4. bölüm / 6
TEHLİKELİ SULARBaşlıyoruz
Bölümler 6Şu an: Başlıyoruz
- 1 Bilinmezlik286 kelime
- 2 Usulca789 kelime
- 3 Sisli Perde415 kelime
- 4 Başlıyoruz707 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Gerçekler Acıtır407 kelime
- 6 Oynayan Bendim849 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Görsel/Mia
“Takas mı”dedim öfkeyle nefes verirken.”Benim hala durumla alakamı anlamadım”
Siyah gözlü çocuğun siyah hareleri öfkeyle gözlerimde gezindi.”Baban”dedi dişlerini sıkarken.”Baban arkadaşımızı rehin aldı”
“Bu yüzden de seni kaçırmak zorunda kaldım”mavi gözlü çocuk sözü devraldığındaortamdaki herkesi görebilmek için bir adım geriledim.
Boğazımı tırmalayan yutkunmam ile her şeyi anlamaya çalışıyordum ama hayır taşlar bir türlü yerine oturmuyordu.Bana yıllardır tanıdığım babamın başka birisi olduğundan bahsediyorlardı.Buna nasıl inanabilirdim?
Elim boynuma gittiğinde odada turlamaya başladım.Diğerlerinin gözlerinin üzerimde gezindiğini hissetsem de bunu umursamadım çünkü şuan gerçeklik algımın bozulduğu dakikalardaydım.Birkaç dakikanın ardından duraksadığım şöminenin önünden diğerlerine baktım.
“Peki madem öyle”dediğimde sesim beklediğimden daha kısık çıkmıştı.Bu yüzden boğazımı temizlemek zorunda hissettim.Korkumu ve endişelerimi saklayarak “yapalım ve bitsin bu işkence”diye devam ettim cümleme.
Buradan çıkmanın bir yolu varsa o da onların suyuna gitmekti.Babamla bu konuları konuşmadan gördüklerim bile tamamen onlara inanmamı sağlayamazdı.
“Peki güzellik.Biraz canın acıyacak”arkamdan gelen mavi gözlü çocuğun sesinden sonra boynumda bir acı hissettim.Aynı anda hızla bulanıklaşan görüşümden sonrasını hatırlayamıyordum.
Akşam saatleri
“Sizi mahvedeceğim”başıma yine aynı tanıdık ağrı girdiğinde yavaş yavaş açıldı gözlerim.Bulanık görüntü her geçen saniyenin ardından netleştiğinde karşımda gördüğüm tanıdık yüz ile kendimi artık güvende hissediyordum.Bu kişi Pars’tan başkası değildi.Yüzümde bir tebessüm belirdiğinde beni sadece kollarımdan bağladıkları sandalyeden ona bakındım.
İlk aşk…
İlk aşkım,yerine koyamadığım,kırgınlıklarımın nedeni Sarp Soykan..
Onun da bakışları yavaş yavaş beni bulduğunda az önce kendinden emin tavrı bir anda endişeli bir hale büründü.
Göz temasımızın kesilmesine neden olan ise görüş açıma giren Drew’di.Evet siyah saçlı,siyah gözlü,etrafa gerilim yayan o adamın adını öğrenebilmiştim.Drew…
“Size güvenmiyorum”dedi Drew karanlık imajına uyan sert bir sesle.Üstüne giydiği deri ceket ile tam bir asi havasındaydı.O an nedensiz giyim tarzımızın benzediğini düşündüm.
“Kızımın hayatını tehlikeye atacak kadar delirmedim”bizden başkasının olmadığı koca ormanlık alana giriş yapan adam babamdan başkası değildi.Fakat benim tanıdığım Robert Brooks’tan farklı bir adamdı karşımdaki.Çoğunlukla üzerinde gördüğüm rahat takımları yoktu.Uzun deri ceketi ve gözlerindeki siyah gözlük ile bambaşka birisiydi karşımdaki.Hareketleri her zaman ki şefkatli halinden uzak sert ve ağır duruyordu.
“Önce Umay’ı bize göndereceksiniz”diğerleri de burda olmasına rağmen tek konuşan kişi Drew’di.
