sıla, benim takımıma seçilmediği ve Teoman’ın yanında olduğu için halinden gayet memnun görünse de bana attığı ters bakışları eksik etmiyordu.
File ortadaydı. İki takım da yerlerini aldı. Servis çizgisine geçen ilk kişi Teoman’dı.
(Teoman'ın Anlatımıyla)
Topu elinde tartıp fileye baktığımda, karşı sahada tam da filenin önünde duran Deniz’i gördüm.
Gözlerindeki o odaklanma, vücudunun aldığı o hırslı duruş gerçekten etkileyiciydi.
Koridorda, kantinde, tiyatro seçmelerinde olduğu gibi burada da geri adım atmaya hiç niyeti yoktu.
"Servis geliyor Deniz Kızı, dikkat et!" diye seslendim hafifçe sırıtarak.
Topu havaya atıp sert bir smaç servisi kullandım. Top hızla karşı sahaya doğru süzüldü.
Ama Deniz bir an bile tereddüt etmedi. Manşete mükemmel bir zamanlamayla yatarak topu tam da Ezgi’nin olduğu noktaya yumuşattı.
"Ezgi, pas!" diye bağırdı Deniz.
Ezgi topu harika bir kavisle yukarı dikti. O sırada öne doğru fırlayan Aras, mükemmel bir zamanlamayla yükseldi ve topa sertçe vurdu!
Top bizim sahadaki boşluğa küt diye düştü.
İlk sayı Deniz’in takımınındı.
Deniz, Aras ve Ezgi birbirlerine sarılıp sayı kutlaması yaparken Deniz dönüp doğrudan gözlerimin içine baktı. Dudaklarını oynatarak "Daha yeni başladık" dedi.
İçimdeki hırs dalgası bir anda katlandı. Kutay yanıma gelip omzuma vurdu. "Teoman, kızlar ve Aras cidden çok iyi. Maçı ciddiye alsan iyi olur."
"Merak etme Kutay," dedim gözlerimi Deniz’den ayırmadan. "Bu maç daha çok su kaldırır."
Oyun inanılmaz bir tempoda devam etti. İki taraf da tek bir sayıyı bile kolay kolay vermiyordu.
Ezgi sahanın her yerine kendini atıyor, Kutay ise Ezgi’nin attığı sert topları inanılmaz bir soğukkanlılıkla karşılıyordu.
Bir ara Ezgi filenin hemen dibinde topa plase bırakırken Kutay bloğa çıktı.
Top Ezgi’nin elinden çıkıp Kutay’ın blok yapan ellerine çarparak Ezgi’nin tam önüne düştü.
Ezgi hırsla nefes alıp Kutay’a baktı. "Şanslıydın Kutay!"
Kutay filenin altından Ezgi’ye doğru hafifçe eğildi. "Şans değil Ezgi, sadece seni iyi okuyorum."
Ezgi’nin yanaklarının hafifçe kızardığını ve arkasını dönüp hemen pozisyon aldığını gördüm.
Yan tarafta ise Leyla servis atarken Aras ona arkadan sesleniyordu: "Sakin ol Leyla, sadece karşı çizgiye odaklan. Sen yaparsın."
Leyla, Aras’ın bu desteğiyle harika bir servis atıp sayı kazandırdı ve dönüp Aras’a kocaman sarıldı.
Aras’ın şaşkınlıktan donakalan ama sonrasında yüzüne yayılan o mutlu ifade görülmeye değerdi.
Skor 24-24 olmuştu. Son sayıya giriyorduk.
Servis sırası Deniz’deydi.
(Deniz'in Anlatımıyla)
Avucumun içindeki topu sıktım. Nefesimi düzene sokup karşı sahayı süzdüm.
Teoman filenin hemen önünde, bloğa hazır bir şekilde bekliyordu. Bakışlarımız filenin kareli ipleri arasında çakıştı.
Topu havaya fırlattım. Tüm gücümle yükselip topa sertçe vurdum. Top filenin üzerinden hızla geçerken Teoman anında sıçradı. Devasa elleri filenin üzerinde bir duvar gibi bitti.
Top, Teoman’ın bloğuna çarpıp benim olduğum tarafa doğru geri sekse de son bir refleksle kendimi yere attım ve topun yere değmesini engelledim!
Aras arkadan yetişip topu yüksekçe pas olarak Ezgi’ye gönderdi.
Yerden hızla doğrulup filenin önüne fırladım. Ezgi topu tam benim vurmam için mükemmel bir açıyla bıraktı.
Havaya yükseldim. Teoman da tam karşımdan tekrar bloğa sıçradı. Aramızda sadece birkaç santim vardı. Göz gözeydik.
Topa tam sertçe vuracakmış gibi yapıp son anda bileğimi büktüm ve topu Teoman’ın ellerinin üzerinden arkadaki boşluğa doğru yumuşak bir plase olarak bıraktım!
Top, Teoman’ın arkasındaki boşluğa tıp diye düştü.
Düdük sesi salonda yankılandı!
"SAYI VE MAÇ! DENİZ’İN TAKIMI KAZANDI!" diye bağırdı Kadir Hoca.
Ezgi ve Leyla çığlık atarak üzerime koştular. Aras gelip elimi sıktı, "Harika plaseydi Deniz!" dedi neşeyle.
Nefes nefese kalmış bir şekilde filenin diğer tarafına baktım. Teoman filenin üst iplerine tutunmuş, hafifçe soluklanarak bana bakıyordu. Maçı kaybetmişti ama yüzünde en ufak bir öfke yoktu. Aksine, gözlerinde bana karşı duyduğu o derin takdir ve hayranlık kırıntısı net bir şekilde okunuyordu.
Filenin altından bana doğru adımladı. Elini uzattı.
"İyi oyundu Deniz Kızı," dedi sesi her zamankinden daha samimi gelerek. "Fırtınan sahayı darmadağın etti."
Uzatılan eline baktım. Ardından elini sıkıp hafifçe gülümsedim. "Sana söylemiştim Teoman. Ben derin suları da, iyi yüzmeyi de severim."
Arkanızda Sıla’nın öfkeyle ayaklarını vurarak soyunma odasına gidişini izledik. Kutay ise Ezgi’nin yanına gelip "Tebrikler Ezgi, iyi hırpaladın," diyerek ona spor içeceğini uzattı. Ezgi şaşkınlıkla içeceği alırken teşekkür edip gülümsedi.
Spor salonundan çıkarken içimdeki o zafer duygusu yerini garip bir huzura bırakmıştı. Teoman’la aramızdaki o savaş bitmemişti belki ama boyut değiştirmişti. Artık sadece bir çekişme değil, birbirimizi tanımaya başladığımız o tehlikeli ve tatlı sınırdaydık...
Yorum yapmayı ve desteklemeyi unutmayınnn seviliyorsunuzzzz
