6. bölüm / 6
TEHLİKELİ SULAROynayan Bendim
Bölümler 6Şu an: Oynayan Bendim
- 1 Bilinmezlik286 kelime
- 2 Usulca789 kelime
- 3 Sisli Perde415 kelime
- 4 Başlıyoruz707 kelime
- 5 Gerçekler Acıtır407 kelime
- 6 Oynayan Bendim849 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Görsel/Robert Brooks
“Sia’da olmasa nasıl bu işten sıyrılırdık bilmiyorum”gözlerim kapalı bir şekilde babam ve Pars’ın dediklerini dinliyordum.
“Bilmiyorum Pars ama sürekli bu şekilde olmaz”dedi babam.”Onu korumak için gerçekleri saklıyorum ama nereye kadar böyle gidecek”
“Az kaldı Robert bey,az kaldı.Tehlikelileri klan klan avlayıp sonlarını getireceğiz”
Sakin kalmaya ve dinlemeye çalışıyordum fakat duyduklarım,gördüklerimden daha iğrençti.
“Kızım için endişeliyim Pars,onun kim olduğunu öğrenirlerse”
“Öğrenmeyecekler Robert Bey,ben buna izin vermem”diye babamın sözünü kesti Pars.
Bir süre sessizlik oldu aralarında fakat sessizliği bozan babamın Pars’a sorusu oldu.”Onu seviyor musun”dudaklarımı birbirine bastırmamak için zor duruyordum.Karşısına binlerce kez geçip aşkımı itiraf ettiğim adamın beni sevmediğini zor da olsa kabullenmiştim.
“Robert bey,siz küçüklüğümden itibaren beni büyüttünüz.Babasız ve annesiz kalmış bir çocuğu kendi evladınız gibi yetiştirdiniz.”adım sesleri kulağıma dolduğunda Pars’ın odada volta attığını anlamıştım.Ne zaman gerilse,ne zaman söyleyecekleri zihninde bir düğüm olsa bu hareketi yapardı.
“Ben bu duyguya engel olmak istedim.Onu bir kız kardeş gibi sevmek istedim.Size ihanet etmek istemedim fakat Sezgi’ye karşı koymak çok zor.”kalbimin atış seslerinin odada yankı yapmasından korktum.
“Yine de ondan duygularımı saklayacağım.Onu bir kız kardeş gibi görmeye çalışacağım ve onu her şeyden koruyacağım”
“Böyle düşünmene sevindim Pars.”babamın içli bir şekilde bir nefes verdiğini duydum.”Sen ve onun olması imkansız Pars.Bunu en iyi sen biliyorsun”dediğinde kaşlarımı çatmamak için zor durdum.Bunlar ne anlama geliyordu bilmiyordum ama benden saklanan şeylerin çokluğu her geçen gün sırtıma bir yük olarak biniyordu.
“Bu gece”dedi Pars öfkeyle.”Yaşadıkları evden sağ çıkamayacaklar”
Drew’den bahsediyor olmalıydı.Daha çok kulak kesildiğimde onların dediklerini kaçırmamak için nefesimi bile tuttuğumu fark ettim.
“Umay sayesinde yaşadıkları yeri öğrenebileceğiz.Robert bey eğer Umay’ın vücuduna çipi yerleştirme fikriniz olmasaydı yerlerini bulmak bizim için çok zorlaşırdı”
Dişlerimi sıkmamaya zorladım ve onlar çıkana kadar bekledim.Evlerini önce ateşe verip onları güçsüzleştirmeyi planlıyorlardı.Sonra ise eve girip onları bayıltacak iğneyi yapıp buraya getirmeyi.
Uzandığım yerden kalktığımda birkaç dakika dehşete düşmüş bir şekilde kapıya bakındım.Amaçları neydi,kim iyi ya da kötüydü bu hikayede bilmiyordum ama bildiğim tek şey Avcıların eline Tehlikelilerin düşmemesiydi.Babam ve Pars’ı artık tanımıyordum ve verecekleri zarar konusunda da bir fikrim yoktu.
Üstüme siyah uçuşan bir elbise giydim.Deri ceketi de üzerime attığımda nereye gittiğimi bilmesem de bu evden çıkmaya karar verdim.Fakat kimseye hafızamın yerinde olduğunu çaktırmamalıydım.
Uzun,eski zamanları anımsatan koridorları geçip malikanenin aşağısına indiğimde bahçeye çıkabilmenin mutluluğu ile adımlarımı hızlandırdım.Şu ana kadar hizmetliler ve korumalar dışında kimseyle karşılaşmamıştım.
“Beklediğimden çabuk uyanmışsın”soğuk rüzgar saçlarımı yüzüme getirdiğinde ellerimle çabucak gözlerimin önünden çektim.Arkamı döndüğümde malikaneye giden merdivenlerde heykel gibi oturan Sia ile göz göze geldim.Nasıl bu kadar ruhsuz durabildiğini hep merak etmişimdir.Her zaman beyaz uçuşan bir elbise giyerdi.Bugün üzerimizdeki elbiseler birbirini andırıyordu fakat o beyaz ben siyah giyinmiştim.
