15. bölüm · TELİHLİKELİ DENEK
Daralan Çember
Jax, kapıya gelen darbelerin şiddetiyle titreyen duvarlara
baktı. "Sen önden git Eleanor," dedi sesi kararlı bir
tonda. "Ben bu kapağı arkandan kapatacağım. Senin o
tünelde ilerlemen için onlara bir karşılama töreni
hazırlamam gerekiyor."
"Hayır, seni burada bırakmam!" diye itiraz ettim ama Jax
beni omuzlarımdan tutup tünelin girişine doğru
yönlendirdi.
"Beni bırakmıyorsun. Ben sadece kapıyı tutuyorum. Git
Eleanor, tünelin sonunda seni bulacağım. Söz
veriyorum."
Tünele girdiğimde metalin soğukluğu ve dar alanın
boğuculuğu nefesimi kesti. Arkamdan Jax’in ağır
kapağı yerine oturttuğunu ve metalin metale sürtme
sesini duydum. Artık tamamen karanlıktaydım.
Dirseklerim üzerinde sürünerek ilerlerken, sığınağın
içinde devasa bir patlama sesi yankılandı. Kapı
kırılmıştı.
Jax’in kükreyişini ve ardından gelen o tiz, elektriksel
patlama seslerini tünelin duvarlarında hissettim. O,
dışarıdakilerle tek başına savaşıyordu.
"Lütfen dayan," diye fısıldadım, gözyaşlarımın çamura
karışmasına izin vererek.
Dakikalarca, belki de saatlerce o daracık borunun içinde
ilerledim. Sonunda, tünelin ucunda cılız bir ay ışığı
belirdi. Dışarı çıktığımda, dağın yamacında, Black Ridge
tesisini tepeden gören bir noktadaydım. Aşağıda tesisin
ışıkları yanıp sönüyor, kaosun izleri orman boyunca
uzanıyordu.
Arkamdaki tünelden bir ses geldi. Metalin gıcırtısı ve
ağır nefes sesleri... Kalbim duracak gibi oldu. Ya gelen
bir avcıysa?
Karanlığın içinden bir el uzandı. Mavi ışığı sönmüş,
üniforması parçalanmış ve yüzü is içinde kalmış biri
belirdi. Bu Jax’ti. Ayakta duracak hali yoktu ama
yaşıyordu. Yanına koştum, onu kucağıma aldım.
"Yaptım," dedi Jax, zorlukla gülümseyerek. "Onları o
mahzende bıraktım."
Ancak tam o anda, gökyüzünde devasa bir pervanenin
sesi yankılandı. Sterling’in ana helikopteri tam
üzerimizde belirdi. Güçlü spot ışığı bizi kör ederken,
megafondan o nefret dolu ses tekrar duyuldu:
"Oyun bitti, Denek 7. Dr. Vance, geri çekilin. Bu, son
uyarımız."