Pars’ın gergin bir şekilde yumruklarını sıktığını gördüğümde içimde tuhaf bir his oluştu.Benim için endişeleniyordu.Bunu görmek içimdeki ona aşık olan küçük kız çocuğunun da ruhuna dokunmuştu.
“Çözün onu”Drew’in sesi ile sarı saçlı kız hızla arkama geldi ve bileğimdeki ipleri çözdü.İplerimden kurtulduğumda ayaklanmaya çalıştım fakat birden mavi gözlü çocuk beni kendi yanına çekti ve sıkıca tuttu.
“Sakın ona zarar verecek bir şey yapmaya kalkışmayın”babam bunu söylerken birkaç adım ileri geldi.İçine düştüğüm durum artık korkumun seviyesini arttırmıştı fakat ne yapacağımı bilemez bir haldeydim.
“Önce Umay”dedi Drew sakin ama emin bir ses tonunda.
“Bu iş çok uzadı”dedi Pars beline doğru bir harekette bulunduğu sırada.
Cebindeki silahı aynı anda Drew’e doğrulttuğunda bir patlama sesi duyuldu.Gözlerimi istemsiz bir anlığına kapatıp açtığımda meraklı bakışlarım Drew’e doğru kaydı.Kurşun havada asılı kalmış tam Drew’in yüzüne birkaç saniye kala durmuştu.Drew hiç istifini bozmadan kendinden emin bir şekilde Pars’a bakıyordu.
Pars dişlerini öfkeyle sıktığında elindeki silahı yere fırlattı.”Gün geçtikçe daha da gelişiyorsun”dedi Pars sinirle gülerken.
“Bunu Drew’mi yaptı”dedim fısıldayan bir tonda.
“Son bir şansınız kaldı.Bir dahakine bununla kalamayabilirim”Drew söylediklerinden sonra yanıma geldi.Kolumdan sertçe tuttuğunda sanki bütün öfkesini benden çıkarıyordu.Sesimi çıkartmadan ve direnmeden onu takip ettiğimde beni sertçe ortaya attı.
Kendi dengemi kurmasam az kalsın yere düşecektim.Sinirle dişlerimi sıktığımda ona doğru baktım.Fakat onun bakışları bende değil direkt karşı taraftaydı.Onlara bakışından bile içindeki öfkesini görebiliyordum.Nasıl bir olayları vardı tam bilmiyordum fakat yılların getirdiği bir öfke olduğuna emindim.
“Umay’ı getir”diyen baskın tonu ile babam başıylaPars’a bir işaret yaptı.Pars ne kadar istemese de araca doğru ilerledi ve içeriden bir kızı getirdi.Kızıl saçları öne düşen kız zar zor yürüyorken bir de Pars sert hareketlerle onu getirmeye çalışıyordu.Yüzünü kaldırdığında kuruyan dudakları ve yer yer morarmış yüzü ile kaşlarımı çattım.Babama anında dönen gözlerim ile bunu nasıl yapabilirsin dercesine ona baktım.Fakat gözlüğü neden taktığını artık anlamıştım.Göz temasımızı engellemek istemişti çünkü gözlerime bakamayacağını o da biliyordu.
Babam insanlara hayat olan bir kahramanken bir kızın bu hale gelmesine neden olan bir canavara mı dönüşmüştü?
Ya da hep öyleydi ve ben yıllarca bana taktığı maskesine inanmıştım.
Bir gök gürlediğinde açık havanın yerini kararmış bulutlar aldı ve yağmur hiç beklemediğimiz bir hızla yüzümüze dokundu.Birkaç saniye de ıslanan saçlarımı yüzümden çekmek için geri savurdum.
“Kıza sakın dokunmayın ve onlara verin”dedim içimde bastıramadığım bir öfkeyle.
Kız ürkek bir şekilde adımladı önce.O gelmeden ben Pars ve babamların yanına geçmedim.Ta ki kız ürkek adımlarını hızlandırıp Drew’in kollarına atlayana kadar..
Bölüm etkileşimi