“Uyku tutmadı”dedim hafızamı silmeye çalıştığını bilmediğimi belli ederek.
Dudağının ucu belli belirsiz kıvrıldı.Sonra ürkütücü derece de donuk olan gözleri arkamdaki bir noktaya odaklandı.Onun bu hareketlerine alışık olsam da hala tuhaf geliyordu.
“Umarım yolunu doğru seçersin Sezgi”dediğinde ürperdiğimi hissettim.Burnumun ucuna düşen kar tanesi ile Sia elini öne uzattı ve avucunu gökyüzüne doğru açtı.”Yaz yaşamamız gereken bir ay sence de çok soğuk geçmiyor mu?”
Sorduğu soru ile gözlerimin içine baktı.Ürkütücü gözleri içime işlerken göz teması kurmak benim için zorlaştı.
“Bunun üzerine hiç düşünmedim Sia ama sen dediğinde farkettim de belki de gökyüzü bile yapılan yanlışlar karşısında dile gelmiştir artık”
O an Sia’nın yüzündeki gülümseme belirgin bir şekilde ortaya çıktı.Gitmeden önce bir adım ona yaklaştım.Hala aramızda çok mesafe olsa da onu net görebiliyordum.”Her zaman senin ne kadar ürkütücü olduğunu düşünürdüm fakat artık ürkütücülüğüne anlam verebiliyorum”
Dediklerim ile gülüşü keskin bir bıçak gibi kesildiğinde başını hafifçe yukarı kaldırdı.Dudaklarının ilk defa titrediğini gördüğümde acısının bir buğday tanesi kadar olan kısmını bana göstermek istediğini fark ettim.Ruhsuzluğunun ardında bir neden olduğunu söylemeye çalışmıştı sanki bana.
“Git Sezgi,ruhunun sesini takip et”dediği ile başka bir şey deme ihtiyacı duymadan onu arkamda bıraktım ve korumaların bakışları arasında yavaşça malikaneden uzaklaştım.Bana ait olan araçlardan birine bindiğimde arabayı çalıştırdım ve uzun ormanlık ağaçların arasından geçerek uzaklaştım.
Okuluma vardığımda arabayı durdurdum.Bir anlığına gözlerimi kapattığımda Sia’nın sözleri geldi aklıma.Ruhunun sesini takip et…
Tekrar aracı çalıştırdığımda yolu takip ettim.Sonra bir virajı sertçe döndüm.Karşıma çıkan yollardan rastgele birini seçip ilerledim.Yaklaşık 1 saat yolculuğun sonunda aracımı boş arazide bulanan tek evin uzağında park ettim.Evin nereden tanıdık geldiğini çıkaramasam da ilerlemeye devam ettim.Sonunda evin önüne az bir mesafe kaldığında duraksadım.”Burası”dediğimde bir adım geri gittim.Bir adım daha ve koşarak kaçmak için arkamı döndüğümde sertçe bir bedene çarptım.
Kim olduğunu görmek için başımı kaldırdığımda hızla ondan uzaklaşmak için geriye bir harekette bulundum fakat o beni iki kolumdan da sert bir şekilde tuttu.
“Beni bırak”dedim öfkeyle.Daha sıkı tuttu bileklerimi.Siyah gözlerini yakından görmek beni korkutsa da bir o kadar da büyülemişti.
Dişlerini fazla sert sıktığında görüntüsü beni daha da ürkütmeye yetti.”Siz”dedi tükürürcesine”Size bunun bedelini ödeteceğim”diye fısıldadığında iliklerime kadar irkildim.Neler olmuştu bilmiyorum ama o an buraya gelmemem gerektiğini hissettim.
“Neler olduğu hakkında hiçbir fikrim yok”dedim içine su serpmek için.Bileklerimin acımasını geçtim şuan bu kadar öfkeli olması benim için büyük bir tehditti.”Önce beni bırak öyle konuşalım”onu orta yolu bulmaya ikna etmek için olabildiğince nazik olmaya çalışıyordum.
“Vay vay kimleri görüyoruz böyle”mavi gözlü çocuk ve diğerleri de bahçeye geldiğinde gözlerimi onlara çevirdim.O an gözlerinde saf bir kızgınlık olduğunu gördüğümde sertçe yutkundum.”Buraya nasıl geldiğimi bilmiyorum”dedim sesli bir şekilde nefes verirken.Bileklerimdeki ellerinin gevşediğini hissettiğimde Drew’in siyah gözlerine baktım doğrudan.”Sizi bu gece avlamayı planlıyorlar ve çoktan yola çıkmış olabilirler bile”
Bölüm etkileşimi
