6. bölüm · TELİHLİKELİ DENEK
Devre Dışı
Karanlık çöktüğünde odadaki tek ışık kaynağı, Jax’in
vücudundan yayılan ve her geçen saniye daha da
şiddetlenen o tekinsiz mavi parıltıydı. Sterling ve
korumalar, patlayan lambaların şokuyla bir anlık körlük
yaşıyorlardı. Bu benim tek şansımdı.
Dizlerimin üzerinde, zifiri karanlıkta Sterling’in durduğu
yere doğru atıldım. Kalbim göğüs kafesimi zorluyordu.
Yerlerdeki cam kırıkları avuçlarımı kesti ama acıyı
hissetmedim bile. Tam o sırada Sterling’in öfkeyle
bağırdığını ve korumalara ateş açmalarını emrettiğini
duydum.
"Neredesin, kahrolası cihaz nerede!" diye mırıldandım.
Elim, Sterling’in sert kumaşlı ceketine çarptı. O panik
içinde dengesini kaybetmişti. Tüm gücümle üzerine
atılıp elindeki kumanda panelini kavradım. Sterling,
"Bırak onu Vance! Ne yaptığını sanıyorsun?" diye kükredi
ama geri adım atmadım. Cihazı elinden çekip
aldığımda, tırnaklarımın arasına dolan plastik ve metal
hissi bana hayatımın en büyük zaferini vermişti.
Hızla masanın altına sığındım. Panelin üzerindeki küçük
dijital ekran, Jax’in yaydığı enerji sayesinde loş bir
şekilde parlıyordu. Titreyen parmaklarımla şifreli
klasörde gördüğüm o "İptal" komutunu aramaya
başladım.
"Hadi... Hadi Eleanor, hatırla!"
Ekrandaki veriler hızla akıyordu: Kritik Isı, Kalp Atışı 210, İmha Düzeneği: Aktif.
Jax’in camın arkasındaki çığlığı, yerini derin bir hırıltıya
bırakmıştı. Sterling’in korumalarından biri el fenerini
yaktı; ışık hüzmesi odayı tararken masanın altına iyice
büzüldüm. Kırmızı bir ışık panelde yanıp sönmeye
başladı: Son 10 saniye.
"İptal et! İptal et!" diye feryat ederek ekrandaki en büyük
tuşa bastım.
O anda her şey durdu.
Jax’in vücudundaki o elektrik akımı bıçak gibi kesildi.
Panelde "İmha Düzeneği Devre Dışı" yazısı belirdi. Ama
bir şey daha olmuştu; aşırı yüklenen sistem, cam
bölmenin manyetik kilitlerini de serbest bırakmıştı.
Büyük bir gürültüyle, o yıkılmaz sanılan kurşun geçirmez
cam aşağı doğru kaymaya başladı.
Hücrenin kapısı artık açıktı.
Sterling ve korumalar silahlarını o yöne doğrulttular. El
fenerinin ışığı, dizlerinin üzerinde soluklanan Jax
Miller’ın üzerine düştü. Jax yavaşça başını kaldırdı.
Artık bir mahkûm değildi. O, zincirlerinden kurtulmuş bir
felaketti.
Jax’in bakışları karanlığın içinden beni buldu. "Eleanor,"
dedi, sesi bu sefer titriyordu ama içinde devasa bir güç
barındırıyordu. "Gözlerini kapat."
