12. bölüm · TELİHLİKELİ DENEK

Vadinin Sırrı

Berfin Nayci

Çantamın en dibinde, acil durum kitinin içindeki

magnezyum bazlı bir işaret fişeği ve yüksek yanıcılığa

sahip bir sterilizasyon sıvısı olduğunu hatırladım.

Avcılardan biri, Jax’in nefes aldığı çalılığa sadece bir

adım uzaklıktaydı. Kırmızı lazeri, yaprakların arasından

sızıp Jax’in kapalı göz kapağının üzerinde durduğunda

nefesim boğazımda düğümlendi.

Eğer şimdi bir şey yapmazsam, Jax bu derin uykudan

asla uyanamayacaktı.

Yavaşça, hiç ses çıkarmadan masanın altından

çıkardığım o sterilizasyon şişesini aldım. İçine

magnezyum tozunu boşalttım ve kapağını gevşettim.

Tüm gücümü topladım ve şişeyi avcıların tam tersi

yönüne, yaklaşık yirmi metre ötedeki kurumuş bir çalı

yığınının içine fırlattım.

Şişe yere çarptığı an, kimyasal tepkimeyle birlikte

ormanı kör edici, bembeyaz bir ışık ve sağır edici bir

patlama sesi doldurdu.

GÜÜÜM!

Avcıların üçü de aynı anda o yöne döndü. Robotik

hareketlerle silahlarını doğrulttular. Vizörlerindeki

kırmızı ışıklar, patlamanın yarattığı o yoğun ısı ve ışık

kaynağına kilitlendi. Aradıkları "yüksek enerji" sinyalini

bulduklarını sanıyorlardı.

"Hedef tespit edildi. Müdahale ediliyor," dedi içlerinden

biri, ruhsuz, metalik bir sesle.

Üç gölge de birer hayalet gibi patlamanın olduğu yöne

doğru hızla koştular. Ayak sesleri uzaklaşırken

dizlerimin bağı çözüldü ve Jax'in yanına yığıldım.

Başarıştım; dikkatlerini dağıtmıştım ama bu sadece

bize birkaç dakika kazandıracaktı.

Hızla Jax’i sarstım. Serumun etkisiyle yüzü bembeyazdı

ama göz kapakları titriyordu. "Jax... Jax, uyanman

lazım. Gitmiş olamazlar, geri dönecekler."

Jax, derin bir iç çekişle gözlerini araladı. Mavi ışık hâlâ

yoktu ama bakışları netleşiyordu. "Eleanor..." diye

fısıldadı, sesi zayıftı. "Neler oldu?"

"Onları atlattık ama orman artık güvenli değil," dedim

onu ayağa kalkması için zorlayarak. "Serumun etkisi

geçene kadar hareket etmeliyiz. Işığın ve sesin olduğu

yerden uzağa, vadinin dibine inmeliyiz."

Jax, ağırlığını bana vererek ayağa kalktı. Gücü geri

geliyordu ama hâlâ savunmasızdı. Tam vadiye doğru

ilerleyecekken, uzaktan, az önce patlamanın olduğu

yerden mekanik bir uluma sesi yükseldi. Avcılar

kandırıldıklarını anlamıştı.