5. bölüm · TELİHLİKELİ DENEK
Maskelerin Ardındaki Gerçek
Sterling’in soğuk bakışları altında kolumu kavrayan
korumanın elinden kurtulmaya çalıştım ama nafileydi.
Etim kemiğime dayanıyordu. Jax, camın ardında
devleşmiş bir fırtına gibiydi; yumruklarını kurşun
geçirmez yüzeye indirdikçe odadaki elektrik
panellerinden kıvılcımlar boşalıyordu.
"Durun!" diye bağırdım Sterling’e doğru. "Onu bu şekilde
zorlayamazsınız! Görmüyor musunuz? Enerji seviyeleri
kritik eşiği geçti. Eğer o düğmeye basarsanız, sadece
Jax’i değil, bu katı da yok edeceksiniz!"
Sterling, sanki bir laboratuvar faresinin çırpınışlarını
izliyormuş gibi ifadesizdi. Elindeki kumanda panelini
havaya kaldırdı. "Duygusallık, Dr. Vance, bilimin en
büyük düşmanıdır. Biz burada bir kahraman
yaratmıyoruz; biz mükemmel silahı dövüyoruz. Ve
bazen çelik, şekil alması için ateşe ihtiyaç duyar."
"Bu bir ateş değil, bu bir katliam!" diye haykırdım.
Jax’in gözleri tamamen parlayan bir maviye
bürünmüştü. Camın diğer tarafındaki buğu, onun
yaydığı yüksek ısı yüzünden hızla dağılıyordu. Sterling’in
parmağı panelin üzerindeki kırmızı düğmeye doğru
indiğinde, başhekime doğru bir adım daha attım.
"Jax Miller hâlâ orada bir yerde!" dedim, sesim
hıçkırıklar ve öfke arasında gidip geliyordu. "Onun sinir
sistemine yerleştirdiğiniz o imha düzeneklerini gördüm.
Onu öldürmeyi planlıyorsunuz!"
Sterling duraksadı. Gözlerini yavaşça bana çevirdi;
yüzünde, sırrı ifşa olmuş bir suçlunun değil, yakalanan
bir böceğe bakan birinin küstahlığı vardı. "Demek o
dosyaya ulaştınız... O halde artık bu projenin bir parçası
olamazsınız, Dr. Vance. Sadece bir tanık olabilirsiniz."
Sterling düğmeye bastı.
Oda, kulakları sağır eden bir çığlıkla ve yüksek frekanslı
bir ses dalgasıyla doldu. Jax’in bedeni, görünmez bir el
tarafından sarsılıyormuş gibi gerildi. Camın arkasında
dizlerinin üzerine çöktü. O güçlü adamın, acı içinde
kıvranırken çıkardığı o boğuk hırıltı kalbimi parçaladı.
"Jax!" diye bağırdım, korumayı tüm gücümle itip cama
doğru koştum. Ellerimi, onun elinin durduğu yerin tam
karşısına, sıcak camın üzerine koydum. "Dayan! Sakın
pes etme!"
Jax, başını yavaşça kaldırdı. Acıdan kararmış bakışları
benimkilerle buluştuğunda, odadaki tüm ışıklar aynı
anda patladı. Karanlığın içinde sadece Jax’in
vücudundan yayılan o ölümcül mavi ışık kalmıştı.
çekip alsın mı?
